bugün
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz20
- yazarların işlediği günahlar10
- toplu taşımada yer verme ahlakı3
- ipkis2
- amedspor31
- yemek yaparak sözlükten koca düşürmek16
- günlük tutmak6
- soğuk gecelerde yatağı ısıtma sorunu13
- profdrekremculfa3
- yazarların fotoğrafları9
- psikologun aman buna da ağlama zırlak demesi6
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı21
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- aleksey batrakov29
- sevgiliyle saatlerce telefonda konuşmak9
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim33
- rahibin bu günahları çıkaramam demesi5
- arkadaşlar uyuyalım mı artık6
- psikoloğun incinmişsin demesi4
- bu ne hal yahu9
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur15
- atalarınızdan duyulan şamanik bilgiler9
- kadın tır şoförleri6
- durduk yere tribe girmek5
- korkudan patır patır altına yapmak5
- erbabı yaparken yorgan titremezmiş4
- şimdi ne yapsam acaba7
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- akşama ne yemek yapsam10
- bik bik'in mutfağına konuk olmak18
- kar soğuğu6
- çoban salatasını çobanlar mı yaptı5
- cumartesi gecesi6
- eski sevgilinn profil hesabına hergün girip bakmak2
- yarma şeftali7
- bir sözlük yazarıyla şömine başında şarap içmek6
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı87
- kendini odada unutmak4
- yakışıklı güvenlik4
- ağıza alınca rahatlatan şeyler9
- kanal 7 gelin dizisi5
- hoca3
- eski sevgilisini unutamayan biriyle çıkmak3
- 19 yaşındaki oğlum üvey annesiyle kaçtı10
- sezar salatasını sezar mı yaptı4
- gecenin şarkısı6
- the merich'in mutfağına konuk olmak7
- xiaomi 17 pro max4
- sözlüğün en çok oylayan yazarı5
- bebek yağı bebekten mi olur sorunsalı4
baba...
en az 20 yıl emek vermiştir türk silahlı kuvvetleri'ne, erken emekli olabilmek için 40'ından sonra üniversite okumuştur kimileriyse. çoğu mesleğine aşıktır ama hemen hemen hepsi çalışmaya başladığı andan itibaren "ah bi emekli olsam" modundadır.
iyidir, hoştur çalıştığı yıllarda. sabah gider, akşam gelir; doğudaysa ve herhangi bir sosyal tesis vb. yerde görevli değilse (orduevi, kantin gibi yerler) çoğu zaman operasyonlara katılır, 10-15 gün eve gelemediği de olur. candır, bitanedir. işyerinde çok stres çeker, çok sıkıntı çeker ama evine geldiğinde bu sıkıntısını, bunalımını, sorunlarını kapıda bırakır. arabasına binip evine geldiğinde, çayını yudumlarken gün içerisinde yaşadığı her sorunu unutur. huzura kavuşur.
insan 20 yıl boyunca aynı stresi ve sıkıntıyı çekince düzenli olarak, bir an önce emekli olmayı ister tabii ki de, buna katılmamak elde değil.
türk silahlı kuvvetleri mensubu kimseler**, yani askerler emekli olmadan evvel psikolojik hazırlanma sürecinden geçerler. ankara'da birkaç gün süren bir kamp dönemleri olur. burada yeni bir hayatın başladığı, hiçbir şeyden kesinlikle vazgeçmemeleri gerektiği, emekli olduktan sonra hissedebilecekleri olumsuz duygular baştan anlatılır, bunlara karşı hazırlıklı olmaları kendilerine aşılanır. bu ordunun sunduğu harika bir imkandır, mutlaka değerlendirilmelidir. "bana bir şey olmaz" moduna girdiği zaman, adet dönemindeki sevgili vol 2 olarak karşınıza çıkabilir, tıpkı benim babam gibi.
emekli olduğu ilk aylar gayet güzeldir. keyfi yerindedir, tadından yenmez, sohbetine doyum olmaz. başka bir şehirde okuyan öğrenciyseniz, bir an önce babanızın yanına gitmek istersiniz. aslında her insan evladı annesinin babasının yanına gitmeyi ister gerçi, ama bu biraz daha farklı bir duygu; daha çok istiyorsunuz. belki bu zamana kadar hiç bu kadar sıcak olmadığından, hiç bu kadar sizinle ilgilenmediğindendir bu his; bilemiyorum.
zaman geçer, o güzide baba bambaşka bir insan olmaya başlar. hiç yapmadığı şeyleri sorun etmeye başlar, durduk yere sizi bunaltır, canınızı sıkar. değişik huylar edinmeye başlar. tehlike saçar. mesleğini özlemiştir, evet. her emekli asker gibi o da üniformasını, ortamını özlemiştir. alışamamıştır, hiçbir askerin alışamadığı gibi. eşyalarını da fakire fukaraya dağıtmışsa veya çöpe atmışsa evin annesi, vay halinize.
değişik hobiler edinir. ev eşyalarını bozup yapmak, yemeğin/çayın kılın tüyün kalite oranına kafa yormak(çayın hep aynı ateş oranında yapılması, hep tam x dakika demlenmesini beklemesi gibi) "ev ahalisine nasıl kıllık yapabilirim?" tarzı düşünceler edinmek bunlardan sadece birkaçıdır.
