bugün
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı9
- 80 yaşına yaklaşmış koltuk sevdalısı siyasiler2
- chp genel başkanı hayatını kaybetti2
- meslek lisesi vs imam hatip lisesi9
- nevşehir üzümü2
- pakistan3
- azerbaycan2
- milli takım'ın abd maçı hazırlıkları2
- hindistan3
- düşün ki o bunu okuyor17
- dünya7
- aşure günü3
- 2026 dünya kupası22
- futbol15
- fas6
- yaşamak üzerine2
- yazarların sahip olmak istedikleri süper güçler2
- guyana4
- velvet13
- sözlük kızlarının vücutları15
- falıma bakmak isteyen var mı24
- japonya4
- chp'li 17 belediye başkanının akp'ye geçmesi14
- bosna hersek3
- karadeniz ağaçlarından yapılan kağıt2
- kuzenin içine boşalmak14
- gülüm diyen kız10
- ingiliz şapkası takmıyor diye türkleri asmak10
- anın fotoğrafı2
- yılmaz güney12
- moğolistan2
- kadınları cinsel obje olarak gören erkek6
- cezayir2
- fakirin sevmesi hak mıdır6
- hızlı para kazanmanın yolları4
- her şeye saygı duyulması gerekir6
- üşengeçlikten 1 ay banyo yapmamak6
- dolandırılan insanların genel özellikleri9
- arap gibi giyinerek sevap kazandığını sanan tip10
- kafirlerin dünyaya kazandırdıkları8
- ekonomi3
- kolu kıllı kız3
- bir insana inanmak2
- gün gelecek dün olacak5
- kemal kılıçdaroğlu18
- arnavutluk2
- okullarda zorunlu din dersi meselesi5
- aşk her şeyi affeder mi4
- türk moğol kardeştir3
- ona bir şey söyle10
six feet under'da fischerlar bütün eski eşyalarını yakarken, claire bu şarkıyı çaldığından beri, lucky eşliğinde bir şeyler yakma isteği vardı içimde hep. hatta bir arkadaşımın ankara bahçelievler'in göbeğindeki öğrenci evinin terasında, kullanılmayan mobilyalar vardı. onları yakmaya niyetlenecek kadar kafayı bozmuştum bir ara. allahtan arkadaşım mantıklı, makul bir insandı da, engellemişti beni. kuvvetli bir rüzgarın çıkmasıyla bütün ankara'yı ateşe veremem ihtimalinden de öylece kurtulmuştum.
ama nihayet, altı-yedi ay önce, eski sevgilimden kalan bütün eşyaları yaktım bir parkta. taktım kulağıma kulaklığı, üç kere üst üste dinledim. artistliğindeydim tabi olayın. hem yıllardır yapmak istediğim bir şeyi yapmış, hem de estetik bir ayrılık yaşamış olacağımı zannetmiştim. teker teker attım hepsini. "bak", dedim kendi kendime, "bu t-shirt'ü hatırlıyor musun?". "bak bunu ne zaman almıştı sana." "haha! bunun için şiir yazmıştım lan ben ona..." falan filan diye, ağır ağır yaktım hepsini. bağıra bağıra eşlik ettim thom'a, "i feel my luck could change" diyerek. gözlerim doldu aslında. hatta bir kaç tene damla dökülmüş dahi olabilir. yine de fischerlar'ınki kadar etkileyici, sembolik anlamlar dolu bir eylem olmadı. şarkı üçüncü kez sona erdiğinde, her şey yanmıştı. sağıma soluma baktım ve gidip biraz alkol alayım bari dedim. ondan sonra da "bir yerde denk gelirsem eşlik ederim" şarkısı oldu benim için. ayrıca açıp dinlemedim. bu da böyle bir anım olarak kaldı.
ayrıca yazılarına sürekli denk geldiğim, başarılı olduğunu düşündüğüm bir sözlük yazarıymış da efendim kendisi. şarkı isminden nick seçmenin dezavantajlarından biri olmalı bu işte. nick altınıza biri gelip, geçmişte kalmış saçma sapan aşk acılarından bahsedebiliyor. gerçi benim nickim şarkı ismi değil de herkes akın akın gelip nick altıma mı yazıyor? hayır. belki de en iyisi şarkı ismi. dur nickimi hotel california olarak değiştireyim de, bir anda 5 sayfa entrym olsun.
ama nihayet, altı-yedi ay önce, eski sevgilimden kalan bütün eşyaları yaktım bir parkta. taktım kulağıma kulaklığı, üç kere üst üste dinledim. artistliğindeydim tabi olayın. hem yıllardır yapmak istediğim bir şeyi yapmış, hem de estetik bir ayrılık yaşamış olacağımı zannetmiştim. teker teker attım hepsini. "bak", dedim kendi kendime, "bu t-shirt'ü hatırlıyor musun?". "bak bunu ne zaman almıştı sana." "haha! bunun için şiir yazmıştım lan ben ona..." falan filan diye, ağır ağır yaktım hepsini. bağıra bağıra eşlik ettim thom'a, "i feel my luck could change" diyerek. gözlerim doldu aslında. hatta bir kaç tene damla dökülmüş dahi olabilir. yine de fischerlar'ınki kadar etkileyici, sembolik anlamlar dolu bir eylem olmadı. şarkı üçüncü kez sona erdiğinde, her şey yanmıştı. sağıma soluma baktım ve gidip biraz alkol alayım bari dedim. ondan sonra da "bir yerde denk gelirsem eşlik ederim" şarkısı oldu benim için. ayrıca açıp dinlemedim. bu da böyle bir anım olarak kaldı.
ayrıca yazılarına sürekli denk geldiğim, başarılı olduğunu düşündüğüm bir sözlük yazarıymış da efendim kendisi. şarkı isminden nick seçmenin dezavantajlarından biri olmalı bu işte. nick altınıza biri gelip, geçmişte kalmış saçma sapan aşk acılarından bahsedebiliyor. gerçi benim nickim şarkı ismi değil de herkes akın akın gelip nick altıma mı yazıyor? hayır. belki de en iyisi şarkı ismi. dur nickimi hotel california olarak değiştireyim de, bir anda 5 sayfa entrym olsun.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar