bugün
- ben aquila bicipite sorularınızı yanıtlıyorum25
- kızların sözlüğü erkek düşürmek için kullanması7
- sinirli kadını sakinleştirmenin yolları14
- gece yarısı çalan telefon4
- gammaz olmuşum13
- aquila bicipite8
- uysaljakoben20
- yüzüklerin efendisi abartılmış boktan bi filmdir3
- uyuşturucu kullanan oğlunu öldüren baba7
- ilşkisini herkese anlatan kızlar4
- hiç evlenemeyecek gibi hissetmek4
- kadın mı erkek mi belli olmayan yazarlar21
- reha muhtar25
- minyon kadın siniri4
- osuruk kokusunun kalıcılık süresi6
- ayı saldırınca yapılması gerekenler10
- gecenin şarkısı4
- ses yakışıklılığı2
- gazlamak2
- sevgiliyle kavga etmek2
- benim başaklarımı görmek ister misiniz3
- toplu taşımaya binen kızın asıl amacı4
- gençler iş beğenmiyor3
- bizim delilere bakayım4
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye7
- doğu perinçek vs kemal kılıçdaroğlu2
- kemal kılıçdaroğlu35
- semum3
- güzel ayaklar mevsiminin gelmesi9
- elit olmak için gerekenler13
- vajina peşinde yitip giden hayatlar3
- 1 litrelik cam şişe kola3
- yemek yemek mi güzel giyinmek mi5
- düşkün2
- strese girdiğinde vücudun verdiği garip tepkiler2
- yazarların 2005 yılı maaşları7
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet11
- şato3
- 1 milyon tl verseler 1 milyon tl yi alır mısınız5
- eski yazarların emekli yapılması5
- nur suresi 35 ayet2
- yeni yıkanmış kezo kokusu6
- müslümanlara kızıp islam dan soğumak4
- sözlük yazarlarına tavsiye4
- 20'li yaşlarınızın başları nasıl geçti6
- tinder eşleşmesinde ilk mesaj sorunu5
- üst üste sigara içip entry girmek4
- hayatı akışına bırakmak5
- günün şiirinden bir dize4
- şansımı sikeyim4
fethullah gülen - kırık testi serisi - vuslat muştusu kitabı - başörtüsü ve provokasyonlar üst başlığı - alt başlık.
dinimiz bilimle çatışmaz
bu, meselenin bir diğer yanı da şudur: ülkemizde ilmî ve teknik kalkınmaya hizmet etmesi gerekenler, üniversitelerin din ve inanç değil, bilim yeri olduğunu söyleyerek başörtüsüne karşı çıkıyorlar. ne yazık ki bunu, bilimi en öne alan insanlar yapıyorlar. galiba, nasıl bir tenakuz ve çarpıklık ortaya koyduklarının farkına varamıyorlar. batı'da uzun süren çatışmalar sonunda din ile bilimin arası ayrılmış; descartes çıkmış, buraya kadar bilimin, şuraya kadar da dinin sahasıdır demiş. bugün üniversitelerimizde benimsenen de bu. gerçi böyle bir ayrılık, müslümanlar olarak bizim inanç sistemimizde de, ilme bakışımızda da, tarihimizde de yoktur. ilim ve din, bizde aynı manânın iki farklı ifadesinden ibarettir. biri zihnin, diğeri kalbin ışığı olarak görülmüştür. bu sebeple bizim, batı'da rönesans'ın ve ilimlerin gelişmesine zemin teşkil eden, bu gelişmeye dinamikler sağlayan muhteşem bir ilim tarihimiz vardır. ibn-i sina, zehravî, birunî, harizmî, ibn heysem gibi bu tarihi dolduran on binlerce ilim adamı, hem çok iyi dindardı, pek çoğu da sufi idi. din ve ilim, bizim tarihimizde birbiriyle iç içe yer aldı, hiçbir zaman çatışır görülmedi. dolayısıyla, bir insan, dindar ise, dine bağlı ise, başını örtüyorsa, bu insan ilim yapamaz, ilim insanı olamaz demek; üniversitelerde başörtüsü takmayı üniversitelerin ilim yuvaları olmasına aykırı görmek, bir ilim adamına asla yakışmayan bir tavırdır. kaldı ki, hepimiz biliyoruz, galileo da newton da, laplace da ve daha pek çokları da dine karşı değillerdi; hattâ içlerinden bazıları ciddi derecede dindardı. eddington'u nereye korsunuz? dindar olmakla ilim yapmayı birbirinden ayrı mütâlaa ederseniz, ilim âleminin başının taçlarından olan einstein'e da muhalefette bulunmuş, din ile ilimden birini kör, diğerini topal yapmış olursunuz.
dinimiz bilimle çatışmaz
bu, meselenin bir diğer yanı da şudur: ülkemizde ilmî ve teknik kalkınmaya hizmet etmesi gerekenler, üniversitelerin din ve inanç değil, bilim yeri olduğunu söyleyerek başörtüsüne karşı çıkıyorlar. ne yazık ki bunu, bilimi en öne alan insanlar yapıyorlar. galiba, nasıl bir tenakuz ve çarpıklık ortaya koyduklarının farkına varamıyorlar. batı'da uzun süren çatışmalar sonunda din ile bilimin arası ayrılmış; descartes çıkmış, buraya kadar bilimin, şuraya kadar da dinin sahasıdır demiş. bugün üniversitelerimizde benimsenen de bu. gerçi böyle bir ayrılık, müslümanlar olarak bizim inanç sistemimizde de, ilme bakışımızda da, tarihimizde de yoktur. ilim ve din, bizde aynı manânın iki farklı ifadesinden ibarettir. biri zihnin, diğeri kalbin ışığı olarak görülmüştür. bu sebeple bizim, batı'da rönesans'ın ve ilimlerin gelişmesine zemin teşkil eden, bu gelişmeye dinamikler sağlayan muhteşem bir ilim tarihimiz vardır. ibn-i sina, zehravî, birunî, harizmî, ibn heysem gibi bu tarihi dolduran on binlerce ilim adamı, hem çok iyi dindardı, pek çoğu da sufi idi. din ve ilim, bizim tarihimizde birbiriyle iç içe yer aldı, hiçbir zaman çatışır görülmedi. dolayısıyla, bir insan, dindar ise, dine bağlı ise, başını örtüyorsa, bu insan ilim yapamaz, ilim insanı olamaz demek; üniversitelerde başörtüsü takmayı üniversitelerin ilim yuvaları olmasına aykırı görmek, bir ilim adamına asla yakışmayan bir tavırdır. kaldı ki, hepimiz biliyoruz, galileo da newton da, laplace da ve daha pek çokları da dine karşı değillerdi; hattâ içlerinden bazıları ciddi derecede dindardı. eddington'u nereye korsunuz? dindar olmakla ilim yapmayı birbirinden ayrı mütâlaa ederseniz, ilim âleminin başının taçlarından olan einstein'e da muhalefette bulunmuş, din ile ilimden birini kör, diğerini topal yapmış olursunuz.
güncel Önemli Başlıklar