çocuk gibi olmuştur artık. herşeye küser. lafa söze gelmez. psikolojisi bozulmuştur, alışamamıştır emeklilik moduna. "karavan alıp gezicem anasını satiim" veya "bahçeli bir ev alıp, ekip biçecem" tribinde yaşamıştır hep emekli olana kadar, ama emekli olduğunda hiçbirini yapmaz. kurtaramaz kendini o bunalım halinden, belki de kurtarmak istemez; bilemiyoruz.
kahramanımız internete sarmıştır. yeni hobisi solitaire oynamak. bir insan bıkmadan sabahlara kadar aynı oyunu aynı levelde oynayabilir mi? oynar. gerçekten oynar. messenger'a merak sarmıştır. kişi listesinde benim kişisel/şirket/freelance iş amaçlı kullandığım 3 adresten ve 2-3 akraba adresinden başka kimse yoktur. ama sürekli açar, hatta rahatsız etmesinler solitaire oynarken diye çevrimdışı takılır; o derece.
bir süre sonra o kadar çekilmez olmaya başlar ki, konuşmamak için elinizden geleni yaparsınız. çünkü ne deseniz onu incitiyorsunuzdur. veya o ne zaman ağzını açsa sizi incitiyordur. uzaklaşırsınız, uzaklaşmaya çalışırsınız. çözüm müdür peki bu? değildir.
en az 20 yıl emek vermiştir türk silahlı kuvvetleri'ne, erken emekli olabilmek için 40'ından sonra üniversite okumuştur kimileriyse. çoğu mesleğine aşıktır ama hemen hemen hepsi çalışmaya başladığı andan itibaren "ah bi emekli olsam" modundadır.
iyidir, hoştur çalıştığı yıllarda. sabah gider, akşam gelir; doğudaysa ve herhangi bir sosyal tesis vb. yerde görevli değilse (orduevi, kantin gibi yerler) çoğu zaman operasyonlara katılır, 10-15 gün eve gelemediği de olur. candır, bitanedir. işyerinde çok stres çeker, çok sıkıntı çeker ama evine geldiğinde bu sıkıntısını, bunalımını, sorunlarını kapıda bırakır. arabasına binip evine geldiğinde, çayını yudumlarken gün içerisinde yaşadığı her sorunu unutur. huzura kavuşur.
insan 20 yıl boyunca aynı stresi ve sıkıntıyı çekince düzenli olarak, bir an önce emekli olmayı ister tabii ki de, buna katılmamak elde değil.
türk silahlı kuvvetleri mensubu kimseler**, yani askerler emekli olmadan evvel psikolojik hazırlanma sürecinden geçerler. ankara'da birkaç gün süren bir kamp dönemleri olur. burada yeni bir hayatın başladığı, hiçbir şeyden kesinlikle vazgeçmemeleri gerektiği, emekli olduktan sonra hissedebilecekleri olumsuz duygular baştan anlatılır, bunlara karşı hazırlıklı olmaları kendilerine aşılanır. bu ordunun sunduğu harika bir imkandır, mutlaka değerlendirilmelidir. "bana bir şey olmaz" moduna girdiği zaman, adet dönemindeki sevgili vol 2 olarak karşınıza çıkabilir, tıpkı benim babam gibi.
emekli olduğu ilk aylar gayet güzeldir. keyfi yerindedir, tadından yenmez, sohbetine doyum olmaz. başka bir şehirde okuyan öğrenciyseniz, bir an önce babanızın yanına gitmek istersiniz. aslında her insan evladı annesinin babasının yanına gitmeyi ister gerçi, ama bu biraz daha farklı bir duygu; daha çok istiyorsunuz. belki bu zamana kadar hiç bu kadar sıcak olmadığından, hiç bu kadar sizinle ilgilenmediğindendir bu his; bilemiyorum.
zaman geçer, o güzide baba bambaşka bir insan olmaya başlar. hiç yapmadığı şeyleri sorun etmeye başlar, durduk yere sizi bunaltır, canınızı sıkar. değişik huylar edinmeye başlar. tehlike saçar. mesleğini özlemiştir, evet. her emekli asker gibi o da üniformasını, ortamını özlemiştir. alışamamıştır, hiçbir askerin alışamadığı gibi. eşyalarını da fakire fukaraya dağıtmışsa veya çöpe atmışsa evin annesi, vay halinize.
değişik hobiler edinir. ev eşyalarını bozup yapmak, yemeğin/çayın kılın tüyün kalite oranına kafa yormak(çayın hep aynı ateş oranında yapılması, hep tam x dakika demlenmesini beklemesi gibi) "ev ahalisine nasıl kıllık yapabilirim?" tarzı düşünceler edinmek bunlardan sadece birkaçıdır.
çocuk gibi olmuştur artık. herşeye küser. lafa söze gelmez. psikolojisi bozulmuştur, alışamamıştır emeklilik moduna. "karavan alıp gezicem anasını satiim" veya "bahçeli bir ev alıp, ekip biçecem" tribinde yaşamıştır hep emekli olana kadar, ama emekli olduğunda hiçbirini yapmaz. kurtaramaz kendini o bunalım halinden, belki de kurtarmak istemez; bilemiyoruz.
kahramanımız internete sarmıştır. yeni hobisi solitaire oynamak. bir insan bıkmadan sabahlara kadar aynı oyunu aynı levelde oynayabilir mi? oynar. gerçekten oynar. messenger'a merak sarmıştır. kişi listesinde benim kişisel/şirket/freelance iş amaçlı kullandığım 3 adresten ve 2-3 akraba adresinden başka kimse yoktur. ama sürekli açar, hatta rahatsız etmesinler solitaire oynarken diye çevrimdışı takılır; o derece.
bir süre sonra o kadar çekilmez olmaya başlar ki, konuşmamak için elinizden geleni yaparsınız. çünkü ne deseniz onu incitiyorsunuzdur. veya o ne zaman ağzını açsa sizi incitiyordur. uzaklaşırsınız, uzaklaşmaya çalışırsınız. çözüm müdür peki bu? değildir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com