bugün

fizikteki tüm kuvvetleri, bunların etkileşiminden doğan tüm durumları ve evrenin oluşumunu açıklaması beklenen, einstein'den beri bulunmaya çalışılan teoridir.

şu an için 11 boyut ve paralel evrenler ile desteklenmiş membran teorisinin (bkz: m teorisi) herşeyin teorisi olduğu düşünülmektedir.

(bkz: theory of everything)
(bkz: string teorisi)
(bkz: her şey ayrı yazılır) kadar basittir aslında.
evrenin var oluşunu açıklamak için ingiliz astrofizikçi steven hawking tarafından geliştirlen herşeyin teorisi (theory of everything) namı değer M teorisi. teori uzayı bizim eşizlerimizden oluşan çok boyutlu bir labirent olarakta görüyor.
(bkz: pararel evrenler teorisi)
bilinen tüm fizik kuramlarını bağlayan, onları tümüyle açıklayan, kuantum teorisi ve izafiyet teorisinin birleştiğinde elde edileceği düşünülen modern fizigin ütopyası olan teoridir.
bu teori newton o zamanki bilinen tüm teorileri birleştidiği günde çok popülerlik kazanmış ve o günden bu güne içlerinde einstein ve daha nice dahi fizikçininde bulunduğu bilim adamları tarafından araştıılmaktadır.
(bkz: sicim teorisi)
adındanda anlaşılacağı üzere büyük patlamadan günümüze kadar olan her şeyi açıklayacak teoridir.stephan hawking in aynı isimli kitabında bu teori gerçekten başarılı bir şekilde anlatılmıştır.ayrıca (bkz: sicim teorisi) (bkz: izafiyet teorisi)
Seyredip, anaaa Hawking de zamanında aşık olmuş, evlenmiş, 3 çocuk yapmış dedirten filmdir. Aşk belki Stephen Hawking ile çok yana getirilecek bir kavram değilmiş gibi geliyor insana filmi seyretmeden, sonuçta genç Hawking bildiğin bir inek Oxford'da okuyan. Filmin Türkçe afişininin mottosu "inekler de sever" olabilir mesela.

Neyse şaka bir yana, seyredin filmi hüzünlenin, azim nasıl bir şey görün, sonra da yüzümde sivilce çıktı, nasıl çıkıcam milletin içine filan gibi şeyleri kafaya takmayın. Adamın hiçbir yeri tutmuyor neredeyse, o halde bile azimle evrenin nasıl ortaya çıktığının teorisini geliştiriyor hehey!!!
son zamanlarda izlediğim en sağlam film. içinde müthiş bir umut, azim. herşeyin başı aşk derler ya yok o sağlıktı. ama bunda aşk. aşk olmasaydı bu adam kurtulamazdı gibime geliyor. gerçi ondan sonra boşanıp tekrar evleniyor ama o zekası yokmu. bilime adanmış bir zeka kadar çekici bir şey yok bence hayatta.
izleyin. biraz hüzünlenin ama daha da çok motive olun ve devam edin. haptığınız ne varsa onu iyi daha da iyi yapmaya.
ünlü fizikçi Stephen Hawking'in hayatını anlatan muhteşem film. en yakında gitmeyi planladığım , grinin elli tonuna gideceğinize buna gidin de azcık bilgilenin cahiller.
mutlaka izlenilmesi gereken bir film. üzerine söylenecek pek çok şey var elbet ama özetle: şu hayatta her şey sevgiyle anlam kazanıyor, vücut buluyor. gerçek bir sevgiyle kuşatılmadıysanız geri kalan üstün yanlarınızın pek de bir önemi olmayabilir.
bu sene oscari almaliydi dediren film. mukemmel.
güzel bir manzaraya bakan şairin dizeleri gibidir, evrenin matematiksel bir yorumudur ve daha öteye geçemez.
(bkz: her şeyin teorisi)
bilim adamlarının evrenin oluşumundan itibaren gerçekleşen olayların tümünü,

mantıklı bir açıklamayla bir araya getirmek için üzerinde çalıştıkları teoridir.

newton un yer çekim teorisi ile temelleri atılan proje,

einstein ın görelilik teorileri ile hız kazanmıştır.

kuantum fikri ile de atom altı parçacıkların hareketleri açıklanmaya çalışılmaktadır.

lakin einstein ın izefiyet teorileri evreni durumunu bir kurallar silsilesi halinde görürken,

kuantum fizikçileri için durum biraz daha raslantısaldır.

sonuçta bu iki teorinin bir araya getirilmesinin, bu ütopik teoriyi ispatlaması bekleniyor.
her şeyin teorisi, bir gerçek olarak bulunamaz. çünkü hakikat, kişiye gelir, topluluklara gelmez.

bilinen,bilinmeyen ve bilinemez olan olarak arayışı 3 farklı başlıkta inceleriz. bilinen, hali hazırda bilinendir, bilinmeyen, şu an bilinmeyen ama bilinebilecek olandır, bilinemez olan ise her zaman bir sır olarak kalacaktır.

dolayısıyla hayatın dialektiği baz alındığında kesin bir doğrunun olmadığı anlaşılır.

örneğin, adolf hitlerin annesi, çocuğunu öldürmüş olsaydı doğru bir şey mi, yanlış bir şey mi yapmış olacaktı ? öldürdüğü zaman baz alınırsa kadını çocuk cinayetinden muhtemelen idam edeceklerdi, yalnız şuan düşünüldüğünde öldürmesinin doğru bir davranış olabileceği tartışılır. o kadar insan öleceğine bir insanın ölmesi daha mantıklı diyebiliriz.

dolayısıyla mutlak doğruyu bulmak için bir sürecin başının ve sonunun tamamının bilinmesi gerekir. her şeyin teorisini bulmak için varsayımda bulunduğumuz big bang ile evrenin sonunu oluşturacağı düşünülen devasa kara delik sürecini bilmemiz gerekir ki bu da bizim gibi üçüncü boyutun zaman algısına sahip canlılar için dışsal bilim ile mümkün değildir.

kişi kendini bilirse, araştırmalar kişinin içsel bilimine yönlendirilirse tüm hakikat bilinir ancak o zaman da aktarılamaz. kişiye özel kalır.
itiraf etmeliyim sinir bozucu bir film. izleyen anlar.
yahu beğenmeyen insanlar görüyorum, açıkçası baya şaşırıyorum.
pek film kültürüm yok, ben mi anlamıyorum bilmem ama ben bu filme bayıldım.

başından sonuna kadar da anıra anıra ağladım.

süper bir film!
filmi çekici kılan karadelikler ve hawkingin aşk hayatı.

oyuncular gerçekten iyi iş çıkarmış.
Film stephen hawkingin yaşam hikayesini konu alıyor.
görsel
Sinema, perdeye hayatı yansıtabilmesinin yanı sıra hem üreticisi, hem hitap ettiği kitle açısından aynı anda birçok konuda birikim gerektirdiği için önemli bir sanattır. Tıpkı kardeşi “tiyatro” gibi, bir takım ideolojilerin “av silahı” haline getirildikleri olsa da, seyircisinin önünde ufuklar açtığı yadsınamaz bir gerçek…
Onunla aynı çağda yaşıyor olmaktan gurur duyduğum Stephen Hawking'in ölümünün ardından, yakın zamanda onun hayatı konu edilerek beyazperdeye yansıtılan “Her şeyin Teorisi- The Theory of Everything” adlı filme dair tespitlerimi sizlerle tekrar paylaşmak istedim.

"Her Şeyin Teorisi- The Theory of Everything” her ne kadar genç yaşta “Motor Neron Hastalığı” teşhisi ile 2 yıl ömür biçildiği halde, 76 yaşına kadar "üreterek" yaşayan dünyaca ünlü dahi fizikçi Stephen Hawking’in hayatını anlatan film olarak lanse edilse de, bana göre “seven ve sevgisinin hakkını veren bir kadın hikâyesi”
Filmin ilk anından son sahnesine kadar, hem kafanızdaki birçok soruya cevap buluyor, hem de yeni sorular sormaya başlıyorsunuz. 2 yıl ömür biçilmiş, bunun da ötesinde fiziksel durumu hep geriye gidecek olan ve iyileşme umudu asla bulunmayan bir erkeği kaç kadın eş olarak seçer dünyada? Dahası kaç kadın böyle bir adamı, ona 3 evlat verecek kadar “sevebilir”? Kaç kadın ilerleyen yıllarda “bir başkasına âşık olduğu halde” eşini asla aldatmaz ve eşi “bir başkasıyla olana kadar” ondan ayrılmaz? Ve kaç kadın yolları ayrılsa bile bugün dahi onunla “dost” kalabilir?
Bu arada bu filmde de başrolü oynayan Eddie Redmayne’in müthiş bir iş çıkardığını söyleyip hakkını verelim.
Stephen Hawking, filmde kendisine sorulan “Size yardım eden bir hayat felsefeniz var mı?” sorusuna verdiği cevapla aslında “her şeyi” özetliyor:
“Yüz milyon galaksinin arasındaki bir dış mahallede daha küçük bir gezegende ortalama bir yıldızın etrafında dolanan gelişmiş primatlar olduğumuz gayet açık.
Ama medeniyet doğduğundan beri insanlar dünya düzeninin altında yatan bir anlayış için yalvarıp durdular Evrenin sınır koşulları hakkında çok özel bir şey olmalı.
Sınır olmamasından daha özel ne olabilir?
insan çabasının da bir sınırı olmamalı. Hepimiz farklıyız. Hayat ne kadar kötü görünse de her zaman yapabileceğin ve başarılı olabileceğin bir şey vardır.
Nefes aldıkça umut vardır.”
Filmin birçok çarpıcı sahnesi var. Ama ben en çok, eserleriyle, teoremleriyle, ürettikleri ile dünyaca ün yapmış Stephen Hawking’in 30 yıl süren evlilikleri sonucu yetişmiş 3 evlatlarını eşine gösterip “Eserimize bak!” dediği sahneyi çok beğendim.
Ve film bittiğinde dimağımda lezzet, aklımda fikir, gönlümde umut olarak şu “teori” vardı:
“Gerçekleştirmek istediğiniz her şeyin üzerinde bir hedefiniz, yanınızda sizi seven bir eşiniz varsa, size kimse engel olamaz. Konulan teşhis bile…”
“Her şeyin teorisi” bu olsa gerek…
her şeyin teorisi, bugüne kadar bilinen tüm kuvvetleri bağdaştırma amacını güden fizikteki "sicim teorisi"dir.

matematikte her şeyin teorisi "sayılar teorisi"dir. (seversin)
bazen düşünüyorum da newton'lu günlerimizde daha mutluyduk sanki.