bugün

müşteriyi bi rahat bırakmayan, trafiğin stresini sizin üzerinizde atan, yol boyunca sürekli konuşan, hatta bazen kendi kendine konuşan şoförlerdir.

kaderim midir nedir, ne zaman bir taksiye binsem hep konuşmayı seven şoförlere denk geliyorum. hayır yoldayken muhabbet edelim, vakit geçer mantığında biri olsam eyvallah ama değilim işte.
bunda biraz da arkadaşlarımın daha güvenilir olduklarını düşünerek, yaşı geçmiş amca, dedelerin kullandığı taksilere bindirmelerinin de payı var. bu amcalar maşallah pek muhabbetli oluyorlar. bir şeyler soruyorlar, anlatıyorlar, hiçbir şey bulamasalar bile navigasyon cihazı gibi hangi yoldan gideceklerini söylüyorlar filan. cevap versen muhabbet uzayacak, vermesen ayıp olacak. iki ucu boklu değnek. sürekli sadece "hımm evet" demek de abes kaçıyor bir süre sonra. kısa yanıtlar verip muhabbet etmek istemediğini anlasın istiyorsun ama yok işte.

bir de bazıları kendi yaşından ve sizin yaşınızdan dolayı canımlı, kızımlı konuşabiliyorlar.
en güzeli she dinleyen amcaydı. açtı müziğini, sustu ve sadece yola baktı.

genç şoförlerde böyle bir merak olmuyor her zaman. arada onlarda da çıkıyor ama amcalar kadar değil. gideceğiniz yeri soruyor ve yol boyunca önüne bakıyor sadece. sen de artık müziğini mi dinlersin, kitabını mı okursun, yolu mu seyredersin, telefonda mı konuşursun, napacaksan yaparsın işte.

buradan kendilerine seslenmek istiyorum. rica ediyorum ben taksinize bindiğimde beni muhabbete zorlamayın. başım kaldırmıyor valla. tanımadığım insanla ne konuşabilirim Allah aşkına. bana göre değil.
sizi rahat bırakmayabilir, aksine bazen de rahatlatabilir. gergin geçmesi gereken bir taksi yolculuğunu herhangi bir sebepten dolayı yumuşatabilir, o an tam da dilinizin ucunda olup tanıdıklarınıza anlatamadığınız şeyi bir anda anlatıp kurtulabilirsiniz,

bazen işe gereğinden fazla yarayandır.
© copyright 2005 - 2026