bugün
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız5
- sözlükte kim kimle sevgili20
- arkadaşlar bi bakar mısınız7
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı36
- nervio42
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- balık yemeye yunanistan'a giden sözlük yazarı5
- arkadaşlar sizce ben ruh hastası mıyım6
- 10 kasım 20263
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük9
- yağmurda ıslanan ayakkabı4
- 0 0 7'nin elini öpmek4
- acıbadem taksim hastanesi3
- bütün gün giyilmiş sıcacık kadın botu kokusu9
- fenerbahçe liverpool maçı saat 20 45 te trt 1 de3
- karıya şiddet7
- kafe açma fikri2
- evlenmek6
- devlet bahçeli7
- entel görünme adına yatakta kitap okuyan zübük4
- dedenize sahip çıkar mısınız9
- kadınların yaptığı en büyük hata5
- reha muhtar2
- tatlıses çiğköfte vs battalbey çiğköfte2
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz15
- allah neler yaratmis3
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı11
- muslettin amca15
- fon vurguncularının fetva alması9
- boş yolda kırmızı ışıkta bekleme zorunluluğu2
- sözlük klasikleri12
- ısparta havalimanı5
- sudekiray'ın ruj resimleri girmesi3
- aşk5
- kemal sunal'ın en kötü filmi9
- bir sözlük kızına heimlich manevrası yapmak4
- teoman müziği bıraktı8
- yağmur altında bankta öpüşmek4
- yağmurlu bir güne uyanmak9
- yılın entrysi2
- erkekler neden teşhirci giyinmez9
- çoçuk sahibi olmadan dünya'dan ayrılmak5
- note flawless nail enamel oje 78 bittersweet2
- 0 0 73
- kadir mısıroğlu nu takip eden mallar11
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim7
- aleksey batrakov vs fyodor dostoyevski4
- yağmurlu bir günde doğdum anamdan9
- mutlu ol yeter2
- note flawless nail enamel oje 67 antique rouge2
ikinci Murâd Han ve Fâtih Sultan Mehmed devrinde yaşayan büyük velîlerden. Asıl adı Ahmed Şemseddîn'dir. Hacı Bayram-ı Velî hazretlerinin sohbetinde yetişti. Onun feyz ve bereketi ile kemâle erişti. Kalblere şifâ olan sözleri ile ileri derecelere kavuştu.
Akbıyık Sultan bir taraftan hocasının sohbeti ile bereketlenirken diğer taraftan ikinci Murâd Han'ın haçlılar ve diğer din düşmanlarına karşı giriştiği cihâd hareketine de katıldı. Giriştiği seferlerde, Hacı Bayrâm-ı Velî hazretlerinin diğer talebeleri ile birlikte büyük kahramanlıklar gösterdi. Böylece Osmanlıların Rumeli'deki yayılmasında önemli hizmetler gördü.
Bu gazâlarda gösterdiği başarılardan birinin sonunda ikinci Murâd Han tarafından Yenişehir köylerinden bir tanesi kendisine temlik edildi (1437). Bu parayı ticarette kullanan Akbıyık Sultan kısa zamanda malının hesâbını yapamayacak kadar zenginleşti. Mal, mülk meşgûliyeti az zaman içinde, hocasının sohbetinden daha az istifâde etmesine yolaçtı. Bu sebeple birgün hocası Hacı Bayram-ı Velî hazretleri, dünyâya ve onun geçici lezzetlerine bağlanmanın mahzurlarından bahsederek Akbıyık Sultan'a;
"Evlâdım bu dünyâ fânîdir. Malı mülkü elde kalmaz. Ne kadar malın olsa murâd alamazsın. Âhiretten gâfil olma. Zîrâ gidişin dönüşü yoktur. Allahü teâlâdan gayri işlere tutulmaktan kurtul. Devamlı bâki kalan işlerle meşgul ol."
Hocasının bu sözleri üzerine Akbıyık Sultan;
"Hocam! Peygamber efendimiz; "Dünyâ, âhiretin tarlasıdır." buyuruyor. Bu sebeple dünyâ malı ile de meşgul olmak gerekmez mi?"
Hacı Bayram-ı Velî hazretleri uzun bir sükûttan sonra;
"Evlâdım! Mâdem ki dünyâyı terk edemiyorsun, öyle ise bizi terket. Bu dergâhta dünyâ ile meşgul olanların işi yoktur." buyurdu.
Akbıyık Sultan bu sözler üzerine kapıdan dışarı çıkarken tam eşik üzerinde başından sarığını düşürdü. Bunu hocasının bir kerâmeti bilip günü gelince sebebi meydana çıkar, düşüncesiyle alıp başına giymedi.
Akbıyık Sultan'ın bundan sonra topladığı altın ve gümüş para sayılamayacak ölçüde arttı. Ancak gönlünü hiç bir zaman para ve pula kaptırmadı. Eline geçen para da hiç bir zaman kendisinde kalmadı. Fakir, fukarâ, kimsesiz, öksüz, yetim, dul, borçlu ve gariplerin sığınağı oldu. Bursa'da büyük bir imâret yaptırarak gelen geçen yoksullara ikramlarda bulundu. Misâfirleri ağırladı. O dağıttıkça parası artıyor, parası arttıkça o da dağıtmaya devâm ediyordu. Bu arada Alâeddîn Ali el-Arabî hazretlerinin derslerine devam ederek ilimde ilerlemeye de gayret sarfediyordu.
Ve nihâyet... Hocasının kerâmeti tahakkuk etti. Sarığının eşik üzerinde düşmesinin esrârı aydınlandı. Yine şeyhi ve üstâdı Hacı Bayram-ı Velî hazretlerinin eşiğine yüz sürdü. Mübârek sohbetlerine tekrar kabûl olunarak tasavvuf yolunda ilerledi. Hocasının sekiz halîfesinden biri olma şerefine kavuştu.
Bu arada dînine hizmet etmek, islâmiyeti küffâr diyârına duyurmak aşkı Akbıyık Sultan'da hiç sönmeden için için gittikçe alevlendi. 1444'te Varna'da haçlı sürüleri perişan edilirken o, mânevî liderlerin en önündeydi.
Nisan 1453... Osmanlı ordusu son defâ istanbul önlerinde göründü. Peygamber efendimizin fetih müjdesi gerçekleşmek üzeredir. Molla Hüsrev, Molla Gürânî, Akşemseddîn ve Akbıyık Sultan gibi gönül erenleri ordunun en önündeler. Akbıyık Sultan, Akşemseddîn hazretleri ile berâber Fâtih Sultan Mehmed Han'ın yanında bulunuyor ve devamlı askeri teşcî' edip coşturuyor, duâ ve sözleri ile onları gayrete getiriyordu.
Fâtih Sultan Mehmed Han fetihten sonra istanbul'da yaptırdığı câmilere bu gâzi şeyhlerin isimlerini verdi. Akbıyık Sultan adına da Cankurtaran civârında bir câmi yaptırdı.
Akbıyık Sultan ömrünün son yıllarını Bursa'da talebe yetiştirmek, zikr, tâat ve ibâdetle meşgûl olmak ve yine fakir fukaraya yardımda bulunmak sûretiyle geçirdi. 1455 (H.860) de âhirete göçtü. Arkasında pekçok hayır müesseseleri bıraktı. istanbul'da bir, Bursa'da iki mahalle ve dergâh ve câmisi Akbıyık Sultan'ın adı ile anılmaktadır. Kabri, Bursa'da Akbıyık mahallesi Akbıyık Çıkmazı'nda yaptırmış olduğu dergâhının yanındaki türbededir.
Akbıyık Sultan bir taraftan hocasının sohbeti ile bereketlenirken diğer taraftan ikinci Murâd Han'ın haçlılar ve diğer din düşmanlarına karşı giriştiği cihâd hareketine de katıldı. Giriştiği seferlerde, Hacı Bayrâm-ı Velî hazretlerinin diğer talebeleri ile birlikte büyük kahramanlıklar gösterdi. Böylece Osmanlıların Rumeli'deki yayılmasında önemli hizmetler gördü.
Bu gazâlarda gösterdiği başarılardan birinin sonunda ikinci Murâd Han tarafından Yenişehir köylerinden bir tanesi kendisine temlik edildi (1437). Bu parayı ticarette kullanan Akbıyık Sultan kısa zamanda malının hesâbını yapamayacak kadar zenginleşti. Mal, mülk meşgûliyeti az zaman içinde, hocasının sohbetinden daha az istifâde etmesine yolaçtı. Bu sebeple birgün hocası Hacı Bayram-ı Velî hazretleri, dünyâya ve onun geçici lezzetlerine bağlanmanın mahzurlarından bahsederek Akbıyık Sultan'a;
"Evlâdım bu dünyâ fânîdir. Malı mülkü elde kalmaz. Ne kadar malın olsa murâd alamazsın. Âhiretten gâfil olma. Zîrâ gidişin dönüşü yoktur. Allahü teâlâdan gayri işlere tutulmaktan kurtul. Devamlı bâki kalan işlerle meşgul ol."
Hocasının bu sözleri üzerine Akbıyık Sultan;
"Hocam! Peygamber efendimiz; "Dünyâ, âhiretin tarlasıdır." buyuruyor. Bu sebeple dünyâ malı ile de meşgul olmak gerekmez mi?"
Hacı Bayram-ı Velî hazretleri uzun bir sükûttan sonra;
"Evlâdım! Mâdem ki dünyâyı terk edemiyorsun, öyle ise bizi terket. Bu dergâhta dünyâ ile meşgul olanların işi yoktur." buyurdu.
Akbıyık Sultan bu sözler üzerine kapıdan dışarı çıkarken tam eşik üzerinde başından sarığını düşürdü. Bunu hocasının bir kerâmeti bilip günü gelince sebebi meydana çıkar, düşüncesiyle alıp başına giymedi.
Akbıyık Sultan'ın bundan sonra topladığı altın ve gümüş para sayılamayacak ölçüde arttı. Ancak gönlünü hiç bir zaman para ve pula kaptırmadı. Eline geçen para da hiç bir zaman kendisinde kalmadı. Fakir, fukarâ, kimsesiz, öksüz, yetim, dul, borçlu ve gariplerin sığınağı oldu. Bursa'da büyük bir imâret yaptırarak gelen geçen yoksullara ikramlarda bulundu. Misâfirleri ağırladı. O dağıttıkça parası artıyor, parası arttıkça o da dağıtmaya devâm ediyordu. Bu arada Alâeddîn Ali el-Arabî hazretlerinin derslerine devam ederek ilimde ilerlemeye de gayret sarfediyordu.
Ve nihâyet... Hocasının kerâmeti tahakkuk etti. Sarığının eşik üzerinde düşmesinin esrârı aydınlandı. Yine şeyhi ve üstâdı Hacı Bayram-ı Velî hazretlerinin eşiğine yüz sürdü. Mübârek sohbetlerine tekrar kabûl olunarak tasavvuf yolunda ilerledi. Hocasının sekiz halîfesinden biri olma şerefine kavuştu.
Bu arada dînine hizmet etmek, islâmiyeti küffâr diyârına duyurmak aşkı Akbıyık Sultan'da hiç sönmeden için için gittikçe alevlendi. 1444'te Varna'da haçlı sürüleri perişan edilirken o, mânevî liderlerin en önündeydi.
Nisan 1453... Osmanlı ordusu son defâ istanbul önlerinde göründü. Peygamber efendimizin fetih müjdesi gerçekleşmek üzeredir. Molla Hüsrev, Molla Gürânî, Akşemseddîn ve Akbıyık Sultan gibi gönül erenleri ordunun en önündeler. Akbıyık Sultan, Akşemseddîn hazretleri ile berâber Fâtih Sultan Mehmed Han'ın yanında bulunuyor ve devamlı askeri teşcî' edip coşturuyor, duâ ve sözleri ile onları gayrete getiriyordu.
Fâtih Sultan Mehmed Han fetihten sonra istanbul'da yaptırdığı câmilere bu gâzi şeyhlerin isimlerini verdi. Akbıyık Sultan adına da Cankurtaran civârında bir câmi yaptırdı.
Akbıyık Sultan ömrünün son yıllarını Bursa'da talebe yetiştirmek, zikr, tâat ve ibâdetle meşgûl olmak ve yine fakir fukaraya yardımda bulunmak sûretiyle geçirdi. 1455 (H.860) de âhirete göçtü. Arkasında pekçok hayır müesseseleri bıraktı. istanbul'da bir, Bursa'da iki mahalle ve dergâh ve câmisi Akbıyık Sultan'ın adı ile anılmaktadır. Kabri, Bursa'da Akbıyık mahallesi Akbıyık Çıkmazı'nda yaptırmış olduğu dergâhının yanındaki türbededir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar