bugün
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı28
- gocu abiyi akşamki boks maçına hazırlamak7
- gömü bulmak8
- gocu26
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı9
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı6
- melih gökçek'e soruşturma açılması8
- claudian clouds9
- sesli kitap dinlemek4
- yazarların sevdiği sözler3
- uludağ sözlük entry kotası2
- hayatının yavaş yavaş düzene girmesi3
- yaşlı insanlar neden huysuz olur6
- ibrahim ethem hacıosmanoğlu3
- virginia'dan arizona'ya gitmek2
- çi çi çi çiçeğum çiçeğum da çiçeğum3
- sincan uygur özerk bölgesi2
- iş yerinde entry girmek2
- aç karnına kahve içmek8
- kendinden biz diye bahsetmek6
- ermeniler2
- paris saint germain2
- aslında 1999 yılında olmamız4
- şive şakası4
- bu koyden olsam ne olacak20
- sarapci koala79
- dinlerin yalan olması17
- anayasanın ilk 3 maddesi2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı9
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası10
- sözlüğün güzel yer olması3
- genç yaşta ölen ünlüler2
- doğru insanı bulmak3
- sarı torba8
- melek mosso'dan canlı canlı vazgeç gönlüm dinlemek2
- dövüşlü film izleyip gaza gelmek4
- boğazı yüzerek geçmek3
- sözlükteki botlar4
- telefonun şarj bölgesi temassızlığı2
- ağlama melis2
- 30 ağustos 2026 samsunspor fenerbahçe maçı19
- nepal'deki sel felaketi6
- dün gece sözlükte yaşanan terbiyesiz olay2
- hayda rinna rinna rinna rinanay3
- ekşi sözlük4
- sımsıkı sıkı sıkı sıkı sıkı sar beni2
- lise yılları kurtlar vadisine denk gelmek3
- cincinnati cini2
- güne sporla başlamak3
- uzaylıların sefaköyü istila etmesi3
sinsi sinsi birşeyler öğretmeye çalışan kitaplardı bunlar. hani şu "eğlendirirken öğreten" dedikleri cinsten. bulmaca bilmece ayağına bize inceden dört işlem yaptırmaya çalışıyordu. böyle de hain bir kitaptı.
oysa biz kitapların bize birşeyler söylemesinden çok sıkılmıştık. yaz gelmişti. mahallemiz cıvıl cıvıl ve rengarenkti. günler inadına uzun, meyve tabağındaki kirazlar kıpkırmızıydı. yakan top, uzun eşek ve istop bütün kış bizi beklemekten yorgun düşmüşler, sokakta sabırsızlanıyorlardı. bütün kış çok üşümüş, karanlık sabahlarda okulun yolunu tutmuş ve soğukta titreyerek andımızı okumuştuk. tırnaklarımızın kısa kalması ve saçlarımızın bitlenmemesi için gayret etmiştik. haketmiştik biz tatili ve yazı. güneşin tenimizi ısıtmasını ve denizin tuzunu fazlasıyla haketmiştik. ne istediniz lan bizden! niye yanımıza tadımızı kaçıran bir kitap koydunuz ha? kışın her dediğinizi yapmadık mı eşşoğlueşşekler... afedersiniz.
işte bu yüzden tatilde milli eğitim bakanlığıyla ilgili herhangi bir obje görmek istemiyorduk. açık söyleyeyim biz kıyasıya haylazlık yapmak ve mümkünse bütün gün boş boş oturmak istiyorduk. yasadışı işler yapmak, otoriteye isyan etmek, sözgelimi komşunun şeftali ağacına dalmak istiyorduk. ha bir de bisikletle çok uzaklara gidip annemizi meraktan deliye çevirmek istiyorduk. yok yere mahalle savaşları çıkarmak birilerinin kafasını yarmak istiyorduk. senenin iki-üç ayı çizgi film seyretmek, akşama kadar "it gibi" sokakta oyun oynamak ve akşam yemeğini yedikten sonra da bir köşede sızmak... işte hayatın anlamı buydu. boş zamanlarımızı "faydalı şeylerle" değerlendirmek gibi ideallerimiz hiç olmadı bizim. faydasız ve gereksiz işleri deli gibi özlemiştik çünkü.
ama tatil kitabı bir ajan gibi sızmıştı içimize. bizim lüzumsuz hallerimizi merkeze rapor eden bir casus... tatil kitabını bizi göremeyeceği bir yere kaldırıp yaz sonuna kadar ortamdan uzak tutmak en iyisiydi. evet evet karşılaşırsak bir tatsızlık çıkabilirdi.
tatil kitabı eylül ayına kadar gardropun üstünde tozlanmalıydı. ve öyle de oldu. pişman değilim.
oysa biz kitapların bize birşeyler söylemesinden çok sıkılmıştık. yaz gelmişti. mahallemiz cıvıl cıvıl ve rengarenkti. günler inadına uzun, meyve tabağındaki kirazlar kıpkırmızıydı. yakan top, uzun eşek ve istop bütün kış bizi beklemekten yorgun düşmüşler, sokakta sabırsızlanıyorlardı. bütün kış çok üşümüş, karanlık sabahlarda okulun yolunu tutmuş ve soğukta titreyerek andımızı okumuştuk. tırnaklarımızın kısa kalması ve saçlarımızın bitlenmemesi için gayret etmiştik. haketmiştik biz tatili ve yazı. güneşin tenimizi ısıtmasını ve denizin tuzunu fazlasıyla haketmiştik. ne istediniz lan bizden! niye yanımıza tadımızı kaçıran bir kitap koydunuz ha? kışın her dediğinizi yapmadık mı eşşoğlueşşekler... afedersiniz.
işte bu yüzden tatilde milli eğitim bakanlığıyla ilgili herhangi bir obje görmek istemiyorduk. açık söyleyeyim biz kıyasıya haylazlık yapmak ve mümkünse bütün gün boş boş oturmak istiyorduk. yasadışı işler yapmak, otoriteye isyan etmek, sözgelimi komşunun şeftali ağacına dalmak istiyorduk. ha bir de bisikletle çok uzaklara gidip annemizi meraktan deliye çevirmek istiyorduk. yok yere mahalle savaşları çıkarmak birilerinin kafasını yarmak istiyorduk. senenin iki-üç ayı çizgi film seyretmek, akşama kadar "it gibi" sokakta oyun oynamak ve akşam yemeğini yedikten sonra da bir köşede sızmak... işte hayatın anlamı buydu. boş zamanlarımızı "faydalı şeylerle" değerlendirmek gibi ideallerimiz hiç olmadı bizim. faydasız ve gereksiz işleri deli gibi özlemiştik çünkü.
ama tatil kitabı bir ajan gibi sızmıştı içimize. bizim lüzumsuz hallerimizi merkeze rapor eden bir casus... tatil kitabını bizi göremeyeceği bir yere kaldırıp yaz sonuna kadar ortamdan uzak tutmak en iyisiydi. evet evet karşılaşırsak bir tatsızlık çıkabilirdi.
tatil kitabı eylül ayına kadar gardropun üstünde tozlanmalıydı. ve öyle de oldu. pişman değilim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar