bugün
- 2026 yılı türk biralarının içilemez hale gelmesi20
- hristolojiye göre kıyamet alametleri6
- göğüs kıllarım çıkmıyor16
- tutmayan başlık açma rehberi4
- damarsız tüysüz manisa yaprağı7
- sırrı süreyya önder28
- elinin içine hapşıran insan5
- dünyanın yuvarlak olması saçmalığı4
- abdullah öcalan orospu çocuğudur17
- askerlik anıları4
- az veren candan cok veren maldan5
- bizim uygulamamız bu şekilde4
- sözlükteki linç tayfa6
- ıoçk katatese elbise dikti mi sorunsalı7
- deccaliyet çağı6
- silver ile evlenecek erkek53
- uykusuzluk2
- sözlükteki linç kültürü12
- herkesin kendini zeki sanması4
- falıma bakmak için can atan sözlük yazarları4
- dün gece ne oldu12
- abdülhamit han dönemi çözüm süreci fotoğrafı2
- arap eli öpmek dudak karartmaz3
- popüler olanı eleştiren ezik entel2
- komşunu kendin gibi sev düşmanını da5
- son tüketim tarihi geçmiş ilaç9
- ad hominem icat oldu mertlik bozuldu2
- rica ediyorum arkamdan konuşmayın12
- sözlükte linç yiyen insana karışır mısın17
- götünü yıkamayan bir kızla evlenir misiniz8
- akepeli değilim ama akp'ye oy atıyorum saçmalığı15
- alman turistlere turist rehberliği4
- sedef hastalığı4
- sarapci koala59
- sözlüğün kendini tekrar etmeye başlaması4
- yeni bir bilgi paylaşamamak3
- true giderse sözlükte yürüyen cinsellik kim olacak12
- insan olmaya çeyrek kala8
- güne bir şarkı bırak3
- supernatural3
- stt geçmiş kremle intihar etmek4
- siyaset yüzünden çoğu arkadaşlığın bozulması8
- isa2
- bazı şarkıları dinlemekten korkmak2
- g'i l d'e d l'i l y'nin dudakları8
- insan olmaya ceyrek kala4
- gocu35
- stt geçmiş kondom kullanmak3
- sözlük yazarlarının yuvaları3
- popeyes6
Bugün bazı gazetelerde Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı'nın yazdığı bir kitaba atfen, Fethullah Gülen Hocaefendi hakkında gündeme getirilen hayali iddialara Hocaefendi'nin avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamadır:
"Hürriyet, Milliyet ve Vatan Gazetelerinin 20 Ağustos 2010 tarihli nüshalarında yapılan yayınlarda, Eskişehir il Emniyet Müdürü Hanefi Avcı'nın bir kitabına dayanarak, müvekkilim Sayın Fethullah Gülen hakkında tamamen hayali, asılsız iddialara yer verilmiştir.
Sözkonusu yayınlar, bütün devlet kuruluşlarını ve idarecilerini zan altında bıraktığı gibi; müvekkilimi de illegal bir örgüt kurarak devletin tüm kurumlarını ele geçirmek ve yönetmekle suçlayarak, kişilik haklarına hukuka aykırı olarak çok ağır, haksız ve mesnetsiz saldırı teşkil etmektedir.
Kamuoyu tarafından bilindiği üzere, belli dönemlerde bazı medya organlarında müvekkilim aleyhinde bir takım iddialar tekraren yayınlanarak karalama kampanyaları yürütülmektedir. Oysa, bu iddialara ilişkin olarak açtığımız birçok dava sonucunda, iddiaların gerçek dışılığı kesinleşmiş yargı kararlarıyla kanıtlanmış ve iddia sahipleri çeşitli ceza ve tazminatlara mahkum edilmiştir.
Bu tür yayınlar nedeniyle müvekkilim hakkındaAnkaraDGM'de açılan ceza davasında da, 81 il Emniyet Müdürlüğü ve diğer resmi kurumlar tarafından yapılan araştırmalarda müvekkilime atfedilebilecek suç teşkil eden bir eylem ve bir suç örgütü tespit edilememiştir. Sonuç olarak yapılan yargılama sonucunda oybirliği ile müvekkilimin beraatına karar verilmiştir. Beraat kararı Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından "suç işlemek üzere örgüt kurduğu yolunda mahkûmiyetine yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğı" gerekçesiyle oybirliği ile onanmıştır. Böylece müvekkilimin masumiyeti kesinleşmiş yargı kararı ile sabit olmuştur.
Sayın Gülen'in beraatını hazmedemeyen bazı çevreler, çok sayıda silahlar, bombalar, suikast planları ele geçirilen Ergenekon Silahlı Terör Örgütü davasını fırsat bilerek, "Devlet kurumlarında Fethullah Gülen'in örgütlendiği" iddialarını tekrar gündeme taşımışlar ve kesinleşmiş yargı kararına rağmen infaza devam etmişlerdir.
Bugünkü yazılarda da, hükümeti devirme planları ve bu kapsamdaki eylemleri nedeniyle yargılanan davalardaki sanıkların savunulması ve masum gösterilmeye çalışılması dikkat çekicidir. Bu durum, yayınlardaki yargılamayı etkileme, müvekkilim üzerinden yargıyı ve kamuoyunu yanlış yönlendirme amaçlarını açıkça ortaya koymaktadır.
Bu iddiaların, halen Eskişehir il Emniyet Müdürü makamında bulunan ve bütün bu hukuki süreçlerden haberdar olması gereken Hanefi Avcı tarafından sadece "duyumlara" dayalı olarak ileri sürülmüş olması da oldukça manidardır. Üstelik, SayınDeniz Baykaltarafından bizzat açıklama yapılan bir konuda dahi müvekkilimi suçlamasına anlam vermekte zorlanıyoruz.
iddiaları gündeme getiren medya kuruluşları, Ergenekon davası nedeniyle uzun süredir "hukuka saygı", "hukukun üstünlüğü", "masumiyet karinesi" gibi kavramlara vurgular yapmaktadırlar. Burada sormak istiyoruz: Sayın Gülen sözkonusu olunca bu kavramlar neden hukuk literatüründen çıkarılmaktadır? Bırakalım "yargısız infazı"; neden "yargı kararlarına rağmen infaz" yapılmaktadır? Sayın Gülen'e suç isnatlarında bulunanlar, gerçekte ne tür amaçlar taşımaktadırlar? Bu soruların cevaplarını sağduyu sahibi vatandaşlarımızın en iyi şekilde takdir edeceklerine inanıyoruz.
Bu vesileyle tekrar belirtmek isteriz ki; Sayın Gülen şahıslarla, kurum ve kuruluşlarla, politik hesaplarla değil; fikirler alemiyle alakadardır. Düşüncelerinin ve faaliyetlerinin eksenine insanı ve evrensel değerler çerçevesinde insanlığa hizmeti koymuş olup, yasalara aykırı hiçbir faaliyeti de bulunmamaktadır. Kamuoyuna saygılarımızla arzederiz.
AV. ORHAN ERDEMLi
FETHULLAH GÜLEN VEKiLi"
"Hürriyet, Milliyet ve Vatan Gazetelerinin 20 Ağustos 2010 tarihli nüshalarında yapılan yayınlarda, Eskişehir il Emniyet Müdürü Hanefi Avcı'nın bir kitabına dayanarak, müvekkilim Sayın Fethullah Gülen hakkında tamamen hayali, asılsız iddialara yer verilmiştir.
Sözkonusu yayınlar, bütün devlet kuruluşlarını ve idarecilerini zan altında bıraktığı gibi; müvekkilimi de illegal bir örgüt kurarak devletin tüm kurumlarını ele geçirmek ve yönetmekle suçlayarak, kişilik haklarına hukuka aykırı olarak çok ağır, haksız ve mesnetsiz saldırı teşkil etmektedir.
Kamuoyu tarafından bilindiği üzere, belli dönemlerde bazı medya organlarında müvekkilim aleyhinde bir takım iddialar tekraren yayınlanarak karalama kampanyaları yürütülmektedir. Oysa, bu iddialara ilişkin olarak açtığımız birçok dava sonucunda, iddiaların gerçek dışılığı kesinleşmiş yargı kararlarıyla kanıtlanmış ve iddia sahipleri çeşitli ceza ve tazminatlara mahkum edilmiştir.
Bu tür yayınlar nedeniyle müvekkilim hakkındaAnkaraDGM'de açılan ceza davasında da, 81 il Emniyet Müdürlüğü ve diğer resmi kurumlar tarafından yapılan araştırmalarda müvekkilime atfedilebilecek suç teşkil eden bir eylem ve bir suç örgütü tespit edilememiştir. Sonuç olarak yapılan yargılama sonucunda oybirliği ile müvekkilimin beraatına karar verilmiştir. Beraat kararı Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından "suç işlemek üzere örgüt kurduğu yolunda mahkûmiyetine yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğı" gerekçesiyle oybirliği ile onanmıştır. Böylece müvekkilimin masumiyeti kesinleşmiş yargı kararı ile sabit olmuştur.
Sayın Gülen'in beraatını hazmedemeyen bazı çevreler, çok sayıda silahlar, bombalar, suikast planları ele geçirilen Ergenekon Silahlı Terör Örgütü davasını fırsat bilerek, "Devlet kurumlarında Fethullah Gülen'in örgütlendiği" iddialarını tekrar gündeme taşımışlar ve kesinleşmiş yargı kararına rağmen infaza devam etmişlerdir.
Bugünkü yazılarda da, hükümeti devirme planları ve bu kapsamdaki eylemleri nedeniyle yargılanan davalardaki sanıkların savunulması ve masum gösterilmeye çalışılması dikkat çekicidir. Bu durum, yayınlardaki yargılamayı etkileme, müvekkilim üzerinden yargıyı ve kamuoyunu yanlış yönlendirme amaçlarını açıkça ortaya koymaktadır.
Bu iddiaların, halen Eskişehir il Emniyet Müdürü makamında bulunan ve bütün bu hukuki süreçlerden haberdar olması gereken Hanefi Avcı tarafından sadece "duyumlara" dayalı olarak ileri sürülmüş olması da oldukça manidardır. Üstelik, SayınDeniz Baykaltarafından bizzat açıklama yapılan bir konuda dahi müvekkilimi suçlamasına anlam vermekte zorlanıyoruz.
iddiaları gündeme getiren medya kuruluşları, Ergenekon davası nedeniyle uzun süredir "hukuka saygı", "hukukun üstünlüğü", "masumiyet karinesi" gibi kavramlara vurgular yapmaktadırlar. Burada sormak istiyoruz: Sayın Gülen sözkonusu olunca bu kavramlar neden hukuk literatüründen çıkarılmaktadır? Bırakalım "yargısız infazı"; neden "yargı kararlarına rağmen infaz" yapılmaktadır? Sayın Gülen'e suç isnatlarında bulunanlar, gerçekte ne tür amaçlar taşımaktadırlar? Bu soruların cevaplarını sağduyu sahibi vatandaşlarımızın en iyi şekilde takdir edeceklerine inanıyoruz.
Bu vesileyle tekrar belirtmek isteriz ki; Sayın Gülen şahıslarla, kurum ve kuruluşlarla, politik hesaplarla değil; fikirler alemiyle alakadardır. Düşüncelerinin ve faaliyetlerinin eksenine insanı ve evrensel değerler çerçevesinde insanlığa hizmeti koymuş olup, yasalara aykırı hiçbir faaliyeti de bulunmamaktadır. Kamuoyuna saygılarımızla arzederiz.
AV. ORHAN ERDEMLi
FETHULLAH GÜLEN VEKiLi"
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar