bugün

Hint astrolojisinde evlerin hayat alanlarına karşılık geldiğini bu satırları takip eden okuyucularım artık iyi biliyorlar. Bir yıldız haritasında oniki adet ev bulunuyor. Benim bu evler içinde en ilginç bulduklarımdan biri onikinci ev.

12. ev genellikle çözülmesi ve anlaşılması zor evlerden, çünkü kayıplar anlamına geliyor. Kaybetmek ise üzerinde düşünülmesi gereken değişik bir kavram. Meslek , para , evlilik gibi elle tutulur ve kolay kavranır bir konu değil çoklarımız için. Kayıplar evi dustan ( dusthana ) evleri dediğimiz 3 olumsuz evin yer aldığı gruptan. Bu grubu 6., 8. ve 12. evler oluşturuyor. 6. ev daha çok hastalıkları ve düşmanları, 8. ev değişimleri ve hayatın zayıf yönünü gösterirken, 12. ev yukarda yazdığım gibi kayıplar ve harcamaları ifade ediyor.

Sosyal bakımından bu ev daha çok kişinin çevresinden uzaklaşması anlamına geliyor. Yani kişinin yaşadığı çevreyi kaybetmesi , daha uzak bir yerde yaşaması şeklinde bunu anlayabiliriz. Birinci evin yöneticisinin onikinci evde bulunması ya da birinci evin yöneticisiyle onikinci evin yöneticilerinin kavuşumları ya da buna benzer kombinasyonlar , kişiyi bulunduğu çevreden uzaklaştırabilir. Ancak keskin yorum yapabilmek için yakın çevremizi sembolize eden dördüncü evin de iyi incelenmesi gerekir. Çünkü yakın çevresiyle ilgili zor etkiler almış kişilerin bu çevreden uzaklaşmaları kolaylaşabiliyor.

Onikinci ev uzaklaşmayı temsil ettiği için yurt dışında yaşama etkileri de verebiliyor. Ancak yurt dışında yaşamak için yedinci evin de genelde kontrol edilmesi gerekiyor. Yedinci ev de yurt dışına yapılan yolculukları ve yurt dışında bulunmayı temsil eder.

Yurt dışı etkileri ve yaşanılan çevreden uzaklaşmak onikinci evin kaba anlamları olarak kabul edilebilir. Bu etkiyi psikolojik olarak düşünürsek, kişinin kendisinden uzaklaşması olarak da anlayabiliriz. Yani bu ev kişinin kendisinden uzaklaşma , kendi sahip olduklarına yabancılaşma gibi etkiler de verebilir. Bunun da kişiyi zaman zaman depresif etkilere götürebildiğini görüyoruz. Yine yakın çevrelerden uzaklaşma, o kişiyi toplum içinde yalnız bırakacaktır. Bu yüzden onikinci evin yalnızlık verdiği da bilinir.

Yorumda biraz daha incelmek istersek, kişinin herşeyden uzaklaşmasının , herşeye yabancılaşmasının zihinsel olarak aşkın bir hal verebileceğini düşünebiliriz. Yani kişinin dünyaya ait herşeyi aşarak farklı bir bilinç düzeyine ulaşabilmesi yine onikinci evin verdiği etkiler arasındadır. Onikinci evin mokşa yani aydınlanma evi olması bu yüzdendir. Tarihte yaşamış ünlü bir çok mistik kişiliğin haritalarına baktığımızda onikinci evin önemli bir rol oynadığını görüyoruz. Aydınlanma hali dünyaya ait herşeyi zihninde kaybetmek ve böylece kendini bulmak anlamında da anlaşılabiliyor.

Tarih boyunca bir çok mistik, aydınlanmak için inzivaya çekilme yolunu seçmişler. Onikinci ev içe dönmeyi ve inzivaya çekilmeyi de temsil eder. Hayat onikinci evi yıldız haritasında kişiliği ile bağlantılı kişileri içe dönmeleri için zorlar. Bazen kişi hastaneye ya da hapishaneye düşerek de inziva durumunu yaşar. Tabii bu olumsuz bir devrede gerçekleşebilecek bir durumdur. Haritadaki tüm etkileri incelersek bu nüans farklarını görebiliriz.

Onikinci ev haritamızdaki son evdir. Bu yüzden de insanın hayatında son olarak varacağı yeri de gösterir. Ben bunu hem zaman olarak hayatın sonunda o kişinin durumu hem de ruhsal gelişim olarak geleceği son yer olarak da anlıyorum.

Günlük hayatta yaptığımız astrolojik yorumlarda en çok dikkat ettiğimiz etki ise onikinci evin harcamalar evi olması. Bu evde yerleşmiş olumlu bir gezegen harcamaları artırken , olumsuz kabul edilen gezegenler kişiyi tutumlu bir hale getirebiliyor. Tabii bu evin yöneticisinin de hangi durumda olduğuna dikkat etmemiz gerekir. Ayrıca onikinci evin başka bir evle ya da hayat alanıyla ilişkisinde, o hayat alanıyla ilgili kişinin hayatında bazı başarısızlıklar ya da kayıplar olabileceğini düşünmek yanlış olmaz.

Hayatta olumlu ya da olumsuz anlamda vazgeçmenin , kaybetmenin ya da kaybolmanın evi olan onikinci ev gerçekten ilginç astrolojik etkilerle dolu. Yazıma Ömer Hayyam'ın güzel bir dörtlüğü ile son vermek istiyorum.

Dert içinde sevinci bul da yaşa;
Haksız düzende haklı ol da yaşa;
Sonu nasıl olsa yokluk dünyanın,
Varından yoğundan kurtul da yaşa.

Ömer Hayyam
*