bugün

Geldi öteki yamacın ormancıları, tanımadığımız, törelerimizi
Saymayan insanlar.
Epeyce vardı sayıları.
Artık yeşil ve sulanmış olan eski ekin tarlasının
Sedir ağaçlarıyla ayrıldığı yerde göründü kalabalıkları.
iyice ısınmışlardı uzun yürüyüşten.
Kaşlarının üzerindeydi şapkaları, sürüyorlardı yorgun
Ayaklarını.
Bizi görüp kaldılar oldukları yerde.
Besbelli, burada bizimle karşılaşacaklarını hiç düşünmemişlerdi,
Zahmetsiz topraklar ve iyice kapalı karıklar üzerinde,
Hiç umursamayan böyle bir buluşmayı.
Başımızı kaldırıp yüreklendirdik onları.

Yaklaştı en güzel konuşanları, sonra biri daha onun
Kadar köksüz ve yavaş.
Haber vermeye geldik, dediler, yaklaşan kasırgayı, o
Amansız düşmanınızı.
Sizden fazlasını da bilmiyoruz aslında onun hakkında
Bütün bildiklerimiz atalarımızdan kalan öyküler ve
Sırlar
Ama neden anlaşılmaz bir mutluluk duyuyoruz karşınızda
Ve birden çocuklar gibiyiz?

Sağolun, dedik, başımızdan savdık kendilerini.
Ama kafayı çekmişler ki önceden, titriyordu elleri,
Gözlerinin içleri gülüyordu.
Ağaç ve baltaya yatkın insanlar bunlar, karşı koyabilirler
Türlüsüne tehlikenin ama beceriksizdirler
Suyu yönetmede, sıralayamazlar evleri ve
Güzel renklerle sıvayamazlar.
Ne kış bahçesinden anlarlar ne de ölçülü olabilirler
Sevinçlerinde.
Kandırabilirdik onları hiç kuşkusuz, kazanabilirdik
Kendimize.
Heyecan vericiydi çünkü kasırga sıkıntısı.
Evet geldim geliyorum diyordu kasırga.
Ama değer miydi bunun sözünü etmeye, geleceği tedirgin
Etmeye?
Yer yok ki ivedi korkuya bizim bulunduğumuz yerde.

René Char
© copyright 2005 - 2026