bugün
- ben aquila bicipite sorularınızı yanıtlıyorum25
- kızlara bişey soracağım erkekler gelmesin7
- gece yarısı çalan telefon7
- ilşkisini herkese anlatan kızlar7
- sinirli kadını sakinleştirmenin yolları14
- kızların sözlüğü erkek düşürmek için kullanması7
- uysaljakoben21
- başımın tatlı tatlı dönmesi4
- aşık olunca yapılan salaklıklar3
- gammaz olmuşum13
- aquila bicipite8
- kel erkek3
- minyon kadın siniri5
- uyuşturucu kullanan oğlunu öldüren baba7
- kadın mı erkek mi belli olmayan yazarlar21
- yüzüklerin efendisi abartılmış boktan bi filmdir3
- reha muhtar25
- hiç evlenemeyecek gibi hissetmek4
- osuruk kokusunun kalıcılık süresi6
- ayı saldırınca yapılması gerekenler10
- death2
- rusya'dan nükleer silah tehdidi2
- ona bir cümle bırak4
- gecenin şarkısı4
- pazarda su satmak2
- ses yakışıklılığı2
- toplu taşımaya binen kızın asıl amacı4
- kemal kılıçdaroğlu35
- benim başaklarımı görmek ister misiniz3
- bizim delilere bakayım4
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye7
- gençler iş beğenmiyor3
- gazlamak2
- güzel ayaklar mevsiminin gelmesi9
- elit olmak için gerekenler13
- sevgiliyle kavga etmek2
- semum3
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet11
- yemek yemek mi güzel giyinmek mi5
- yazarların 2005 yılı maaşları7
- vajina peşinde yitip giden hayatlar3
- 1 litrelik cam şişe kola3
- doğu perinçek vs kemal kılıçdaroğlu2
- düşkün2
- şato3
- yeni yıkanmış kezo kokusu6
- strese girdiğinde vücudun verdiği garip tepkiler2
- 1 milyon tl verseler 1 milyon tl yi alır mısınız5
- 20'li yaşlarınızın başları nasıl geçti6
- eski yazarların emekli yapılması5
öncelikle atatürk ve din hakkında biraz bilgi vermek gerekir.
Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri, cenabı hak tarafından insanlara dinî hakikatleri tebliğe memur ve resul olmuştur. Kanunu esasisi, cümlemizce malûmdur ki, Kur'anı azimüşşanda nusustur. insanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz, son dindir, ekmel dindir. alıntı atatürk paşa camii hutbesi
Atatürk, bir yandan şeriatçıların, diğer yandan ateistlerin, "dine karşı" ya da "dinsiz" olduğu şeklindeki yanlış değerlendirmelerinin aksine, müslümanlığa bağlı, dindar bir kişidir.
'islâm hayatı içtimaîyesinde hiç kimsenin bir sınıfı mahsus halinde muhafazai mevcudiyete hakkı yoktur. Kendilerinde böyle bir hak görenler, ahkâmı diniyeye muvafık harekette bulunmuş olmazlar. Bizde ruhbanlık yoktur, hepimiz müsaviyiz ve dinimizin hükümlerini mütesaviyen öğrenmeye mecburuz". atatürk
"Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum. Şuura muhalif, terakkiye mâni hiçbir şey ihtiva etmiyor. Halbuki, Türkiye'ye istiklâlini veren bu Asya milletinin içinde daha karışık, sun'i itikadlardan ibaret bir din daha vardır. Fakat bu cahiller, bu acizler sırası gelince, aydınlanacaklardır". atatürk burda islamiyetin akla, ilime uygun olduğunu ancak değiştirildiğini söylüyor.
atatürk saf islamı kabul etmiştir. dört halife sonrasındaki halifeliğin siyasi bir araç olduğu ve insanlara hükmetmek için kullanılıp islamiyetin değiştirildiğine inanır. bu nedenle islamiyetin siyasetten ayrılması için mücadele eder. dinimizin daha iyi öğrenilmesi ve sonraki ilavelerin çıkarılmasına uğraşır. uzun süre bu şekilde yönetilen halkın buna direnmesi, iletişim araçlarının gelişmediği bir dönemde derdini anlatması zor olmuş ve katı yöntemler kullanmıştır. bu yöntemlerin doğruluğu ateist ve şeriatçılarca tartışılır. bir kısım doğru olduğunu diğeri ise yanlış olduğunu iddia eder. laikliğe inanan bir insan ise genellikle gerekli ama fazla amacını aşmış olarak görür. atatürk bile yaptıkları için "acaba yanlış mı yapıyoruz, fazla mı ileri gittik" diye yakınındaki insanlarla bunu tartışmaya açmıştır. fakat günümüzde çoğu kraldan çok kralcı atatürk'ün bile emin olmadığı konuda kesin doğru hipotezini ileri sürerler.
sonuç olarak atatürk siyasette kullanılmayan aslına dönmüş bir islamiyet ve devlet ister. gerçek islamiyetin öğrenilmesi için diyanet başkanlığını kurar. ama diyanet başkanlığını hiç bir zaman siyasi olarak kullandırmaz.
din siyasette kullanılmadığına göre şeriatçi devlet değiliz
din bizzat devlet tarafından kurumsallaştırılıp insanlara inançları konusunda yol gösterici olup ve siyasi olarak kullanılmadığı sürece laik devletiz.
bazıları laik devlet ile ateist devlet arasında farkı tam ayırt edemiyor veya ayırt etmek istemiyor. laiklikte siyasette din kullanılmamalıdır. bunun anlamı hiçbir özelliği olmayan sadece din konusunda bilgisi veya fetvaları ile toplum önderi olmuş insanların * siyasi olaylara karışması engellenir. fakat dindar insanların devlete girmesinde, ibadetini yapmasında bir sorun yoktur. ateist devlet anlayışını güdenler ise insanların hiçbir şekilde inançlarını göstermemesi olarak algılar. devletten dindarları uzaklaştırmayı isterler.
son zamanlarda din adamlarını siyasete sokan chp'nin laiklik anlayışını anlamakta zorlanıyorum. laikliğe sıkı sıkı bağlı olduğunu iddia eden bir kurum bunları bilmez mi? atatürk dini önderleri siyasetten yok etmeyi, siyasetten uzak tutmayı sağlamak için çalışırken şeyhleri, cami hocalarını, ilahiyat profesörlerini neden siyasete sokar?
konumuza dönmek gerekirse laiklik din ve vicdan hürriyetidir. siyaset ve dinin bu hürriyeti lehine kullanması şeriatçi devletçilik veya aleyhine kullanması ateist devletçiliktir.
bariz örnek vermek gerekirse; türbanı bizim sayemizde takıyorsunuz diyen bir siyaset dini kullanan şeriatçi devlette görülür. ancak türbanlıları siyasi hayattan uzaklaştırdık demekte ateist devletçilikte görülür.
temel hak ve hürriyetlerin anayasada tam olarak yazılmadığı sürece seriatçi ve ateistlerin türban meselesini kullanmalarına engel olunamaz. temel hak ve hürriyet olan giyinme özgürlüğü anayasada belirtilmediği sürece sağcısıda solcusuda bu konuyu istismar edecektir. kuralları tam olarak belirlenmeyen temel hak ve hürriyetleri siyasetin belirlediği sürece mevcut iktidara göre bu hak ve hürriyetler değiştirilebilir ve siyasete alet edilir.
laik model inanç ve ibadet özgürlüğünü aklın ve vicdanın gereği olarak bir insan hakkı görür. şeriatçı ve ateist modeller bu hakları sınırlandırmaya çalışır. biri siyasetin içine din sokarak diğeri tamamen dışlayarak.
bu güne kadar gerçekten laikliğe inanan bir hükümet gelseydi temel hak ve hürriyetler anayasa ile belirlenir ve bu çatışmalar biterdi.
Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri, cenabı hak tarafından insanlara dinî hakikatleri tebliğe memur ve resul olmuştur. Kanunu esasisi, cümlemizce malûmdur ki, Kur'anı azimüşşanda nusustur. insanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz, son dindir, ekmel dindir. alıntı atatürk paşa camii hutbesi
Atatürk, bir yandan şeriatçıların, diğer yandan ateistlerin, "dine karşı" ya da "dinsiz" olduğu şeklindeki yanlış değerlendirmelerinin aksine, müslümanlığa bağlı, dindar bir kişidir.
'islâm hayatı içtimaîyesinde hiç kimsenin bir sınıfı mahsus halinde muhafazai mevcudiyete hakkı yoktur. Kendilerinde böyle bir hak görenler, ahkâmı diniyeye muvafık harekette bulunmuş olmazlar. Bizde ruhbanlık yoktur, hepimiz müsaviyiz ve dinimizin hükümlerini mütesaviyen öğrenmeye mecburuz". atatürk
"Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum. Şuura muhalif, terakkiye mâni hiçbir şey ihtiva etmiyor. Halbuki, Türkiye'ye istiklâlini veren bu Asya milletinin içinde daha karışık, sun'i itikadlardan ibaret bir din daha vardır. Fakat bu cahiller, bu acizler sırası gelince, aydınlanacaklardır". atatürk burda islamiyetin akla, ilime uygun olduğunu ancak değiştirildiğini söylüyor.
atatürk saf islamı kabul etmiştir. dört halife sonrasındaki halifeliğin siyasi bir araç olduğu ve insanlara hükmetmek için kullanılıp islamiyetin değiştirildiğine inanır. bu nedenle islamiyetin siyasetten ayrılması için mücadele eder. dinimizin daha iyi öğrenilmesi ve sonraki ilavelerin çıkarılmasına uğraşır. uzun süre bu şekilde yönetilen halkın buna direnmesi, iletişim araçlarının gelişmediği bir dönemde derdini anlatması zor olmuş ve katı yöntemler kullanmıştır. bu yöntemlerin doğruluğu ateist ve şeriatçılarca tartışılır. bir kısım doğru olduğunu diğeri ise yanlış olduğunu iddia eder. laikliğe inanan bir insan ise genellikle gerekli ama fazla amacını aşmış olarak görür. atatürk bile yaptıkları için "acaba yanlış mı yapıyoruz, fazla mı ileri gittik" diye yakınındaki insanlarla bunu tartışmaya açmıştır. fakat günümüzde çoğu kraldan çok kralcı atatürk'ün bile emin olmadığı konuda kesin doğru hipotezini ileri sürerler.
sonuç olarak atatürk siyasette kullanılmayan aslına dönmüş bir islamiyet ve devlet ister. gerçek islamiyetin öğrenilmesi için diyanet başkanlığını kurar. ama diyanet başkanlığını hiç bir zaman siyasi olarak kullandırmaz.
din siyasette kullanılmadığına göre şeriatçi devlet değiliz
din bizzat devlet tarafından kurumsallaştırılıp insanlara inançları konusunda yol gösterici olup ve siyasi olarak kullanılmadığı sürece laik devletiz.
bazıları laik devlet ile ateist devlet arasında farkı tam ayırt edemiyor veya ayırt etmek istemiyor. laiklikte siyasette din kullanılmamalıdır. bunun anlamı hiçbir özelliği olmayan sadece din konusunda bilgisi veya fetvaları ile toplum önderi olmuş insanların * siyasi olaylara karışması engellenir. fakat dindar insanların devlete girmesinde, ibadetini yapmasında bir sorun yoktur. ateist devlet anlayışını güdenler ise insanların hiçbir şekilde inançlarını göstermemesi olarak algılar. devletten dindarları uzaklaştırmayı isterler.
son zamanlarda din adamlarını siyasete sokan chp'nin laiklik anlayışını anlamakta zorlanıyorum. laikliğe sıkı sıkı bağlı olduğunu iddia eden bir kurum bunları bilmez mi? atatürk dini önderleri siyasetten yok etmeyi, siyasetten uzak tutmayı sağlamak için çalışırken şeyhleri, cami hocalarını, ilahiyat profesörlerini neden siyasete sokar?
konumuza dönmek gerekirse laiklik din ve vicdan hürriyetidir. siyaset ve dinin bu hürriyeti lehine kullanması şeriatçi devletçilik veya aleyhine kullanması ateist devletçiliktir.
bariz örnek vermek gerekirse; türbanı bizim sayemizde takıyorsunuz diyen bir siyaset dini kullanan şeriatçi devlette görülür. ancak türbanlıları siyasi hayattan uzaklaştırdık demekte ateist devletçilikte görülür.
temel hak ve hürriyetlerin anayasada tam olarak yazılmadığı sürece seriatçi ve ateistlerin türban meselesini kullanmalarına engel olunamaz. temel hak ve hürriyet olan giyinme özgürlüğü anayasada belirtilmediği sürece sağcısıda solcusuda bu konuyu istismar edecektir. kuralları tam olarak belirlenmeyen temel hak ve hürriyetleri siyasetin belirlediği sürece mevcut iktidara göre bu hak ve hürriyetler değiştirilebilir ve siyasete alet edilir.
laik model inanç ve ibadet özgürlüğünü aklın ve vicdanın gereği olarak bir insan hakkı görür. şeriatçı ve ateist modeller bu hakları sınırlandırmaya çalışır. biri siyasetin içine din sokarak diğeri tamamen dışlayarak.
bu güne kadar gerçekten laikliğe inanan bir hükümet gelseydi temel hak ve hürriyetler anayasa ile belirlenir ve bu çatışmalar biterdi.
güncel Önemli Başlıklar
