bugün
- dün gece sözlükte yaşanan akıl almaz olay8
- yağmurlu havaları seven insan5
- trump'ın erdoğan'ı yine övmesi4
- iş yerindeki orospu çocukları5
- purgatory2
- ingilizce bilmeyen akademisyenler5
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı8
- mora katliamı2
- true nickli yazar22
- bahar feyzan3
- asrın soygunu10
- selam verilen kızın siklememesi3
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- yazılımcıların flört edememesi6
- sabahları sevilen şeyler9
- tai lung vs gocu22
- kader2
- yağmur sabahında2
- manisada okul saldırısı18
- sabahları nefret edilen şeyler7
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor20
- habire1227
- meb'in usule aykırı ücret dağıtması2
- kürtler asimile edilmelidir11
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok28
- bekarlığın avantajları3
- analı avratlı sözlük kavgaları8
- sözlüktekiler kaç yaşında9
- kullanıcı adı değişmiyor3
- sarı poşet kudurtması13
- afrikalılar gariban avrupa emperyalist yalanı17
- evliliği ayakta tutan güçler13
- 1 gocu'ya 4 kişi dalması7
- et döner dürüm9
- allah'ın yasakladığı cinsel ilişkiler10
- tuvaletin evin dışında olması6
- kadınların reddedemediği teklifler6
- şemsiyeli olayının gerçek yüzünü açıklıyorum8
- bu ne soğuk amk5
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri51
- marimar2
- teslimiyet4
- yanlışlıkla plaj şemsiyesine diklemesine oturmak6
- 27 ocak 2027 psg galatasaray maçı2
- işler eskisi gibi değil kesat mı kesat2
- gocusuz bir sözlük5
- sürekli birilerine cevap yetiştirmek9
- ölümden korkuyor musunuz34
- sözlükte kavga olacak hissi4
- claudian clouds42
Delilik, çoğu insana göre oldukça aşağılıkça bir şeydir. bizim toplumumuz da dahil olmak üzere, bir çok toplumda delilere karşı inanılmaz antipatik bakılır. deliler her zaman toplumdan itilmesi gereken insanlar olarak algılanır. gündüz vassaf isimli psikoloğun cehenneme övgü isimli kitabında da bahsettiği gibi, delilik bizim algıladığımız gibi bir durum olmaya da bilir.
bir topluluk düşünün, beyazların çoğunlukta olduğu. burda siyahi biri çoğu zaman itici, antipatik gelir insanlara. ya da bir başka topluluk düşünün, birkaç kişi hariç herkes hetoraseksüel. biseksüellerden nefret edilir. peki ya tam tersi olsaydı? biseksüellerin ve siyahilerin tamamına yakınını oluşturduğu toplulukta hetoreseksüeller ve beyazlar hakkında her zaman kötü düşünülür. ve bu kisiler toplumdan dışlanırdi. delilik de böyle bir durumdur işte. deli olarak tabir ettiğimiz bireylerin azınlıkta olduğu günümüz dünyasında onları iter kakar, toplumun dışında bırakırız. öyle yapıyoruz nitekim. onları tımarhanelere kapatıyor, daha kırsal alanlarda zincirliyor, hatta zaman zaman onları öldürüyoruz. çocuklar mahallelerinde deli akranlarını dövüyor, onlarla dalga geçiyor.
peki ya deliler çoğunlukta olsaydı? kafasında huniyle dolaşan, işe gitmeyip parayla haşir neşir olmayan, doğadan bulduklarıyla karnını doyuran, ki günümüz kentlerinde doğa çöp konteynerlerinden ibarettir. herkesin başına buyruk hareket ettiği, birbirlerini ve özgürlüklerini sınırlayan kuralların olmadığı, herhangi bir otoritenin boyunduruğuna girmemiş delilerden oluşan bir toplumda bizim gibi pragmatist, bencil, kimi zaman narsist, sadist bireyler nasıl algılanırdı? yerde bulduğu akıllıların çağından kalan 100 dolarlık banknotu ince ince kıvırıp burnunu karıştıran bir deli, 100 dolar için kendisini, bedenini, kişiliğini, çocuklarından eşinden ayrı saatlerce işverenlerine, patronlarına kiralayan insanları nasıl görürdü? delilerin çoğunlukta olduğu topluluğun delisi akıllı diye tabir ettiğimiz asıl deliler olurdu. tımarhanelerdede, sokağa çıkıp para kazanmak için kendisini parçalamasından korkan bireyler hapsedilirdi. kendilerine zarar vermeleri delilerce, tımarhanelerde engellenirdi.
sonuç olarak, delilik diyojen gibi gün boyu fıçının içinde keyif yapmaktır. hayatın zevklerini yaşamak, zaman kavramının bize dayattığı aceleciliği gözardı etmek, metaya gereğinden fazla önem vermemektir. biz kendi küçük dünyamızı dünyaya hakim ederek, hayatımızı ev-iş arası ve bu iki gelgitin arasına sıkıştırılmış, toplumun kimi zaman sosyal hayat olarak bize dayattığı, totaliter düzeni; kimi zaman da özel hayat diye lanse edilen yalnızlığı ruhumuza ve bedenimize çerçeve olarak çizmişiz. bırakın her şeyi gelin birlikte delirelim. yüzyıllardır akıllıyız da neler yaptık bizim, insanlığımızın, sözde medeniyetimizin adına?
bir topluluk düşünün, beyazların çoğunlukta olduğu. burda siyahi biri çoğu zaman itici, antipatik gelir insanlara. ya da bir başka topluluk düşünün, birkaç kişi hariç herkes hetoraseksüel. biseksüellerden nefret edilir. peki ya tam tersi olsaydı? biseksüellerin ve siyahilerin tamamına yakınını oluşturduğu toplulukta hetoreseksüeller ve beyazlar hakkında her zaman kötü düşünülür. ve bu kisiler toplumdan dışlanırdi. delilik de böyle bir durumdur işte. deli olarak tabir ettiğimiz bireylerin azınlıkta olduğu günümüz dünyasında onları iter kakar, toplumun dışında bırakırız. öyle yapıyoruz nitekim. onları tımarhanelere kapatıyor, daha kırsal alanlarda zincirliyor, hatta zaman zaman onları öldürüyoruz. çocuklar mahallelerinde deli akranlarını dövüyor, onlarla dalga geçiyor.
peki ya deliler çoğunlukta olsaydı? kafasında huniyle dolaşan, işe gitmeyip parayla haşir neşir olmayan, doğadan bulduklarıyla karnını doyuran, ki günümüz kentlerinde doğa çöp konteynerlerinden ibarettir. herkesin başına buyruk hareket ettiği, birbirlerini ve özgürlüklerini sınırlayan kuralların olmadığı, herhangi bir otoritenin boyunduruğuna girmemiş delilerden oluşan bir toplumda bizim gibi pragmatist, bencil, kimi zaman narsist, sadist bireyler nasıl algılanırdı? yerde bulduğu akıllıların çağından kalan 100 dolarlık banknotu ince ince kıvırıp burnunu karıştıran bir deli, 100 dolar için kendisini, bedenini, kişiliğini, çocuklarından eşinden ayrı saatlerce işverenlerine, patronlarına kiralayan insanları nasıl görürdü? delilerin çoğunlukta olduğu topluluğun delisi akıllı diye tabir ettiğimiz asıl deliler olurdu. tımarhanelerdede, sokağa çıkıp para kazanmak için kendisini parçalamasından korkan bireyler hapsedilirdi. kendilerine zarar vermeleri delilerce, tımarhanelerde engellenirdi.
sonuç olarak, delilik diyojen gibi gün boyu fıçının içinde keyif yapmaktır. hayatın zevklerini yaşamak, zaman kavramının bize dayattığı aceleciliği gözardı etmek, metaya gereğinden fazla önem vermemektir. biz kendi küçük dünyamızı dünyaya hakim ederek, hayatımızı ev-iş arası ve bu iki gelgitin arasına sıkıştırılmış, toplumun kimi zaman sosyal hayat olarak bize dayattığı, totaliter düzeni; kimi zaman da özel hayat diye lanse edilen yalnızlığı ruhumuza ve bedenimize çerçeve olarak çizmişiz. bırakın her şeyi gelin birlikte delirelim. yüzyıllardır akıllıyız da neler yaptık bizim, insanlığımızın, sözde medeniyetimizin adına?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar