bugün
- kadir mısıroğlu vs ahmet kaya21
- fenerbahçe 1 göztepe 14
- anın görüntüsü22
- kale3112'in kalesinde cadılar bayramı kutlamak5
- bmw 760i long3
- israilli kızlar5
- ferhat güzel2
- ekmek yemeyi bırakmak3
- başkenti siz belirleseydiniz neresi olurdu7
- idealist misiniz6
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı16
- kenan evren3
- 14 yıl sonra 2012 li lerin liseye başlaması2
- uzun yol otobüs eziyetleri2
- 31 ekim 2026 bursaspor bandırmaspor maçı4
- kenan evren'in fesli gavatı vatandaşlıktan atması3
- bu devirde evlenmek5
- yağı emmiş patates kızartması3
- hangi hogwartz binasını temsil ediyorsunuz5
- akp'lilerin ahmet kaya'yı sevmesi4
- tatlı tatlı kaşınan göt deliği13
- gammaz adama güvenilir mi3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı24
- yazarların gizli gizli dinlediği şarkılar8
- en sağlam akıllı telefon2
- street fighter5
- en sevdiğiniz radyo kanalları4
- gündüz kızımsın gece ise karımsın diyen sapık baba10
- simko'nun sessizliğine tercüman olmak2
- türkiye şahlanıyor5
- engineer288
- smart2
- kerem aktürkoğlu3
- hangi mbti tipisiniz4
- akın gürlek6
- fenerbahçe 0 göztepe 12
- o değil de bir yıl daha bitmek üzere3
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı4
- ayda yılda bir gelip sözlüğe sallayıp giden tip4
- gocu kadar şanssız adam yok2
- bez bebek nana ne yapıyor sorusu4
- gece gece kokoreç gömmek10
- putin 18 sözlük yazarı hakkında rapor istedi9
- cinsel ilişkiye girmeden hamile kalan kadın3
- ikinci el otomobil piyasası2
- eğer bugün gay değilsek atatürk sayesinde3
- bik bik 219
- cia in takibe aldığı 23 sözlük yazarı10
- hyundai i10 vs hyundai i203
- yaş ilerledikçe fark edilen şeyler9
murathan mungan'ın mezopotamya üçlemesinden sahneye yansıttığı dev eser.
sana bu şehri
bir mektup yapıp
I.
şakağa yapılan yolculuk
ordan bakılınca kitap ismi
gibi duruyor.
yok yok zararsız bir şey
şakak tiryakiliği sadece.
içime çekmiyorum.
senin gece
ve dalgaların
şiddeti ile ilgili
adların da var
hatta adlardan ibaretsin
bazı zamanlar
bulut dilinde.
sana bu şehri
bir mektup yapıp
bıraktım.
içinde deliler gibi
koştura koştura
her köşesi
unutma çöplüğüne
dönmüş sokaklarında
sana ait cümlelerimi
arayacaksın.
yasal olmayan bir düşüş
elinde tuttuğu şarkısıyla
bir gölge gibi
sana eşlik ederken
duyacağın ilk ses;
bi kendime bi bana
bi kendime bi bana.
mermisine kavuşmuş
bir adamın dudağında
takılı kalmış şiiri.
II.
evlerin bittiği yerde
benim evlerim başlıyor
içinde bir sürü evler olan
tek bir ev.
(batıl kanatlarıyla durmadan yaşlanan kuş evleri
yaşlanmak bulaşıcı mı? diye bir yankı kulaklarında.)
seni izinsiz sevdim
yazıyor kapısında
tam ortasından
ikiye ölünmüş bir hayata
çamurlu ayaklarla basılarak usul usul açılıyor hiçlik
içeri her akşam
okuma yazması olmayan
bir ağlamak giriyor
evin göz kapaklarının
altındaki müzik
hüznün patronu
ve o her defasında
kapıdan girenlere
nerden diye soruyor;
kendimi kundaklamaktan geliyorum
diye haykıran nihavent dudaklar korosu
notalı ve düzgün bir uğultu
ve ben bu evde saatimi her sabah
bir tabancaya kuruyorum yezida;
bi kendime...bi bana
bi kendime...bi bana
ve bilmeni isterim ki
odamda örümcekler besliyorum
biliyorum soğuk hayvanlar
ama olsun
intihar örüyorlar göğe ikimiz için
bi görsen şehir mezarlığında
en çok ikimiz gömülüyüz
her mezarın başında
buz tutmuş bir kadın ve adam heykeli
onlar birer jüri üyesi;
mezarlık gezintilerindeki
çığlık yarışması için.
III.
bu şehir bir mektup.
üstünde kahve lekelerinden
üç vakitli vedalar sözlüğü
üç şehirlik yalan; gözlerine verilen üç değişik ad
bana bıraktığın hoş-çakal sürüleriyle
bir cinayet gibi sevişiyorum yezida
sevişmenin ortasında
kafamda patlayan yeminlerin öcü
senin için süsleniyor
öc dediysem canını yakacak olanından değil
dünya yalnızlık şampiyonasına
ev sahipliği yapıyorum, hepsi bu.
meşaleyi sen tutuyorsun; onur konuğu olarak
ve nikahsız yaşadığım kelimelerden
bir şiire soyadımı veriyorum yezida
ikiye ölünmüş bir hayatın
tam ortasından usul usul temize çekiliyor piçlik.
(fakat yezida, eski ev toplayıcıları
eski evleri insanlardan alıp
yerine alışveriş merkezleri
ve gökdelenler dikeceklermiş.
sonra alışveriş merkezlerindeki
indirim kampanyalarına
kredi kartlarıyla secdeye duran insanlar yığınağı
hep bir ağızdan seslenecekler; yenilgi bulaşıcı mı?
ama dünya malıdır der geçersin
ya hatıralar, hatıralar nerde kalır
soğuktan üşürlerse ağlamaz mıyız onlar için
bu ödlek haritada en çok seninle anım var yezida.)
IV.
burası hiç bir trenin
üstünde durmadığı
öykü istasyonu.
burada gözlerine verilmiş bir çok ad var; halka açık idamlar
burada gözlerin; baş-ağrılı kaçma planım kendimden.
sonra kapı kapı dolaşıp evlerdeki acıları toplayan işçilerin babacanlığı
neyiniz var diye soruyorlar her gün aynı saatte;
ustaca bir çığlık yükseliyor üç kere;
öl - ünmüş aşklarımız
ölü - nmüş aşklarımız
ölün - müş aşklarımız
burası yenilgi merkezi
burası kaçak anlamlar deposu
senin neyin var, göster bakalım diye sorduklarında
yalnızca aşk sevişmelerinden yaptığın
oyuncak bir çölü göstereceksin; yaşanmış profesyonel kalleşliklerinin sayısınca.
ve yasal olmayan bir düşüş, elinde tuttuğu şarkısıyla sana eşlik ederken
kazma küreklerle üstüne doğru gelecekler iyi şiir yazıcılar
hepsi aynı anda yüzüne bakıp;
sen bütün detaylarına girilmiş bir konu
bütün şehirlerine girilmiş bir öyküsün yezida
diyecekler
ve o ilk duyduğun sesin orijinalliğini
hiçbir zaman anlayamayacaksın;
bi kendime bi bana
bi kendime bi bana
ölümü
dudak tiryakiliği
sanacaksın.
sen yezida, çünkü sen
burda
devlet kadar kirlisin
-mehmet akdeniz-
sana bu şehri
bir mektup yapıp
I.
şakağa yapılan yolculuk
ordan bakılınca kitap ismi
gibi duruyor.
yok yok zararsız bir şey
şakak tiryakiliği sadece.
içime çekmiyorum.
senin gece
ve dalgaların
şiddeti ile ilgili
adların da var
hatta adlardan ibaretsin
bazı zamanlar
bulut dilinde.
sana bu şehri
bir mektup yapıp
bıraktım.
içinde deliler gibi
koştura koştura
her köşesi
unutma çöplüğüne
dönmüş sokaklarında
sana ait cümlelerimi
arayacaksın.
yasal olmayan bir düşüş
elinde tuttuğu şarkısıyla
bir gölge gibi
sana eşlik ederken
duyacağın ilk ses;
bi kendime bi bana
bi kendime bi bana.
mermisine kavuşmuş
bir adamın dudağında
takılı kalmış şiiri.
II.
evlerin bittiği yerde
benim evlerim başlıyor
içinde bir sürü evler olan
tek bir ev.
(batıl kanatlarıyla durmadan yaşlanan kuş evleri
yaşlanmak bulaşıcı mı? diye bir yankı kulaklarında.)
seni izinsiz sevdim
yazıyor kapısında
tam ortasından
ikiye ölünmüş bir hayata
çamurlu ayaklarla basılarak usul usul açılıyor hiçlik
içeri her akşam
okuma yazması olmayan
bir ağlamak giriyor
evin göz kapaklarının
altındaki müzik
hüznün patronu
ve o her defasında
kapıdan girenlere
nerden diye soruyor;
kendimi kundaklamaktan geliyorum
diye haykıran nihavent dudaklar korosu
notalı ve düzgün bir uğultu
ve ben bu evde saatimi her sabah
bir tabancaya kuruyorum yezida;
bi kendime...bi bana
bi kendime...bi bana
ve bilmeni isterim ki
odamda örümcekler besliyorum
biliyorum soğuk hayvanlar
ama olsun
intihar örüyorlar göğe ikimiz için
bi görsen şehir mezarlığında
en çok ikimiz gömülüyüz
her mezarın başında
buz tutmuş bir kadın ve adam heykeli
onlar birer jüri üyesi;
mezarlık gezintilerindeki
çığlık yarışması için.
III.
bu şehir bir mektup.
üstünde kahve lekelerinden
üç vakitli vedalar sözlüğü
üç şehirlik yalan; gözlerine verilen üç değişik ad
bana bıraktığın hoş-çakal sürüleriyle
bir cinayet gibi sevişiyorum yezida
sevişmenin ortasında
kafamda patlayan yeminlerin öcü
senin için süsleniyor
öc dediysem canını yakacak olanından değil
dünya yalnızlık şampiyonasına
ev sahipliği yapıyorum, hepsi bu.
meşaleyi sen tutuyorsun; onur konuğu olarak
ve nikahsız yaşadığım kelimelerden
bir şiire soyadımı veriyorum yezida
ikiye ölünmüş bir hayatın
tam ortasından usul usul temize çekiliyor piçlik.
(fakat yezida, eski ev toplayıcıları
eski evleri insanlardan alıp
yerine alışveriş merkezleri
ve gökdelenler dikeceklermiş.
sonra alışveriş merkezlerindeki
indirim kampanyalarına
kredi kartlarıyla secdeye duran insanlar yığınağı
hep bir ağızdan seslenecekler; yenilgi bulaşıcı mı?
ama dünya malıdır der geçersin
ya hatıralar, hatıralar nerde kalır
soğuktan üşürlerse ağlamaz mıyız onlar için
bu ödlek haritada en çok seninle anım var yezida.)
IV.
burası hiç bir trenin
üstünde durmadığı
öykü istasyonu.
burada gözlerine verilmiş bir çok ad var; halka açık idamlar
burada gözlerin; baş-ağrılı kaçma planım kendimden.
sonra kapı kapı dolaşıp evlerdeki acıları toplayan işçilerin babacanlığı
neyiniz var diye soruyorlar her gün aynı saatte;
ustaca bir çığlık yükseliyor üç kere;
öl - ünmüş aşklarımız
ölü - nmüş aşklarımız
ölün - müş aşklarımız
burası yenilgi merkezi
burası kaçak anlamlar deposu
senin neyin var, göster bakalım diye sorduklarında
yalnızca aşk sevişmelerinden yaptığın
oyuncak bir çölü göstereceksin; yaşanmış profesyonel kalleşliklerinin sayısınca.
ve yasal olmayan bir düşüş, elinde tuttuğu şarkısıyla sana eşlik ederken
kazma küreklerle üstüne doğru gelecekler iyi şiir yazıcılar
hepsi aynı anda yüzüne bakıp;
sen bütün detaylarına girilmiş bir konu
bütün şehirlerine girilmiş bir öyküsün yezida
diyecekler
ve o ilk duyduğun sesin orijinalliğini
hiçbir zaman anlayamayacaksın;
bi kendime bi bana
bi kendime bi bana
ölümü
dudak tiryakiliği
sanacaksın.
sen yezida, çünkü sen
burda
devlet kadar kirlisin
-mehmet akdeniz-
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar