bugün
- gece araba sürerken dinlenecek şarkılar9
- gece tuvalette zıplayan fil görmek5
- kendisine şiir yazılan kadın olmak ister miydiniz9
- biraderine de sana da yeter artık7
- rafael leao24
- cin görmüş yazarlar4
- ayağı şiir kokan kadın6
- mehmet ali alabora7
- türkiye15
- karı kıza para yedirir misiniz5
- bir dinciyle tartışmak5
- günün sözü20
- biraderizm felsefesi6
- sarapci koala69
- gece yolda geçmişte yapılan hataları görmek2
- gece şahin içinde lapsekili tayfur dinlemek4
- gece ormanda bir seri katille köşe kapmaca oynamak3
- galatasaray'ın çok ballı kura çekmesi23
- iş yerinde sözlükte takılmak15
- erkeklerin istediği tek şey17
- brad pitt mi ben mi diyen erkek2
- biraderlerin vurduyor olması12
- öldükten sonra 2865 te dirilmek4
- gece araba sürerken yerde yatan birisini görmek2
- ruhani bir varlığa aşık olmak ister miydin3
- deniz göktaş5
- sözlüğün en sevilen yazarı38
- en son ne zaman namaz kıldın13
- sarapci diye nick alan akpli17
- gerçekliğin zihinle genişleyerek yaratılması9
- fener balı15
- karşı partiye oy veren arkadaşınıza küser misiniz13
- beşiktaş'ın bütün avrupa maçlarını evinde oynaması2
- pikap2
- üşümeyi özlemek4
- bak oraya gelir ananızı skerim2
- sadece güzelliğe bakan erkek3
- yeni tasarıma tek tıkla eskiye göt vererek geçmek9
- 29 ağustos 2026 bayern münih stuttgart maçı2
- reenkarkarnasyon olsa tekrar kendin olur musun2
- gram altın5
- manifest11
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı50
- şarapçı koala ile viski içmek5
- zall için bir şarkı bırak2
- fenerbahçe vs galatasaray26
- dayak yiyen kadının şikayetçi olmaması11
- 28 ağustos 2026 türkiye polonya voleybol maçı4
- erkeğin kalbine giden yol egosundan geçer3
- tanrı ile röportajlar3
oradayken güzel olan...
aslında sen de buraya neden geldiğini tam olarak bilmiyorsun..
bomboş, karanlık, hafif rüzgarlı, açık hava olmasına rağmen sanki etrafta yaz gecesinin ılıklığından ayıran görünmez duvarlar var.
"içeri" haline dönüşmüş "dışarı" biraz daha serin. rahatsız etmiyor. huzurlu.
birisi "burada ne yapıyorsun?" diye sorsa muhtemelen "hiçbir şey" diye cevap verirsin.
"-kafa dinliyorum.."
bu nedenlerin sana da tam doğru gelmiyor. yalan gibi değil de, daha çok rahat bırakılma isteğinin getirdiği gerçek parçaları sanki. gerçeğin bir kısmı. makasla kırpılmış hali.
ve bir bakıma kendini kandırıyorsun.
burada olma nedenlerini kalıplara uydurma ihtiyacı hissediyorsun. ama geldiysen er ya da geç soracaksın kendine.. sadece bunu geciktiriyorsun. kendine cevap verecek yeterliliğe ulaşmadan önce sormaman lazım. farkındasın. eğer bunu yaparsan ve o anda verecek herhangi bir cevabın olmazsa ruhunu kazıyan çaresizlik hissi yine yakana yapışacak.
içindeki kolaya kaçmaya çalışan sorumsuz adam ortaya çıkmaya çalışıyor.
"birisi gelse.. düşünmek zorunda kalmasam, kendime sorular sormama izin vermese, gelse ve kovsa beni, ama kendimi sorgulamama izin vermese."
"burada ne yapıyorum?"
kimse gelmeyecek. buraya daha önce de geldin, biliyorsun.
insanlar yaz gecelerini daha güzel geçirirler.
buraya gelmek için daha iyi zamanları var. hepsi kendi tarihlerine saygı gösteriyor, başkalarının tarihlerine ise üzülür gibi yapıyorlar.
sigara paketini sallıyorsun, kaç tane kaldığına bakasın yok, az kaldı. sinirini bozacak.
cebine koymaya niyetlenirken vazgeçip bir tane yakıyorsun.
"burada ne yapıyorum?"
sessiz..
"düşünmeye çalışıyorum.."
"kavrayabilmek için.. düşünmem lazım, karar vermem lazım."
"hayır.. çözmek için değil, yüzleşmek için."
çözümsüz dediğin şeyleri düşünmekten kaçmaya o kadar alışmışsın ki sanki temsil ettiğin "insan" imgesi, beyni ve mantığı yerine artık sadece içgüdülerini kullanıyor.
"belki de bir çeşit savunma refleksidir?" diye düşünürken bile içinde bulunduğun ruh halinin doğasından nefret ediyorsun.
son bir senedir yaşadığın herhangi bir günde olduğu gibi yine başın ağrıyor.
sanki çift kişilikli bir ruh hastasısın.
herşeyin tadının neden çürük olduğunu düşünüp bunu kendine sorarken, bazı cevaplar almak için buraya gelirken bile aslında kaçıyordun.
"bak, kendim hakkında düşünmem lazım. çabalamalıyım. çünkü ben bir insanım. bak! planım var, düşüneceğim.. bak! değil mi? öyle... di mi?"
"zavallı"
rüzgar esiyor. toprak parçaları gözüne, saçlarının içine doluyor. kokusunu alıyorsun.
sağ tarafındaki ağaca bakıyorsun. karanlıkta bile heybetli..
sonra "buraya düşünmeye filan gelmedim" diye düşünüyorsun.
kendine kişisel itiraflarda bulunmak yine rahatsız ediyor. kendini bok parçası gibi hissediyorsun. üzerinde oturduğun toprağın moleküllerine karışacak kadar küçüldüğünü hissediyorsun. içtiğin içki bozuk, sırtını dayadığın ağaç şekilsiz.
içine çektiğin hava sıvılaşıyor, ciğerlerine dolduğunu, seni boğduğunu hayal ediyorsun.
"kendime acımaya ihtiyacım olduğu için buraya geldim. düşünmediğim, akıl sağlığımı korumak adına uzak durduğum tüm hatalarımı, girdiğim yanlış yolları, saptığım çıkmaz sokakları hatırlamak için."
"korkunç oldukları için yok saydığım gerçekleri biraz olsun hatırlamak amacıyla"
"kendi batağını görmek istemeyen hastalıklı beynime inat"
"insanlığımı elimde tutmak adına"
"gururumu korumak için"
kaçmaya devam edecek kuvveti bulabilmek adına gerçekleştirilen bir dürüstlük ritüeli..
salak..
komik..
kafandakilerin güçlü insanlara ait düşünceler olduğunu farkediyorsun. gülümsüyorsun içinden. ironi komik. "güçlü" dediğin insanların sadece şanslı, akıllı ya da planlı olduklarını biliyorsun.
senin olayın da bu işte.
insanlar dünyayı suçlamayı severler,
sana ise kendini suçlamak daha kolay geliyor.
"daha doğru.."
son birkaç senede elinden kayıp gidenleri düşünüyorsun. insanları, şansları, fırsatları..
çöpe attıklarını.
"dostum" dediklerinin senin hakkında çok az şey bildiklerini farkediyorsun. bilmelerini istediğin kadarını. az bilen insanların daha az soru sorduklarının, daha az soru soran insanların ise kolay olduğunun farkındasın. anlatacak gücün yok.
demirden bir dağın altında kalmış gibi hissediyorsun kendini. yavaş yavaş eziliyorsun, kemiklerin kırılıyor. iki boyutun arasında sıkışmış gibisin. ne gidebiliyorsun, ne kalabiliyorsun. sürekli yoldasın. sonunu bildiğin için fazla eğlenceli gelmiyor.
sonra kendisinden nefret eden ya da kendisiyle ilgilenmeyen zorunlu-sarkastik, kompleksli adam gidiyor. çaresiz hissediyorsun kendini.
ellerini saçlarının arasında gezdiriyorsun. yumruklarını sıkıyor, dudaklarını ısırıyor, dolan gözlerinin seni utandırmasına izin veriyorsun.
boğazındaki yumruya aldırmadan içkini bitiriyorsun..
ayağa kalkıp sırtını, bacaklarını esnetiyorsun..
kendine acımış olmanın verdiği yetersiz "insan olma" duygusuyla etrafındaki ağaçları, toprağı, düzgünce kesilip işlenmiş taşları inceliyorsun .. hissettin işte. artık bir süre daha kaçmaya devam edebilirsin.
"burası yine aynı" diye düşünüyorsun. "yine geldiğimde yine aynı olacak"
bir kere daha etrafa baktıktan sonra kapıdan çıkıp gidiyorsun..
mezarlıkta saatlerdir beraberce oturduğun ölüler mi..?
onlar hala sessizler.
bomboş, karanlık, hafif rüzgarlı, açık hava olmasına rağmen sanki etrafta yaz gecesinin ılıklığından ayıran görünmez duvarlar var.
"içeri" haline dönüşmüş "dışarı" biraz daha serin. rahatsız etmiyor. huzurlu.
birisi "burada ne yapıyorsun?" diye sorsa muhtemelen "hiçbir şey" diye cevap verirsin.
"-kafa dinliyorum.."
bu nedenlerin sana da tam doğru gelmiyor. yalan gibi değil de, daha çok rahat bırakılma isteğinin getirdiği gerçek parçaları sanki. gerçeğin bir kısmı. makasla kırpılmış hali.
ve bir bakıma kendini kandırıyorsun.
burada olma nedenlerini kalıplara uydurma ihtiyacı hissediyorsun. ama geldiysen er ya da geç soracaksın kendine.. sadece bunu geciktiriyorsun. kendine cevap verecek yeterliliğe ulaşmadan önce sormaman lazım. farkındasın. eğer bunu yaparsan ve o anda verecek herhangi bir cevabın olmazsa ruhunu kazıyan çaresizlik hissi yine yakana yapışacak.
içindeki kolaya kaçmaya çalışan sorumsuz adam ortaya çıkmaya çalışıyor.
"birisi gelse.. düşünmek zorunda kalmasam, kendime sorular sormama izin vermese, gelse ve kovsa beni, ama kendimi sorgulamama izin vermese."
"burada ne yapıyorum?"
kimse gelmeyecek. buraya daha önce de geldin, biliyorsun.
insanlar yaz gecelerini daha güzel geçirirler.
buraya gelmek için daha iyi zamanları var. hepsi kendi tarihlerine saygı gösteriyor, başkalarının tarihlerine ise üzülür gibi yapıyorlar.
sigara paketini sallıyorsun, kaç tane kaldığına bakasın yok, az kaldı. sinirini bozacak.
cebine koymaya niyetlenirken vazgeçip bir tane yakıyorsun.
"burada ne yapıyorum?"
sessiz..
"düşünmeye çalışıyorum.."
"kavrayabilmek için.. düşünmem lazım, karar vermem lazım."
"hayır.. çözmek için değil, yüzleşmek için."
çözümsüz dediğin şeyleri düşünmekten kaçmaya o kadar alışmışsın ki sanki temsil ettiğin "insan" imgesi, beyni ve mantığı yerine artık sadece içgüdülerini kullanıyor.
"belki de bir çeşit savunma refleksidir?" diye düşünürken bile içinde bulunduğun ruh halinin doğasından nefret ediyorsun.
son bir senedir yaşadığın herhangi bir günde olduğu gibi yine başın ağrıyor.
sanki çift kişilikli bir ruh hastasısın.
herşeyin tadının neden çürük olduğunu düşünüp bunu kendine sorarken, bazı cevaplar almak için buraya gelirken bile aslında kaçıyordun.
"bak, kendim hakkında düşünmem lazım. çabalamalıyım. çünkü ben bir insanım. bak! planım var, düşüneceğim.. bak! değil mi? öyle... di mi?"
"zavallı"
rüzgar esiyor. toprak parçaları gözüne, saçlarının içine doluyor. kokusunu alıyorsun.
sağ tarafındaki ağaca bakıyorsun. karanlıkta bile heybetli..
sonra "buraya düşünmeye filan gelmedim" diye düşünüyorsun.
kendine kişisel itiraflarda bulunmak yine rahatsız ediyor. kendini bok parçası gibi hissediyorsun. üzerinde oturduğun toprağın moleküllerine karışacak kadar küçüldüğünü hissediyorsun. içtiğin içki bozuk, sırtını dayadığın ağaç şekilsiz.
içine çektiğin hava sıvılaşıyor, ciğerlerine dolduğunu, seni boğduğunu hayal ediyorsun.
"kendime acımaya ihtiyacım olduğu için buraya geldim. düşünmediğim, akıl sağlığımı korumak adına uzak durduğum tüm hatalarımı, girdiğim yanlış yolları, saptığım çıkmaz sokakları hatırlamak için."
"korkunç oldukları için yok saydığım gerçekleri biraz olsun hatırlamak amacıyla"
"kendi batağını görmek istemeyen hastalıklı beynime inat"
"insanlığımı elimde tutmak adına"
"gururumu korumak için"
kaçmaya devam edecek kuvveti bulabilmek adına gerçekleştirilen bir dürüstlük ritüeli..
salak..
komik..
kafandakilerin güçlü insanlara ait düşünceler olduğunu farkediyorsun. gülümsüyorsun içinden. ironi komik. "güçlü" dediğin insanların sadece şanslı, akıllı ya da planlı olduklarını biliyorsun.
senin olayın da bu işte.
insanlar dünyayı suçlamayı severler,
sana ise kendini suçlamak daha kolay geliyor.
"daha doğru.."
son birkaç senede elinden kayıp gidenleri düşünüyorsun. insanları, şansları, fırsatları..
çöpe attıklarını.
"dostum" dediklerinin senin hakkında çok az şey bildiklerini farkediyorsun. bilmelerini istediğin kadarını. az bilen insanların daha az soru sorduklarının, daha az soru soran insanların ise kolay olduğunun farkındasın. anlatacak gücün yok.
demirden bir dağın altında kalmış gibi hissediyorsun kendini. yavaş yavaş eziliyorsun, kemiklerin kırılıyor. iki boyutun arasında sıkışmış gibisin. ne gidebiliyorsun, ne kalabiliyorsun. sürekli yoldasın. sonunu bildiğin için fazla eğlenceli gelmiyor.
sonra kendisinden nefret eden ya da kendisiyle ilgilenmeyen zorunlu-sarkastik, kompleksli adam gidiyor. çaresiz hissediyorsun kendini.
ellerini saçlarının arasında gezdiriyorsun. yumruklarını sıkıyor, dudaklarını ısırıyor, dolan gözlerinin seni utandırmasına izin veriyorsun.
boğazındaki yumruya aldırmadan içkini bitiriyorsun..
ayağa kalkıp sırtını, bacaklarını esnetiyorsun..
kendine acımış olmanın verdiği yetersiz "insan olma" duygusuyla etrafındaki ağaçları, toprağı, düzgünce kesilip işlenmiş taşları inceliyorsun .. hissettin işte. artık bir süre daha kaçmaya devam edebilirsin.
"burası yine aynı" diye düşünüyorsun. "yine geldiğimde yine aynı olacak"
bir kere daha etrafa baktıktan sonra kapıdan çıkıp gidiyorsun..
mezarlıkta saatlerdir beraberce oturduğun ölüler mi..?
onlar hala sessizler.
kişinin olduğu veya bulunduğu, yeri veya mekanı ima eder. isim kullanılmadan tarif ve anlatım yapılırken de kullanılır.
burası agora meyhanesiiiii... diye başlayan güzel şarkının ilk kelimesi.
orası olmayan her yer dışında kalan.
bulunulan yeri ifade eden kelime.
akıllara nerenin burası repliğini getirir.
zamir olabilir. iyi ölçmek lazım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar