bugün
- beyazsemsiyeliyabanci21
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası32
- sevişmek istediğiniz kadın yazarlar6
- gina carano12
- yorgun mermi10
- diamond bosphoruss denen yazar6
- katatespizartmasi15
- mılli yazılım f-16 ların kabiliyetini artıracak9
- kılıçdar'ın chp'nin oyunu yükselttiği yalanı5
- anın görüntüsü20
- g35
- intikam almanın çok keyifli olması3
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle63
- chp'lilerin gene kılıçdaroğlu'na oy verme ihtimali6
- en son ne yediniz11
- buddy dude19
- baba olmak istemeyen erkek3
- ben geldim naneler2
- sözlüğün kırbacı5
- libido yükselten şeyler4
- türkiye'nin mavi vatan hazırlığı3
- koç holdinge kayyum atanırsa olacaklar3
- futbol9
- sokak düğünlerinin geleneksel özellikleri3
- 7 haziran 2026 fenerbahçe başkanlık seçimleri2
- bu son entry2
- uysaljakoben32
- kene vs ktç6
- türkiye17
- ateist görünce korkan dinci5
- fenerbahçe8
- ona bir şey söyle15
- havaların ısınmasıyla çok fena azmak7
- sözlük yazarlarının ölüme bakış açısı20
- bir ulu yazarına sarılıp hıçkıra hıçkıra ağlamak2
- venezuela3
- 7 haziran 2026 venezuela türkiye maçı11
- hakan çalhanoğlu4
- kiralar2
- arnavutluk2
- chatgpt4
- anne olmak istemeyen kadın2
- birini özlememek için yapılan şey3
- toplum içinde sözlüğe girmekten utanmak6
- pilates3
- manifest3
- genç yaşta ölen ünlüler9
- arkadaşlar bakar mısınız bi5
- komşu semra teyze vs ben4
- sende kalmış2
ahmet haşim'in hayatını bilenler bilir. çirkin bir yüze sahip olmanın acısıyla "başım" şiirini yazmış, akşam vaktini hep sevmiş, görüneni görünmez kılana hayran olmuş kendini hayallere gizlemiştir. akşam vaktinin güzelliğini anlattığı şiirlerinin yanında nesirlerinde de düşüncesini savunmaya devam etmiştir. "bize göre" kitabında yer alan "ay" nesrine bakarak gün ve gece , güneş ve ay hakkındaki düşüncelerini daha iyi anlayabiliriz.
" bütün gün kırlarda deniz kıyılarında dolaştık. güneş, hayale izin vermeyecek şekilde, her şeyi apaçık ve dupduru gösterdiği için yalnız gözlerimizle yaşadık ve hiç eğlenmedik.
ağaçların tozlu yapraklarını, kayalar üzerinde durup soluyan kertenkeleleri, denizin kirli suları altında cam kırıklarını, paslı tenekeleri, eski pabuç cesetlerini seyretmenin ne kadar çabuk ruha uyuşukluk verdiğini denememiş olan var mı? güneşli kırlarda geçen bir gezinti gününden sonra, akşam üstü eve hüzünlü ve umutsuz dönmemenin mümkün olmadığını denemelerimle bilirim. güneş, bütün gün, insana doğru ama acı söyleyen bir arkadaştır. onun ışığında eğlenmenin ve mutlu olmanın hiç olanağı var mı?
sonunda akşam oldu. karanlık bastı. karşı karşıya oturmuş, iki insan, artık yüzlerimizi görmüyor, yalnız seslerimizi duyuyorduk. birden, arkamızda garip bir fısıltıyı andıran bir hışırtı duyar gibi olduk. başımızı çevirdik: iki büyük fıstık ağacı arkasından kırmızı bir ay, sanki yapraklara sürtünerek yükseliyordu. birden çevremizde dünyanın bütün manzaraları değişti. sanki japonyalı bir ressamın siyah bir mürekeple çizdiği belirsiz ve bitmemiş bir dünya içindeydik. artık her şeyi açıklıkla görmek acısından kurtulmuştuk.yanlış görmek ve hayal etme olanağının sarhoşluğu, vücudumuzu yavaş yavaş bir afyon dumanı gibi uyuşturuyordu. çevremizde, gündüzün bütün uyuz ağaçları yerine zengin bir orman oluşmuştu. karşıda yemek yiyen yoksul ailelerin kirli kızları, yüzlerine vuran ay ışığı içine birer süslü hayal olmuşlardı. denz,n bulanık suları boşalmış ve onun yerine şimdi kıyının kumları üzerinde ışıklı bir sıvı, sallanıp şarkı söylüyordu. dünyanın güzelliğnden korkmaya başlamıştık. çünkü aydan akan büyünün mutluluğuyla ruhlarımız çatlayacak kadar dolmuştu.
ay! ay! yalancı ay! zekadan bitkin düşenleri hayal gibi, güneşten bunalanları da avutan, sensin!"
" bütün gün kırlarda deniz kıyılarında dolaştık. güneş, hayale izin vermeyecek şekilde, her şeyi apaçık ve dupduru gösterdiği için yalnız gözlerimizle yaşadık ve hiç eğlenmedik.
ağaçların tozlu yapraklarını, kayalar üzerinde durup soluyan kertenkeleleri, denizin kirli suları altında cam kırıklarını, paslı tenekeleri, eski pabuç cesetlerini seyretmenin ne kadar çabuk ruha uyuşukluk verdiğini denememiş olan var mı? güneşli kırlarda geçen bir gezinti gününden sonra, akşam üstü eve hüzünlü ve umutsuz dönmemenin mümkün olmadığını denemelerimle bilirim. güneş, bütün gün, insana doğru ama acı söyleyen bir arkadaştır. onun ışığında eğlenmenin ve mutlu olmanın hiç olanağı var mı?
sonunda akşam oldu. karanlık bastı. karşı karşıya oturmuş, iki insan, artık yüzlerimizi görmüyor, yalnız seslerimizi duyuyorduk. birden, arkamızda garip bir fısıltıyı andıran bir hışırtı duyar gibi olduk. başımızı çevirdik: iki büyük fıstık ağacı arkasından kırmızı bir ay, sanki yapraklara sürtünerek yükseliyordu. birden çevremizde dünyanın bütün manzaraları değişti. sanki japonyalı bir ressamın siyah bir mürekeple çizdiği belirsiz ve bitmemiş bir dünya içindeydik. artık her şeyi açıklıkla görmek acısından kurtulmuştuk.yanlış görmek ve hayal etme olanağının sarhoşluğu, vücudumuzu yavaş yavaş bir afyon dumanı gibi uyuşturuyordu. çevremizde, gündüzün bütün uyuz ağaçları yerine zengin bir orman oluşmuştu. karşıda yemek yiyen yoksul ailelerin kirli kızları, yüzlerine vuran ay ışığı içine birer süslü hayal olmuşlardı. denz,n bulanık suları boşalmış ve onun yerine şimdi kıyının kumları üzerinde ışıklı bir sıvı, sallanıp şarkı söylüyordu. dünyanın güzelliğnden korkmaya başlamıştık. çünkü aydan akan büyünün mutluluğuyla ruhlarımız çatlayacak kadar dolmuştu.
ay! ay! yalancı ay! zekadan bitkin düşenleri hayal gibi, güneşten bunalanları da avutan, sensin!"
güncel Önemli Başlıklar
