bugün
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak13
- ismet'in ilim fuarına katılması5
- çin de 2 çocuğunu camdan aşağıya atan cani anne7
- açık oylayan yazar ne demek istiyor7
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi16
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur13
- hatay da çürük domates satan suriyeli pazarcı6
- kemal kılıçdaroğlu vs bülent ecevit7
- günün sözü8
- nervio31
- yavıdice öğreniyoruz2
- sigara içmeyince sinirlenmek4
- leş kaktüsü6
- ağıza alınca rahatlatan şeyler2
- tuborg smooth2
- fon skandalı2
- cennet çamuru5
- percy jackson and the olympians2
- bik bik'in gerçek yüzü5
- göbek marul3
- eğitim seviyesi azaldıkça kişide artan şey12
- açık oylayıp fava atıp takip edip mesaj atan yazar2
- anın görüntüsü27
- sözlüğün en ılık yazarı7
- sözlüğün yeni tasarımı23
- keyif kaçıran şeyler6
- bik bik'in mutfağına konuk olmak9
- tatar sulhiyenin gaddar katili aksaraylı ismed2
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- ucuz atlatmak5
- gelmiş geçmiş en iyi futbolcu4
- ne bu fon vurgunu6
- terapi niteliğindeki şeyler14
- akp'nin kemalistleşmesi5
- samsak döveci9
- eskiden arkadaşlar genelevde aynı kadına gitmezdi10
- memur olup sıradan bir hayatla geberip gitmek8
- fon olayı reisi çok üzdü diyen akpli3
- galatasaray amed operasyonu5
- güncelleme sonrası oluşan gif yükleme hatası3
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı93
- özür dilerim ile kusura bakma arasındaki farklar7
- cenneti arzulayan örnek yaşam sürer5
- sözlük yazarlarının su bardakları6
- öyle yeme böyle ye2
- tinto brass12
- iran kürtleri2
- polo ralph lauren vs us polo assn3
- barbunya pilakisi seven bokkefali4
- aponun villası9
Eurovision yarışmalarına baktıkça imparatorluklarda görülen yükseliş ve çöküş aşamalarının aynen Avrupa'da yaşandığını üzülerek gördüm. Bir büyük medeniyet göz göre göre ortadan yok oluyordu
Cumartesi günü keşke yayın yönetmeni olacağıma bayrak üreticisi olsaydım diye düşünmekten moralim bozuldu. Kaçırdığım bu fırsata üzülerek akşam saatlerini getirdim. Belki canımın sıkkınlığı azıcık geçer diye televizyonu açtım, ama bu defa tam depresyona girmeye başladım, çünkü televizyonda Eurovision yarışması vardı.
Ben Eurovision yarışması icat edilmeden önce Avrupa kavramına saygı duyan bir insandım. ingiliz tarihini baz alarak feodalizmden kapitalizme geçiş süreci hakkında uzmanlığım olduğundan Avrupa'nın tarihini az çok bilirim. Eh aynı medeniyeti paylaştığımı da düşünürdüm, ama Eurovision yarışmalarına baktıkça imparatorluklarda görülen yükseliş ve çöküş aşamalarının aynen Avrupa'da yaşandığını üzülerek gördüm. Bir büyük medeniyet göz göre göre ortadan yok oluyordu. Son Eurovision'u seyrederken sadece üzülmekle kalmadım ayrıca korktum da.
Sahneye çıkan gruplara iyice baktınızsa orada görülen insanlardan bir tanesinin bile normal diye tanımlanabilecek insan tipi olmadıklarını görmüşünüzdür. Fizikleri tuhaf, hareketleri tuhaf, cinsleri belli değil, kadın desen değil erkek desen hiç değil. Üçüncü cinsten farklı bir şeyler onlar, ayrıca doğuştan olan gariplikleriyle de yetinmiyorlar, takıştırdıkları, giydikleri ile garipliklerini katlıyorlar. Bunlar sanatçı o kadar gariplik de olur diyorsanız bunu da kabul ediyorum, eh ben de Alice Cooper ve sahnede canlı hayvanın kafasını ısırarak koparan bir müzisyeni seyrederek geçen bir gelenekten geliyorum. Gariplikse gariplik bunu anlarım ama yarışmanın yapıldığı salondaki seyirciler daha da gariptiler. Seyirciler üstelik geri zekalıydılar da çünkü arada bir konuşma girişiminde bulundular. Büyük ihtimalle sahneye çıkanlar da geri zekalıydılar ama bunun bir sakıncası yok çünkü müzisyen olmak ve sahnede başarılı olmak için üstün zekaya gerek yok. Hatta bu iş için fazla zekanın bir handikap olduğunu söyleyebiliriz.
Salonda kamera dolaşırken arada bir düzgün normal görünümlü insanlar da görünüyordu ekranda. Bunlar Türk seyircilerdi tabii ki, nüfus cüzdanlarından anlamadım bunu. Tabii ki onların elinde de bayraklar vardı. Bayrakları orada da görünce hayatta yanlış meslek seçimime tekrar üzülüp bunalıma girdim. O salondaki tek Türk kendisini maymunlar cehennemindeki Charles Heston olarak hissediyordu herhalde.
Bu kadar çirkin, garip, ne idüğü belirsiz bir kavmin hakim olduğu bir birliğe girmeyi derhal reddedip, Avrupa Birliği üyeliğimizi derhal askıya almalıyız. Eurovision gecesinde ben bir tek Rusya grubunu sevdim. Onlar da beyaz Rus kızlardan oluşan bir gruptu. Beyaz Rus kızları sahneye çıkarıp birer koltuğa oturtup hareketsiz durdursalar, yine de çok beğeni kazanabilirlerdi. Ne yapayım hayatın bir gerçeği bu da.
serdar turgut
Cumartesi günü keşke yayın yönetmeni olacağıma bayrak üreticisi olsaydım diye düşünmekten moralim bozuldu. Kaçırdığım bu fırsata üzülerek akşam saatlerini getirdim. Belki canımın sıkkınlığı azıcık geçer diye televizyonu açtım, ama bu defa tam depresyona girmeye başladım, çünkü televizyonda Eurovision yarışması vardı.
Ben Eurovision yarışması icat edilmeden önce Avrupa kavramına saygı duyan bir insandım. ingiliz tarihini baz alarak feodalizmden kapitalizme geçiş süreci hakkında uzmanlığım olduğundan Avrupa'nın tarihini az çok bilirim. Eh aynı medeniyeti paylaştığımı da düşünürdüm, ama Eurovision yarışmalarına baktıkça imparatorluklarda görülen yükseliş ve çöküş aşamalarının aynen Avrupa'da yaşandığını üzülerek gördüm. Bir büyük medeniyet göz göre göre ortadan yok oluyordu. Son Eurovision'u seyrederken sadece üzülmekle kalmadım ayrıca korktum da.
Sahneye çıkan gruplara iyice baktınızsa orada görülen insanlardan bir tanesinin bile normal diye tanımlanabilecek insan tipi olmadıklarını görmüşünüzdür. Fizikleri tuhaf, hareketleri tuhaf, cinsleri belli değil, kadın desen değil erkek desen hiç değil. Üçüncü cinsten farklı bir şeyler onlar, ayrıca doğuştan olan gariplikleriyle de yetinmiyorlar, takıştırdıkları, giydikleri ile garipliklerini katlıyorlar. Bunlar sanatçı o kadar gariplik de olur diyorsanız bunu da kabul ediyorum, eh ben de Alice Cooper ve sahnede canlı hayvanın kafasını ısırarak koparan bir müzisyeni seyrederek geçen bir gelenekten geliyorum. Gariplikse gariplik bunu anlarım ama yarışmanın yapıldığı salondaki seyirciler daha da gariptiler. Seyirciler üstelik geri zekalıydılar da çünkü arada bir konuşma girişiminde bulundular. Büyük ihtimalle sahneye çıkanlar da geri zekalıydılar ama bunun bir sakıncası yok çünkü müzisyen olmak ve sahnede başarılı olmak için üstün zekaya gerek yok. Hatta bu iş için fazla zekanın bir handikap olduğunu söyleyebiliriz.
Salonda kamera dolaşırken arada bir düzgün normal görünümlü insanlar da görünüyordu ekranda. Bunlar Türk seyircilerdi tabii ki, nüfus cüzdanlarından anlamadım bunu. Tabii ki onların elinde de bayraklar vardı. Bayrakları orada da görünce hayatta yanlış meslek seçimime tekrar üzülüp bunalıma girdim. O salondaki tek Türk kendisini maymunlar cehennemindeki Charles Heston olarak hissediyordu herhalde.
Bu kadar çirkin, garip, ne idüğü belirsiz bir kavmin hakim olduğu bir birliğe girmeyi derhal reddedip, Avrupa Birliği üyeliğimizi derhal askıya almalıyız. Eurovision gecesinde ben bir tek Rusya grubunu sevdim. Onlar da beyaz Rus kızlardan oluşan bir gruptu. Beyaz Rus kızları sahneye çıkarıp birer koltuğa oturtup hareketsiz durdursalar, yine de çok beğeni kazanabilirlerdi. Ne yapayım hayatın bir gerçeği bu da.
serdar turgut
götünün üstünde oturup sallayan, eli kalem tutunca "yazar" olan'ın hezeyanı. farklı olanı doğrayan, öldüren biz değil, avrupa çöküyor he mi? bsg allasen.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com