bugün
- ecevit denince akla gelen şeyler24
- recep tayyip erdoğan'ın ülkeye çağ atlatması30
- türk rock grupları5
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı18
- evlilik6
- feto4
- dikili bir ağacının olmaması5
- hewal ebo10
- sözlükte kız olduğunu belli eden kızların amacı3
- birader avanosta mı sorunsalı2
- kıymalı domatesli biberli soğanlı yumurta3
- mustafa kemal atatürk5
- türkiye fransa maçı saat 21 45 te atv de3
- türkçe vs arapça vs farsça3
- miçotakis'in bm de türkiye mesajı6
- sarışın bir bayanla sevişmek3
- cuma günü akşam tek başına yapılacak aktiviteler7
- orospu çocuğu abdullah öcalan5
- simko315
- asgari ücretle geçinip vatan millet savunmak8
- apoya villa yapılmasını destekleyen akpliler3
- alternatif türkçe rock müziğin iyice kaybolması5
- ateist bir erkekle evlenir miydiniz3
- simko3 memduh başkan dna testi kampanyası10
- arapça rock2
- slim sigaraların yasaklanacak olmasını takmamanız2
- cedidacer7
- manifest6
- sözlükte ki türk düşmanları10
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin35
- ölüm orucu5
- meksika açmazı macerası8
- nick vermeden bir yazara seslen6
- memduh bashgan10
- rakıya verilen paranın göze batmaması5
- allah bize salat etti3
- türkiye 0 7 fransa5
- bir diktatörü diktatör yapan şeyler7
- cuma akşamı istanbul trafiği2
- çok şükür ki atatürkçü ve tırk değilim5
- cuma akşam evde kalan yazarlar2
- apoya küfür edince deliren akpli2
- türk olmayan türkler5
- karnıkara2
- istiklal caddesi2
- kafayı bir yere çarpıp sonra gülmek6
- israil azerbaycan kardeşliği4
- türklerin dinsiz bir millet olması4
- tarih kitaplarının aşırı yalandan ibaret olması4
- yan keskiyle parmak kesmek2
adliyenin yanındaki iskeledir, fenerbahçe nin şampiyon olamadığı gün bir elektrik kaçağı sonunda sabaha karşı beş buçuk sularında yanmıştır.
kişisel bir sebepten dolayı bu ana tanık olduk, sarayburnu'nda yürürken boğazın dumanaltı olduğunu faRKEttim filan. nostaljik bir yer tabi, böyle şeyler üzücü.
kişisel bir sebepten dolayı bu ana tanık olduk, sarayburnu'nda yürürken boğazın dumanaltı olduğunu faRKEttim filan. nostaljik bir yer tabi, böyle şeyler üzücü.
bir zamanlar beni o çok sevdiğim büyükada'ya götüren vapurun kalktığı iskele.
Ziyadesiyle üzgün olduğum günlerden birini yaşarken Beşiktaş iskelesinde , o çifti gördüm. Benim aksime , cesaret ve kararlılıklarını ispat edercesine yürüdüler iskelenin bitimine. Sarmaş dolaştılar yalnızlığım beni kucaklamışken ... . Öylece 6 saat durdum orada , eşlik ettim onlara , onlar güldüler bende katıldım , misafir oldum konuşmalarına . Gelecekten söz ediyolardı durmadan , çocuklarının nasıl olacağından , hangisine çekeceğinden . Gezecekleri ülkeleri , konaklayacakları otelleri ve yaşlandıklarında nasıl mutlu ve tatmin olmuş hissedeceklerinden söz ediyorlardı. Hepsini duydum ve sanki fikrim sorulmuşcasına , bana hitap edilmişcesine başımla onayladım onları. 6 saat sonra geldikleri gibi sarmaş dolaş ayrıldılar iskeleden , trafiğe karıştılar cesaret ve kararlılıklarının bir göstergesi olarak... Yavaşça doğruldum ve onların aksine en tenha noktayı seçtim kendime ilerlemek için , yalnızlığımın ve korkaklığımın bir göstergesi olarak.
O günden sonra Beşiktaş iskelesine her gün gittim. 1 yıl boyunca görmedim onları. Sonra , kendimi o günün aksine tamamıyla mutlu hissettiğim bir gün , tekrar o kızı gördüm ... Ama bu sefer yalnızdı ve onları gördüğüm yerde , yani benim yerimde - yalnızlık imparatorluğunun tahtında - oturuyordu. Üzerinde siyah bir palto vardı ve ayakta dikilerek profilden izlemeye başladım onu. 1 yada 2 saat sonra içimde verdiğim iç savaşı kazanarak yanına doğru yürümeye başladım. Öyle fiyakalı yürüyordum ki sanırsın muzaffer bi komutanım da meydan savaşı kazanmış , maraşel olmayı bekliyorum . Tam yanına varmak üzereydim ki telefonu çaldı , Graham Bell'in cehennemde kablolarıyla asıldığı o uğursuz alet . Sol eliyle aldı telefonu ve kimin aradığına bile bakmadan açtı.
- Alo , dedi ...
- iskeledeyim , oturuyorum ...
- Biliyorum ama kendimi burada iyi hissediyorum , dedi... Ümitlendim , insanlar kendilerini iyi hissettiklerinde birşeyleri kabullenmeye daha yatkınlardır. Bunu bilecek kadar kurnazdım.
- Unutamıyorum ! diye haykırdı , o anda durdum . Az önce bastırdığım iç isyanım yeniden patlak verdi.
- Unutamıyorum o kazayı , olmuyor , çok denedim ...
- Biliyorum , biliyorum ama bu birşeyi değiştirmiyor , dedi ve telefonu kapattı... Tam o anda bana dikti bakışlarını.
- Ne istiyorsun , dedi ... Bildiğim ne kadar yön varsa hepsine bakındım ve sağ elimin işaret parmağıyla kendimi gösterdim. Bana bakarak onayladı başıyla.
- Sana diyorum , ne istiyorsun , 2 saattir beni izliyorsun , dedi... Yutkundum ve peltek bir yürüyüşle yanına doğru seyirttim.
+ Oturabilir miyim ? dedim. Umursamazca çevirdi başını. Umursamaz insanlara istediğinizi yapabileceğinizi de bilecek kadar içten pazarlıklı olduğum için kuruldum hemen yamacına.
+ Sizi daha öncede burada gördüm , dedim gayrı ihtiyari olarak iskelenin en ucunu göstererek.
- Ne olmuş ? dedi aynı umursamazlıkla.
+ Yanınızda biri vardı , sanırım erkek arkadaşınızdı , dedim... O anda nefesim tutuldu işte. Ayağa kalkmıştı ve sağ kolunun olması gerektiği yerde bir boşluk vardır. Paltosunun sağ kolu , cebine sokulmuş ve içi boş bir halde duruyordu. Yutkundum ...
- Olabilir dedi , gözlerini benden kaçırarak. içine yayılan özlem ve üzüntüyü hissettim . Umutsuz insanların karşı koyacak gücü olmadığını da bilecek kadar hilekar olduğum için cesurca devam ettim konuşmaya.
+ Sanırım terk etti sizi dedim ... Yavaş yavaş yürümeye başladı ve :
- Hayır biz öldük , dedi tahtımı tekrar kazandığım o anda .
Tahtıma kuruldum ve trafiğin içinden cesurca çıkarak , zamanla olan karşılaşmaları için iskelenin en ucuna yürüyen yeni çifti seyretmeye başladım. Sarmaş dolaştılar , yalnızlığım beni kucaklamışken .
O günden sonra Beşiktaş iskelesine her gün gittim. 1 yıl boyunca görmedim onları. Sonra , kendimi o günün aksine tamamıyla mutlu hissettiğim bir gün , tekrar o kızı gördüm ... Ama bu sefer yalnızdı ve onları gördüğüm yerde , yani benim yerimde - yalnızlık imparatorluğunun tahtında - oturuyordu. Üzerinde siyah bir palto vardı ve ayakta dikilerek profilden izlemeye başladım onu. 1 yada 2 saat sonra içimde verdiğim iç savaşı kazanarak yanına doğru yürümeye başladım. Öyle fiyakalı yürüyordum ki sanırsın muzaffer bi komutanım da meydan savaşı kazanmış , maraşel olmayı bekliyorum . Tam yanına varmak üzereydim ki telefonu çaldı , Graham Bell'in cehennemde kablolarıyla asıldığı o uğursuz alet . Sol eliyle aldı telefonu ve kimin aradığına bile bakmadan açtı.
- Alo , dedi ...
- iskeledeyim , oturuyorum ...
- Biliyorum ama kendimi burada iyi hissediyorum , dedi... Ümitlendim , insanlar kendilerini iyi hissettiklerinde birşeyleri kabullenmeye daha yatkınlardır. Bunu bilecek kadar kurnazdım.
- Unutamıyorum ! diye haykırdı , o anda durdum . Az önce bastırdığım iç isyanım yeniden patlak verdi.
- Unutamıyorum o kazayı , olmuyor , çok denedim ...
- Biliyorum , biliyorum ama bu birşeyi değiştirmiyor , dedi ve telefonu kapattı... Tam o anda bana dikti bakışlarını.
- Ne istiyorsun , dedi ... Bildiğim ne kadar yön varsa hepsine bakındım ve sağ elimin işaret parmağıyla kendimi gösterdim. Bana bakarak onayladı başıyla.
- Sana diyorum , ne istiyorsun , 2 saattir beni izliyorsun , dedi... Yutkundum ve peltek bir yürüyüşle yanına doğru seyirttim.
+ Oturabilir miyim ? dedim. Umursamazca çevirdi başını. Umursamaz insanlara istediğinizi yapabileceğinizi de bilecek kadar içten pazarlıklı olduğum için kuruldum hemen yamacına.
+ Sizi daha öncede burada gördüm , dedim gayrı ihtiyari olarak iskelenin en ucunu göstererek.
- Ne olmuş ? dedi aynı umursamazlıkla.
+ Yanınızda biri vardı , sanırım erkek arkadaşınızdı , dedim... O anda nefesim tutuldu işte. Ayağa kalkmıştı ve sağ kolunun olması gerektiği yerde bir boşluk vardır. Paltosunun sağ kolu , cebine sokulmuş ve içi boş bir halde duruyordu. Yutkundum ...
- Olabilir dedi , gözlerini benden kaçırarak. içine yayılan özlem ve üzüntüyü hissettim . Umutsuz insanların karşı koyacak gücü olmadığını da bilecek kadar hilekar olduğum için cesurca devam ettim konuşmaya.
+ Sanırım terk etti sizi dedim ... Yavaş yavaş yürümeye başladı ve :
- Hayır biz öldük , dedi tahtımı tekrar kazandığım o anda .
Tahtıma kuruldum ve trafiğin içinden cesurca çıkarak , zamanla olan karşılaşmaları için iskelenin en ucuna yürüyen yeni çifti seyretmeye başladım. Sarmaş dolaştılar , yalnızlığım beni kucaklamışken .
kişinin kendisine Kadıköydeki BEŞiKTAŞ iskelesimi yoksa Beşiktaştaki BEŞiKTAŞ iskelesimi sorusunu sormaya yönelten iskeledir kendileri.
beşiktaş'taki iskele mi, yoksa kadıköy'deki beşiktaş vapurlarının kalktığı iskele mi kafa karıştıran tamlama.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar