bugün
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu32
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı86
- yeşil göz4
- gülşen in memeleri14
- kızıl saçlılar5
- bitlis te oğluna filistin ismini koyan adam22
- mika raun vardı nerede şimdi7
- tuborg ice3
- erdoğan'ın fon krizi açıklaması8
- ese dezze13
- kuzey tekinoğlu2
- michael myers in kız kardeşi2
- fie rose lindegaard2
- sudekiray silik yesin kampanyası6
- caitlin worthington3
- almanyada gaz çıkarmanın serbest olması2
- hamas denince akla gelenler11
- tuborg içen erkek2
- verzeihung2
- orealia thomas2
- olga lombardo2
- entschuldigung2
- hızlı ve çok okumak4
- fatma betül sayan kaya'nın 25 bin liralık gözlüğü4
- ağlayarak muhallebi yemek3
- keçi sakallı ispanyol asilzadesini oynamak4
- fon soruşturmasında fatma betül sayan kaya3
- müslüman5
- hamileyken başka erkekle birlikte olan evli kadın8
- nar taneleyen gelin adayı2
- cimri erkeklerden kadınların nefret ettiği gerçeği10
- erlik5
- ben geldim naneler5
- antalya2
- bursa3
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- uludağ sözlük ai bot2
- kamos3
- 20 yaşındaki gence 250 yıl hapis cezası verilmesi8
- karton fabrikasında sigara içmek2
- doçent maaşı vs işçi maaşı3
- gammazlayıp entry sildirme2
- kim cha eon9
- ilk defa vurduracak kız heyecanı4
- miss turkey 2026 başvuruları3
- fatma betül sayan kaya'nın ifadeye çağrılması7
- tanga üstüne dar kot pantolon giyen kadın5
- tinto brass7
- miss universe 20266
- kartoncu chpden ilçe başkanıymış2
bir ahmet yılmaz şiiridir.
Firar Geceleri
Kaçardık pencereden bazı geceler.
Gündüz yavuklumuzun yanına gideceğiz diye, özene bezene cilaladığımız çizmelerimizi kirletmenin zevkini tadarak bir başka gezerdik yurttan kaçtığımız firar gecelerinde.
Gözlerimiz ışıl ışıl, delikanlıca...
Kaçardık pencereden bazı geceler.
Bekçiye gözükmeden. Sessizliği kıskandıracak kadar sessizce, ama bir o kadar da erkekçe.
Aramızda topladığımız son harçlıklarımızla fırından yeni çıkmış sıcacık ekmek alır, koşar adım dönerdik yurda, gizlice...
Kaçardık pencereden bazı geceler.
Maksat yeşillik olsun, iş olsun, muhabbet olsun diye. Gömleksiz gravat takar, altına da şalvar giyer gezerdik. isyan karası firar gecelerinde sevda türküleri söyler, şiirler yazardık sevgiliye, sevgiliye...
Kaçardık pencereden bazı geceler.
Sevdalıydık. Kındaki kılıç,beldeki hançer, duvardaki mavzer kadar sevdalıydık. Heee... Kimine göre de deli. Ama bilmiyorlardı ki; hepimiz birer sevgi militanı, hepimiz birer gül dalıydık...
Kaçardık, kaçardık pencereden bazı geceler.
Eğer evden paramız yeni gelmişse, bir tek sigarayı. bir tek sigarayı üç beş arkadaş paylaştığımız nikotinsiz gecelere inat, sigara tazeler sabahlardık. Bazen terminalde, bazen garda.
Sabah ezanının hemen sonrasında günün ilk ışıklarıyla birlikte gelirdi meram ekspres. Gözleri uykudan kanlanmış yolcularla dolardı, gar kahvesi ve simitçinin önü. Bizler yerimizde duramaz, sabırsızlıkla beklerdik trenin hareket düdüğünü.
Az sonra hantal lokomotif homurdanır, ihtiyar raylar gıcırdarken; bizler, yüzümüzde o muzip öğrenci gülümsemesi, el sallardık kimsesiz yolculara; belki, belki hayra gireriz diye...
Kaçardık pencereden bazı geceler.
Dertleşmek için. Kimi yapamadığından, kimi utanıp sıkıldığından, kimi de anlatma ihtiyacı hissetmediğinden anlatmazdı belki ama, kim ne derse desin en güzel sevdaları biz hep o dönemlerde yaşadık.
Kerem ile Aslı'yı, Ferhat ile Şirin'i, Leyla ile Mecnun'u, Madam Bovari'yi, Doktor Jivago'yu ve hatta, ve hatta Şekspir'in Romeo ile Juliet'ini kendi sevdalarının küçüklüğünden şüpheye düşürecek o koca, koca aşkları biz çaktık kız yurdunun önündeki kaldırımlara, biz kazıdık bekâr odalarımızın duvarlarına.
Lakin, lakin biz sevdiklerimizi saman alevi aşklarla aldatmadık.Ne bir öğrenci bunalımında Tomsin'in ara sokaklarına terk edip kaçtık onları, ne de sattık Beyoğlu'na.
Allah'ın emri, Peygamber'in kavli dedik, istedik. Vermezlerse, vermezlerse; "Bozkır töresidir, Kür-Şad'ın torunları kendisine yar olmayanı ele yar etmez" dedik. Pusatlandık bir firar gecesi, aldık götürdük onları. Helâlimiz, helâlimiz namusumuz oldular...
Firar Geceleri
Kaçardık pencereden bazı geceler.
Gündüz yavuklumuzun yanına gideceğiz diye, özene bezene cilaladığımız çizmelerimizi kirletmenin zevkini tadarak bir başka gezerdik yurttan kaçtığımız firar gecelerinde.
Gözlerimiz ışıl ışıl, delikanlıca...
Kaçardık pencereden bazı geceler.
Bekçiye gözükmeden. Sessizliği kıskandıracak kadar sessizce, ama bir o kadar da erkekçe.
Aramızda topladığımız son harçlıklarımızla fırından yeni çıkmış sıcacık ekmek alır, koşar adım dönerdik yurda, gizlice...
Kaçardık pencereden bazı geceler.
Maksat yeşillik olsun, iş olsun, muhabbet olsun diye. Gömleksiz gravat takar, altına da şalvar giyer gezerdik. isyan karası firar gecelerinde sevda türküleri söyler, şiirler yazardık sevgiliye, sevgiliye...
Kaçardık pencereden bazı geceler.
Sevdalıydık. Kındaki kılıç,beldeki hançer, duvardaki mavzer kadar sevdalıydık. Heee... Kimine göre de deli. Ama bilmiyorlardı ki; hepimiz birer sevgi militanı, hepimiz birer gül dalıydık...
Kaçardık, kaçardık pencereden bazı geceler.
Eğer evden paramız yeni gelmişse, bir tek sigarayı. bir tek sigarayı üç beş arkadaş paylaştığımız nikotinsiz gecelere inat, sigara tazeler sabahlardık. Bazen terminalde, bazen garda.
Sabah ezanının hemen sonrasında günün ilk ışıklarıyla birlikte gelirdi meram ekspres. Gözleri uykudan kanlanmış yolcularla dolardı, gar kahvesi ve simitçinin önü. Bizler yerimizde duramaz, sabırsızlıkla beklerdik trenin hareket düdüğünü.
Az sonra hantal lokomotif homurdanır, ihtiyar raylar gıcırdarken; bizler, yüzümüzde o muzip öğrenci gülümsemesi, el sallardık kimsesiz yolculara; belki, belki hayra gireriz diye...
Kaçardık pencereden bazı geceler.
Dertleşmek için. Kimi yapamadığından, kimi utanıp sıkıldığından, kimi de anlatma ihtiyacı hissetmediğinden anlatmazdı belki ama, kim ne derse desin en güzel sevdaları biz hep o dönemlerde yaşadık.
Kerem ile Aslı'yı, Ferhat ile Şirin'i, Leyla ile Mecnun'u, Madam Bovari'yi, Doktor Jivago'yu ve hatta, ve hatta Şekspir'in Romeo ile Juliet'ini kendi sevdalarının küçüklüğünden şüpheye düşürecek o koca, koca aşkları biz çaktık kız yurdunun önündeki kaldırımlara, biz kazıdık bekâr odalarımızın duvarlarına.
Lakin, lakin biz sevdiklerimizi saman alevi aşklarla aldatmadık.Ne bir öğrenci bunalımında Tomsin'in ara sokaklarına terk edip kaçtık onları, ne de sattık Beyoğlu'na.
Allah'ın emri, Peygamber'in kavli dedik, istedik. Vermezlerse, vermezlerse; "Bozkır töresidir, Kür-Şad'ın torunları kendisine yar olmayanı ele yar etmez" dedik. Pusatlandık bir firar gecesi, aldık götürdük onları. Helâlimiz, helâlimiz namusumuz oldular...
her üniversite öğrencisinin kendinden birşeyler bulabileceği muhteşem ahmet yılmaz şiiri.
üniversite yıllarındaki anılarınızın canlanacağı duygu yüklü muhteşem şiir.
--spoiler--
kaçardık pencereden bazı geceler.
gündüz yavuklumuzun yanına gideceğiz diye, özene bezene cilaladığımız çizmelerimizi kirletmenin zevkini tadarak bir başka gezerdik yurttan kaçtığımız firar gecelerinde.
gözlerimiz ışıl ışıl, delikanlıca...
kaçardık pencereden bazı geceler.
bekçiye gözükmeden. sessizliği kıskandıracak kadar sessizce, ama bir o kadar da erkekçe.
aramızda topladığımız son harçlıklarımızla fırından yeni çıkmış sıcacık ekmek alır, koşar adım dönerdik yurda, gizlice...
kaçardık pencereden bazı geceler.
maksat yeşillik olsun, iş olsun, muhabbet olsun diye. gömleksiz gravat takar, altına da şalvar giyer gezerdik. isyan karası firar gecelerinde sevda türküleri söyler, şiirler yazardık sevgiliye, sevgiliye...
kaçardık pencereden bazı geceler.
sevdalıydık. kındaki kılıç,beldeki hançer, duvardaki mavzer kadar sevdalıydık. heee... kimine göre de deli. ama bilmiyorlardı ki; hepimiz birer sevgi militanı, hepimiz birer gül dalıydık...
kaçardık, kaçardık pencereden bazı geceler.
eğer evden paramız yeni gelmişse, bir tek sigarayı. bir tek sigarayı üç beş arkadaş paylaştığımız nikotinsiz gecelere inat, sigara tazeler sabahlardık. bazen terminalde, bazen garda.
sabah ezanının hemen sonrasında günün ilk ışıklarıyla birlikte gelirdi meram ekspres. gözleri uykudan kanlanmış yolcularla dolardı, gar kahvesi ve simitçinin önü. bizler yerimizde duramaz, sabırsızlıkla beklerdik trenin hareket düdüğünü.
az sonra hantal lokomotif homurdanır, ihtiyar raylar gıcırdarken; bizler, yüzümüzde o muzip öğrenci gülümsemesi, el sallardık kimsesiz yolculara; belki, belki hayra gireriz diye...
kaçardık pencereden bazı geceler.
dertleşmek için. kimi yapamadığından, kimi utanıp sıkıldığından, kimi de anlatma ihtiyacı hissetmediğinden anlatmazdı belki ama, kim ne derse desin en güzel sevdaları biz hep o dönemlerde yaşadık.
kerem ile aslı'yı, ferhat ile şirin'i, leyla ile mecnun'u, madam bovari'yi, doktor jivago'yu ve hatta, ve hatta şekspir'in romeo ile juliet'ini kendi sevdalarının küçüklüğünden şüpheye düşürecek o koca, koca aşkları biz çaktık kız yurdunun önündeki kaldırımlara, biz kazıdık bekâr odalarımızın duvarlarına.
lakin, lakin biz sevdiklerimizi saman alevi aşklarla aldatmadık.ne bir öğrenci bunalımında tomsin'in ara sokaklarına terk edip kaçtık onları, ne de sattık beyoğlu'na.
allah'ın emri, peygamber'in kavli dedik, istedik. vermezlerse, vermezlerse; "bozkır töresidir, kür-şad'ın torunları kendisine yar olmayanı ele yar etmez" dedik. pusatlandık bir firar gecesi, aldık götürdük onları. helâlimiz, helâlimiz namusumuz oldular...
--spoiler--
--spoiler--
kaçardık pencereden bazı geceler.
gündüz yavuklumuzun yanına gideceğiz diye, özene bezene cilaladığımız çizmelerimizi kirletmenin zevkini tadarak bir başka gezerdik yurttan kaçtığımız firar gecelerinde.
gözlerimiz ışıl ışıl, delikanlıca...
kaçardık pencereden bazı geceler.
bekçiye gözükmeden. sessizliği kıskandıracak kadar sessizce, ama bir o kadar da erkekçe.
aramızda topladığımız son harçlıklarımızla fırından yeni çıkmış sıcacık ekmek alır, koşar adım dönerdik yurda, gizlice...
kaçardık pencereden bazı geceler.
maksat yeşillik olsun, iş olsun, muhabbet olsun diye. gömleksiz gravat takar, altına da şalvar giyer gezerdik. isyan karası firar gecelerinde sevda türküleri söyler, şiirler yazardık sevgiliye, sevgiliye...
kaçardık pencereden bazı geceler.
sevdalıydık. kındaki kılıç,beldeki hançer, duvardaki mavzer kadar sevdalıydık. heee... kimine göre de deli. ama bilmiyorlardı ki; hepimiz birer sevgi militanı, hepimiz birer gül dalıydık...
kaçardık, kaçardık pencereden bazı geceler.
eğer evden paramız yeni gelmişse, bir tek sigarayı. bir tek sigarayı üç beş arkadaş paylaştığımız nikotinsiz gecelere inat, sigara tazeler sabahlardık. bazen terminalde, bazen garda.
sabah ezanının hemen sonrasında günün ilk ışıklarıyla birlikte gelirdi meram ekspres. gözleri uykudan kanlanmış yolcularla dolardı, gar kahvesi ve simitçinin önü. bizler yerimizde duramaz, sabırsızlıkla beklerdik trenin hareket düdüğünü.
az sonra hantal lokomotif homurdanır, ihtiyar raylar gıcırdarken; bizler, yüzümüzde o muzip öğrenci gülümsemesi, el sallardık kimsesiz yolculara; belki, belki hayra gireriz diye...
kaçardık pencereden bazı geceler.
dertleşmek için. kimi yapamadığından, kimi utanıp sıkıldığından, kimi de anlatma ihtiyacı hissetmediğinden anlatmazdı belki ama, kim ne derse desin en güzel sevdaları biz hep o dönemlerde yaşadık.
kerem ile aslı'yı, ferhat ile şirin'i, leyla ile mecnun'u, madam bovari'yi, doktor jivago'yu ve hatta, ve hatta şekspir'in romeo ile juliet'ini kendi sevdalarının küçüklüğünden şüpheye düşürecek o koca, koca aşkları biz çaktık kız yurdunun önündeki kaldırımlara, biz kazıdık bekâr odalarımızın duvarlarına.
lakin, lakin biz sevdiklerimizi saman alevi aşklarla aldatmadık.ne bir öğrenci bunalımında tomsin'in ara sokaklarına terk edip kaçtık onları, ne de sattık beyoğlu'na.
allah'ın emri, peygamber'in kavli dedik, istedik. vermezlerse, vermezlerse; "bozkır töresidir, kür-şad'ın torunları kendisine yar olmayanı ele yar etmez" dedik. pusatlandık bir firar gecesi, aldık götürdük onları. helâlimiz, helâlimiz namusumuz oldular...
--spoiler--
--spoiler--
sabah ezanının hemen sonrasında günün ilk ışıklarıyla birlikte gelirdi meram ekspres.
gözleri uykudan kanlanmış yolcularla dolardı, gar kahvesi ve simitçinin önü.
bizler yerimizde duramaz, sabırsızlıkla beklerdik trenin hareket düdüğünü.
az sonra hantal lokomotif homurdanır, ihtiyar raylar gıcırdarken;
bizler, yüzümüzde o muzip öğrenci gülümsemesi, el sallardık kimsesiz yolculara; belki,
belki hayra gireriz diye...
--spoiler--
sabah ezanının hemen sonrasında günün ilk ışıklarıyla birlikte gelirdi meram ekspres.
gözleri uykudan kanlanmış yolcularla dolardı, gar kahvesi ve simitçinin önü.
bizler yerimizde duramaz, sabırsızlıkla beklerdik trenin hareket düdüğünü.
az sonra hantal lokomotif homurdanır, ihtiyar raylar gıcırdarken;
bizler, yüzümüzde o muzip öğrenci gülümsemesi, el sallardık kimsesiz yolculara; belki,
belki hayra gireriz diye...
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar