bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri21
- sevdiğiniz yazarlar5
- kürdistan10
- sözlük kızlarının kekleri24
- nervio15
- şemsiyeli lavuk4
- ağzı kokan insan4
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz3
- günün sözü16
- islamda namaz yoktur31
- ekşi sözlükteki entrymin 4256 artı oy alması7
- bildiğiniz sure sayısı3
- anın görüntüsü24
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- dantelli sütyen takan erkek12
- lahmacun3
- zengin göbekli vs kaslı fakir adam5
- kitap kurdu erkeklerin hiç osurmaması5
- allah ım verdiğini kimse engelleyemez4
- sen dost ararsan koş mevlana ya6
- hintlilerin savaşırken inek inek diye bağırması5
- hayat kalitesini düşüren şeyler2
- şeriatçıların ateist apo yu sevmesi4
- baba oğul bisiklet5
- gülerken ısınarak terleyip pasta kokan kız7
- güzel olduğunuzu nasıl anlarsınız6
- erkek erkeğe buluşmaya giderken parfüm sıkan erkek6
- tanrı nazarında insan nedir3
- peynir helvası5
- yazılımcıların flört edememesi2
- ölümden korkuyor musunuz17
- yesene beni diyen kız9
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- mülk suresi 30 ayet2
- 19 eylül 20264
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız3
- sözlükte ki gay başlıkları5
- dindarların çoğunun fakir olması7
- sözlükten kız kaçırmak3
- ölümsüzlük var4
- bir lahmacuncunun yapabileceği en kırıcı hareket4
- neme lazım diyen erkek6
- ankara üniversitesi dil tarih coğrafya fakültesi3
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek15
- kefir patlaması3
- türk açılımı5
- kız sesi duymak için müşteri hizmetlerini aramak8
- nil karaibrahimgil dinleyen erkek5
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı8
- erkekle kadının arkadaş olması5
(bkz: http://www.pressturk.com/...-hulusi-dua-ve-kader.html)
DUA söz konusu olduğu zaman, hemen pek çoğumuz yanlış bilgiyle şartlanmak yüzünden, "Aman canım kaderde ne varsa o olacak, DUA'ya ne gerek var!" deyiveririz.
Oysa, bu tamamıyla yanlış bir görüştür!
Kader konusunda gerçek bilgileri, Kur'ân-ı Kerîm âyetlerine ve tamamıyla Hz. Rasûlullâh (s.a.v.)'in buyruklarına dayanan biçimde "iNSAN ve SIRLARI" isimli kitabın kader konusuyla ilgili bölümünde okurlarımıza açıkladık. KADER kesindir ve hiç kimse bunun dışına asla çıkamaz. Nitekim, Hz.Rasûlullâh (s.a.v.) açıklamalarında, bunu en dar anlayışlıların dahi fark edebileceği bir biçimde vurguluyor. Ne yazık ki, bu gerçeği yansıtan hadîs-î şerîfi, hadis kitapları hariç, hiçbir kitapta bulamıyorsunuz. Yazamıyorlar!.. Ama gerçek, yazılmasa da, söylenmese de gerçektir. Hele Rasûlullâh (s.a.v.) tarafından da en yalın bir biçimde açıklanmışsa!..
Burada çok önemli olan husus şudur: KADER'in tekniği!..
KADER-DUA ilişkisini izaha girmeden önce, bu konudaki Rasûlullâh'ın birkaç buyruğunu nakletmeye çalışalım size...
"KADER"i ancak DUA değiştirir. Ömrü ise ancak iyilik uzatır. Şüphesiz ki, kişi işlemiş olduğu günah sebebiyle rızıktan mahrum edilir."
"KAZA'yı ancak DUA geri çevirir... Ömrü ise iyilik uzatır."
"Tedbirin kadere faydası olmaz; DUA'nın ise gelmiş ve gelmemiş musîbetlere faydası vardır; şüphesiz ki belâ iner, DUA onu karşılar ve kıyamete kadar çarpışırlar."
Evet, bir yandan, kaderin değişmeyeceği belirtiliyor; diğer yandan DUA'nın kaderi, kazayı geri çevireceği açıklanıyor. Bu iki hususu nasıl birleştirip, nasıl bir sonuç elde edeceğiz?
Bilelim ki...
insanların kaderi takdir edilmiştir; her şey gibi... Ne var ki, DUA faktörü de bu KADER sistemi içinde yer alan bir faktördür; DUA ederseniz, kaderdeki olayı geri çevirebilirsiniz, kazayı reddedebilirsiniz; ancak bu DUA'yı yapmak, gene kaderinizin elvermesiyle mümkün... Yani, kaderiniz müsaitse DUAedebilirsiniz ve böylece de o gelecek olan olayı geri çevirebilirsiniz.
Kaderinizde kolaylaştırılmışsa DUA etmek, size o belâ veya musîbet gelmeden önce DUA edersiniz ve o olayın zararından korunmuş olursunuz.
Dolayısıyladır ki, tedbirle takdiri değiştiremezsiniz; fakat, takdirde varsa tedbir alır ve böylece de kazayı geri çevirmiş olursunuz.
Bu hususta Halife Ömer (r.a.), bize bir uygulamasıyla son derece önemli bir uyarıda bulunmuştu... Orduyla Şam'a giden Halife Ömer (r.a.) şehre yaklaştığı zaman, veba salgını olduğunu haber alınca orduya geri dönülmesi talimatını verir. Bu durum üzerine, kader kavramını anlayamayan ve işin şeklinde kalanlar şaşırırlar ve sorarlar:
- Allâh'ın kaderinden mi kaçıyorsun yâ Ömer?..
Kaderin tekniğini anlamış olan Hz. Ömer (r.a.)'ın cevabı hepimize bir derstir:
- Allâh'ın kazasından Allâh'ın kaderine kaçıyorum!..
işte yukarıda anlatılan cevap, bu kader konusunun "püf noktası"dır.
Kader mutlak ve kesindir!..
insan ise, kendisinden meydana gelenlerin neticesini görecektir!..
"...iNSAN iÇiN YANLIZCA ÇALIŞMALARININ (kendisinden açığa çıkanların) SONUCU OLUŞACAKTIR!" (53.Necm: 39) âyetini hatırlayalım...
işte bu sebepledir ki, siz ne yapabiliyorsanız, elinizden ne geliyorsa onu yapmak zorundasınız... DUA edebiliyorsanız, hemen ediniz! Bir çalışma yapma imkânına sahipseniz, hemen yapınız! Korunmak için elinizden gelen bir şey varsa, hemen tatbik ediniz.
Biliniz ki; yapabildiğiniz, kaderinizin müsaade ettiğidir ve yaptığınızın sonucunu da mutlaka görürsünüz.
Bu yüzden denilmiştir; "DUA kazayı reddeder", diye... Yani, o kazanın reddi sizin duanıza bağlıdır!.. O musîbetin size isâbet etmemesi, sizin o hususta dua etmenize bağlıdır. Dolayısıyla, dua edersiniz ve o kaza veya hoşlanmadığınız olay size isâbet etmez; ya da umduğunuz, olmasını istediğiniz olay o duanız vesilesiyle gerçekleşir.
Hz. Rasûlullâh (s.a.v.) "KEŞKE" demeyi şeytan ameli olarak nitelemiştir. Bunun mânâsını çok düşünmek ve bu hususu iyi anlamak mecburiyetindeyiz... Niçin, "KEŞKE" demek yasaklanmıştır?..
Bilelim ki DUA, kader sistemi içinde yer alan çok önemli bir unsurdur...
DUA edebiliyorsanız, edebildiğiniz kadar DUA ediniz; hepsinin de faydasını, dünya hayatında anlayamayacağınız kadar fazlasıyla göreceksiniz. Zira, Allâh, kulunda ortaya çıkartacağı pek çok özelliği DUA şartına bağlamış; takdir ettiği pek çok şeye DUA'yı vesile kılmıştır. Bu yüzdendir ki, "DUA müminin silahı" olmuştur.
DUA, takdirin tüm güzelliklerinin size ulaşmasına vesile olan en değerli nimettir. Onu elden geldiğince çok ve güçlü olarak kullanan, en büyük nimetlere kavuşacak olandır.
Kaderi anlamayan cahil ise, DUA'yı terk eder; tüm mahrumiyet ve çileler de onu bekler!..
Konuyu Rasûlullâh AleyhisSelâm'ın şu açıklamasıyla bağlayalım:
"içinizden her kime DUA KAPISI AÇILMIŞ ise, muhakkak ona rahmet kapıları açılmıştır ve Allâh'tan, kendisinden âfiyet istenilmesinden daha sevimli bir şey istenmemiştir."
"DUA, inen belâya ve inmeyen belâya karşı faydalıdır. Ey Allâh'ın kulları, DUAYA SIMSIKI SARILINIZ!.."
AHMED HULÛSi
DUA söz konusu olduğu zaman, hemen pek çoğumuz yanlış bilgiyle şartlanmak yüzünden, "Aman canım kaderde ne varsa o olacak, DUA'ya ne gerek var!" deyiveririz.
Oysa, bu tamamıyla yanlış bir görüştür!
Kader konusunda gerçek bilgileri, Kur'ân-ı Kerîm âyetlerine ve tamamıyla Hz. Rasûlullâh (s.a.v.)'in buyruklarına dayanan biçimde "iNSAN ve SIRLARI" isimli kitabın kader konusuyla ilgili bölümünde okurlarımıza açıkladık. KADER kesindir ve hiç kimse bunun dışına asla çıkamaz. Nitekim, Hz.Rasûlullâh (s.a.v.) açıklamalarında, bunu en dar anlayışlıların dahi fark edebileceği bir biçimde vurguluyor. Ne yazık ki, bu gerçeği yansıtan hadîs-î şerîfi, hadis kitapları hariç, hiçbir kitapta bulamıyorsunuz. Yazamıyorlar!.. Ama gerçek, yazılmasa da, söylenmese de gerçektir. Hele Rasûlullâh (s.a.v.) tarafından da en yalın bir biçimde açıklanmışsa!..
Burada çok önemli olan husus şudur: KADER'in tekniği!..
KADER-DUA ilişkisini izaha girmeden önce, bu konudaki Rasûlullâh'ın birkaç buyruğunu nakletmeye çalışalım size...
"KADER"i ancak DUA değiştirir. Ömrü ise ancak iyilik uzatır. Şüphesiz ki, kişi işlemiş olduğu günah sebebiyle rızıktan mahrum edilir."
"KAZA'yı ancak DUA geri çevirir... Ömrü ise iyilik uzatır."
"Tedbirin kadere faydası olmaz; DUA'nın ise gelmiş ve gelmemiş musîbetlere faydası vardır; şüphesiz ki belâ iner, DUA onu karşılar ve kıyamete kadar çarpışırlar."
Evet, bir yandan, kaderin değişmeyeceği belirtiliyor; diğer yandan DUA'nın kaderi, kazayı geri çevireceği açıklanıyor. Bu iki hususu nasıl birleştirip, nasıl bir sonuç elde edeceğiz?
Bilelim ki...
insanların kaderi takdir edilmiştir; her şey gibi... Ne var ki, DUA faktörü de bu KADER sistemi içinde yer alan bir faktördür; DUA ederseniz, kaderdeki olayı geri çevirebilirsiniz, kazayı reddedebilirsiniz; ancak bu DUA'yı yapmak, gene kaderinizin elvermesiyle mümkün... Yani, kaderiniz müsaitse DUAedebilirsiniz ve böylece de o gelecek olan olayı geri çevirebilirsiniz.
Kaderinizde kolaylaştırılmışsa DUA etmek, size o belâ veya musîbet gelmeden önce DUA edersiniz ve o olayın zararından korunmuş olursunuz.
Dolayısıyladır ki, tedbirle takdiri değiştiremezsiniz; fakat, takdirde varsa tedbir alır ve böylece de kazayı geri çevirmiş olursunuz.
Bu hususta Halife Ömer (r.a.), bize bir uygulamasıyla son derece önemli bir uyarıda bulunmuştu... Orduyla Şam'a giden Halife Ömer (r.a.) şehre yaklaştığı zaman, veba salgını olduğunu haber alınca orduya geri dönülmesi talimatını verir. Bu durum üzerine, kader kavramını anlayamayan ve işin şeklinde kalanlar şaşırırlar ve sorarlar:
- Allâh'ın kaderinden mi kaçıyorsun yâ Ömer?..
Kaderin tekniğini anlamış olan Hz. Ömer (r.a.)'ın cevabı hepimize bir derstir:
- Allâh'ın kazasından Allâh'ın kaderine kaçıyorum!..
işte yukarıda anlatılan cevap, bu kader konusunun "püf noktası"dır.
Kader mutlak ve kesindir!..
insan ise, kendisinden meydana gelenlerin neticesini görecektir!..
"...iNSAN iÇiN YANLIZCA ÇALIŞMALARININ (kendisinden açığa çıkanların) SONUCU OLUŞACAKTIR!" (53.Necm: 39) âyetini hatırlayalım...
işte bu sebepledir ki, siz ne yapabiliyorsanız, elinizden ne geliyorsa onu yapmak zorundasınız... DUA edebiliyorsanız, hemen ediniz! Bir çalışma yapma imkânına sahipseniz, hemen yapınız! Korunmak için elinizden gelen bir şey varsa, hemen tatbik ediniz.
Biliniz ki; yapabildiğiniz, kaderinizin müsaade ettiğidir ve yaptığınızın sonucunu da mutlaka görürsünüz.
Bu yüzden denilmiştir; "DUA kazayı reddeder", diye... Yani, o kazanın reddi sizin duanıza bağlıdır!.. O musîbetin size isâbet etmemesi, sizin o hususta dua etmenize bağlıdır. Dolayısıyla, dua edersiniz ve o kaza veya hoşlanmadığınız olay size isâbet etmez; ya da umduğunuz, olmasını istediğiniz olay o duanız vesilesiyle gerçekleşir.
Hz. Rasûlullâh (s.a.v.) "KEŞKE" demeyi şeytan ameli olarak nitelemiştir. Bunun mânâsını çok düşünmek ve bu hususu iyi anlamak mecburiyetindeyiz... Niçin, "KEŞKE" demek yasaklanmıştır?..
Bilelim ki DUA, kader sistemi içinde yer alan çok önemli bir unsurdur...
DUA edebiliyorsanız, edebildiğiniz kadar DUA ediniz; hepsinin de faydasını, dünya hayatında anlayamayacağınız kadar fazlasıyla göreceksiniz. Zira, Allâh, kulunda ortaya çıkartacağı pek çok özelliği DUA şartına bağlamış; takdir ettiği pek çok şeye DUA'yı vesile kılmıştır. Bu yüzdendir ki, "DUA müminin silahı" olmuştur.
DUA, takdirin tüm güzelliklerinin size ulaşmasına vesile olan en değerli nimettir. Onu elden geldiğince çok ve güçlü olarak kullanan, en büyük nimetlere kavuşacak olandır.
Kaderi anlamayan cahil ise, DUA'yı terk eder; tüm mahrumiyet ve çileler de onu bekler!..
Konuyu Rasûlullâh AleyhisSelâm'ın şu açıklamasıyla bağlayalım:
"içinizden her kime DUA KAPISI AÇILMIŞ ise, muhakkak ona rahmet kapıları açılmıştır ve Allâh'tan, kendisinden âfiyet istenilmesinden daha sevimli bir şey istenmemiştir."
"DUA, inen belâya ve inmeyen belâya karşı faydalıdır. Ey Allâh'ın kulları, DUAYA SIMSIKI SARILINIZ!.."
AHMED HULÛSi
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar