bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri47
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- the wheels on the bus2
- claudian clouds33
- yaşanmamışların yası6
- buzdolabının kapağını açıp boş boş bakmak5
- en iyi vampir filmi4
- insan ne ister5
- yazarların akşam yemekleri6
- kültür2
- cok da abartmaya gerek uok6
- cumartesi gecesi sıkıcılığı4
- okulda zil sesinin felsefi anlamı3
- en iyi kurt adam filmi3
- sözlük kızlarının kekleri24
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak4
- kadınlar7
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- intothenirvana2
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği7
- anın görüntüsü25
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- true'nun engelli olması6
- gary oldman2
- meriç dükalığı8
- okan buruk9
- başkalarının istediği gibi yaşamak4
- the crow2
- çirkin2
- allah11
- sevdiğiniz yazarlar8
- islamda namaz yoktur30
- sarapci koala hatayi33
- ermeni alfabesi2
- annem2
- galatahahahahahaha3
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- fusya semsiyeli yabanci22
- kürdistan10
- true ile tatlı sert3
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- dantelli sütyen takan erkek12
- günlük2
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- ankara da yeni nesil suç örgütleri operasyonu2
- ölümden korkuyor musunuz17
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği4
- tai lung8
- önyargı2
entry'ler (44)
biraz olsun kendilerini eleştiremeyen, hatalarını görmek yerine hala insanları suçlayan grup.
grubun web sitesi sorumlusu facebook'dan mesaj atıp alenen bizi şerefsizlikle ve nankörlükle suçlamakta tereddüt etmedi.
herhalde entrymi yeni görmüşler, bir de toplantılarında 50 kişi oturup "vay arkadaş bize nankörlük yaptı" demişler.
güldüm.
http://i.imgur.com/kCdJv4x.jpg
grubun web sitesi sorumlusu facebook'dan mesaj atıp alenen bizi şerefsizlikle ve nankörlükle suçlamakta tereddüt etmedi.
herhalde entrymi yeni görmüşler, bir de toplantılarında 50 kişi oturup "vay arkadaş bize nankörlük yaptı" demişler.
güldüm.
http://i.imgur.com/kCdJv4x.jpg
pendik belediyesi'nin aylık geziler için kendilerine tamamen ücretsiz temin ettiği 45 kişilik otobüs için, geziye gelenlerin her birinden "gider" adı altında 20 lira isteyen yönetcelerinin bulunduğu,
"pendik fotoğraf amatörleri" adlı bir grup.
bu gider adı altında alınan paralar için herhangi bir resmi işlem (makbuz falan) de uygulanmıyor tabii ki.
toplanan bu paralar ile grup kurucularından birinin pendik'de bulunan copy center'ında, fotoğrafları beğenilen üyelere fotoğraf baskısı yapılıp hediye ediliyor.
kendi paraları ile kendilerine hediye fotorğaf basılıyor yani hemde 45 kişiye değil, sadece seçilen bir kaç fotoğraf sahibine. geri kalan hayali para da, hayali bir kasada, yeni baskıların maliyeti için saklanıyor.
hayali para diyorum çünkü resmi bir kayıt yok. olamazda zaten. belediye'nin temin ettiği ücretsiz araca ücret alıp bir de makbuz kesmek ayıp olurdu değil mi? sonuçta "gantisi benim" diye bir esnaf değimi vardır. aynı böyle bir durum. "para bizde raad ol" diyorlar.
üyelerinden bir çoğu yok nd filtre, lens, dslr kumanda, tripod falan filan yokluğu çekerken, bedava olan bir şey için toplanılan para ki bu 900 lira,(ki 900 liraya bir iş bulsam hiç durmam yarın başlar çalışırım) tamamen fotoğraf basımına ayrılıyor. vay arkadaş.
etkinlik açıldığında arkadaşım ve bir iki kişi daha sitem ediyor.
tabii yönetici ve yöneticinin arkadaşı olan üyelerden biri hemen giriyor olaya:
http://i.imgur.com/yv4JWlp.jpg
en son bir arkadaşım "madem belediye arabayı ücretsiz veriyor, o zaman para neden toplanıyor, makbuz kesiyor musunuz?" sorusuna da sinirlenip,
"arkadaşlar huzursuzluk çıkartmayın. bizim böyle adamlarla uğraşacak vaktimiz yok." deniliyor.
ve hızını alamayarak devam ediyor:
"ortalığı karıştırmayın, hesap numaranızı verin ben 30'ar lira yatırayım ne ok konuştunuz be, bir sigara parası bile değil, utanın!"
http://i.imgur.com/nlRi6rA.jpg
daha sonra arkadaşım belediye'ye bu konuyu araştırması için mail atıyor.
cevap geldiğinde caps olarak attı, bende isimlerin üstünü değiştirip buraya atıyorum:
http://i.imgur.com/Ll9OvFx.jpg
ama fotoğraf grubu, etkinliğinde para isteyip, "her şey dahil mi?" diye soranlara, "yemek gibi kişisel ihtiyaçlarınız size ait sadece etkinlik için vereceksiniz" cevabını veriyor.
arkadaşım tekrar bir mail daha atıyor belediye'ye:
http://i.imgur.com/KWQ5Yqj.jpg
ve ortalık bir anda karışıyor.
grubun kurucusu uzun bir yazı yayınlıyor ve sonunda"20 lirayı ne için topladığımız bilinirken, ispiyonlamanın anlamı nedir?" diyor. ispiyonlamak. benim bildiğim kötü şeyler ispyonlanır, iyi şeyler değil.
ve yazdığı uzun yazının sonunda tehditlerden sonra, durum biraz daha netlik kazanıyor:
http://i.imgur.com/hx6uCJu.jpg
belediye'nin ücretsiz aracından para talep eden yöneticileri belediye başkanıda tanıyormuşdemek ki.
ve sonra belediye'ye 2. kez attı mail'den sonra arkadaşıma dalga geçer gibi bir cevap geliyor:
http://i.imgur.com/KvFMsZc.jpg
alla alla? e hani 72 saat önce "araba veriyoruz, ücret almıyoruz" falan filan diyen belediye, araba verdiği grubu tanımıyor ve ilişkisi olmadığını söylüyor.
oysa grup o mail'den tam da bir gün önce etkinliğinde ne demiş:
http://i.imgur.com/wGm8639.jpg
garip. tabii türkiye'de bir sürü şey olunca bu devede kulak bile kalmıyor, devede pire kalıyor ama olsun.
şuan üsküdar'da yerel gazete sahibi bir abimiz ilgilendi bizimle. haberini yapacaklar büyük olasılıkla.
fotoğraf çekmek isteyen, bunların bu isteklerini görüp ücretsiz araba temin etmiş olan kurumlar üstünden hal-hatır ilişkisine rant elde etmeye çalışmak, hem günah, hem haram hem yasa dışı hem de ayıptır.
ama oluyor işte. bu da böyle bir anımdır.
"pendik fotoğraf amatörleri" adlı bir grup.
bu gider adı altında alınan paralar için herhangi bir resmi işlem (makbuz falan) de uygulanmıyor tabii ki.
toplanan bu paralar ile grup kurucularından birinin pendik'de bulunan copy center'ında, fotoğrafları beğenilen üyelere fotoğraf baskısı yapılıp hediye ediliyor.
kendi paraları ile kendilerine hediye fotorğaf basılıyor yani hemde 45 kişiye değil, sadece seçilen bir kaç fotoğraf sahibine. geri kalan hayali para da, hayali bir kasada, yeni baskıların maliyeti için saklanıyor.
hayali para diyorum çünkü resmi bir kayıt yok. olamazda zaten. belediye'nin temin ettiği ücretsiz araca ücret alıp bir de makbuz kesmek ayıp olurdu değil mi? sonuçta "gantisi benim" diye bir esnaf değimi vardır. aynı böyle bir durum. "para bizde raad ol" diyorlar.
üyelerinden bir çoğu yok nd filtre, lens, dslr kumanda, tripod falan filan yokluğu çekerken, bedava olan bir şey için toplanılan para ki bu 900 lira,(ki 900 liraya bir iş bulsam hiç durmam yarın başlar çalışırım) tamamen fotoğraf basımına ayrılıyor. vay arkadaş.
etkinlik açıldığında arkadaşım ve bir iki kişi daha sitem ediyor.
tabii yönetici ve yöneticinin arkadaşı olan üyelerden biri hemen giriyor olaya:
http://i.imgur.com/yv4JWlp.jpg
en son bir arkadaşım "madem belediye arabayı ücretsiz veriyor, o zaman para neden toplanıyor, makbuz kesiyor musunuz?" sorusuna da sinirlenip,
"arkadaşlar huzursuzluk çıkartmayın. bizim böyle adamlarla uğraşacak vaktimiz yok." deniliyor.
ve hızını alamayarak devam ediyor:
"ortalığı karıştırmayın, hesap numaranızı verin ben 30'ar lira yatırayım ne ok konuştunuz be, bir sigara parası bile değil, utanın!"
http://i.imgur.com/nlRi6rA.jpg
daha sonra arkadaşım belediye'ye bu konuyu araştırması için mail atıyor.
cevap geldiğinde caps olarak attı, bende isimlerin üstünü değiştirip buraya atıyorum:
http://i.imgur.com/Ll9OvFx.jpg
ama fotoğraf grubu, etkinliğinde para isteyip, "her şey dahil mi?" diye soranlara, "yemek gibi kişisel ihtiyaçlarınız size ait sadece etkinlik için vereceksiniz" cevabını veriyor.
arkadaşım tekrar bir mail daha atıyor belediye'ye:
http://i.imgur.com/KWQ5Yqj.jpg
ve ortalık bir anda karışıyor.
grubun kurucusu uzun bir yazı yayınlıyor ve sonunda"20 lirayı ne için topladığımız bilinirken, ispiyonlamanın anlamı nedir?" diyor. ispiyonlamak. benim bildiğim kötü şeyler ispyonlanır, iyi şeyler değil.
ve yazdığı uzun yazının sonunda tehditlerden sonra, durum biraz daha netlik kazanıyor:
http://i.imgur.com/hx6uCJu.jpg
belediye'nin ücretsiz aracından para talep eden yöneticileri belediye başkanıda tanıyormuşdemek ki.
ve sonra belediye'ye 2. kez attı mail'den sonra arkadaşıma dalga geçer gibi bir cevap geliyor:
http://i.imgur.com/KvFMsZc.jpg
alla alla? e hani 72 saat önce "araba veriyoruz, ücret almıyoruz" falan filan diyen belediye, araba verdiği grubu tanımıyor ve ilişkisi olmadığını söylüyor.
oysa grup o mail'den tam da bir gün önce etkinliğinde ne demiş:
http://i.imgur.com/wGm8639.jpg
garip. tabii türkiye'de bir sürü şey olunca bu devede kulak bile kalmıyor, devede pire kalıyor ama olsun.
şuan üsküdar'da yerel gazete sahibi bir abimiz ilgilendi bizimle. haberini yapacaklar büyük olasılıkla.
fotoğraf çekmek isteyen, bunların bu isteklerini görüp ücretsiz araba temin etmiş olan kurumlar üstünden hal-hatır ilişkisine rant elde etmeye çalışmak, hem günah, hem haram hem yasa dışı hem de ayıptır.
ama oluyor işte. bu da böyle bir anımdır.
hayyam pasajı alt katta asıl adı Ali Tekinarslan olan, TAm-iŞ adındaki dükkanında analog makina tamiri-satışı yapan bir insan.
her ne kadar analog makina kullanıcılarının büyük bir bölümü bu ismin sonuna "usta" kelimesini getirselerde durum sanılandan çok daha farklı.
şöyle ki;
netteki araştırmalarımdan sonra makinamı götürüp teslim ettim ona. pazometremde bir bozukluk vardı.
önce bir bilmişlik tasladı, makinayı anlatmalar bilmem neler... daha sonra yaptı hemen cart curt aldım makinayı çıktım dükkandan. ardından ışığın hala tutukluk yaptığını farkedince geri götürdüm.
yine bir bilmişlikle konuşmaya başladı. "yok bu ortamda pazometre değer vermez zaten bıdı bıdı" dedi. alla alla dedim yıllardır kullandığım makina. sen tamirde iyiysen bende kullanmakta iyiyim bunu, makinamı bilmez miyim ben, sevgilim gibi olmuş artık yıllar yılı..
ve makinayı alıp 2 gün sonra gel dedi.
2 gün sonra gittiğimde yine bi labalilik, bilmişlik, "44 yıldır bu işin içindeyim, bir sorun olursa, içine sinmezse gel, makinanın bakıma da ihtiyacı var bir ara uğra" demeler falan. alıp çıktım makinamı ha ayrıca 2 adet pazometre pilini de 5 liraya okuttu bana sağolsun. bi saatçiden 2 tane pili en fazla 2 liraya alırdım. neyse efendim..
hayyam pasajından çıkıp fotoğraf çekmek için sultan ahmet'e doğru yürüdük arkadaşlarla. orada makinayı çıkardığımda lensin benim olmadığını anladım. makinam 84 model, lensim ise 91 modeldi. tabi geri döndüm tekrar o kadar yolu, dükkana girdim.
"abi lens benim değil" dedim. sanki suçlu benmişim gibi bi afra tafralar, arada da "yahu bunların hepsi aynı zaten nolcek" demelerle lensi aramaya başladı. vitrine falan baktı -ki ben tamire vermişim lensimin vitrinde ne işi var da oraya bakıyorsun?- o sırada "abi böyle bir lensti benimki" deyip o anda yanımdaki zenit'in üstünde duran lesi gösterdim.
"e tamam yahu al bunu işte alla alla ne takılıyosun bunlara" deyip o lensi söküp verdi bana.
lens çoktandır kullanılmadığndan diyaframı ilk basışta kapanmıyordu adam gibi -ki hala kapanmıyor- ve en önemlisi 90 modeldi yani makinamın orjinalliğini tek kelime ile sikip atmıştı.
Tam o gün arife günüydü ve bayram sonu makinayı sevgilime yollayacaktım. sinirden çıldırdım, terledim, titredim. adam ise hala bana "içine sinmezse getir" deyip kıvrak el hareketleri ile "bak böyle böyle işte bıdı bıdı" diyordu.
elimde makinamın seri numarası yazılı bir kartı vardı. tüketici derneğine falan gitsem, sevgilime yetiştiremezdim hem arife, sonrası bayramdı muhtemelen bayramdan sonraya atacakalrdı. mecburen lesi aldım ve çıktım dükkandan içimden küfrede küfrede..
benim için makina sadece makina değildir. dua etsin dedemden kalma zenitimi götürmemiştim gerçekten polis falan çağırmak zorunda kalırdı o dükkanı yakardım yani. bir arkadaşımın daha başına gelmiş böyle bir durum o da anlattı ertesi gün bana buna benzer bir olay. birde flaş takılan yer kırıktı ama ben öyle sevmişim o makinayı tutmuş kırmış geri kalanınıda. yahu sana ne? bende pense ile kırmasını bilirim, zımparalayıp düzeltmesini bilirim. yani baştan sona fiyasko. şu güne kadar kimseye kötülük etmedim ama biri analog makinama bir şey edince dayanamıyorum hele böylesine..
Kısaca analogcular arasında internette çoğu yerde adı geçen Ali usta dediğimiz adam,
makinaya, müşteriye tek bir damla saygısı olmayan, 44 yıl boşuna ustalık yapmış, alternatifi yokmuş gibi kasılan, karşısındakini aptal yerine koyan, Fotoğraf makinasının bir makinadan fazlası (duygusal bir bağ olayı) olduğuna inanmayan herifin tekidir. cidden makina alacaksanız, yaptıracaksanız gideceğiniz son yer olsun. 84 yapımı lensimi kaybedip üstüne.. neyse sustum ben, hala düşündükçe sinirim bozuluyor.
Dükkanına gitmeyin, gidecekleri engelleyin. en azından analog makinanıza, analog fotoğrafa bir sevginiz saygınız varsa.
edit: yarın gidip lensinden memnun olmadığımı, lensimi bulduysa onu almak istediğimi ve onun durmadan "içine sinmezse gel halledelim 44 yıllık esnafım bıdı bıdı" demesini hatırlatıp lensin içime sinmediğini söyleyeceğim. sevgilime makinayı mecburi pazartesi yollayacağım, sinirlerim mecburi yine gerilecek.
her ne kadar analog makina kullanıcılarının büyük bir bölümü bu ismin sonuna "usta" kelimesini getirselerde durum sanılandan çok daha farklı.
şöyle ki;
netteki araştırmalarımdan sonra makinamı götürüp teslim ettim ona. pazometremde bir bozukluk vardı.
önce bir bilmişlik tasladı, makinayı anlatmalar bilmem neler... daha sonra yaptı hemen cart curt aldım makinayı çıktım dükkandan. ardından ışığın hala tutukluk yaptığını farkedince geri götürdüm.
yine bir bilmişlikle konuşmaya başladı. "yok bu ortamda pazometre değer vermez zaten bıdı bıdı" dedi. alla alla dedim yıllardır kullandığım makina. sen tamirde iyiysen bende kullanmakta iyiyim bunu, makinamı bilmez miyim ben, sevgilim gibi olmuş artık yıllar yılı..
ve makinayı alıp 2 gün sonra gel dedi.
2 gün sonra gittiğimde yine bi labalilik, bilmişlik, "44 yıldır bu işin içindeyim, bir sorun olursa, içine sinmezse gel, makinanın bakıma da ihtiyacı var bir ara uğra" demeler falan. alıp çıktım makinamı ha ayrıca 2 adet pazometre pilini de 5 liraya okuttu bana sağolsun. bi saatçiden 2 tane pili en fazla 2 liraya alırdım. neyse efendim..
hayyam pasajından çıkıp fotoğraf çekmek için sultan ahmet'e doğru yürüdük arkadaşlarla. orada makinayı çıkardığımda lensin benim olmadığını anladım. makinam 84 model, lensim ise 91 modeldi. tabi geri döndüm tekrar o kadar yolu, dükkana girdim.
"abi lens benim değil" dedim. sanki suçlu benmişim gibi bi afra tafralar, arada da "yahu bunların hepsi aynı zaten nolcek" demelerle lensi aramaya başladı. vitrine falan baktı -ki ben tamire vermişim lensimin vitrinde ne işi var da oraya bakıyorsun?- o sırada "abi böyle bir lensti benimki" deyip o anda yanımdaki zenit'in üstünde duran lesi gösterdim.
"e tamam yahu al bunu işte alla alla ne takılıyosun bunlara" deyip o lensi söküp verdi bana.
lens çoktandır kullanılmadığndan diyaframı ilk basışta kapanmıyordu adam gibi -ki hala kapanmıyor- ve en önemlisi 90 modeldi yani makinamın orjinalliğini tek kelime ile sikip atmıştı.
Tam o gün arife günüydü ve bayram sonu makinayı sevgilime yollayacaktım. sinirden çıldırdım, terledim, titredim. adam ise hala bana "içine sinmezse getir" deyip kıvrak el hareketleri ile "bak böyle böyle işte bıdı bıdı" diyordu.
elimde makinamın seri numarası yazılı bir kartı vardı. tüketici derneğine falan gitsem, sevgilime yetiştiremezdim hem arife, sonrası bayramdı muhtemelen bayramdan sonraya atacakalrdı. mecburen lesi aldım ve çıktım dükkandan içimden küfrede küfrede..
benim için makina sadece makina değildir. dua etsin dedemden kalma zenitimi götürmemiştim gerçekten polis falan çağırmak zorunda kalırdı o dükkanı yakardım yani. bir arkadaşımın daha başına gelmiş böyle bir durum o da anlattı ertesi gün bana buna benzer bir olay. birde flaş takılan yer kırıktı ama ben öyle sevmişim o makinayı tutmuş kırmış geri kalanınıda. yahu sana ne? bende pense ile kırmasını bilirim, zımparalayıp düzeltmesini bilirim. yani baştan sona fiyasko. şu güne kadar kimseye kötülük etmedim ama biri analog makinama bir şey edince dayanamıyorum hele böylesine..
Kısaca analogcular arasında internette çoğu yerde adı geçen Ali usta dediğimiz adam,
makinaya, müşteriye tek bir damla saygısı olmayan, 44 yıl boşuna ustalık yapmış, alternatifi yokmuş gibi kasılan, karşısındakini aptal yerine koyan, Fotoğraf makinasının bir makinadan fazlası (duygusal bir bağ olayı) olduğuna inanmayan herifin tekidir. cidden makina alacaksanız, yaptıracaksanız gideceğiniz son yer olsun. 84 yapımı lensimi kaybedip üstüne.. neyse sustum ben, hala düşündükçe sinirim bozuluyor.
Dükkanına gitmeyin, gidecekleri engelleyin. en azından analog makinanıza, analog fotoğrafa bir sevginiz saygınız varsa.
edit: yarın gidip lensinden memnun olmadığımı, lensimi bulduysa onu almak istediğimi ve onun durmadan "içine sinmezse gel halledelim 44 yıllık esnafım bıdı bıdı" demesini hatırlatıp lensin içime sinmediğini söyleyeceğim. sevgilime makinayı mecburi pazartesi yollayacağım, sinirlerim mecburi yine gerilecek.
firefox için şöyle bir eklenti ile kullanılabilirmiş. ben denedim baya eylenceli.
https://addons.mozilla.or...facebook-dislike/#reviews
https://addons.mozilla.or...facebook-dislike/#reviews
(bkz: 15 saat)
"vuhuuuuuuuuuuu olay budur... benim diyen onca yönetmene, ödüllü filme, oyunculara taş çıkartır....
izlerken teypleri, kasetleri, eski şarkıları, çıkartılmış rsimleri, eski gerçek oyuncakları, ailemizi,
arkadaşlarımızı ne kadar kendi hallerine bıraktığımızı, onların terkedilmişliklerini,
üzerlerinin tozlandığını hayatımızın tıpkı bir seruma bağlanmış gibi teknolojiye
bağlandığını görünce yüreğimde bir cızzzz sesi duyar gibi oldum...
oysa hayat eskiden basit ama ne kadar zevkliymiş teknoloji kurtulması
imkansız bir virüs gibi yayılımş insanlığa....gerçekten de kurtulamıyoruz, bir teklemede hayat duruyor....
elektirkler kesilince hiç bişey yapamıyoruz üşüyoruz,
yemek yapamıyoruz, nete giremiyoruz, konuşamıyoruz, göremiyoruz, duyamıyoruz vs vs...
ama o anda da hep birilerine ihtiyaç duymaya başlıyoruz ve ne kadar yanlız olduğumuzu hissediyoruz...
konuşmak, eğlenmek, oynamak, gülmek için birileri asla olmuyor bizimle....oysa eskiden...
vallahi hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim çok güncel bir film olmuş ben biraz da fazlaca
duygusala bağladım ama izlerken vallahi tam da bunları düşündüm....küçük bir not: kahve olayında kendimi gördüm"*
izlerken teypleri, kasetleri, eski şarkıları, çıkartılmış rsimleri, eski gerçek oyuncakları, ailemizi,
arkadaşlarımızı ne kadar kendi hallerine bıraktığımızı, onların terkedilmişliklerini,
üzerlerinin tozlandığını hayatımızın tıpkı bir seruma bağlanmış gibi teknolojiye
bağlandığını görünce yüreğimde bir cızzzz sesi duyar gibi oldum...
oysa hayat eskiden basit ama ne kadar zevkliymiş teknoloji kurtulması
imkansız bir virüs gibi yayılımş insanlığa....gerçekten de kurtulamıyoruz, bir teklemede hayat duruyor....
elektirkler kesilince hiç bişey yapamıyoruz üşüyoruz,
yemek yapamıyoruz, nete giremiyoruz, konuşamıyoruz, göremiyoruz, duyamıyoruz vs vs...
ama o anda da hep birilerine ihtiyaç duymaya başlıyoruz ve ne kadar yanlız olduğumuzu hissediyoruz...
konuşmak, eğlenmek, oynamak, gülmek için birileri asla olmuyor bizimle....oysa eskiden...
vallahi hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim çok güncel bir film olmuş ben biraz da fazlaca
duygusala bağladım ama izlerken vallahi tam da bunları düşündüm....küçük bir not: kahve olayında kendimi gördüm"*
şehir şiirini bestelediğim şair. http://www.facebook.com/v...200946563892&comments
biraz hızlı söylemişim ama idare edin efendim.
biraz hızlı söylemişim ama idare edin efendim.
blues ezgileridir.
karma karışık adlı toplama albümde, eren kazım akay'ın kendi albümünden bağımsız olarak söylediği şarkıdır.
şöyle ki: http://www.facebook.com/v...463365378891&comments
şöyle ki: http://www.facebook.com/v...463365378891&comments
kolektif sahne adı altında 27-28 ekim 2010 'da ankara buluşması yapacak olan grup.
http://www.facebook.com/e...t.php?eid=158926734141233
Şimdilik Katılımı belirlenmiş grup ve sanatçılar:
* (bkz: SULUKULE ROMAN ORKESTRASI)
* (bkz: MAViBiDON)
* (bkz: PROJECT MAYA)
* (bkz: ANADOLU ÇINARLARI)
* (bkz: REMBETiKO TiS THALASAS)
* (bkz: GÜNEŞE YOLCULUK)
* (bkz: FOLKETHNiCA)
* (bkz: SiSLi RÜYA)
* (bkz: MASALA)
* (bkz: SÜLEYMAN SAiT)
* (bkz: DEMOZA)
* (bkz: TATAVLA KEYFi)
* (bkz: CÜMBÜŞ CEMAAT)
* (bkz: KOPTU KERVAN)
* (bkz: NEŞELi MiLiS)
* (bkz: PiLAKi)
* (bkz: FLEMENCO SUENOS)
Edit: Bugün Evrensel gazetesinde de çıkmıştır haberi.
http://www.evrensel.net/haber.php?haber_id=76929
http://www.facebook.com/e...t.php?eid=158926734141233
Şimdilik Katılımı belirlenmiş grup ve sanatçılar:
* (bkz: SULUKULE ROMAN ORKESTRASI)
* (bkz: MAViBiDON)
* (bkz: PROJECT MAYA)
* (bkz: ANADOLU ÇINARLARI)
* (bkz: REMBETiKO TiS THALASAS)
* (bkz: GÜNEŞE YOLCULUK)
* (bkz: FOLKETHNiCA)
* (bkz: SiSLi RÜYA)
* (bkz: MASALA)
* (bkz: SÜLEYMAN SAiT)
* (bkz: DEMOZA)
* (bkz: TATAVLA KEYFi)
* (bkz: CÜMBÜŞ CEMAAT)
* (bkz: KOPTU KERVAN)
* (bkz: NEŞELi MiLiS)
* (bkz: PiLAKi)
* (bkz: FLEMENCO SUENOS)
Edit: Bugün Evrensel gazetesinde de çıkmıştır haberi.
http://www.evrensel.net/haber.php?haber_id=76929
dostları ve korosu aramızdan ayrılışının 25. yılında, zincirlikuyu'daki mezarı başında büyük devrimci sanatçı ruhi su'yu 20 eylül pazartesi günü türküleriyle anacak.
aynı gün, dostların, sevenlerinin, öğrencilerinin katılacağı anma etkinliği boğaziçi üniversitesi garanti kültür merkezi'nde düzenlenecek "ruhi su 25. yıl anma gecesi" siyle devam edecek.ilk buluşma olan mezar başı anması 12:00 - 13:00 saatleri arasında yapılacak. "...ruhi su 25. yıl anma gecesi" boğaziçi üniversitesi garanti kültür merkezi'nde 20:00 - 22:00 saatleri arasında gerçekleşecek.
etkinlikte ruhi su dostlar korosu ve konuk sanatçılar sahne alacak, barkovizyon gösterimi yapılacak. öncesi, kültür merkezi fuayesinde ruhi su fotoğrafları sergilenecek.
anma etkinliğimize giriş ücretsizdir.
http://www.facebook.com/e...32759053438131&ref=mf
aynı gün, dostların, sevenlerinin, öğrencilerinin katılacağı anma etkinliği boğaziçi üniversitesi garanti kültür merkezi'nde düzenlenecek "ruhi su 25. yıl anma gecesi" siyle devam edecek.ilk buluşma olan mezar başı anması 12:00 - 13:00 saatleri arasında yapılacak. "...ruhi su 25. yıl anma gecesi" boğaziçi üniversitesi garanti kültür merkezi'nde 20:00 - 22:00 saatleri arasında gerçekleşecek.
etkinlikte ruhi su dostlar korosu ve konuk sanatçılar sahne alacak, barkovizyon gösterimi yapılacak. öncesi, kültür merkezi fuayesinde ruhi su fotoğrafları sergilenecek.
anma etkinliğimize giriş ücretsizdir.
http://www.facebook.com/e...32759053438131&ref=mf
11 eylül 2010 cumartesi günü, nesin vakfı buluşması düzenleyecek olan oluşum.
bayramın 3. günü nesin vakfı çocukları ile bayramlaşıp, birlikte şarkılar söyleyeceklermiş efendim.
http://www.facebook.com/e...51709274853838&ref=mf
bayramın 3. günü nesin vakfı çocukları ile bayramlaşıp, birlikte şarkılar söyleyeceklermiş efendim.
http://www.facebook.com/e...51709274853838&ref=mf
yıllardır çalınmaya hasret olan gitarın, ustasına tepkisi.
çaldıktan sonra parmaklarındaki yeşilliğe bakıp "değiştirelim artık telleri" dememek elde değil.
çaldıktan sonra parmaklarındaki yeşilliğe bakıp "değiştirelim artık telleri" dememek elde değil.
klasik facebook gruplarından biridir. "beğen, paylaş, arkadaşarını davet et" sözlerini duyamadığınız gibi sadece sokaktan dünyaya sesini duyurmaya çalışan insanların videoları ve resimlerini barındıran sağlam bir arşivdir. playing for change videolarından etkilenip bunun türkiye sayfası olmak için açılmış ama daha sonra sokak müziğine yönelmiştir video ve resimler.
http://www.facebook.com/dunyaicincal linkinden de girebilirmişsiniz.
en sağlam video da şudur herhalde: http://www.facebook.com/v.../video.php?v=406851163891 *
http://www.facebook.com/dunyaicincal linkinden de girebilirmişsiniz.
en sağlam video da şudur herhalde: http://www.facebook.com/v.../video.php?v=406851163891 *
oy almak için yazan yazar derdidir. "ulan neden kimse bana oy vermedi" der düşünür.
bu adamlar facebook'da "ya yeni bi grup açtım beğensene kanka" insanıdır.
bu adamlar facebook'da "ya yeni bi grup açtım beğensene kanka" insanıdır.
festivaller yüzünden katılamayacağım zirvedir. gerek bir foça olsun gerek bir zeytinli olsun, neden toplanmıyoruz da uludağ sözlük bayrağımız ile çadırlarımızı kurmuyoruz dediğimdir.
Kanat fiyatları tavan yapmışdiyorlar bu arada.
Kanat fiyatları tavan yapmışdiyorlar bu arada.
demin kendisini disco kralı'nda gördüm, sakalı ve bıyığı kesince resmen maymuna dönmüş şovmendir. ayrıca enseyi falan da almış, "naber lan okan?" deyip ensesine şaplatmak istedim. tam o kıvama gelmiş.
aslında bir sol sütun'u hareket ettirme uğraşıdır ama fazla ıkınınca geri teper.
hastanesine göre değişiklik gösteren durumdur. artık öyle öküz gibi kan almıyorlar hastanelerde.
hem siz yeni stajerleri gördünüz mü de konuşuyorsunuz yahu?*
hem siz yeni stajerleri gördünüz mü de konuşuyorsunuz yahu?*
eski sevgiliyi arayıp sarhoş olmaktan daha iyidir en azından.