bugün
- 0 0 714
- tek başına uzun yol gitmek7
- düşünmek hakkında düşünmek5
- bik bik'in aşuresi3
- garsona kötü davranmak3
- evli kadınla beraber olmak3
- miroslav klose2
- erkeklerin evlenmekten korkması2
- garsona kötü davranan insan2
- rüyana gelmesi3
- ahmet burak erdoğan2
- rüyama gir hasret giderelim2
- filistin in ermeni soykırımını tanıması35
- banana bread2
- türklerin pis olması4
- şile2
- atatürk'ün dindar rte'nin laik olması2
- 2026 dünya kupası39
- türklerin soykırımdaki ustalığı15
- ek kart dezavantajları2
- hangi sözlük yazarının tipini merak ediyorsunuz21
- erkekler neden evlenmekten kaçıyor15
- 30 haziran2
- paraguay'ın almanya'yı penaltılarla elemesi3
- yazarların özlü sözleri10
- kemal kılıçdaroğlu gafları2
- yapay zeka ile kod yazmanin getirdigi tembellik2
- 30 haziran 20262
- ahmet anapalı2
- gürsel tekin2
- miss earth 20272
- miss international 20272
- 29 haziran 2026 brezilya japonya maçı11
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle21
- anın görüntüsü26
- velvet45
- türklerin medeniyet kuramama nedeni15
- onur yürüyüşüne katılanların chpye oy vermesi7
- mustafa kemal atatürk10
- hamdi ulukaya2
- pandela12
- deniz göktaş12
- futbol32
- ölüm6
- ona bir cümle bırak5
- tl2
- günlerin artık kısalıyor olması5
- sözlüğün troll kaynaması4
- diyarbakır kürt dili konferansı5
- sözlüğün aptal kaynaması15
entry'ler (8)
yurt hayatın anlamlandığı yerdir. çay şakirt'in mazotu dur gibi saçma esprilerin yapıldığı dershaneler zinciridir. bünyesi ve psikolojisi sağlam olan arkadaşların sırf eğitimi için tercih edebilecekleri bir dershane. şahsen lise yıllarımda çok arkadaşımı kaybettim.
daha öğrenemediğim bundan sonrada öğrenemeyeceğimi sandığım şeydir aşk, takılmaca.
bana yarın yapmak istediğim şeyleri bugünden yapmamı öğütleyen yegane kavram.
platondan devleti okuyanlar bilir, sokratese göre insanlara hem müzik hem de spor eğitimi verilmeli. sokrates eğitimin temelini bu iki konuya dayandırmıştı. şimdi gelelim bizim devletimize, ülkemizin üç tarafının denizlerle çevrili olmasının hiçbir önemi yok. çünkü eğitim sistemimizde sokrates' in dediği bu iki temel konudan eser yok. bazı okullarımızda müzik ve beden eğitimi dersi hocaları bile yok, varsa bile öğrenci kardeşlerimiz bedenlerini eğitmek veya kulak zevklerini geliştirmek için hiçbir gayrette bulunmuyorlar. sadece yüzme konusunda da değil bir düşünün çok önemli spor dallarının çoğunda ismimiz bile yok, olan ülkelere baktığımız zaman onların bu basit ama temel eğitimlere önem verdiklerini görüyoruz.
Amerika'nın ilk ve son zenci başkanı. Tavırlarıyla sıradan Amerikan Başkanlarına benzedi Zenci oluşu Amerika'nın yönetimine hiçbir değişiklik getirmedi.
amblemindeki beyaz zemin üzerine haç Haçlı Seferlerini , yılan haçlı askerlerini ve yılanın ağzındaki çocuk ise haçlıların katlettikleri Müslüman çocuklarını temsil ettiği söylenir.
Şahsen II. Dünya Savaşı filmleri hayranı biri olarak tavsiye edebileceğim filmler,
Pearl Harbor, Downfall, Daniel Craig'in son filmi Defiance. Bunlar zirvelerdir.
Pearl Harbor, Downfall, Daniel Craig'in son filmi Defiance. Bunlar zirvelerdir.
Hasan Sabbah XI. yüzyılda bugün irannın sınırları içinde bulunan Kum şehrinde dünyaya geldi. Küçük yaşta babasıyla birlikte, öğrenim görmek üzere yine iranın sınırları içinde bulunan Rey şehrine göç etti. Burada çocukluğundan beri süre gelen öğrenme arzusu çok daha arttı ve bir din alimi olmaya karar verdi. Bu sıralarda akıl hocası Emire Zerrab ile tanışmıştı. Emire Zerrab, ona dinin uç sınırlarını ve uçurumlarını göstermişti. Hasanın bir din alimi olması için bu sınırları geçmemesi ve bu uçurumlardan uzak durması gerekiyordu ama o tam tersine sınırları geçmeyi ve uçsuz bucaksız uçurumlardan atlamayı tercih etti. Bunun sonucunda da kendi öğretileri olan Batıniliği ve Haşhaşiliği oluşturmuştu. O dönemde, her liderin olduğu gibi onunda bir kalesi olmalıydı ve bu amaçla; Hasan Sabbah terk edilmiş Alamut Kalesini ele geçirmiş o günden sonra da kendi öğretisi olan Batıniliği ve Haşhaşiliği örgütlemeye başlamıştı.
Hasan Sabbah Batınilik öğretisinde Kuran-ı Kerim ayetlerinin görünen manalarının dışında gizli manalarının da olduğunu ileri sürerek ayetleri çarpıtarak yorumlamaya başlamıştı.
Haşhaşilik ise Alamutun efendisinin (Hasan Sabbah) çevresindeki tehditleri savuşturabilmek için geliştirdiği bir savunma mekanizmasıydı. Fakat Alamutun çevresi kontrol altına alınınca Haşhaşilik bir tehdit unsuru olarak kullanılmaya başlanmıştır. Alamutun efendisi ordular yönetmek yerine kendi öğretilerini daha iyi empoze edebileceği bir suikastçi grubu oluşturmuştu. Çünkü ordularla savaşmak yerine başlarındaki liderleri öldürmek hem daha masrafsız hem de daha etkili bir yoldur. Yeri gelmişken söylemekte yarar var haşhaşilerin kendilerine verdikleri herhangi bir isim yoktur. Haşhaşi kelimesi onlara sonradan verilen isimdir.
Haşhaşi olacak çocuklar çok küçük yaştan itibaren dünyadan soyutlaştırılarak zorlu bir eğitimden geçirilirdi. Haşhaşilik öğretisi beyinlerine empoze edilirdi. Eğitimini tamamlayan haşhaşiler efendilerinin(Hasan Sabbah)karşısına çıkırılırdı. Efendileri onlara etkili bir konuşma yaptıktan sonra eğitimlerinin karşılığı olan cennete onları yollamak için onlara o dönemde alkolden daha etkili olan ve insanların bir süre şuursuz kalmasını sağlayan haşhaşı veriyor ve bunun onları cennete götüreceğini söylüyordu. Gerçekten de öyleydi fedailer (haşhaşiler) ayıldıklarında cennet bahçelerinden gelen güzel kokuları, çevrelerine toplanan hurileri, kendilerine sunulan türlü türlü meyveleri, ayağa kalktıklarında daha da uzaklarda bal ve süt akan ırmakları, daha önceden oraya gelen fedailerin mutluluğunu gördüklerinde ister istemez buranın cennetin ta kendisi olduğuna inanıyorlardı. Halbuki bu büyük bir oyunun ta kendisiydi. Hasan Sabbah Alamutu ele geçirdikten sonra arkasına Kurandaki tasvirine birebir uyan bir cennet kurdurmuştu. Fedailer Haşhaş ile kendilerinden geçirildikten sonra buraya taşınıyorlardı. Dolayısıyla nasıl geldikleri hakkında hiçbir fikirleri olmuyordu. Bu durum da fedailerin efendilerine bağlılıklarını perçinliyordu.
Cennette huriler varmış kara gözlü,
içkinin de oradaymış en güzeli.
Desene biz çoktan cennetlik olmuşuz,
Bak, bir yanda şarap bir yanda sevgili.
Ömer HAYYAM(Rubailer)
Bir fedainin görev zamanı geldiğinde haşhaşla tekrar bayıltılarak cennet bahçelerinden alınıp efendisinin karşısına çıkarılıyordu. Efendisi suikasti layıkıyla gerçekleştirdiği taktirde yine cennete gideceğini vaat ediyordu. Bu durumda fedai büyük bir isteklilikle suikasti gerçekleştirmek için yola koyulurdu.
Haşhaşilerde verilen görevden canlı dönmek en büyük utanç kaynağı olarak görülürdü. Bu nedenle hiçbir fedai suikasti gerçekleştirdikten sonra kaçma teşebbüsünde bulunmamıştır.
Elbette her öykünün bir sonu olduğu gibi Haşhaşi öyküsünün de bir sonu olmuştu.
XIII. yüzyılda Asyanın yükselen imparatoru Cengiz Han, büyük bir hızla islam topraklarını fethetmeye başlamıştı. Cengiz Han döneminde Moğollar doğu irana kadar bütün Asyayı hakimiyetleri altına almışlardı. Cengiz Han Haşhaşilerle fazla ilgilenmemişti. Çünkü Haşhaşiler iranın batı kesiminde yerleşmişlerdi.
Cengiz Hanın 1227 deki ölümü akınları yavaşlatsa da durdurmamıştır. Nihai saldırı 1240 yılında Büyük Hanın Batı iran dahil bütün islam topraklarının fethedilmesi emriyle başlamıştı. Bu akınların başına Cengiz Hanın torunu ünlü Moğol komutanı Hülagü geçmişti. Hülagünün 1240 da Batı iranın fethine başlaması Haşhaşileri çok zor durumda bırakmıştı. Zaten Hasan Sabbahın 1124 yılında ölümüyle Haşhaşilik öğretisi bozulmaya yüz tutmuş, Haşhaşilerin başlarına geçen Hasan Sabbah halefleri(soyundan gelenler) din konusunda kendi öğretilerini oluşturma ve kabul ettirme çabasına girişmişler fakat bu konuda başarısız olmuşlardı. Bunun sonucu olarak Haşhaşilerin din görüşlerinde sallantılar başlamış ve kurulan sağlam bağlar kopmaya yüz tutmuştu.
Hülagünün uzun saçlı Moğol atlıları Batı iranı aylar içinde talan etmişlerdi. Haşhaşiler son direnişlerde bukunmuşlardı. Fakat Hülagünün 1256 yılında Batı irana bizzat gelerek Haşhaşi kalelerini tek tek fethetmesi, Haşhaşileri çaresiz bırakmıştı. Gelişmeler karşısında daha fazla dayanamayan Alamut teslim olmuş ve bütün Haşhaşiler keskin Moğol kılıcının kurbanı olmuşlardı. Böylece tarihin bu güne kadar gördüğü en cani ve militarist toplumlardan biri Hülagü tarafından tarih sahnesinden indirilmiş oldu.
Son Söz;
Din ile dinsizlik arasında kalmış Haşhaşilere; Ömer Hayyam,
Bir elde kadeh, bir elde Kuran,
Bir helaldir işimiz, bir haram.
Şu yarım yamalak dünyada,
Ne tam kafiriz, ne tam Müslüman.
Ömer HAYYAM(Rubailer)
Diyerek benim satırlarca yazımı özetlemiş oluyor.
Hasan Sabbah Batınilik öğretisinde Kuran-ı Kerim ayetlerinin görünen manalarının dışında gizli manalarının da olduğunu ileri sürerek ayetleri çarpıtarak yorumlamaya başlamıştı.
Haşhaşilik ise Alamutun efendisinin (Hasan Sabbah) çevresindeki tehditleri savuşturabilmek için geliştirdiği bir savunma mekanizmasıydı. Fakat Alamutun çevresi kontrol altına alınınca Haşhaşilik bir tehdit unsuru olarak kullanılmaya başlanmıştır. Alamutun efendisi ordular yönetmek yerine kendi öğretilerini daha iyi empoze edebileceği bir suikastçi grubu oluşturmuştu. Çünkü ordularla savaşmak yerine başlarındaki liderleri öldürmek hem daha masrafsız hem de daha etkili bir yoldur. Yeri gelmişken söylemekte yarar var haşhaşilerin kendilerine verdikleri herhangi bir isim yoktur. Haşhaşi kelimesi onlara sonradan verilen isimdir.
Haşhaşi olacak çocuklar çok küçük yaştan itibaren dünyadan soyutlaştırılarak zorlu bir eğitimden geçirilirdi. Haşhaşilik öğretisi beyinlerine empoze edilirdi. Eğitimini tamamlayan haşhaşiler efendilerinin(Hasan Sabbah)karşısına çıkırılırdı. Efendileri onlara etkili bir konuşma yaptıktan sonra eğitimlerinin karşılığı olan cennete onları yollamak için onlara o dönemde alkolden daha etkili olan ve insanların bir süre şuursuz kalmasını sağlayan haşhaşı veriyor ve bunun onları cennete götüreceğini söylüyordu. Gerçekten de öyleydi fedailer (haşhaşiler) ayıldıklarında cennet bahçelerinden gelen güzel kokuları, çevrelerine toplanan hurileri, kendilerine sunulan türlü türlü meyveleri, ayağa kalktıklarında daha da uzaklarda bal ve süt akan ırmakları, daha önceden oraya gelen fedailerin mutluluğunu gördüklerinde ister istemez buranın cennetin ta kendisi olduğuna inanıyorlardı. Halbuki bu büyük bir oyunun ta kendisiydi. Hasan Sabbah Alamutu ele geçirdikten sonra arkasına Kurandaki tasvirine birebir uyan bir cennet kurdurmuştu. Fedailer Haşhaş ile kendilerinden geçirildikten sonra buraya taşınıyorlardı. Dolayısıyla nasıl geldikleri hakkında hiçbir fikirleri olmuyordu. Bu durum da fedailerin efendilerine bağlılıklarını perçinliyordu.
Cennette huriler varmış kara gözlü,
içkinin de oradaymış en güzeli.
Desene biz çoktan cennetlik olmuşuz,
Bak, bir yanda şarap bir yanda sevgili.
Ömer HAYYAM(Rubailer)
Bir fedainin görev zamanı geldiğinde haşhaşla tekrar bayıltılarak cennet bahçelerinden alınıp efendisinin karşısına çıkarılıyordu. Efendisi suikasti layıkıyla gerçekleştirdiği taktirde yine cennete gideceğini vaat ediyordu. Bu durumda fedai büyük bir isteklilikle suikasti gerçekleştirmek için yola koyulurdu.
Haşhaşilerde verilen görevden canlı dönmek en büyük utanç kaynağı olarak görülürdü. Bu nedenle hiçbir fedai suikasti gerçekleştirdikten sonra kaçma teşebbüsünde bulunmamıştır.
Elbette her öykünün bir sonu olduğu gibi Haşhaşi öyküsünün de bir sonu olmuştu.
XIII. yüzyılda Asyanın yükselen imparatoru Cengiz Han, büyük bir hızla islam topraklarını fethetmeye başlamıştı. Cengiz Han döneminde Moğollar doğu irana kadar bütün Asyayı hakimiyetleri altına almışlardı. Cengiz Han Haşhaşilerle fazla ilgilenmemişti. Çünkü Haşhaşiler iranın batı kesiminde yerleşmişlerdi.
Cengiz Hanın 1227 deki ölümü akınları yavaşlatsa da durdurmamıştır. Nihai saldırı 1240 yılında Büyük Hanın Batı iran dahil bütün islam topraklarının fethedilmesi emriyle başlamıştı. Bu akınların başına Cengiz Hanın torunu ünlü Moğol komutanı Hülagü geçmişti. Hülagünün 1240 da Batı iranın fethine başlaması Haşhaşileri çok zor durumda bırakmıştı. Zaten Hasan Sabbahın 1124 yılında ölümüyle Haşhaşilik öğretisi bozulmaya yüz tutmuş, Haşhaşilerin başlarına geçen Hasan Sabbah halefleri(soyundan gelenler) din konusunda kendi öğretilerini oluşturma ve kabul ettirme çabasına girişmişler fakat bu konuda başarısız olmuşlardı. Bunun sonucu olarak Haşhaşilerin din görüşlerinde sallantılar başlamış ve kurulan sağlam bağlar kopmaya yüz tutmuştu.
Hülagünün uzun saçlı Moğol atlıları Batı iranı aylar içinde talan etmişlerdi. Haşhaşiler son direnişlerde bukunmuşlardı. Fakat Hülagünün 1256 yılında Batı irana bizzat gelerek Haşhaşi kalelerini tek tek fethetmesi, Haşhaşileri çaresiz bırakmıştı. Gelişmeler karşısında daha fazla dayanamayan Alamut teslim olmuş ve bütün Haşhaşiler keskin Moğol kılıcının kurbanı olmuşlardı. Böylece tarihin bu güne kadar gördüğü en cani ve militarist toplumlardan biri Hülagü tarafından tarih sahnesinden indirilmiş oldu.
Son Söz;
Din ile dinsizlik arasında kalmış Haşhaşilere; Ömer Hayyam,
Bir elde kadeh, bir elde Kuran,
Bir helaldir işimiz, bir haram.
Şu yarım yamalak dünyada,
Ne tam kafiriz, ne tam Müslüman.
Ömer HAYYAM(Rubailer)
Diyerek benim satırlarca yazımı özetlemiş oluyor.