bugün
- masklavinin akepeyi hiç eleştirmemesi20
- oy verdiğim partiyi niye eleştireyim15
- gün tabağı diye rulolat veren sözlük kızı9
- mazotun litresi 90 lira14
- 100 bin liraya mezarlık gece bekçisi olmak9
- yeni parti tüzüğü5
- parti tüzüğü okumak8
- masklavi'nin türkçe öğretmenine selam göndermek4
- s'i l v'e r m'i s t26
- berhan şimşek'in kadına şiddet faili olması9
- üsküdar belediyesi9
- ne mutlu türküm diyene5
- aşırı milliyetçilerin herkesi kürtçü ilan etmesi3
- sarı torba11
- kahve yemek4
- şizofrenik hikayeler5
- ecevit ekonomisi4
- otuzlarında ilk milyon dolarını kazanamamış olmak2
- kemaliklerle ekonomi tartışmak4
- eylülde tatil yapmak7
- türkiye iran savaşı7
- herkese terörist diyip sonradan 180 derece dönmek4
- mutlu bey birader koştursun ama düşmesin3
- allah yoksa insanı iyi olmaya zorlayan nedir4
- ama yeni parti tüzüğü13
- eğitimde fırsat eşitliği3
- yeni parti'nin kürtçü olması2
- ahmet davutoğlu4
- türkiye iran'a bedel ödetmemize yardımcı oluyor3
- afd'ye oy veren türkler3
- yalancı su böreği10
- kargalar4
- pkklıların kürdü türk'e karşı kışkırtmaları4
- niğde de restorana girip dayak yemek6
- yeni türkiye yi bir görselle özetle4
- biraderin koşturmaya başlaması2
- tanımadığınız birinin sorunlarını önemser misiniz14
- 4 eylül 20262
- kıçın yarısı açıkta bikinilerin berbatlığı3
- 20322
- jd vance3
- kapadokya8
- avanos2
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek38
- arabeski türkiyede küçük hüsamettin bitirdi3
- kadın ve erkek yazar arasında nesil farkı önmli mi4
- yaprak dökümü ayşe3
- prednol2
- 3 eylül 2026 türkiye almanya voleybol maçı8
- bu koyden olsam ne olacak21
bazen insan birine bir şeyler söylemek ister ya!! söz yumrulaşır boğazda düğümlenir...kendini apansız sokağa atmak istersin belki bir yerde bir dut ağacı vardır orda gölgesine çekip serinlemek ve o boğazına düğümlenen şeyi kusmak istersin. yok olmaz, olmaz işte sonra anlarsın ki o yumru bir sevincin habercisidir yüreğe...sen susarsın şair konuşur. söz şairlerin olur, şair yol gösterir onun bilgeliği önünde eğilirsin... evet dersin bunun adı aşk olmalı...
dünyanin disina atilmis bir adimdin sen
ömrümüzse karsiliksiz sorulardi hepsi bu
su samanyolu hani avuçlarindan dökülen
kum taneleri var ya onlardan birindeyim
yeni bir yolculuga çikiyorum kar yagiyor
bir ask tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte
çocuksun sen sesindeki tipiye tutuldugum
dönüsen ve suya dönüsen sorular soruyorsun
sesin bir çaglayan olup dolduruyor uçurumlarimi
kötü bir anlaticiyim oysa ben ve ne zaman
birisi adres sorsa önce silaha davraniyorum
kekemeyim en az kasabali asklar kadar mahçup
ve üzgün kentler ariyorum ayriliklar için
bir yanlisligim bu dünyada en az senin kadar
ve sen kendi küllerini savuruyorsun daga tasa
bir daha dogmamak için dogmak diyorsun
ölümlülerin isi bir de mutlu olanlarin
onlarin hep bir öyküsü olur ve yasarlar
birakip gidemezler alistiklari ne varsa
çocuksun sen her ayrilikta imlasi bozulan
susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit
ne olabilir, sorumun karsiligini bilmiyor kimse
kötü bir anlaticiyim oysa ben ve ne zaman
bir kaza olsa adi ask oluyor artik
asksa dünyanin çoktan unuttugu bir tansik
seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada
kirpiklerime düsüyorsun bir çiy damlasi olarak
yumuyorum gözlerimi gözkapaklarimin içindesin
sonsuz bir uykuya daliyorum sonra ve sen
hiç büyümüyorsun artik iyi ki büyümüyorsun
adinla basliyorum her siire ve her misrada
esirgeyensin bagislayansin, biad ediyorum.
çocuksun sen ve bu dünya sana göre degil
2
çocuksun sen sesinin çaglayanina düstüm
bir çiçege tutundum düserken, ordayim hâlâ
sallanip durmaktayim bir saatin sarkaci
nasil gidip geliyor gidip geliyorsa öyle
zaman benim iste, nesnelesiyor tüm anlar
dursam ölürüm paramparça olur dünya
çocuksun sen sesinin çaglayanina düstügüm
uçurum diyordun bir ask uçurum özlemidir
birakiyorum öyleyse kendimi sesinin bosluguna
tutunabilecegim tüm umutlari görmiyeyim için
gözlerimi bagliyorum geceyi mendil yaparak
(gözlerim bir yerlerde daha baglanmisti, bunu
unutmuyorum unutmuyorum unutmuyorum hiç)
bir rüzgâr esse ellerin feslegen kokuyor
kirlangiçlar konuyor alnina aksamüstleri
bu yüzden bir kanat sesiyim yamaçlarda
üzgün bir erguvan agaciyla konusuyorum
ayriligin zorlastigi yerdeyim ve dalginligim
bir mülteci hüznüne dönüyor artik bu kentte
çocuksun sen alnina kirlangiçlar konan
bir bulutun pesine takilip gittigimiz yer
okyanus diyelim istersen ya da sen söyle
batik bir gemiyim orda, seni bekliyorum
upuzun bir sessizligim firtinalar patlarken
gövdem köle tacirlerinin barut yaniklari içinde
ve gittikçe acitiyor yaralarimi tuzlu su
çocuksun sen, büyümek yakismazdi hiç
gülüsünün kokusuyla yeserdi bu elma agaci
(solugunun elma kokmasi bundandi belki)
bir elma kokusuna tutundum düserken
sallanip durmaktayim bir saatin sarkaci
nasil gidip geliyor gidip geliyorsa öyle
çocuksun sen, çocugumsun
dünyanin disina atilmis bir adimdin sen
ömrümüzse karsiliksiz sorulardi hepsi bu
su samanyolu hani avuçlarindan dökülen
kum taneleri var ya onlardan birindeyim
yeni bir yolculuga çikiyorum kar yagiyor
bir ask tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte
çocuksun sen sesindeki tipiye tutuldugum
dönüsen ve suya dönüsen sorular soruyorsun
sesin bir çaglayan olup dolduruyor uçurumlarimi
kötü bir anlaticiyim oysa ben ve ne zaman
birisi adres sorsa önce silaha davraniyorum
kekemeyim en az kasabali asklar kadar mahçup
ve üzgün kentler ariyorum ayriliklar için
bir yanlisligim bu dünyada en az senin kadar
ve sen kendi küllerini savuruyorsun daga tasa
bir daha dogmamak için dogmak diyorsun
ölümlülerin isi bir de mutlu olanlarin
onlarin hep bir öyküsü olur ve yasarlar
birakip gidemezler alistiklari ne varsa
çocuksun sen her ayrilikta imlasi bozulan
susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit
ne olabilir, sorumun karsiligini bilmiyor kimse
kötü bir anlaticiyim oysa ben ve ne zaman
bir kaza olsa adi ask oluyor artik
asksa dünyanin çoktan unuttugu bir tansik
seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada
kirpiklerime düsüyorsun bir çiy damlasi olarak
yumuyorum gözlerimi gözkapaklarimin içindesin
sonsuz bir uykuya daliyorum sonra ve sen
hiç büyümüyorsun artik iyi ki büyümüyorsun
adinla basliyorum her siire ve her misrada
esirgeyensin bagislayansin, biad ediyorum.
çocuksun sen ve bu dünya sana göre degil
2
çocuksun sen sesinin çaglayanina düstüm
bir çiçege tutundum düserken, ordayim hâlâ
sallanip durmaktayim bir saatin sarkaci
nasil gidip geliyor gidip geliyorsa öyle
zaman benim iste, nesnelesiyor tüm anlar
dursam ölürüm paramparça olur dünya
çocuksun sen sesinin çaglayanina düstügüm
uçurum diyordun bir ask uçurum özlemidir
birakiyorum öyleyse kendimi sesinin bosluguna
tutunabilecegim tüm umutlari görmiyeyim için
gözlerimi bagliyorum geceyi mendil yaparak
(gözlerim bir yerlerde daha baglanmisti, bunu
unutmuyorum unutmuyorum unutmuyorum hiç)
bir rüzgâr esse ellerin feslegen kokuyor
kirlangiçlar konuyor alnina aksamüstleri
bu yüzden bir kanat sesiyim yamaçlarda
üzgün bir erguvan agaciyla konusuyorum
ayriligin zorlastigi yerdeyim ve dalginligim
bir mülteci hüznüne dönüyor artik bu kentte
çocuksun sen alnina kirlangiçlar konan
bir bulutun pesine takilip gittigimiz yer
okyanus diyelim istersen ya da sen söyle
batik bir gemiyim orda, seni bekliyorum
upuzun bir sessizligim firtinalar patlarken
gövdem köle tacirlerinin barut yaniklari içinde
ve gittikçe acitiyor yaralarimi tuzlu su
çocuksun sen, büyümek yakismazdi hiç
gülüsünün kokusuyla yeserdi bu elma agaci
(solugunun elma kokmasi bundandi belki)
bir elma kokusuna tutundum düserken
sallanip durmaktayim bir saatin sarkaci
nasil gidip geliyor gidip geliyorsa öyle
çocuksun sen, çocugumsun
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar