bugün
- sözlükte kadın yazar olması5
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle17
- bir erkeği yakışıklı gösteren 3 şey6
- sebahattin şirin15
- tenis oynayan erkek4
- sözlük prenseslerinin fotoğrafları3
- sözlüğün en tipsiz kız yazarı8
- cıvık çift3
- nokia 32102
- canınız sıkılınca ne yapıyorsunuz2
- arkadaşlar ben şişman miyim2
- su tabancasından su içen çocuk4
- sözlüğün kapanması4
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler8
- blackberry6
- esrar içip müzik eşliğinde sevişmek8
- estetik ameliyat olan kişiyi ziyaret etmek3
- çerçeve yasa23
- anın görüntüsü15
- burçlara inanmak3
- beyaz atletle balkonda çay içme sezonunun açılması2
- kalp krizi8
- karpuz yiyen erkek2
- hiçbir servet zamanı satın alamaz11
- sözlük yakışıklıların fotoğrafları9
- apo piçtir piç kalacak12
- yakışıklı erkek görünce verilen tepkiler2
- romelu lukaku7
- malum takımın azalarak bitecek olması6
- arkadaşlar bana müsaade2
- eski türkiye5
- profilini gizli tutma nedeni9
- eksi oy alan tanımları siliyorum2
- milliyetçi faşistlerin pkk biter korkusu12
- hangi film karakteri olmak isterdiniz3
- kırathanede one more cup of coffee dinlemek2
- z jenerasyonunun önceki nesilden az zekalı olması4
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı6
- türk milletine kurulan pusu7
- bu plak para eder mi3
- kova burcu2
- numan kurtulmuş3
- ultravesti tiribün liderinin gözaltına alınması3
- allah'ın delili hazreti mehdi5
- aslolan fenerbahce dir vs frank lucas3
- herkes öldüğü hal üzere diriltilecektir2
- ümmetçilerin vatan sevgisi5
- 1 milyon dolar ama sözlükte nude'un dolaşacak5
- true'nun sözlüğe küsmesi6
- rabbin sana verecek ve sen hoşnut olacaksın2
''sahip olduklarınızdan verdiğinizde,
çok az şey vermiş olursunuz;
gerçek veriş, kendinizden vermektir.
çünkü sahip olduklarınız, yarın ihtiyacınız olabilir
diye saklayıp koruduğunuz şeylerden ibaret değil mi?
ve yarın, kutsal şehre giden hacılari takip ederken, kemiklerini,
iz bırakmayan kumlara gömen fazla uyanık bir köpeğe ne getirebilir?
ve ihtiyaç korkusu da, ihtiyaçtan başka birşey değil midir?
kuyunuz tamamen doluyken susuzluktan korkmak,
tatmin olamayan bir susuzluk göstermez mi?
çok fazla şeye sahip olup, çok az verenler, bunu
gösteriş isteyen gizli arzuları için yaparlar,
ki bu da armağanlarını yararsız kılar.
ve bazıları vardır ki, çok az şeye sahiptirler ve hepsini verirler.
bunlar hayata ve hayatın definesine inananlardır,
ve kasaları hiç boş kalmaz.
bazıları sevinçle verirler, bu sevinç onların ödülüdür.
bazıları ise ıstırap içinde verirler ve bu acı onların vaftizidir.
ve bazıları vardır ki, ne vermenin acısını hissederler,
ne sevinç ararlar, ne de bir erdemlilik düşüncesi taşırlar;
onlar, şu vadideki mersin ağacının kokusunu salısı gibi verirler.
böyle kişilerin ellerinde tanrı dile gelir ve onlarin gözlerinden tanrı, dünyaya gülümser.
istendigi zaman vermek güzel bir davranış olabilir; fakat
istenmeden, ihtiyacı hissederek vermek çok daha anlamlıdır.
ve cömert olan için, verecek kimseyi aramak, veriş olayından daha fazla sevinç getirir.
vermekten alıkoyacağınız herhangi bir şey olabilir mi?
sahip olduğunuz her şey bir gün verilecektir.
öyleyse şimdi verin ve vermenin hazzını mirasçılarınız değil siz yaşayın..
çoğunlukla şöyle dersiniz:
´vereceğim, ama hak edeni bulabilirsem.´
ne koruluktaki meyve ağaçları böyle düşünür, ne de çayırdaki sürüler.
onlar, saklandığında çürüyecek olanı, yaşayabilsin diye verirler.
herhalde kendisine günler ve geceler verilmesini hak eden
bir kişi, sizden gelebilecek şeyleri de hak eder.
ve hayat okyanusundan içmeye hak kazanmış bir insan,
sizin küçük ırmağınızdan da bir bardak su alabilir.
faydasından öte, kabul etmenin gerektirdiği cesaretten ve
güvenden daha büyük bir değer var mıdır?
ve siz kim oluyorsunuz da, onların göğüslerini yırtarak
gururlarını korunmasızca ortaya seriyor, sonra da onlarıin değerlerini örtüsüz ve gururlarını
utanmasız olarak değerlendiriyorsunuz?
önce kendinizi vermeye hak kazanmış ve verme olayında bir aracı olarak görün.
çünkü gerçekte herşeyi veren hayattır ve siz kendinizi bir verici olarak belirlediğinizde,
sadece bir tanık olduğunuzu unutuyorsunuz.
ve siz alıcılarr, ki hepiniz bu gruba dahilsiniz,ne kendinize
ne de size verene bir boyunduruk yüklememek için,
hiç bir minnet hissi taşımayın.
bunun yerine, armağanları kanat yaparak, verenle beraber yükselin;
çünkü borcunuzu gereğinden fazla abartmak, annesi özgür yürekli dünya, babası evren olan cömertlik olgusundan şüphe etmek demektir...'' *
çok az şey vermiş olursunuz;
gerçek veriş, kendinizden vermektir.
çünkü sahip olduklarınız, yarın ihtiyacınız olabilir
diye saklayıp koruduğunuz şeylerden ibaret değil mi?
ve yarın, kutsal şehre giden hacılari takip ederken, kemiklerini,
iz bırakmayan kumlara gömen fazla uyanık bir köpeğe ne getirebilir?
ve ihtiyaç korkusu da, ihtiyaçtan başka birşey değil midir?
kuyunuz tamamen doluyken susuzluktan korkmak,
tatmin olamayan bir susuzluk göstermez mi?
çok fazla şeye sahip olup, çok az verenler, bunu
gösteriş isteyen gizli arzuları için yaparlar,
ki bu da armağanlarını yararsız kılar.
ve bazıları vardır ki, çok az şeye sahiptirler ve hepsini verirler.
bunlar hayata ve hayatın definesine inananlardır,
ve kasaları hiç boş kalmaz.
bazıları sevinçle verirler, bu sevinç onların ödülüdür.
bazıları ise ıstırap içinde verirler ve bu acı onların vaftizidir.
ve bazıları vardır ki, ne vermenin acısını hissederler,
ne sevinç ararlar, ne de bir erdemlilik düşüncesi taşırlar;
onlar, şu vadideki mersin ağacının kokusunu salısı gibi verirler.
böyle kişilerin ellerinde tanrı dile gelir ve onlarin gözlerinden tanrı, dünyaya gülümser.
istendigi zaman vermek güzel bir davranış olabilir; fakat
istenmeden, ihtiyacı hissederek vermek çok daha anlamlıdır.
ve cömert olan için, verecek kimseyi aramak, veriş olayından daha fazla sevinç getirir.
vermekten alıkoyacağınız herhangi bir şey olabilir mi?
sahip olduğunuz her şey bir gün verilecektir.
öyleyse şimdi verin ve vermenin hazzını mirasçılarınız değil siz yaşayın..
çoğunlukla şöyle dersiniz:
´vereceğim, ama hak edeni bulabilirsem.´
ne koruluktaki meyve ağaçları böyle düşünür, ne de çayırdaki sürüler.
onlar, saklandığında çürüyecek olanı, yaşayabilsin diye verirler.
herhalde kendisine günler ve geceler verilmesini hak eden
bir kişi, sizden gelebilecek şeyleri de hak eder.
ve hayat okyanusundan içmeye hak kazanmış bir insan,
sizin küçük ırmağınızdan da bir bardak su alabilir.
faydasından öte, kabul etmenin gerektirdiği cesaretten ve
güvenden daha büyük bir değer var mıdır?
ve siz kim oluyorsunuz da, onların göğüslerini yırtarak
gururlarını korunmasızca ortaya seriyor, sonra da onlarıin değerlerini örtüsüz ve gururlarını
utanmasız olarak değerlendiriyorsunuz?
önce kendinizi vermeye hak kazanmış ve verme olayında bir aracı olarak görün.
çünkü gerçekte herşeyi veren hayattır ve siz kendinizi bir verici olarak belirlediğinizde,
sadece bir tanık olduğunuzu unutuyorsunuz.
ve siz alıcılarr, ki hepiniz bu gruba dahilsiniz,ne kendinize
ne de size verene bir boyunduruk yüklememek için,
hiç bir minnet hissi taşımayın.
bunun yerine, armağanları kanat yaparak, verenle beraber yükselin;
çünkü borcunuzu gereğinden fazla abartmak, annesi özgür yürekli dünya, babası evren olan cömertlik olgusundan şüphe etmek demektir...'' *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar