bugün
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı67
- mel mel bakan 6ibson10
- üzülmeyin seneye tekrar gidersiniz14
- ayrıldık34
- istanbul mahvoldu12
- iltica bey4
- fon vurgunu12
- hayatı kolaylaştıran joker kelimeler5
- yalnızlığın aslında o kadar da iyi olmaması3
- cuhape bu ülkeye ne kattı6
- eve gitme isteği5
- ismet birader3
- ismail kartal9
- bugün tüm fenerbahçeli yazarların hasta olması7
- palamut4
- traveler2
- mesai bitse de gitsek3
- barselona'dan 4 yemek vs aston villa'dan 6 yemek3
- sigara içmek kör olma riskini artırır4
- bahçeli'nin arabistan'a askeri destek çağrısı5
- ulaştırma ve altyapı bakanlığı'nın işi nedir6
- fenerbahçe7
- avukat tutmak2
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı86
- cedidacer4
- fenerbahçeli yazarlar15
- yüksek enflasyon16
- istanbul sel felaketinin sözlükte yer almaması5
- fenerli yazarların ortalarda gözükmemesi2
- fenerbahçenin yarım düzine gol yemesi4
- real madrid2
- pıttık fırlatma akımı10
- 14 ekim 2026 istanbul yağmuru12
- ışık2
- 6bahçe4
- sözlükte yasak aşk yaşadığına inandığımız yazarlar20
- arkadaşlar size bi soru sorucam56
- bir derdim var2
- gibson'a sarılıp teselli etmek3
- ev boş gelsene diyen kızın amacı13
- sözlükte takılan evli barklı yazarların amacı28
- ilkokul bebesine türbanı savunmak33
- tarihin en iyi aston villası3
- enayimiknatisii26
- nordsjaelland vs aston villa2
- kaloriferci2
- queen ravenna'ya açık teklif12
- yağmur yağınca direkt nescafe yapan kezban kız13
- refah düzeyi yüksek ülkelerin ortak noktası3
- 14 ekim 2026 halk tv polis baskını27
görsel
Allah sahibine bağışlasın.
Allah sahibine bağışlasın.
görsel
Ama sen çok güzel bir detaysin.
Ama sen çok güzel bir detaysin.
Elizabeth olsen su bile vermez sana bunlar.
Karakteri hakkında bir fikrim yok ama çok masum bir görüntüsü var, üzülmesin diye her türlü tehlikeye atılmak istiyor insan.
Yazık bi kerecik yapsa.
insan olamadıktan sonra elizabeth olsen ne olacak...
Yaşayan en güzel varlık olabilir.
Çıplak ayaklarına masaj yapma ve ayaklarına oje sürme fantezim olan ünlü hanımlardandır.
yaşlanmış 35 yaşında ah yıllar
ona bunu yapayan hayat bize neler yapmaz
45 den genç ama o yaşa da gelir
son fragmanda sinirlendiriyorlar
masa yı kıracaktı
ona bunu yapayan hayat bize neler yapmaz
45 den genç ama o yaşa da gelir
son fragmanda sinirlendiriyorlar
masa yı kıracaktı
8 yaşından beri kendisine karşı hislerim var. çocuk aklıyla başlayan bu şey, yıllar geçtikçe bende kaybolmadı, aksine büyüdü. son 15 gündür de sanki içimde bir düğüm gibi daha çok baskı yapıyor, beynimin içine çökmüş gibi. çoğu insan bunu “çocukluk/ergenlik hayranlığı” gibi görebilir ama bende biraz daha ağır, anlatması zor bir his.
her şeyimde onu arıyorum, başka birine gülüşünde bile onun yüzü geliyor. hiçbir işime odaklanamıyorum, hayatıma devam edemiyorum. her şeyim olmuş gibi ama aslında hiçbir zaman benim olmayacak. kendime acıyorum, çünkü bir umut bile edemiyorum.
belki garip gelecek ama yıllardır yanımda olmayan biriyle yaşamış gibi hissediyorum. ekrana her çıktığında, her gördüğümde bir anlığına dünya duruyor gibi oluyor. hiçbir zaman ulaşamayacağımı, evli olduğunu ve mesafe farkını bilmek, aslında işin en ağır kısmı.
bazen kendime bile saçma geliyor ama çocukluğumdan beri aklımın bir köşesinde. bir sürü insan gelip geçer hayatında ama ilişkide tip standartımı kendisine o kadar çekti ki başka kadınlarla sağlıklı bir flört yada arkadaşlık ilişkisi kuramıyorum. normalde bir ünlüye bu kadar bağlanmak bana da mantıklı gelmiyor, fakat içimde tuttuğum bir şey bu. günlük hayatımda kimseyle paylaşamadığım için buraya yazmak istedim. belki benzer şeyler yaşamış biri olur, belki de sadece içimi dökmüş olurum.
öyle “hayranlık” değil, baya bildiğin kafamı kemiren bir durum. normalde bir oyuncuya takıntı falan olmaz bende hatta bir kadına karşı olmaz ama bu defa başka hissettiriyor.
arada düşünüyorum, acaba benimle mi daha mutlu olurdu yoksa hz. ali tipli ince sesli robbie arnett ile mi? röportajlarını falan izliyorum, ilişkisini araştırıyorum… kendimi onun yerine koyuyorum. sonra da kendi kendime kızıyorum, çünkü kızın mutlu olduğu belli. ama işte mantık bir yere kadar, kalp başka çalışıyor.
eğer şartlar el verseydi, ruhumun ona ait olduğunu bilirdi. benliğimin her kıvrımı, her düşüncem, her nefesim yalnızca onunla bütün olabilirdi. beynim ise ondan başka hiçbir varlığı asla kabul etmezdi, etmiyor da. ömrüm boyunca başka hiçbir ilişkiye yer açamayacak kadar kesin, katıksız ve geri dönüşsüz bir aidiyet bu…
belki de bu durumun bana zarar verdiğini kabul etmem lazım ama kolay değil. özellikle yıllardır bu hisle yaşayıp da son günlerde iyice ağır basınca, ister istemez içimde bir şeyler sıkışıyor.
böyle şeyleri buraya yazmak ne kadar doğru bilmiyorum ama içimde tutunca daha çok büyüyor. belki bir gün bu his hafifler, belki de hayatımın hep bir parçası olarak kalır.
her şeyimde onu arıyorum, başka birine gülüşünde bile onun yüzü geliyor. hiçbir işime odaklanamıyorum, hayatıma devam edemiyorum. her şeyim olmuş gibi ama aslında hiçbir zaman benim olmayacak. kendime acıyorum, çünkü bir umut bile edemiyorum.
belki garip gelecek ama yıllardır yanımda olmayan biriyle yaşamış gibi hissediyorum. ekrana her çıktığında, her gördüğümde bir anlığına dünya duruyor gibi oluyor. hiçbir zaman ulaşamayacağımı, evli olduğunu ve mesafe farkını bilmek, aslında işin en ağır kısmı.
bazen kendime bile saçma geliyor ama çocukluğumdan beri aklımın bir köşesinde. bir sürü insan gelip geçer hayatında ama ilişkide tip standartımı kendisine o kadar çekti ki başka kadınlarla sağlıklı bir flört yada arkadaşlık ilişkisi kuramıyorum. normalde bir ünlüye bu kadar bağlanmak bana da mantıklı gelmiyor, fakat içimde tuttuğum bir şey bu. günlük hayatımda kimseyle paylaşamadığım için buraya yazmak istedim. belki benzer şeyler yaşamış biri olur, belki de sadece içimi dökmüş olurum.
öyle “hayranlık” değil, baya bildiğin kafamı kemiren bir durum. normalde bir oyuncuya takıntı falan olmaz bende hatta bir kadına karşı olmaz ama bu defa başka hissettiriyor.
arada düşünüyorum, acaba benimle mi daha mutlu olurdu yoksa hz. ali tipli ince sesli robbie arnett ile mi? röportajlarını falan izliyorum, ilişkisini araştırıyorum… kendimi onun yerine koyuyorum. sonra da kendi kendime kızıyorum, çünkü kızın mutlu olduğu belli. ama işte mantık bir yere kadar, kalp başka çalışıyor.
eğer şartlar el verseydi, ruhumun ona ait olduğunu bilirdi. benliğimin her kıvrımı, her düşüncem, her nefesim yalnızca onunla bütün olabilirdi. beynim ise ondan başka hiçbir varlığı asla kabul etmezdi, etmiyor da. ömrüm boyunca başka hiçbir ilişkiye yer açamayacak kadar kesin, katıksız ve geri dönüşsüz bir aidiyet bu…
belki de bu durumun bana zarar verdiğini kabul etmem lazım ama kolay değil. özellikle yıllardır bu hisle yaşayıp da son günlerde iyice ağır basınca, ister istemez içimde bir şeyler sıkışıyor.
böyle şeyleri buraya yazmak ne kadar doğru bilmiyorum ama içimde tutunca daha çok büyüyor. belki bir gün bu his hafifler, belki de hayatımın hep bir parçası olarak kalır.
rüyamda gördüm konuşuyorduk
sonra fonda and i would do it for you çalmaya
başladı rüyamda ne alaka ise
kısa sürdü rüya uyandım
ne güzel rüyaydı umarım devamını görürüm
daha önce de görmüştüm ama bu daha güzeldi
film izlemeyi azaltmalıyım
sonra fonda and i would do it for you çalmaya
başladı rüyamda ne alaka ise
kısa sürdü rüya uyandım
ne güzel rüyaydı umarım devamını görürüm
daha önce de görmüştüm ama bu daha güzeldi
film izlemeyi azaltmalıyım
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar