bugün
- rafael leao17
- biraderlerin vurduyor olması12
- sarapci koala69
- gerçekliğin zihinle genişleyerek yaratılması9
- erkeklerin istediği tek şey16
- günün sözü16
- şarapçı koala ile viski içmek4
- en son ne zaman namaz kıldın13
- galatasaray'ın çok ballı kura çekmesi22
- yeni tasarıma tek tıkla eskiye göt vererek geçmek9
- sarapci diye nick alan akpli17
- karşı partiye oy veren arkadaşınıza küser misiniz13
- manifest menajeri tolga akış'ın tutuklanması2
- sözlüğün en sevilen yazarı38
- fener balı15
- iş yerinde sözlükte takılmak14
- zorunlu eğitim15
- sosyalizm her ülkede farklı tecelli eder6
- sosyal antropoloji2
- yavşak koala5
- neden sosyalizm'e karşısınız ve ne istiyorsunuz5
- manifest11
- kadınların yaşlanmaması haksızlıktır5
- aklınıza gelen şarkı sözü4
- bir yazarı savunmak4
- namaz kılmayan erkekle evlenir misiniz4
- instagram3
- dayak yiyen kadının şikayetçi olmaması11
- yediğiniz eriğin bile bilinci var4
- birader baylar birader beyefendilerdir4
- roose bolton2
- hiç çalışası olmamak5
- arkadaşlar falıma bi bakar mısınız4
- biraderlerin mafyalaşması3
- 26 mart 2000 galatasaray fenerbahçe maçı4
- aylık 666 bin lira iyi para mıdır sorunsalı3
- joffrey baratheon2
- asırlık gece2
- mutlu bey birader birader beydir4
- fenerbahçe vs galatasaray26
- barristan selmy2
- teröristlerin konuşma yapabilmesi3
- game of thrones taki kerhaneci13
- mehdi3
- beşiktaş'ın uefa kupasını kazanacağı gerçeği3
- sözlükten kaç sevgili edindiniz6
- kapadokya23
- dine inanmak isteyip inanamamak5
- sabah namazına camiye gitmek2
- masa başı iş vs ayakta iş6
entry'ler (1)
Ben 2015 yılının ağustos ayında gelmiştim buraya. Gelişim nasıl oldu derseniz Türkiye’de üniversiteye hazırlanan gençlerin ki gibiydi. Ders çalışmadım ama hep çalıştığımı zannettim. Öyle ya da böyle bir şekilde bu üniversiteyi kazandım, sonuçlar gece açıklanmıştı ve baktığımda Gaziosmanpaşa Üniversitesi nerede lan dedim, istanbul’da yaşadığım için Gaziosmanpaşa ilçesinin orada falan zannettim sonra öğrendim ki Tokattaymış. Düşündüm Gaziosmanpaşa’nın Tokat’la ne gibi bir ilgisi var diye sonradan öğrendim, Gaziosmanpaşa Tokatlıymış. Hayatımda hiçbir zaman orada yaşayacağım aklımın ucundan bile geçmezdi. Ama tam dört yılımı orada geçirdim. Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü kazanmıştım , gittiğimde çok sevinmiştim çünkü edebiyatı seviyordum. Ancak her şey öyle lisede edebiyat dersini seviyorsunuz diye illa edebiyat okuyacaksınız diye olmuyor. Oraya gidince Osmanlıca, Eski Anadolu Türkçesi, Çağatay Türkçesi, Kıpçak Türkçesi, Harezm Türkçesi gibi deve dişi dersleri gördükten sonra iş işten geçmişti. Geriye de dönemedim baba ben okulu bırakıp bir sene daha çalışacağım dedim hayır olmaz dedi, okutmam seni, bizde el mecbur okuduk bu bölümü. ilk sene şehre alışma, hocalara alışma, derslere alışma derken 8 tane dersim alttan kaldı. Artık bir karar vermem gerekiyordu ve kendime hedef koydum. 2. Sınıfın sonuna geldiğimde bütün alttan derslerimle birlikte bütün derslerimi verecektim. Ve o sene öylede yaptım. Ama ben hayatımda o kadar zorlandığımı hiçbir zaman hatırlamıyorum. Geceler boyu uykusuz kalmak, bir günde 4 sınava girmek veya 3 sınava girmek her şeyi yaşadım. Vize zamanları 1 haftalık süreç olduğu için bütün dersler birbirine giriyordu ve ben adeta ruh gibi dolaşıyordum etrafta. Hayata bütün pencerelerimi kapatıyordum derken böyle çalkantılı bir süreç bir şekilde bitiverdi. 3. Sınıfta artık rahattım ve alttan derslerim yoktu. Artık bölüme ve hocalara alıştığımız için hocaların soru sorma şekillerini bildiğimiz için 2. Sınıftaki kadar gibi bir sıkışıklık ne de bir zorlanma olmadı. 3. Sınıf bu şekilde bittikten sonra 4. Sınıfa geçtik ve bu sefer bambaşka sorunlarla karşılaştık. Her sene verilen formasyon biz 4. Sınıfta geldiğimizde bize verilmedi ve bunun için çok fazla uğraştık neler neler yaptık, gitmediğimiz çalmadığımız kapı kalmadı ama herkes bize sırtını döndü bütün ümitlerin kesildiği bir anda bizim o kadar çabamız sonuca vardı ve senato kararıyla ek olarak 120 kişiye daha formasyon verildi. O anı hatırlıyorum da çok sevinmiştim çünkü çok uğraşmıştık ve bize demelerine göre parayla formasyon alan son öğrenciler bu üniversitede sizler olacaksınız ama öyle olmadı. Ben 4. Sınıfta hafta içi bölüm hafta sonu da formasyon derslerini idare ettiğim için çok zorlandım. Haftada sadece bir günümüz boş kalıyordu ve bu durum bizi kötü etkiliyordu. 1. Dönem bölümün vizelerinden hemen sonra formasyon vizelerinin başlaması yani hiç boş zamanımızın olmaması bizim için büyük sıkıntı yarattı. Zaten sonuçlar açıklanınca bunlar anlaşılıyordu. Benim notlarımda içler acısıydı. Şöyle düşünün cuma günü bölümün vizeleri bitiyor ve cumartesi 3 sınav arka arakaya oluyor nasıl çalışacaksınız nasıl yapacaksınız imkansız gibi bir şeydi bunda bizim bir suçumuz yoktu. Vizeler kötü geldi finaller bir nebze daha iyiydi ancak çoğumuz bütlere kalmıştık bende 1 dersten kaldım ve o yüzden yarıyıl tatilinde evime gidecek zamanım olmadı ta ki sene sonuna kadar sene sonunda formasyon sınavları nedeniyle yine ben memleketime gidemedim 2018 eylülün 2. haftası geldiğim Tokat’a 2019 un haziran 20’sinde anca döne bildim evime. Son sene benim için çok yıpratıcı olmuştu. Bu şekilde koskoca bir dört seneyi bitirdim şimdi size bölüm ve Tokat hakkında bilgiler vereceğim.
Dediğim gibi sonuçlar açıklandı ben nerede kalacağımı düşünmeye başladım. Kyk başvurusu yaptım 1586. yedek, anam dedim imkansız bana kyk çıkmaz. O yüzden ağustosun sıcağında gedik babamla Tokat’ta harıl harıl yurt aramaya başladık. Bilmediğimiz bir yer olduğu için nereye gideceğimizi şaşırdık sonra birkaç yurtla konuştuk ve en sonunda bir yurda yerleştim. Aradan 3 ay geçti yedekler çok az azalıyor sonra bir hafta bir baktık ki benim yedek 800 den bir anda kyk çıkmış şaşırdık, diğer arkadaşlara da çıkmış meğersem bedestende yeni bir kyk açılmış o yüzden bütün yedekler bitmişti. Şimdi önümüzde başka bir engel yurdun sahibi çıkmamıza engel oluyor yaklaşık iki-üç gün bir pazarlığın ardından 1000 lira kadar bir para vererek yurttan ayrıldım. Size tavsiyem Tokat’ta ne kadar yedek sırada sonlarda olsanız da her sene yedekler bitiyor yani herkesin kyk ya girme ihtimali var. O yüzden yurda girerken sözleşmeye ben kyk çıkarsa gideceğim diye bir madde ekleyin ya da hiç sözleşme yapmayın çünkü ilerde sıkıntı çıkartabiliyorlar benim yaşadığım sorun gibi.
Şimdi gelelim bölümümüze, 93 yılında ilk öğrencilerini almaya başlamış bölümümüz ondan sonra günümüze kadar gelmiş. Bugün bakıldığında hocalarımızın çoğu bizim üniversiteden mezunlar, örnek. Tuncay Böler, Serkan Türkoğlu, Murat Çil, Ahmet Akgül, bölümdeki hocalarımızın çoğu Tokatlı yani kendi memleketlerinde akademisyenlik yapıyorlar. 1. Sınıftayken bölüm başkanımız Hanifi Vural’dı. Aynı zamanda dekandı aynı zamanda da rektör yardımcısıydı onunla ilgili görüşlerimi sonradan açıklayacağım. Sonradan bölüm başkanımız Tuncay Böler oldu. Ardından 1. Sınıf bitti yazın darbe oldu o darbeden sonra bizim bölümdeki hocaların yarısını içeri aldılar sonra çoğu çıktı kimi mesleğine devam etti kimi etmedi. işte Tuncay hocamızda içeri alınanlardandı içeri alınmadan önce bana göre asabi, öğrenciyle lavobaliliği sevmeyen biriydi hatta birkaç kez bizim sınıftan birilerini azarladığına şahit olmuştuk. içerden çıktıktan sonra bambaşka bir adam geldi kaşımıza o eski halinden eser yoktu zaten ondan sonra mezun olana kadar en sevdiğimiz hocalarımızdan olmuştu kendisi. Odasına gittiğimiz zaman ayağa kalkan çıkarken yine ayağa kalkan öyle naif bir insandı kendisi. Kapısı her zaman açıktı öğrencilerine sınavlarında da pek zorlamazdı bizi önceden bu durum bana çok iyi geliyordu sonradan bu durumun iyi bir şey olmadığını farkettiğimde düşünce yapım çok değişmişti çünkü yüksek lisans yapmak istiyordum ve bizi bu kadar kolay geçirmesine hafiften kızmıyor değildi. Kendi deyimiyle bir insan bir dersi kolay geçiyorsa o dersten pek bir şey öğrenememiştir.
Başka bir hocamız Alpay Doğan Yıldız. Bu hocamız yeni edebiyat hocasıydı 2. sınıftan itibaren dersimize girmeye başladı. Önceleri kendisiyle aramız çok iyiydi sonradan aramızda geçen bir meseleden ötürü aramız açıldı ondan sonrada kendisine pek ısınamadım. Hem dersleri de çok sıkıcıdır yani ben kolay kolay derslerde uyumazdım ama onun dersinde hep uyuduğumu ve sıkıldığımı hatırlıyorum. Alpay hocanın bir günü bir gününe uymazdı o yüzden kendisiyle pek hoş anılarımız yoktu. Beni de pek sevmezdi zaten.
Gelelim diğer bir hocaya Mehmet Celal Varışoğlu. Kendisi Tokatlı diğer üstteki saydığım hocalarda Tokatlıydı. Sırf en arkada oturuyorum diye bana gıcık olan bir insandı. Arkada oturuyorum diye insana gıcık kapılır mı demeyin kaptı adam. Bu adam öğrenciler arasında ayrımcılık yapan, derslerde yaptığı zamparalıkları anlatan Allahtan utanmaz herifin tekiydi. Birde eski edebiyat hocasıydı benimde en sevdiğim derstir. 4 yıl boyunca hiçbir zaman 100 düşmedi dersim bir onun senesinde düştü ona rağmen sevmiyorum kendisini.
Gelelim bir başka hocamıza Mehmet Güler. Eski edebiyat hocası. Hiç kimsenin hakkını yemeyen her öğrenciye eşit mesafede davranan hiçbir şekilde de ayrım gözetmeden derslere gidip gelen bir hocamızdı. Tabii ben bu hocamızın değerini çok sonradan anladım. ilk iki sene dersimize girdi iyi ki girmiş. Diğer öğrenciler sevmezdi Mehmet hocayı ama ben severdim çünkü öğrenciyi azıcık zorlardı ve zorladığı için ben de çalışırdım geçmek için ve sonunda bir şeyler öğrenirdim. Ve ben bana bir şeyler öğreten hocaları başımın tacı yaparım Allah senden razı olsun hocam.
Başka bir hocamız Emel Hisarcıklılar hoca, yeni edebiyat hocası. Hakkında kötü bir şey söyleyemeyeceğim bir hocadır kendisi. Esprileri bizi gülmekten kırardı anacak komik olduğu için değil o kadar kötü bir espri yapmaya cür’et ettiği için gülerdik ama hiç kötü bir anımız yok onunla. Sevimlide bir hocaydı kendisi.
Bir başka hocada Fatih Kaya. Kendisi Mehmet hocamız gibi namazında niyazında hak yemeyen öğrenciyi biraz zorladığı için öğrenciler tarafından sevilmeyen ama benim yine sevdiğim hocalardan bir tanesidir. 3. Sınıfta Türk Dili Tarihi dersimize girmişti ve seçmeli bir dersti, ben o derste zorlandığım kadar 4 yıl boyunca hiçbir dersten zorlanmamıştım ana derslerde bile bu kadar zorlanmamıştım. Ama o dersten öğrendiklerimin yanında bu zorluk hiçbir şey değildir.
Başka bir hocamız Muhammet Avşar. Nam-ı diğer Avşar beyi, halk edebiyatı hocasıdır kendisi. Kendisi derslere geldiği zaman vatan- millet- Sakarya’dan dem vurur kul hakkından , hayat hikayelerinden bahseder ancak esas görevi olan ders anlatmaktan hiçbir feyz almamıştır. Önce sen kendi görevini yap ondan sonrada bunları anlat o zaman daha güzel olur. 4 yıl boyunca doğru düzgün ders anlattığını görmedim
ama sınav zamanında ders anlatmış gibi okkalı sorular sorardı. Yani kendisini pek sevmem.
Ve Hanife hocamız. Önceleri kendisinden pek haz etmediğim ancak daha sonra değerini anladığım bir hocamız. Eşi de bizim bölümde araştırma görevlisidir, halk bilimcidir. Dersleri sonuna kadar işleyen ve derslere geç kalındı mı adeta Gestapoya dönen hafiften sinirli gözleri çekik bir hocamızdı. Ama bir kötülüğünü görmedim dersini anlatır giderdi.
Hocalarımız hakkında bilgi verdikten sonra fakültemiz hakkında biraz bilgi vereceğim. ilk geldiğimde A-201 no’lu sınıfı arıyorum bulamıyorum çünkü fen edebiyat fakültesinin içi çok karışık, labirent gibi. Gözünüzde canlandırmak için şöyle anlatayım Harry Potter’ ın Hogwarts’ta gittiğinde yer değiştiren merdivenler gibi aynen o şekilde. En sonunda buldum sınıfımı girdim içerde üç beş kişi var direkt girdim sınıfa oturdum. Kürsüde olan bir kız sen nasıl böyle oturursun dedi meğerse sonradan anlıyorum o bizim danışman hocamızmış çok küçük gösteriyordu utanmıştım. Duygu Karagöz sonradan evlendi soy ismi değişti şuanda hatırlamıyorum. Bizim fen edebiyatın bir bahçesi var ki havalar güzel olduğunda orda oturulup yapılan sohbetleri tadı çok ayrıdır. 1. Sınıftayken kantinimiz küçük bize yeten bir yerdi 2. Sınıfa geldiğimizde ise Fırınistan ihaleyi alınca orayı baya genişletti ve bütün fakültelerde oraya gelmeye başlamışlardı. Bu durumda bizim canımızı sıkıyordu çünkü oturacak bir yer bulamıyorduk. Gelgelelim otobüsler yani 101 numaralı otobüslere o otobüslerde ömrümüz geçti. O otobüsün içine o kadar kişini nasıl sığdığını hiç anlamıyordum, balık istifi gibiydi adeta. Otobüsçüler'de bir o kadar saygısız şekilde davranırdı müşterilere. inşallah o hat Taşlıçiftlik köyündekilerin elinden alınır ve öğrenciler bizim çektiğimiz sıkıntıları çekmezler.
Gelelim Tokat şehrine bu şehir geçmişten gelen büyük tarihine rağmen aynı şekilde gelişmişlik bakımından bir o kadar zayıf kalmıştır. Şehrin içerinde geçen yeşil ırmak olmasına rağmen bunu tam değerlendiremeyen ve halkına iş imkanı sağlayamadığı içinde çok fazla göç veren bir yerdir. Bu yüzden nüfusun geçim kaynağı öğrencilerdir. Öğrencilere sürekli kazık sokma çabasında olan bu şehrin halkı acaba hiç düşünmüyorlar mı bu çocuklar evlerine döndüğü zaman bu şehir hakkında iyi dileklerini değil de kötü dileklerini anlatacaklar. Bu durum buraya gelen öğrencileri etkileyecek belki de buraya gelmekten vazgeçecekler.
Şehir son derece hayatın olabildiğince sade aktığı ve diğer kentlere göre sessiz olan bir yerdir. ilk zamanlar buraya geldiğim için o kadar pişmandım ki sonradan yaz tatilinde evime döndüğümde kendime ne kadar da itiraf etmesi zor olsa da Tokat’ı özlediğimi anlamıştım. Ve artık ben bu şehre o kadar çok alıştım ki artık buradan gitmek istemiyorum. Bu buradaki esnaflar hakkındaki düşüncelerimden vazgeçtiğim anlamına gelmesin hala aynı fikirdeyim. Üniversite diğer üniversitelerle kıyaslandığında iyi bir üniversite değilse de her şey öğrencinin kendi elindedir. O yüzden bu şehre ön yargılı olmayın her şey sizi elinizde.
not : Yazıyı telefondan yazdığım için gramer kurallarına ne kadar riayet etmeye çalışsam da gözümden kaçmış olanlar olabilir şimdiden kusura bakmayın. yazıyı yazdıktan sonra büyük küçük harfleri yaptım ancak düzelmedi kusura bakmayın.
Dediğim gibi sonuçlar açıklandı ben nerede kalacağımı düşünmeye başladım. Kyk başvurusu yaptım 1586. yedek, anam dedim imkansız bana kyk çıkmaz. O yüzden ağustosun sıcağında gedik babamla Tokat’ta harıl harıl yurt aramaya başladık. Bilmediğimiz bir yer olduğu için nereye gideceğimizi şaşırdık sonra birkaç yurtla konuştuk ve en sonunda bir yurda yerleştim. Aradan 3 ay geçti yedekler çok az azalıyor sonra bir hafta bir baktık ki benim yedek 800 den bir anda kyk çıkmış şaşırdık, diğer arkadaşlara da çıkmış meğersem bedestende yeni bir kyk açılmış o yüzden bütün yedekler bitmişti. Şimdi önümüzde başka bir engel yurdun sahibi çıkmamıza engel oluyor yaklaşık iki-üç gün bir pazarlığın ardından 1000 lira kadar bir para vererek yurttan ayrıldım. Size tavsiyem Tokat’ta ne kadar yedek sırada sonlarda olsanız da her sene yedekler bitiyor yani herkesin kyk ya girme ihtimali var. O yüzden yurda girerken sözleşmeye ben kyk çıkarsa gideceğim diye bir madde ekleyin ya da hiç sözleşme yapmayın çünkü ilerde sıkıntı çıkartabiliyorlar benim yaşadığım sorun gibi.
Şimdi gelelim bölümümüze, 93 yılında ilk öğrencilerini almaya başlamış bölümümüz ondan sonra günümüze kadar gelmiş. Bugün bakıldığında hocalarımızın çoğu bizim üniversiteden mezunlar, örnek. Tuncay Böler, Serkan Türkoğlu, Murat Çil, Ahmet Akgül, bölümdeki hocalarımızın çoğu Tokatlı yani kendi memleketlerinde akademisyenlik yapıyorlar. 1. Sınıftayken bölüm başkanımız Hanifi Vural’dı. Aynı zamanda dekandı aynı zamanda da rektör yardımcısıydı onunla ilgili görüşlerimi sonradan açıklayacağım. Sonradan bölüm başkanımız Tuncay Böler oldu. Ardından 1. Sınıf bitti yazın darbe oldu o darbeden sonra bizim bölümdeki hocaların yarısını içeri aldılar sonra çoğu çıktı kimi mesleğine devam etti kimi etmedi. işte Tuncay hocamızda içeri alınanlardandı içeri alınmadan önce bana göre asabi, öğrenciyle lavobaliliği sevmeyen biriydi hatta birkaç kez bizim sınıftan birilerini azarladığına şahit olmuştuk. içerden çıktıktan sonra bambaşka bir adam geldi kaşımıza o eski halinden eser yoktu zaten ondan sonra mezun olana kadar en sevdiğimiz hocalarımızdan olmuştu kendisi. Odasına gittiğimiz zaman ayağa kalkan çıkarken yine ayağa kalkan öyle naif bir insandı kendisi. Kapısı her zaman açıktı öğrencilerine sınavlarında da pek zorlamazdı bizi önceden bu durum bana çok iyi geliyordu sonradan bu durumun iyi bir şey olmadığını farkettiğimde düşünce yapım çok değişmişti çünkü yüksek lisans yapmak istiyordum ve bizi bu kadar kolay geçirmesine hafiften kızmıyor değildi. Kendi deyimiyle bir insan bir dersi kolay geçiyorsa o dersten pek bir şey öğrenememiştir.
Başka bir hocamız Alpay Doğan Yıldız. Bu hocamız yeni edebiyat hocasıydı 2. sınıftan itibaren dersimize girmeye başladı. Önceleri kendisiyle aramız çok iyiydi sonradan aramızda geçen bir meseleden ötürü aramız açıldı ondan sonrada kendisine pek ısınamadım. Hem dersleri de çok sıkıcıdır yani ben kolay kolay derslerde uyumazdım ama onun dersinde hep uyuduğumu ve sıkıldığımı hatırlıyorum. Alpay hocanın bir günü bir gününe uymazdı o yüzden kendisiyle pek hoş anılarımız yoktu. Beni de pek sevmezdi zaten.
Gelelim diğer bir hocaya Mehmet Celal Varışoğlu. Kendisi Tokatlı diğer üstteki saydığım hocalarda Tokatlıydı. Sırf en arkada oturuyorum diye bana gıcık olan bir insandı. Arkada oturuyorum diye insana gıcık kapılır mı demeyin kaptı adam. Bu adam öğrenciler arasında ayrımcılık yapan, derslerde yaptığı zamparalıkları anlatan Allahtan utanmaz herifin tekiydi. Birde eski edebiyat hocasıydı benimde en sevdiğim derstir. 4 yıl boyunca hiçbir zaman 100 düşmedi dersim bir onun senesinde düştü ona rağmen sevmiyorum kendisini.
Gelelim bir başka hocamıza Mehmet Güler. Eski edebiyat hocası. Hiç kimsenin hakkını yemeyen her öğrenciye eşit mesafede davranan hiçbir şekilde de ayrım gözetmeden derslere gidip gelen bir hocamızdı. Tabii ben bu hocamızın değerini çok sonradan anladım. ilk iki sene dersimize girdi iyi ki girmiş. Diğer öğrenciler sevmezdi Mehmet hocayı ama ben severdim çünkü öğrenciyi azıcık zorlardı ve zorladığı için ben de çalışırdım geçmek için ve sonunda bir şeyler öğrenirdim. Ve ben bana bir şeyler öğreten hocaları başımın tacı yaparım Allah senden razı olsun hocam.
Başka bir hocamız Emel Hisarcıklılar hoca, yeni edebiyat hocası. Hakkında kötü bir şey söyleyemeyeceğim bir hocadır kendisi. Esprileri bizi gülmekten kırardı anacak komik olduğu için değil o kadar kötü bir espri yapmaya cür’et ettiği için gülerdik ama hiç kötü bir anımız yok onunla. Sevimlide bir hocaydı kendisi.
Bir başka hocada Fatih Kaya. Kendisi Mehmet hocamız gibi namazında niyazında hak yemeyen öğrenciyi biraz zorladığı için öğrenciler tarafından sevilmeyen ama benim yine sevdiğim hocalardan bir tanesidir. 3. Sınıfta Türk Dili Tarihi dersimize girmişti ve seçmeli bir dersti, ben o derste zorlandığım kadar 4 yıl boyunca hiçbir dersten zorlanmamıştım ana derslerde bile bu kadar zorlanmamıştım. Ama o dersten öğrendiklerimin yanında bu zorluk hiçbir şey değildir.
Başka bir hocamız Muhammet Avşar. Nam-ı diğer Avşar beyi, halk edebiyatı hocasıdır kendisi. Kendisi derslere geldiği zaman vatan- millet- Sakarya’dan dem vurur kul hakkından , hayat hikayelerinden bahseder ancak esas görevi olan ders anlatmaktan hiçbir feyz almamıştır. Önce sen kendi görevini yap ondan sonrada bunları anlat o zaman daha güzel olur. 4 yıl boyunca doğru düzgün ders anlattığını görmedim
ama sınav zamanında ders anlatmış gibi okkalı sorular sorardı. Yani kendisini pek sevmem.
Ve Hanife hocamız. Önceleri kendisinden pek haz etmediğim ancak daha sonra değerini anladığım bir hocamız. Eşi de bizim bölümde araştırma görevlisidir, halk bilimcidir. Dersleri sonuna kadar işleyen ve derslere geç kalındı mı adeta Gestapoya dönen hafiften sinirli gözleri çekik bir hocamızdı. Ama bir kötülüğünü görmedim dersini anlatır giderdi.
Hocalarımız hakkında bilgi verdikten sonra fakültemiz hakkında biraz bilgi vereceğim. ilk geldiğimde A-201 no’lu sınıfı arıyorum bulamıyorum çünkü fen edebiyat fakültesinin içi çok karışık, labirent gibi. Gözünüzde canlandırmak için şöyle anlatayım Harry Potter’ ın Hogwarts’ta gittiğinde yer değiştiren merdivenler gibi aynen o şekilde. En sonunda buldum sınıfımı girdim içerde üç beş kişi var direkt girdim sınıfa oturdum. Kürsüde olan bir kız sen nasıl böyle oturursun dedi meğerse sonradan anlıyorum o bizim danışman hocamızmış çok küçük gösteriyordu utanmıştım. Duygu Karagöz sonradan evlendi soy ismi değişti şuanda hatırlamıyorum. Bizim fen edebiyatın bir bahçesi var ki havalar güzel olduğunda orda oturulup yapılan sohbetleri tadı çok ayrıdır. 1. Sınıftayken kantinimiz küçük bize yeten bir yerdi 2. Sınıfa geldiğimizde ise Fırınistan ihaleyi alınca orayı baya genişletti ve bütün fakültelerde oraya gelmeye başlamışlardı. Bu durumda bizim canımızı sıkıyordu çünkü oturacak bir yer bulamıyorduk. Gelgelelim otobüsler yani 101 numaralı otobüslere o otobüslerde ömrümüz geçti. O otobüsün içine o kadar kişini nasıl sığdığını hiç anlamıyordum, balık istifi gibiydi adeta. Otobüsçüler'de bir o kadar saygısız şekilde davranırdı müşterilere. inşallah o hat Taşlıçiftlik köyündekilerin elinden alınır ve öğrenciler bizim çektiğimiz sıkıntıları çekmezler.
Gelelim Tokat şehrine bu şehir geçmişten gelen büyük tarihine rağmen aynı şekilde gelişmişlik bakımından bir o kadar zayıf kalmıştır. Şehrin içerinde geçen yeşil ırmak olmasına rağmen bunu tam değerlendiremeyen ve halkına iş imkanı sağlayamadığı içinde çok fazla göç veren bir yerdir. Bu yüzden nüfusun geçim kaynağı öğrencilerdir. Öğrencilere sürekli kazık sokma çabasında olan bu şehrin halkı acaba hiç düşünmüyorlar mı bu çocuklar evlerine döndüğü zaman bu şehir hakkında iyi dileklerini değil de kötü dileklerini anlatacaklar. Bu durum buraya gelen öğrencileri etkileyecek belki de buraya gelmekten vazgeçecekler.
Şehir son derece hayatın olabildiğince sade aktığı ve diğer kentlere göre sessiz olan bir yerdir. ilk zamanlar buraya geldiğim için o kadar pişmandım ki sonradan yaz tatilinde evime döndüğümde kendime ne kadar da itiraf etmesi zor olsa da Tokat’ı özlediğimi anlamıştım. Ve artık ben bu şehre o kadar çok alıştım ki artık buradan gitmek istemiyorum. Bu buradaki esnaflar hakkındaki düşüncelerimden vazgeçtiğim anlamına gelmesin hala aynı fikirdeyim. Üniversite diğer üniversitelerle kıyaslandığında iyi bir üniversite değilse de her şey öğrencinin kendi elindedir. O yüzden bu şehre ön yargılı olmayın her şey sizi elinizde.
not : Yazıyı telefondan yazdığım için gramer kurallarına ne kadar riayet etmeye çalışsam da gözümden kaçmış olanlar olabilir şimdiden kusura bakmayın. yazıyı yazdıktan sonra büyük küçük harfleri yaptım ancak düzelmedi kusura bakmayın.