bugün
- işiniz gücünüz yok mu11
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek7
- gocu43
- insanları imcitmeyi havalı bir şey sanan ibneler6
- bir bela geliyor29
- ölümden korkuyor musunuz4
- karı diyen öküzleri gırtlaklama isteği10
- fusya semsiyeli yabanci20
- sözlüğün insanı dertlendirmesi5
- queen feristah4
- dizi izlemek4
- sözlükte en çok sevdiğiniz olay2
- halil güneşli karizması4
- açık oylanınca vakko'dan gelinlik modeli göndermek2
- ilk kez böyle hissediyorum3
- bilin bakalım ben kimin fakesiyim6
- kimseyle dertleşememek4
- gecenin şarkısı14
- izmirbeyefendisi'nin şemsiyeli olması6
- heyt bea gocu mu5
- uludağ itiraf13
- uludağ sözlük evreni8
- özlenen kişiyi rüyada görmek4
- ametist moru2
- sözlüğün en bebiş yazarı2
- bak seri eksicim sana iki çift lafım var2
- geceleri gelen acaba mal mıyım hissi4
- ben sana ne yaptım2
- aşkın metafiziğinde toki kurasının önemi2
- arkadaşlar çok kırıcısınız6
- bir erkeği kibarca reddetmenin yolları2
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya14
- bebişim diye hitap eden erkek2
- sözlüğün kırbacı5
- 195 kaslı pilot14
- kendin hakkında bir entry bırak9
- mazotun yarım litresi 50 tl24
- apo'nun villası11
- başlık silebilme yetkisi3
- hasan atilla uğur14
- ktç'nin şemsiyeli olması4
- gocu'nun şemsiyeli olması4
- borsa istanbul daki fon krizi5
- ayakları üşüyen erkek2
- bugün sizi en mutlu eden an2
- gammazların sanki biraz şey olması3
- donald trump'un türk askerini övmesi10
- göte giren şemsiye açılmaz3
- yahudiler vs çinliler3
- arkadaşlar ben diablo oynamaya gidiyorum2
Bir Sylvia Plath şiiridir:
Fever 103°
by Sylvia Plath
Pure? What does it mean?
The tongues of hell
Are dull, dull as the triple
Tongues of dull, fat Cerebus
Who wheezes at the gate. Incapable
Of licking clean
The aguey tendon, the sin, the sin.
The tinder cries.
The indelible smell
Of a snuffed candle!
Love, love, the low smokes roll
From me like Isadora's scarves, I'm in a fright
One scarf will catch and anchor in the wheel.
Such yellow sullen smokes
Make their own element. They will not rise,
But trundle round the globe
Choking the aged and the meek,
The weak
Hothouse baby in its crib,
The ghastly orchid
Hanging its hanging garden in the air,
Devilish leopard!
Radiation turned it white
And killed it in an hour.
Greasing the bodies of adulterers
Like Hiroshima ash and eating in.
The sin. The sin.
Darling, all night
I have been flickering, off, on, off, on.
The sheets grow heavy as a lecher's kiss.
Three days. Three nights.
Lemon water, chicken
Water, water make me retch.
I am too pure for you or anyone.
Your body
Hurts me as the world hurts God. I am a lantern -
My head a moon
Of Japanese paper, my gold beaten skin
Infinitely delicate and infinitely expensive.
Does not my heat astound you. And my light.
All by myself I am a huge camellia
Glowing and coming and going, flush on flush.
I think I am going up,
I think I may rise -
The beads of hot metal fly, and I, love, I
Am a pure acetylene
Virgin
Attended by roses,
By kisses, by cherubim,
By whatever these pink things mean.
Not you, nor him.
Not him, nor him
(My selves dissolving, old whore petticoats) -
To Paradise.
___________________________________________________
103 Derece Ateş
Saf? Nedir anlamı bunun?
Cehennemin dilleri
Kasvetlidir, kasvetin üçlü
Dilleri gibi kasvetli, hırıldar
Kapıda şişko Cerebus. Kendi kendisine
Yalayarak temizlemekten âciz
Babafingosunu, günah, günah.
Haykırır çıra.
Çıkmaz kokusu
Üflenmiş bir mumun!
Aşk, aşk, rezil dumanlar dalgalanır
Benden isadora’nın eşarpları gibi, dehşetteyim
Bir eşarp takılıp kalacak ve çapa atacak tekere diye.
Kendi unsurlarını oluşturur
Böyle sarı kurşuni dumanlar. Doğrulmazlar,
Fakat boğarak yaşlı ve alçakgönüllü olanı
Yuvarlanacak etrafında kürenin,
Güçsüz
Sera bebeği beşiğinde,
Beti benzi atmış orkide
Asıyor havada asılı duran bahçesini onun,
iblis leopar!
Beyaza döndürdü onu radyasyon
Ve öldürdü bir saatte.
Hiroşima külü ve içine yiyerek alışı gibi
Yağlayarak bedenlerini zinacı erkeklerin.
Günah. Günah.
Sevgilim, bütün gece
Yanıp sönmekteyim, kapalı, açık, kapalı, açık.
Bir zamparanın öpüşünce ağırlaştı çarşaflar.
Üç gün. Üç gece.
Limon suyu, tavuk
Suyu, su öğürtür beni.
Sana ya da bir başkasına aşırı arıyım ben.
Bedenin yaralar beni, dünyanın Tanrıyı
Yaraladığı gibi. Bir fenerim ben -
Japon kağıdından
Bir ay başım, dövülmüş altın tenim
Sonsuzca hassas ve sonsuzca pahalı.
Şoke etmez mi seni ısım. Ve ışığım.
Kendi başıma dev bir kamelyayım
Kor parıltılı ve gelirim ve giderim, her bir kızartıda.
Sanırım yukarı çıkıyorum,
Doğrulabilirim sanırım -
Sıcak metal boncuklar uçuşur, ve ben, aşk, ben
Saf asetilenim
Bakireyim
Öpüşler, melekler,
Hangi anlama geliyorsa işte bu pembeler
Hizmet eder bana.
Ne sen, ne de O.
Ne O, ne de O.
(Yaşlı orospu jüponu, özlerim çözülmekte) -
Cennete.
Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: ismail Haydar Aksoy
Çevirenin notları:
Ted Hughes tarafından editlenmiş Sylvia Plath’ın toplu şiirlerinde Cerebus olarak geçen adı, çeviride Cerebus olarak bırakmayı tercih ettim. Cerebus, muhtemelen bir yazım hatası sonucu, Cerberus olarak yazılmamış olabilir. Cerberus ya da Türkçe bilinen şekilde Kerberos, Hades’in bekçisi üç başlı bir köpektir.
Kendi yorumlama tarzıma göre, “Fever 103°” şiirinin ana temasının saflık, saflık olgusunun eleştirisi, günah (ve bu çerçevede masturbasyon) olduğunu söyleyebilirim. Kerberos’un babafingosunu, erkek köpeklerin genellikle yaptığı gibi, üreme organını yalayarak temizlememesinin saflık bağlamında verilişi, şiirin ana temasının masturbasyonu günah sayan anlayışla bir hesaplama olduğunu öne sürebilirim.
“isadora’nın eşarpları” muhtemelen 1877-1927 yılları arasında yaşamış danscı Isadora Duncan’ın giyiminde demirbaş statüsünde bulunan rengâhenk eşarplara gönderme yapmaktadır.
Fever 103°
by Sylvia Plath
Pure? What does it mean?
The tongues of hell
Are dull, dull as the triple
Tongues of dull, fat Cerebus
Who wheezes at the gate. Incapable
Of licking clean
The aguey tendon, the sin, the sin.
The tinder cries.
The indelible smell
Of a snuffed candle!
Love, love, the low smokes roll
From me like Isadora's scarves, I'm in a fright
One scarf will catch and anchor in the wheel.
Such yellow sullen smokes
Make their own element. They will not rise,
But trundle round the globe
Choking the aged and the meek,
The weak
Hothouse baby in its crib,
The ghastly orchid
Hanging its hanging garden in the air,
Devilish leopard!
Radiation turned it white
And killed it in an hour.
Greasing the bodies of adulterers
Like Hiroshima ash and eating in.
The sin. The sin.
Darling, all night
I have been flickering, off, on, off, on.
The sheets grow heavy as a lecher's kiss.
Three days. Three nights.
Lemon water, chicken
Water, water make me retch.
I am too pure for you or anyone.
Your body
Hurts me as the world hurts God. I am a lantern -
My head a moon
Of Japanese paper, my gold beaten skin
Infinitely delicate and infinitely expensive.
Does not my heat astound you. And my light.
All by myself I am a huge camellia
Glowing and coming and going, flush on flush.
I think I am going up,
I think I may rise -
The beads of hot metal fly, and I, love, I
Am a pure acetylene
Virgin
Attended by roses,
By kisses, by cherubim,
By whatever these pink things mean.
Not you, nor him.
Not him, nor him
(My selves dissolving, old whore petticoats) -
To Paradise.
___________________________________________________
103 Derece Ateş
Saf? Nedir anlamı bunun?
Cehennemin dilleri
Kasvetlidir, kasvetin üçlü
Dilleri gibi kasvetli, hırıldar
Kapıda şişko Cerebus. Kendi kendisine
Yalayarak temizlemekten âciz
Babafingosunu, günah, günah.
Haykırır çıra.
Çıkmaz kokusu
Üflenmiş bir mumun!
Aşk, aşk, rezil dumanlar dalgalanır
Benden isadora’nın eşarpları gibi, dehşetteyim
Bir eşarp takılıp kalacak ve çapa atacak tekere diye.
Kendi unsurlarını oluşturur
Böyle sarı kurşuni dumanlar. Doğrulmazlar,
Fakat boğarak yaşlı ve alçakgönüllü olanı
Yuvarlanacak etrafında kürenin,
Güçsüz
Sera bebeği beşiğinde,
Beti benzi atmış orkide
Asıyor havada asılı duran bahçesini onun,
iblis leopar!
Beyaza döndürdü onu radyasyon
Ve öldürdü bir saatte.
Hiroşima külü ve içine yiyerek alışı gibi
Yağlayarak bedenlerini zinacı erkeklerin.
Günah. Günah.
Sevgilim, bütün gece
Yanıp sönmekteyim, kapalı, açık, kapalı, açık.
Bir zamparanın öpüşünce ağırlaştı çarşaflar.
Üç gün. Üç gece.
Limon suyu, tavuk
Suyu, su öğürtür beni.
Sana ya da bir başkasına aşırı arıyım ben.
Bedenin yaralar beni, dünyanın Tanrıyı
Yaraladığı gibi. Bir fenerim ben -
Japon kağıdından
Bir ay başım, dövülmüş altın tenim
Sonsuzca hassas ve sonsuzca pahalı.
Şoke etmez mi seni ısım. Ve ışığım.
Kendi başıma dev bir kamelyayım
Kor parıltılı ve gelirim ve giderim, her bir kızartıda.
Sanırım yukarı çıkıyorum,
Doğrulabilirim sanırım -
Sıcak metal boncuklar uçuşur, ve ben, aşk, ben
Saf asetilenim
Bakireyim
Öpüşler, melekler,
Hangi anlama geliyorsa işte bu pembeler
Hizmet eder bana.
Ne sen, ne de O.
Ne O, ne de O.
(Yaşlı orospu jüponu, özlerim çözülmekte) -
Cennete.
Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: ismail Haydar Aksoy
Çevirenin notları:
Ted Hughes tarafından editlenmiş Sylvia Plath’ın toplu şiirlerinde Cerebus olarak geçen adı, çeviride Cerebus olarak bırakmayı tercih ettim. Cerebus, muhtemelen bir yazım hatası sonucu, Cerberus olarak yazılmamış olabilir. Cerberus ya da Türkçe bilinen şekilde Kerberos, Hades’in bekçisi üç başlı bir köpektir.
Kendi yorumlama tarzıma göre, “Fever 103°” şiirinin ana temasının saflık, saflık olgusunun eleştirisi, günah (ve bu çerçevede masturbasyon) olduğunu söyleyebilirim. Kerberos’un babafingosunu, erkek köpeklerin genellikle yaptığı gibi, üreme organını yalayarak temizlememesinin saflık bağlamında verilişi, şiirin ana temasının masturbasyonu günah sayan anlayışla bir hesaplama olduğunu öne sürebilirim.
“isadora’nın eşarpları” muhtemelen 1877-1927 yılları arasında yaşamış danscı Isadora Duncan’ın giyiminde demirbaş statüsünde bulunan rengâhenk eşarplara gönderme yapmaktadır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar