bugün
- hesabı siliyorum sözlük bir şey diyor musun14
- arkadaşlar sizce neyimi düşüreyim14
- kemalizmin çöküşü7
- bakıp bakıp adım atmayan erkek17
- sözlükte eleştiri kaldıramayan küçük krallık19
- biraz erkekleri kötüleyinsene7
- bir erkeğe ilk adım nasıl atılır11
- roman karakteri olsaydınız hangisi olurdunuz15
- boğaz ağrısına iyi gelecek şeyler8
- berna laçin'in gözaltına alınması40
- büyük oyunu görmek8
- hayatın sırrını sözlükte aramak7
- ucan tekme atan hipopotam43
- kremalı tavuklu makarna vs salçalı makarna4
- dedemi astılar diye ağlamak3
- izmir6
- cumadan bir gün önceki gün bugün perşembe8
- şükürcülük7
- maaşınızla nasıl yatırım yapıyorsunuz11
- kadere inanıyor musunuz4
- maltepe'deki çöken binanın kaçak katları13
- havanın uykuyu getirmesi4
- arkadaşlar buldum5
- persona değişikliği4
- diş sıkmak4
- gayrimüslimler2
- bodrum daki kırolar4
- recep tayyip erdoğan11
- dijital modern meyhane vs yeni nesil meyhane3
- istiklal mahkemeleri2
- tuvalet aynası karşısında fotoğraf çeken nesil3
- saçları permalı sözlük kızı10
- bütün mal varlığını sözlük kızlarına bağışlamak7
- 2026 ekim ayı nasıl geçiyor4
- profil fotoğrafı olmayan az takipçili erkek4
- dedesi itlaf edilmiş kesim2
- iki aylık hesapların şüphe uyandırması4
- nervionun beni engellemesi5
- kemalistlerdeki iflah olmaz islam düşmanlığı2
- pernado bey birader beydir2
- akp seçmeni19
- ben küfür etmedim adı altında küfür etmek10
- fal bakmayı bilen hipopotamlar4
- instax2
- sevilmeyen yazarı evlenme vaadiyle kandırmak3
- yeni dökülen asfalta dil atmak3
- oy kullanım hakkı 20 yaş ile 55 yaş arası olsa5
- 10 ekim 2026 samsunspor trabzonspor maçı5
- dara düştüm nerdesin3
- yazar fake mi diye arkadaşlarına mesaj atmak35
entry'ler (29)
ben bunu kendime benden çok uzaklardan yazıyorum. tahayyül dahi edilemeyen acılardan, onulmaz sayrılığımın bütün tinsel vızıldamalarını birbirinden ayırarak, idrak etmemek için çıldırdığım, hazmedemediğim bütün gerçeklerin, gerçi bunun bir önemi yok, içinden bir faydası olmayacağını bilerek, amaçsızca yazıyorum.
'' sevgili benliğim,
şuan ne kadar bitmiş, tükenmiş, çaresiz olduğunu biliyorum. sen bunları bilmekle kalmayıp, etrafına müşfik bir tavır takınsan dahi, her saniye birebir yaşıyorsun. bu derece ciddi olmasa da daha öncede yaşadın, ağladın, içtin, çok gördün tan ağırmasını, çok batırdın güneşleri. haklı ve ya haksızsın bunun da bir önemi yok. yargılamak, sorgulamak, basit şeylerin altında bütün böceksel sezgilerinle şeytani ayrıntılar aramak gereksiz. olan olmuştur ve giden sonsuzluğun yolunu çoktan tutmuştur.
hatırlıyorum; öğlenleri havai, öğleden sonraları manik depresif, akşamüstleri zerdüşt olurdum. denizlere gömdükten sonra güneşi potansiyel bir yeraltı şairi canlanırdı içimde. kaç kez parklarda yattım, kaç kere alkol nöbetlerinde vasiyetimi açıkladım, dikkat köpek var tabelalarının altında kaç kez ağlayıp sabahladım, duraklarda, sidik kokan banklarda, sokaktakilerinin tenekede yaktığı ateşin etrafında sesi yanık birinin havalandırdığı bir Neşet baba türküsünde kaç defa ölüme, ölümüne kaç kez sızdım.ve sabah cılk yaralarla uyanıp, kaç defa irinler kustum. şüphesiz pişman değilim hiçbirşeyden. iyileşme süreci kapsamında her şey mübahtı ve benim sadece biraz alkole ihtiyacım vardı. iradesizlik diye adlandırma bu durumu, sadece aşkın uyuşturduğu beynimin kişiye olan bağımlığından kurtulma çabasıydı bu. evet hepsi buydu. tabiki mutluluk kimseye bağlanamaz, ama bazen unutuyor insan bildiklerini, kızmamalısın.
şimdi daha da ağır bir darbenin bir ihanetin kurbanısın ve ihanetin keskin kılıcından nasibini alan uzunca bir süre ölü yaşar. bazen gücümüzün yetemeyeceği, gücünün yetip yetmemesinden ziyade olmayacak, oldurulamayacak, onarılmayacak şeyler var. sen bunun gayet farkındasın ki hamleni yapıp başarısız bir ölüm provası yaşadın. doğru ve ya yanlıştı ama ölmedin işte, yaşaman gerektiği için değil, ölemediğin için ölmedin. kabul ediyorum, dünya berbat bir yer. insanlar gaddar, acımasız ve suç yüklü. senin yapabileceğin şey kendini bozmadan, kendince yaşamak ve gerektiğinde gerektiği gibi gitmek. hem unuttun mu daha yapılacak işlerimiz var, söyleyeceklerimiz, yazacaklarımız, içilecek içkimiz, okunacak şiirlerimiz, şarkılarımız var. bizbize yeter artarız, hem yalnızlıkta o kadar kötü sayılmaz kardeşim. herneyse ruhun bedenini tam anlamıyla terketmediği sürece yaşanılacak şeyler vardır mutlaka, ve sen yaşayacaksın çocuk, kendine kendince iyi bakarak...
'' sevgili benliğim,
şuan ne kadar bitmiş, tükenmiş, çaresiz olduğunu biliyorum. sen bunları bilmekle kalmayıp, etrafına müşfik bir tavır takınsan dahi, her saniye birebir yaşıyorsun. bu derece ciddi olmasa da daha öncede yaşadın, ağladın, içtin, çok gördün tan ağırmasını, çok batırdın güneşleri. haklı ve ya haksızsın bunun da bir önemi yok. yargılamak, sorgulamak, basit şeylerin altında bütün böceksel sezgilerinle şeytani ayrıntılar aramak gereksiz. olan olmuştur ve giden sonsuzluğun yolunu çoktan tutmuştur.
hatırlıyorum; öğlenleri havai, öğleden sonraları manik depresif, akşamüstleri zerdüşt olurdum. denizlere gömdükten sonra güneşi potansiyel bir yeraltı şairi canlanırdı içimde. kaç kez parklarda yattım, kaç kere alkol nöbetlerinde vasiyetimi açıkladım, dikkat köpek var tabelalarının altında kaç kez ağlayıp sabahladım, duraklarda, sidik kokan banklarda, sokaktakilerinin tenekede yaktığı ateşin etrafında sesi yanık birinin havalandırdığı bir Neşet baba türküsünde kaç defa ölüme, ölümüne kaç kez sızdım.ve sabah cılk yaralarla uyanıp, kaç defa irinler kustum. şüphesiz pişman değilim hiçbirşeyden. iyileşme süreci kapsamında her şey mübahtı ve benim sadece biraz alkole ihtiyacım vardı. iradesizlik diye adlandırma bu durumu, sadece aşkın uyuşturduğu beynimin kişiye olan bağımlığından kurtulma çabasıydı bu. evet hepsi buydu. tabiki mutluluk kimseye bağlanamaz, ama bazen unutuyor insan bildiklerini, kızmamalısın.
şimdi daha da ağır bir darbenin bir ihanetin kurbanısın ve ihanetin keskin kılıcından nasibini alan uzunca bir süre ölü yaşar. bazen gücümüzün yetemeyeceği, gücünün yetip yetmemesinden ziyade olmayacak, oldurulamayacak, onarılmayacak şeyler var. sen bunun gayet farkındasın ki hamleni yapıp başarısız bir ölüm provası yaşadın. doğru ve ya yanlıştı ama ölmedin işte, yaşaman gerektiği için değil, ölemediğin için ölmedin. kabul ediyorum, dünya berbat bir yer. insanlar gaddar, acımasız ve suç yüklü. senin yapabileceğin şey kendini bozmadan, kendince yaşamak ve gerektiğinde gerektiği gibi gitmek. hem unuttun mu daha yapılacak işlerimiz var, söyleyeceklerimiz, yazacaklarımız, içilecek içkimiz, okunacak şiirlerimiz, şarkılarımız var. bizbize yeter artarız, hem yalnızlıkta o kadar kötü sayılmaz kardeşim. herneyse ruhun bedenini tam anlamıyla terketmediği sürece yaşanılacak şeyler vardır mutlaka, ve sen yaşayacaksın çocuk, kendine kendince iyi bakarak...
hiçbir şey duymak istemediği içindir, zira kafası karışıktır, düşünmek istemiyordur.
sorabilecek en ahmakça soru. kime ne? hatuna yüreyecek başka soru bulamayanların, biraz acizlikten, biraz tutuculuktan, biraz başka konu bulamayaşından, biraz utangaçlığından kaynaklı bir durum olduğunu düşündüğüm bir durumdur. kızın vereceği dünyalıyım cevabıyla dumur olmak işten bile değildir. öyle bir cevabı alan erkek iyi o zaman sonra görüşürüz demekle arkasına baka baka başka deryalara doğru hızla uzaklaşmalıdır.
böyle bir ailenin çocuğu olmak sanıyorum ki ömür boyu ezikliğe tekabül eder. ciddi psikolojik sorunlara,intihara sürükler. kişi bu durumdan ya tedavi alarak ya da birey olduğunun, tek olduğunun bilincine varıp herkese haddini bildirmekle kendini kotarabilir.
ülkemizdeki tabuların yıkılması için gerekli olan ve çok doğru bir iş yaptığını savunduğum ebeveyndir. sapkınlığın ciddi derecede azalmasını sağlar.
git birşeyler oku, öğren. ne bu hal, yine tıksırana kadar içtin değil mi ?kendine gel artık, hayat her şeye rağmen güzel oğlum.
fiziksel olarak insana benzeyen ama yaptıkları insanlık sıfatınla hiç mi hiç alakası olmayan bir yaratık türü.
öyle hissetmesinden daha beter birşey varsa gerçekten öyle olduğudur. işte o zaman ne yapılırsa yapılsın karşı tarafa müstehaktır.
yusuf hayaloğlu şiiridir, ahmet kaya olağanüstü bir şekilde yorumlamıştır. şuanda bağıra bağıra söylüyorum.
herkes söyleyebilir ama hiçbiri asla müzeyyen senar'ın okuduğu kadar güzel okunamayacak olan parça.
üvey ana filminde sadri baba bu parçayı öyle güzel icra etmiştir ki, dinlemeyen kaldıysa mutlaka ama mutlaka dinlemesi gerekir.
kaybedenler kulübü filminin müzikleriyle adını duyurmaya başlamış, ileride adından çok çok fazlasıyla söz ettirecek olan, güzel insan, güzel ses.
nedensiz bir şekilde bugün kayıt olmaya karar verdiğim mecra. neden böyle birşey yaptığımı inanın ki bilmiyorum.
hayal kurmak, zihinde canlandırmak anlamına gelir.
gidip tezer özlü'nün mezarına sarıldığım yer.
dayaktan zevk alanların yapması gereken başlıca hareket.
ruhi su eseridir, ama bence ahmet kaya daha iyi yorumlamıştır.
şüphesiz ki yusuf hayaloğlu adam gibi adamdı, gözleri intihar mavi. ruhu şad olsun.
hem ağlatır, hem güldürür. an gelir yaşama sevincinizi alır, an gelir intihara teşebbüs etmeyi düşünürken size dünyaları verir, şuanda yaşasaydı piyasadaki tüm komedyenler, komedyenliklerinden utanırdı, ama o mütevazı yüreğiyle buna da izin vermezdi, müthiş insan, ruhu şad olsun.
siyah beyaz bir stanley kubrick filmi. açık söylemek gerekirse bizim eski filmlerimizden pek farkı yok.