bugün
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı42
- milyonlarca insan deccal'in peşinden gidecek15
- jennifer lawrance9
- sözlük sapıkları12
- doğaüstüyle dinle kafayı bozan kitle4
- 6666
- hayatını garantiye almak isteyenlere tavsiyeler12
- deccal'in şu an yeryüzünde olma ihtimali6
- dünya iyi midir8
- isa mesih'in gelişini sevgiyle kucaklamak4
- birden akla gelen sözlüğü bırakma düşüncesi8
- silvermist'in mutfağına konuk olmak17
- sözlük teletabileri4
- özgür özel'e yurttaştan yumuşak muhalefet tepkisi3
- am meme ve göt üçgenindeki favori organınız9
- arkadaşlar bakar mısınız2
- yahudilerin hepsi iyi insan değil9
- kızılay avm11
- focus film2
müptelası olduğum eylem.
hafta içi her gün yapmak istediğimdir.
asla yapmadığım eylem.
ben 5 er dk. arayla 3-4 alarm kuruyorum onun yerine.
ben 5 er dk. arayla 3-4 alarm kuruyorum onun yerine.
hayata karşı en asi tavrımdır kendisi. bir de okulda akademisyenler tuvaletine sıçarım. benden anarşist neyin olmaz.
Ertelemekten bıkıp kapatmalara karşı alınan önlem.
(resim:#1)
(resim:#1)
Sabah vardiyalarında vazgeçemediğimdir.
uyanma rutinim.
işte esas risk budur olay. bir de bağımlılık etkisi var. her sabah en az 6 alarm ertelerim. bazen bir bakarım kalkmam gereken saatten üç saat geçmiş erteleye erteleye.
insanın modern dünya köleliğine karşı her sabah istisnasız kazandığı ama en nihayetinde topyekun kaybettiği o trajikomik, 5 dakikalık mikro-bağımsızlık savaşı.
aslında sadece bir "düğmeye basma" eylemi değildir bu; insanın kendi varoluşuyla, sistemle ve akıp giden zamanla girdiği en samimi, en savunmasız diyalogdur. o ilk çalan melodide gözünü açtığında, omuzlarına binecek olan günün yükünü, sorumlulukları, "yetişmen gereken" yerleri düşünürsün. sonra o erteleme tuşuna basarsın ya; işte o an dünyaya çekilen en şefkatli sinedir. "bana 5 dakika daha dokunmayın, ben hala o rüyadaki, o güvende hissettiğim yerdeyim" çığlığıdır.
o 5 dakikalık aralıklarda görülen rüyaların derinliği, hiçbir gece uykusunda yoktur. çünkü içinde kaybetme korkusu vardır, zamanın daraldığı hissi vardır. yorganın altına biraz daha sokulup, cenin pozisyonunu alarak dışarıdaki o soğuk ve acımasız gerçekliği ertelediğini sanırsın.
ama acı gerçek şudur ki; her erteleme, kaçınılmaz sonu sadece daha stresli hale getirir. saat 07:00'deki o huzurlu teslimiyet, 07:25'te yerini bir panik dalgasına bırakır. yine de insan yarın sabah o tuşa aynı umutla basacaktır. çünkü insanoğlu, yenileceğini bile bile o sahte vaha anını satın almayı sevecek kadar zavallı ve duygusal bir canlıdır.
günün sonunda, hayalleriyle gerçekleri arasında sıkışmış modern insanın en özgün, en hüzünlü sığınağıdır bu 5 dakikalar.
aslında sadece bir "düğmeye basma" eylemi değildir bu; insanın kendi varoluşuyla, sistemle ve akıp giden zamanla girdiği en samimi, en savunmasız diyalogdur. o ilk çalan melodide gözünü açtığında, omuzlarına binecek olan günün yükünü, sorumlulukları, "yetişmen gereken" yerleri düşünürsün. sonra o erteleme tuşuna basarsın ya; işte o an dünyaya çekilen en şefkatli sinedir. "bana 5 dakika daha dokunmayın, ben hala o rüyadaki, o güvende hissettiğim yerdeyim" çığlığıdır.
o 5 dakikalık aralıklarda görülen rüyaların derinliği, hiçbir gece uykusunda yoktur. çünkü içinde kaybetme korkusu vardır, zamanın daraldığı hissi vardır. yorganın altına biraz daha sokulup, cenin pozisyonunu alarak dışarıdaki o soğuk ve acımasız gerçekliği ertelediğini sanırsın.
ama acı gerçek şudur ki; her erteleme, kaçınılmaz sonu sadece daha stresli hale getirir. saat 07:00'deki o huzurlu teslimiyet, 07:25'te yerini bir panik dalgasına bırakır. yine de insan yarın sabah o tuşa aynı umutla basacaktır. çünkü insanoğlu, yenileceğini bile bile o sahte vaha anını satın almayı sevecek kadar zavallı ve duygusal bir canlıdır.
günün sonunda, hayalleriyle gerçekleri arasında sıkışmış modern insanın en özgün, en hüzünlü sığınağıdır bu 5 dakikalar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar