bugün
- aslında hayatta yapayalnız olmamız6
- ağlamamak için kendini tutmak11
- asla yapmam denilen şeyler4
- yıllar sonra sözlüğe dönen yazar4
- sözlüğü yakınlarının okuması hırsızlık mıdır3
- kendinize yaptığınız en büyük yatırım3
- en iyi simit hangi şehirdedir18
- ctrlx22
- domdomusa'nın haksız yere çaylaklanması6
- e'e f e6
- 30 temmuz 2026 cem küçük'ün gözaltına alınması8
- gelibolu da yaşamak vs çanakkale merkez de yaşamak5
- gece gece 3 tane kurabiye yemek2
- intihar4
- yalnız yaşamak5
- sigortalı bir iş bul çalış4
- güneş gözlüğü3
- gürcistan22
- tuvalete gitmenin zaman kaybı olması2
- chatgpt ile dertleşmek3
- bütün hiçlerle toplanıp beyin fırtınası yapmak2
- 35 bin lira maaşı beğenmeyen sevgili9
- velvet hanım iyi geceler2
- hewal ebo18
- içim yanıyor be sözlük7
- lahmacunu elle yiyen kız14
- pamuk şeker pembesi oje2
- beleş sigarayı öksürtüyor diyerek reddeden keriz4
- toksik insanlar2
- alman atasözleri2
- parcalandim toparlanamiyorum5
- kuran da namaz yok21
- öldürme arzusu2
- mutfağına konuk olunan yazarın işine karışmak3
- ilgi isteyen kız16
- geçmişe özlemle bakmak3
- paranın üstüne instagram adresini yazan sığır2
- usualsuspectss3
- memelerini okşarken kız nasıl inler4
- şimdi arkadaşlar3
- öyle bir şey yaz ki okuyan şaşırsın5
- cinle karşılaşınca yapılacak ilk hareket7
- cem gürdap2
- türk düşmanları4
- hiç tadın tuzun olmaması3
- asansörde kalmak7
- güneş4
- insanların akıl vermesinden yorulmak2
- sözlükte kesme işareti olmaması3
- ismail alpen'in yazılımcı olduğu gerçeği3
tam olarak bir sene önce ramazan dönemiydi. herzamanki gibi gece yatağımda sağ tarafıma doğru uzanmış sözlük karıştırıyorum, o zamanlar yazar değil okurum tabi. sıradan bir gece, çok sıcak falan. öyle bir an oldu ki tam olarak hatırlamıyorum ama elime resmen sert bir cisim çarptı göğsümle koltukaltımın arasında biyerlerde. o yanıma uzandığım için daha kolay oldu tabi, farketmem gerekiyormuş bir şekilde kendisini. büyük bi telaşa kapıldım hemen anneme seslendim, durumu açıkladım inanmadı. farkettiğim pozisyonu alarak anneme de varlığını onaylattım. çok sert, ceviz büyüklüğünde, düzgün yapılı, hareketli, o zamanlar ağrısızdı. ertesi güne randevu alarak en yakın arkadaşımla apar topar hastaneye gittik, doktor elle muayene yaptı ve kitleyi saptadı. hemen ultrasound istedi, özel bir randevu daha alarak tıpış tıpış kitlenin varlığını bilimsel olarak kanıtlamaya gittik. öyle utanıyordum ki muayene sırasında yabancı bir insanın göğüslerimi mıncıklamasından anlatamam, ama yapacak birşey yok, paşa paşa oluyorum muayenemi. ultrasoundda da görüp tanıştık kendisiyle. 2. doktor pek umursamazdı, biran önce işini bitirip sıradaki hastanın bulgularını yapmak derdindeydi. diğer göğsünde var mı diye sordu, yok dedim, rapora sağ göğüste bir adet fibroadenom saptanmıştır gibilerinden bişeyler yazdı, yarım saat bekledik çektirdiğimiz vesikalığın basılmasını, daha sonra 1. doktorun yanına gittik. vesikalığı birkaç dakika inceleyip pazartesi günü gel biyopsi yapmamız gerekiyor dedi, ilaç firmalarının küçük post it'lerine iğrenç doktor yazısıyla birşeyler karaladı, onunla gelmemi de tembihledi. tabi biz dayanamayıp bir özel hastaneye gittik, toplamda 2-3 dakika süren muayenede derhal ameliyat kararı alındı, kanser çıkma ihtimalimin büyük olduğu söylendi, ameliyat parasından konuşulmaya başlandı, kendimizi derhal dışarı attık annemle. o hastanenin merdivenlerinde nasıl ağladım anlatamam kanserim ben göğsümü alacaklar diye pislik doktor.
daha sonra ankaradaki teyzemle konuşmuş annem. fibroadenom kitlelerine asla ama asla biyopsi yapılmayacağını doktor olan kuzenimden öğrenmiş, acilen ankaraya çağırıyor, güvenemem o hastaneye diyor. kalktık gittik pazar günü. post itte yazan randevu önce levent kuşçuya gidip adam akıllı ultrasound çekilmesiyle başladı ankarada. normal fibroadenomların 4-5 katı büyüğüymüş benimki, üstelik sol göğsümde de varmış ama o normal boyutlarda. rapora iki göğüste de fibroadenom bulunmuştur yazıldı. ve 4.doktorumdan da ayrıldık. sıra assolist olan ameliyat kararı verecek kişiye gelmişti, deniz baykalın doktor oğlu ataç baykal.
inanılmaz kibar, mesafeli ama güler yüzlü bir insan. deniz baykalla da fiziken ilgisi bile yok, ya da ben benzetemedim, neyse. yarım saatten fazla muayene etti beni, tek tek ilgilendi ailemle, sorular sordu, telkinler etti ve sonunda ameliyata gerek olmadığı müjdesini verdi. ama büyürse, ağrı, akıntı gibi şikayetler olursa mutlaka uğramam gerektiğini de belirtti. öylece geri döndük evimize..
aradan bir yıl geçti ve kendisi bir limon büyüklüğüne erişmiş durumda. ara ara ağrı yapıyor, kesinlikle stres kabul etmiyor. ayrıca sağ kolumla ağırlık kaldırırsam hemen ağrımaya başlıyor. kendimi çok kaptırmasam da üzülmüyor değilim ama itiraf etmeliyim ki alıştık birbirimize * bayramdan sonra tekrar kontrole gidicez bakalım durumu neymiş keratanın. bukadar uzun yazmamın sebebi hastalığımı ilk farkettiğim dönemde deli gibi araştırma yapmıştım internetten, psikoloji bozmaya birebir öyle çok yazı var ki. eğer denk gelir de benim yerimde olan bir hasta okursa bunu rahatlasın istedim. kötü birşey olduğu yok kızlar, sadece alışmanız ve benimsemeniz gerekiyor ameliyata kadar. ayrıca 5 ayrı doktora ellenme konusuna da kendinizi alıştırsanız iyi olacak. * şaka bir yana evham yapmayın, bol bol olumlu düşünün ki olumlu olsun herşey..
daha sonra ankaradaki teyzemle konuşmuş annem. fibroadenom kitlelerine asla ama asla biyopsi yapılmayacağını doktor olan kuzenimden öğrenmiş, acilen ankaraya çağırıyor, güvenemem o hastaneye diyor. kalktık gittik pazar günü. post itte yazan randevu önce levent kuşçuya gidip adam akıllı ultrasound çekilmesiyle başladı ankarada. normal fibroadenomların 4-5 katı büyüğüymüş benimki, üstelik sol göğsümde de varmış ama o normal boyutlarda. rapora iki göğüste de fibroadenom bulunmuştur yazıldı. ve 4.doktorumdan da ayrıldık. sıra assolist olan ameliyat kararı verecek kişiye gelmişti, deniz baykalın doktor oğlu ataç baykal.
inanılmaz kibar, mesafeli ama güler yüzlü bir insan. deniz baykalla da fiziken ilgisi bile yok, ya da ben benzetemedim, neyse. yarım saatten fazla muayene etti beni, tek tek ilgilendi ailemle, sorular sordu, telkinler etti ve sonunda ameliyata gerek olmadığı müjdesini verdi. ama büyürse, ağrı, akıntı gibi şikayetler olursa mutlaka uğramam gerektiğini de belirtti. öylece geri döndük evimize..
aradan bir yıl geçti ve kendisi bir limon büyüklüğüne erişmiş durumda. ara ara ağrı yapıyor, kesinlikle stres kabul etmiyor. ayrıca sağ kolumla ağırlık kaldırırsam hemen ağrımaya başlıyor. kendimi çok kaptırmasam da üzülmüyor değilim ama itiraf etmeliyim ki alıştık birbirimize * bayramdan sonra tekrar kontrole gidicez bakalım durumu neymiş keratanın. bukadar uzun yazmamın sebebi hastalığımı ilk farkettiğim dönemde deli gibi araştırma yapmıştım internetten, psikoloji bozmaya birebir öyle çok yazı var ki. eğer denk gelir de benim yerimde olan bir hasta okursa bunu rahatlasın istedim. kötü birşey olduğu yok kızlar, sadece alışmanız ve benimsemeniz gerekiyor ameliyata kadar. ayrıca 5 ayrı doktora ellenme konusuna da kendinizi alıştırsanız iyi olacak. * şaka bir yana evham yapmayın, bol bol olumlu düşünün ki olumlu olsun herşey..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar