bugün
- erkekte fizik mi giyim mi daha önemli9
- izmir3
- aykut kocaman5
- sedat pekmez43
- türkiye de en gereksiz meslek imamlık diyen kadın2
- nervio abla22
- feministlerin sınırsız nafaka iptaline kızmaları14
- grok vs gemini vs chatgpt6
- teklif edip asla ısrar etmeyen insan9
- gençler iş beğenmiyor diyen genç patron16
- hiçbir işin rast gitmemesi4
- hoşlanan erkeğin adım atmama sebebi6
- cedidacer'in fenerbahçeli bir ezik olması19
- 30 yaşından sonra ne yapacağız hissi5
- aptal insan tarifi3
- bir insana yapılabilecek en büyük kötülük19
- gece banyo yapmak vs sabah banyo yapmak2
- köşe başı dükkanlar erotik shop olsun11
- türkiye'de iyi bir insan olmak11
- chp'nin hali ne olacak34
- sözlükte yalnız bir hayat sürmek3
- 25 yıllık akp iktidarından çıkarılacak ders12
- türkiye de yaşanacak tek yerin izmir olması3
- sözlükteki arkadaş çevresi6
- buddy dude16
- gavurlar niye müslüman olmuyor3
- satrançta at mı daha değerlidir fil mi5
- haklı olduğu halde susan insan7
- aşka inanmayan insan4
- yazarların on üzerinden komiklikleri46
- eşiyle kavga eden goril2
- 6'ncı nesil uçakta dünyada söz sahibi olmamız11
- sözlük kadınlarının bugünkü kombini17
- sözlükte hic tayt giyen kız olmaması9
- ıslak kek bile yapamayan kız5
- hiç gelmeyecek birini beklemek9
- m r e r e c t o21
- kepaze bir hayat sürmek2
- her günün aynı rutinlikte geçmesi2
- seküler erkek muhafazakar kız birlikteliği7
- sözlükte içinden geçeni özgürce yazamama2
- bir kadını sarhoş edip onunla birlikte olan erkek18
- türkiye de yaşanabilir en ideal şehir2
- ömürlük arabalar3
- beyazsemsiyeliyabanci48
- türk erkeği azerbaycan kızı evliliği7
- kötü hissedildiğinde rahatlamak için yapılan şey9
- evli insanların bekarlara sen de evlen baskısı5
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle60
- larisalisa öldü mü6
türk milletinin erkekleri için bir şan şeref unsuru olarak görülebilen, özellikle 20 li yaşlarda tamamlanan ve ya tamamlanması uygun olan eylem.
bu soğuk tanımdan sonra askere başıkları inceleye biliriz.
yüksek öğretim görmemiş er
bu grup 20 li yaşların hemen başında askere çağrılan ve daha ziyade günümüz şartlarında liseyi bitirmiş kişilerden oluşur. garip heyecan vardır bedenlerinde. sanki silahla buluşmayı ve ya ülkeyi savunmayı onlara verilmiş özel bir emir gibi algılarlar. ülke zorda da, kendisi çağrılmaktadır sanki. böyle durumlarda vardır ancak, askere gidince şöfor olmaları, mutfağa verilmeleri vs gibi olasılıklar mevcuttur. askere gittikten sonra (birazda sürecin uzunluğundan olsa gerek) şirazeyi ilk dağıtan gruptur. mütamadiyen askerlik kavramına ve yeşil olan herşeye sövmeye başlarlar.
yüksek öğretim görmüş er
açıköğretim dahil, bi şekilde 4 yıllık eğitim almış kişidir. çok tırtta olsa bir eğitim almaları askerlik sürelerini ya kısaltmış ya da astteğmen gibi rütbeye erdirmiştir onları. bu grup bir şekilde mevcut komutanlardan çok daha zeki tipleri barındıran kısım olduğundandır ki, askerlik kavramı ile 'kavramsal olarak' çatışırlar. bende bu guruba girdiğimden midir nedir. bu çatışmada çavuşları ve ya astteğmenleri haklı bulurum. bunlar ilk gruptakiler kadar olmasada askerliğe pek sıcak bakmaz. bayrak, silah, ülke bütünlüğünü gibi kavramları askerlikten ayrı tutmayıda bilirler. zaten askerlerin ülke ile ilgili sorunu yoktur genelde. onlar yatakhaneleri, mutfağı, sabahın köründe kalkmayı, ictamaları hazmedemezler. bi de komutanlarının dünyadan bir haber olmalarını.
yüksek öğretim görmüş astteğmen
askere gitmeden hemen önce yapılan abuk bir sınavın sonucunda hangi gerekçeyle olduğunu bilmediğimiz şekilde komutan olarak askere alınırlar. ilk 3-4 ay gibi bir süre eğitimden sonrada astteğmen olup öğretmen maaşı civarında bir maaşla ödüllendirirler. bu kişiler bir anlamda komutan ile asker arasında kalmışlardır. özellikle kısa dönemlere yaptıkları anlamsız 'ben senin komutanınım' ayakları tepki görür 'lan sende kısa dönem olabilirdin, bende astek olabilirdim' şeklindeki gerçekler dile gelir, ama nafile... bunları komutanlarda sevmez. arada kalmışlığın meyvesi bu grup, ancak ve ancak karakol komutanı falansa iyidir ve onlardan kralı yoktur.
komutanlar
komutanlardan kasıt,özellikle astsubaylar ve uzman çavuşlardır. bunlar bir fiil askerin içindedir. her dönem gelen yüzlerce asker ile sinir sistemleri bozulmuş ve kendilerine yazık etmişlerdir. söylersin anlamaz, tarif edersin olmaz, istersin yapmaz niteliktedirler. bir üst komutanlarından ise tırım tırım tırsarlar. bu sebeple malesef bir süre sonra kişilik problemleri ile karşılaşırlar. askerlik görevini bıraktıktan sonra normalleşe bilen bir gruptur. hatta üstlerinde üniforma oladıkları anda bile normalleştiklerine şahit olmuşluğum vardır.
velhasıl; kişi, askere gidip geldikten sonra, bir daha askere çağırılacak olsa gitmeyeceklerine yemin eder, yeşil renge özel bir gıcıkları olur ve askerliğin genel olarak içi boş bir şey olduğunu anlarlar.** yinede özel bir deneyimdir.
bu soğuk tanımdan sonra askere başıkları inceleye biliriz.
yüksek öğretim görmemiş er
bu grup 20 li yaşların hemen başında askere çağrılan ve daha ziyade günümüz şartlarında liseyi bitirmiş kişilerden oluşur. garip heyecan vardır bedenlerinde. sanki silahla buluşmayı ve ya ülkeyi savunmayı onlara verilmiş özel bir emir gibi algılarlar. ülke zorda da, kendisi çağrılmaktadır sanki. böyle durumlarda vardır ancak, askere gidince şöfor olmaları, mutfağa verilmeleri vs gibi olasılıklar mevcuttur. askere gittikten sonra (birazda sürecin uzunluğundan olsa gerek) şirazeyi ilk dağıtan gruptur. mütamadiyen askerlik kavramına ve yeşil olan herşeye sövmeye başlarlar.
yüksek öğretim görmüş er
açıköğretim dahil, bi şekilde 4 yıllık eğitim almış kişidir. çok tırtta olsa bir eğitim almaları askerlik sürelerini ya kısaltmış ya da astteğmen gibi rütbeye erdirmiştir onları. bu grup bir şekilde mevcut komutanlardan çok daha zeki tipleri barındıran kısım olduğundandır ki, askerlik kavramı ile 'kavramsal olarak' çatışırlar. bende bu guruba girdiğimden midir nedir. bu çatışmada çavuşları ve ya astteğmenleri haklı bulurum. bunlar ilk gruptakiler kadar olmasada askerliğe pek sıcak bakmaz. bayrak, silah, ülke bütünlüğünü gibi kavramları askerlikten ayrı tutmayıda bilirler. zaten askerlerin ülke ile ilgili sorunu yoktur genelde. onlar yatakhaneleri, mutfağı, sabahın köründe kalkmayı, ictamaları hazmedemezler. bi de komutanlarının dünyadan bir haber olmalarını.
yüksek öğretim görmüş astteğmen
askere gitmeden hemen önce yapılan abuk bir sınavın sonucunda hangi gerekçeyle olduğunu bilmediğimiz şekilde komutan olarak askere alınırlar. ilk 3-4 ay gibi bir süre eğitimden sonrada astteğmen olup öğretmen maaşı civarında bir maaşla ödüllendirirler. bu kişiler bir anlamda komutan ile asker arasında kalmışlardır. özellikle kısa dönemlere yaptıkları anlamsız 'ben senin komutanınım' ayakları tepki görür 'lan sende kısa dönem olabilirdin, bende astek olabilirdim' şeklindeki gerçekler dile gelir, ama nafile... bunları komutanlarda sevmez. arada kalmışlığın meyvesi bu grup, ancak ve ancak karakol komutanı falansa iyidir ve onlardan kralı yoktur.
komutanlar
komutanlardan kasıt,özellikle astsubaylar ve uzman çavuşlardır. bunlar bir fiil askerin içindedir. her dönem gelen yüzlerce asker ile sinir sistemleri bozulmuş ve kendilerine yazık etmişlerdir. söylersin anlamaz, tarif edersin olmaz, istersin yapmaz niteliktedirler. bir üst komutanlarından ise tırım tırım tırsarlar. bu sebeple malesef bir süre sonra kişilik problemleri ile karşılaşırlar. askerlik görevini bıraktıktan sonra normalleşe bilen bir gruptur. hatta üstlerinde üniforma oladıkları anda bile normalleştiklerine şahit olmuşluğum vardır.
velhasıl; kişi, askere gidip geldikten sonra, bir daha askere çağırılacak olsa gitmeyeceklerine yemin eder, yeşil renge özel bir gıcıkları olur ve askerliğin genel olarak içi boş bir şey olduğunu anlarlar.** yinede özel bir deneyimdir.
güncel Önemli Başlıklar
