bugün
- chatgpt'nin bir erkeği mutlu etmesini bilmesi9
- masklavi'yi ehonomi çoh eyi derken görmek20
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu21
- sözlük yazarlarının olası meslekleri3
- bu başlıkta almanca entry giriyoruz7
- akşama kadar entry giren torpilli memur12
- grup vitamin3
- yolsuzluğun cevabını halk sandıkta verecek6
- duş yağı5
- kaç gammaz var9
- carlsberg2
- fatma betül sayan kaya29
- bir şeyler söyle5
- 22 yıllık kocam gözüme çirkin geldi kaçtım2
- isparta'ya gidip nervio ile kahve içmek11
- ne olursa masklavi akp'yi bırakır6
- 6 kasım 20183
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- batan gün kana benziyor2
- terhis oluyorum sözlük4
- wundebar2
- güne bir kitap alıntısı bırak5
- sözlük açacak olsanız8
- kağıt çöpü ve plastik çöpü ayrılmalı2
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı92
- kale3112 kardeştir4
- 6 kasım 20024
- birbirini kollayan torba götlü yazarlar3
- asansörde yukarı bakma refleksi5
- aşk12
- münafık7
- hiçbir şeyden haberi olmayan tek adam8
- evlenmek istemek ama evlenecek birini bulamamak4
- yapay zekanın çok yapay olması8
- cumhurbaşkanı olmak istiyorum3
- edirne'ye gidip muslettin amca'nın elini öpmek11
- senin manita evleniyormuş diye mesaj atan arkadaş11
- alexander nübel14
- camilerdeki ayak kokusu7
- anın görüntüsü25
- frene basınca arabanın durması3
- son 3 ayın en başarılı gammazları8
- dışarıdaki deli dalgaların gelip duvarı yalaması3
- 6 kasım dünya galatasaraylılar günü9
- kız yüzünden başın belaya girmesi2
- tinder'ın eşleşme algoritması2
- iyi menemenin sırrı22
- damla sakızlı muhallebi9
- ciddiye alınmamak4
- sağlıklı tarifler2
--spoiler--
Sayın Başbakan,
Birbirinden başarılı iki oğul babasısınız. Oğlunuz Burak alnının
teriyle genç yaşta gemi aldı. Diğer oğlunuz Bilal, Dünya
Bankası'ndaki
başarılarıyla stratejik ortağınız Amerikan başkanı Bush'un bile
iltifatlarına mazhar oldu. ikisi de pırlanta gibi, Allah bağışlasın.
Demem o ki, bir evlat nasıl yetişir, bir baba evladına baktığında
nasıl içi titrer, nasıl burnunun direği sızlayarak sever
biliyorsunuz...
Ama oğlu ertesi gün askerlik kurası çekecek bir baba o geceyi nasıl
geçirir, Güneydoğu'yu çeken oğlunu otobüse nasıl bindirir, 15 ay
boyunca geceyi gündüze nasıl ekler, saat başı haberlerini nasıl içi
içini yiyerek seyreder, telefonda konuştuğunda 'Operasyona gidiyoruz,
hakkını helal et baba' diyen oğluna ne cevap verir, bilmiyorsunuz.
Çünkü dediğim gibi oğullarınızdan biri armatör oldu. Güneydoğu'da
deniz yok, Atatürk Barajı da oğlunuzun gemisi için pek küçük kalır,
yakışık almaz. Yani Burak güvende. Allah bağışlasın.
E diğer oğlunuz Bilal de dediğim gibi Dünya bankası'ndaydı. Şimdi
ise
Dünya Bankası her nedense sözleşmesini yenilemediği için The Brooking
Institution'da. işi düşünce üretmek olan bu kuruluş da geçenlerde
Diyarbakır'ın belediye başkanı Sayın !!!! Osman Baydemir'i
ağırlamıştı, hatırlatırım. Yani sözün kısası Bilal de
Washington'da,
güvende. Allah bağışlasın.
O yüzden de 'Artık şehit cenazeleri görmek istemiyoruz' diyen bir
vatandaşa gönül rahatlığıyla 'Askerlik yan gelip yatma yeri
değildir,
canım kardeşim' diyebiliyorsunuz.
Ben de artık şehit cenazeleri görmek istemeyenlerdenim, bu yüzden ben
de sizin 'Canım kardeşim' diye hitap edebildiklerinizdenim. Can
kardeşliğin verdiği samimiyet hissiyle, olanca içtenliğimle merak
ediyorum.
Sayın Başbakan, ayda verilen 50 şehidin ardından, 'Askerlik yan g
elip yatma yeri değildir' dediğiniz için; şehitlere 'kelle'
dediğiniz
için hiç mi utanmıyorsunuz?
Bırakın politikaya devam etmeyi, meydanlarda büyük büyük laflar
etmeyi; hala nasıl sokağa çıkabiliyorsunuz?
Artık neredeyse her gün kalkan cenazelerde o kadar kişi tek bir
ağızdan sizi ve bakanlarınızı yuhalarken ne hissediyorsunuz? Yani
mesela, 'Yan gelip değil, can verip yattılar' diye bağırırken
binlerce
kişi, 'Yer yarılsa da içine girsem' diyebiliyor musunuz?
Orada, şehitlerin cenazesinde, Ajan Smith gözlüklerinizle gizlerken
yüzünüzü, neye daha çok üzülüyorsunuz? Şehitlere mi, düştüğünüz
hale
mi?
iktidarınızın ilk günlerinde terör sıfırken dört buçuk yılın
sonunda
gelinen durum nedeniyle hiç mi suçluluk duymuyorsunuz?
Şimdi sürekli 'şehitlik üzerinden siyaset yapmayın' diyorsunuz ya
meydanlarda. Peki, o zaman tam seçim arifesinde niye şehit aileleri
ile gazilere TOKi aracılığıya kurasız ucuz konut veriyorsunuz? Bu
durumda asıl siz şe hitler üzerinden siyaset yapmış olmuyor musunuz?
Sayın Başbakan, bir baba olarak soruyorum size. Aynaya baktığınızda ne
görüyorsunuz? Akşam yastığa başınızı koyduğunuzda uyuyabiliyor
musunuz? Kelle deyip geçtiklerinizin ahından korkmuyor musunuz? O
mağrur, çocuk bakışlı erler, onların babasız evlatları, anaların
ağıtları, babaların 'Vatan Sağ olsun' derken titreyen dudakları
hiç mi
rüyanıza girmiyor?
Bir 'canım kardeşiniz' olarak olanca samimiyetimle soruyorum. Bu
kadar
sevilmemek nasıl bir duygu Sayın Başbakan?
Ha, bu arada. Bir oğlunuz, Bilal, hani stratejik ortağınız Bush'un
iltifatlarına mazhar olan, askere gitmedi. Diğeri, Burak, hani alnının
teriyle gemi alan ise çürük raporu almış. Askerlik yapmayacakmış.
Ne diyeyim. Bilal de, Burak da pırlanta gibi çocuklar. Allah
bağışlasın.'
--spoiler--
Sayın Başbakan,
Birbirinden başarılı iki oğul babasısınız. Oğlunuz Burak alnının
teriyle genç yaşta gemi aldı. Diğer oğlunuz Bilal, Dünya
Bankası'ndaki
başarılarıyla stratejik ortağınız Amerikan başkanı Bush'un bile
iltifatlarına mazhar oldu. ikisi de pırlanta gibi, Allah bağışlasın.
Demem o ki, bir evlat nasıl yetişir, bir baba evladına baktığında
nasıl içi titrer, nasıl burnunun direği sızlayarak sever
biliyorsunuz...
Ama oğlu ertesi gün askerlik kurası çekecek bir baba o geceyi nasıl
geçirir, Güneydoğu'yu çeken oğlunu otobüse nasıl bindirir, 15 ay
boyunca geceyi gündüze nasıl ekler, saat başı haberlerini nasıl içi
içini yiyerek seyreder, telefonda konuştuğunda 'Operasyona gidiyoruz,
hakkını helal et baba' diyen oğluna ne cevap verir, bilmiyorsunuz.
Çünkü dediğim gibi oğullarınızdan biri armatör oldu. Güneydoğu'da
deniz yok, Atatürk Barajı da oğlunuzun gemisi için pek küçük kalır,
yakışık almaz. Yani Burak güvende. Allah bağışlasın.
E diğer oğlunuz Bilal de dediğim gibi Dünya bankası'ndaydı. Şimdi
ise
Dünya Bankası her nedense sözleşmesini yenilemediği için The Brooking
Institution'da. işi düşünce üretmek olan bu kuruluş da geçenlerde
Diyarbakır'ın belediye başkanı Sayın !!!! Osman Baydemir'i
ağırlamıştı, hatırlatırım. Yani sözün kısası Bilal de
Washington'da,
güvende. Allah bağışlasın.
O yüzden de 'Artık şehit cenazeleri görmek istemiyoruz' diyen bir
vatandaşa gönül rahatlığıyla 'Askerlik yan gelip yatma yeri
değildir,
canım kardeşim' diyebiliyorsunuz.
Ben de artık şehit cenazeleri görmek istemeyenlerdenim, bu yüzden ben
de sizin 'Canım kardeşim' diye hitap edebildiklerinizdenim. Can
kardeşliğin verdiği samimiyet hissiyle, olanca içtenliğimle merak
ediyorum.
Sayın Başbakan, ayda verilen 50 şehidin ardından, 'Askerlik yan g
elip yatma yeri değildir' dediğiniz için; şehitlere 'kelle'
dediğiniz
için hiç mi utanmıyorsunuz?
Bırakın politikaya devam etmeyi, meydanlarda büyük büyük laflar
etmeyi; hala nasıl sokağa çıkabiliyorsunuz?
Artık neredeyse her gün kalkan cenazelerde o kadar kişi tek bir
ağızdan sizi ve bakanlarınızı yuhalarken ne hissediyorsunuz? Yani
mesela, 'Yan gelip değil, can verip yattılar' diye bağırırken
binlerce
kişi, 'Yer yarılsa da içine girsem' diyebiliyor musunuz?
Orada, şehitlerin cenazesinde, Ajan Smith gözlüklerinizle gizlerken
yüzünüzü, neye daha çok üzülüyorsunuz? Şehitlere mi, düştüğünüz
hale
mi?
iktidarınızın ilk günlerinde terör sıfırken dört buçuk yılın
sonunda
gelinen durum nedeniyle hiç mi suçluluk duymuyorsunuz?
Şimdi sürekli 'şehitlik üzerinden siyaset yapmayın' diyorsunuz ya
meydanlarda. Peki, o zaman tam seçim arifesinde niye şehit aileleri
ile gazilere TOKi aracılığıya kurasız ucuz konut veriyorsunuz? Bu
durumda asıl siz şe hitler üzerinden siyaset yapmış olmuyor musunuz?
Sayın Başbakan, bir baba olarak soruyorum size. Aynaya baktığınızda ne
görüyorsunuz? Akşam yastığa başınızı koyduğunuzda uyuyabiliyor
musunuz? Kelle deyip geçtiklerinizin ahından korkmuyor musunuz? O
mağrur, çocuk bakışlı erler, onların babasız evlatları, anaların
ağıtları, babaların 'Vatan Sağ olsun' derken titreyen dudakları
hiç mi
rüyanıza girmiyor?
Bir 'canım kardeşiniz' olarak olanca samimiyetimle soruyorum. Bu
kadar
sevilmemek nasıl bir duygu Sayın Başbakan?
Ha, bu arada. Bir oğlunuz, Bilal, hani stratejik ortağınız Bush'un
iltifatlarına mazhar olan, askere gitmedi. Diğeri, Burak, hani alnının
teriyle gemi alan ise çürük raporu almış. Askerlik yapmayacakmış.
Ne diyeyim. Bilal de, Burak da pırlanta gibi çocuklar. Allah
bağışlasın.'
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com