bugün
- menemen5
- 18 yaşındaki bir kızın sulanmış vajinasını yalamak3
- mr spock'ın kulağını çekmek4
- red flag erkek listesi3
- balık etli mi kuru götlü mü5
- boy vermek2
- kediye miyav demek2
- aylık 517 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- vuu vuuuuttu yapan baykuşlar3
- uzay teknesi2
- bu ülkeye başka erdoğan gelmez6
- halı sahada 2 gollüğüne kaleye geçmek2
- ölüm6
- köfteci yusuf4
- entry girmek için 00 00 ı beklemek2
- türk müsün türkiyeli misin12
- işe evden yemek götürmek2
- ilk seçimde akp'nin alacağı oy2
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık14
- nasıl birisiniz6
- beni özleyenler elime mum diksin15
- sabahın köründe denize girmek4
- yunanistan29
- alin3
- hırvatistan12
- beyaz keten iç çamaşırı belli ediyor14
- rüyada nervio yu görmek8
- bjk tv2
- milli muharip uçağı kaan3
- ayrılık6
- araba sürerken olmasından en çok korkulan şey5
- ispanya daki göçmen krizi8
- mcdonalds nasıl okunur sorunsalı3
- çıkma teklifinin eskide kalması4
- kadir mısıroğlu rum mu ermeni mi sorunsalı9
- anın görüntüsü13
- yazarların en son bitirdiği kitap6
- türkiyeliyim doğruyum çalışkanım5
- korku filmi izlerken sarılacak birisinin olmaması6
- ona bir şey söyle10
- bik bik'in mutfağına konuk olmak27
- japonya23
- mutlu kalmak için öneriler6
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri8
- en son aldığınız iltifat14
- irmik helvası vs un helvası18
- gecenin rap şarkısı3
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin22
- favori coldplay şarkınız4
- gürcistan26
ahmet haşim'in hayatını bilenler bilir. çirkin bir yüze sahip olmanın acısıyla "başım" şiirini yazmış, akşam vaktini hep sevmiş, görüneni görünmez kılana hayran olmuş kendini hayallere gizlemiştir. akşam vaktinin güzelliğini anlattığı şiirlerinin yanında nesirlerinde de düşüncesini savunmaya devam etmiştir. "bize göre" kitabında yer alan "ay" nesrine bakarak gün ve gece , güneş ve ay hakkındaki düşüncelerini daha iyi anlayabiliriz.
" bütün gün kırlarda deniz kıyılarında dolaştık. güneş, hayale izin vermeyecek şekilde, her şeyi apaçık ve dupduru gösterdiği için yalnız gözlerimizle yaşadık ve hiç eğlenmedik.
ağaçların tozlu yapraklarını, kayalar üzerinde durup soluyan kertenkeleleri, denizin kirli suları altında cam kırıklarını, paslı tenekeleri, eski pabuç cesetlerini seyretmenin ne kadar çabuk ruha uyuşukluk verdiğini denememiş olan var mı? güneşli kırlarda geçen bir gezinti gününden sonra, akşam üstü eve hüzünlü ve umutsuz dönmemenin mümkün olmadığını denemelerimle bilirim. güneş, bütün gün, insana doğru ama acı söyleyen bir arkadaştır. onun ışığında eğlenmenin ve mutlu olmanın hiç olanağı var mı?
sonunda akşam oldu. karanlık bastı. karşı karşıya oturmuş, iki insan, artık yüzlerimizi görmüyor, yalnız seslerimizi duyuyorduk. birden, arkamızda garip bir fısıltıyı andıran bir hışırtı duyar gibi olduk. başımızı çevirdik: iki büyük fıstık ağacı arkasından kırmızı bir ay, sanki yapraklara sürtünerek yükseliyordu. birden çevremizde dünyanın bütün manzaraları değişti. sanki japonyalı bir ressamın siyah bir mürekeple çizdiği belirsiz ve bitmemiş bir dünya içindeydik. artık her şeyi açıklıkla görmek acısından kurtulmuştuk.yanlış görmek ve hayal etme olanağının sarhoşluğu, vücudumuzu yavaş yavaş bir afyon dumanı gibi uyuşturuyordu. çevremizde, gündüzün bütün uyuz ağaçları yerine zengin bir orman oluşmuştu. karşıda yemek yiyen yoksul ailelerin kirli kızları, yüzlerine vuran ay ışığı içine birer süslü hayal olmuşlardı. denz,n bulanık suları boşalmış ve onun yerine şimdi kıyının kumları üzerinde ışıklı bir sıvı, sallanıp şarkı söylüyordu. dünyanın güzelliğnden korkmaya başlamıştık. çünkü aydan akan büyünün mutluluğuyla ruhlarımız çatlayacak kadar dolmuştu.
ay! ay! yalancı ay! zekadan bitkin düşenleri hayal gibi, güneşten bunalanları da avutan, sensin!"
" bütün gün kırlarda deniz kıyılarında dolaştık. güneş, hayale izin vermeyecek şekilde, her şeyi apaçık ve dupduru gösterdiği için yalnız gözlerimizle yaşadık ve hiç eğlenmedik.
ağaçların tozlu yapraklarını, kayalar üzerinde durup soluyan kertenkeleleri, denizin kirli suları altında cam kırıklarını, paslı tenekeleri, eski pabuç cesetlerini seyretmenin ne kadar çabuk ruha uyuşukluk verdiğini denememiş olan var mı? güneşli kırlarda geçen bir gezinti gününden sonra, akşam üstü eve hüzünlü ve umutsuz dönmemenin mümkün olmadığını denemelerimle bilirim. güneş, bütün gün, insana doğru ama acı söyleyen bir arkadaştır. onun ışığında eğlenmenin ve mutlu olmanın hiç olanağı var mı?
sonunda akşam oldu. karanlık bastı. karşı karşıya oturmuş, iki insan, artık yüzlerimizi görmüyor, yalnız seslerimizi duyuyorduk. birden, arkamızda garip bir fısıltıyı andıran bir hışırtı duyar gibi olduk. başımızı çevirdik: iki büyük fıstık ağacı arkasından kırmızı bir ay, sanki yapraklara sürtünerek yükseliyordu. birden çevremizde dünyanın bütün manzaraları değişti. sanki japonyalı bir ressamın siyah bir mürekeple çizdiği belirsiz ve bitmemiş bir dünya içindeydik. artık her şeyi açıklıkla görmek acısından kurtulmuştuk.yanlış görmek ve hayal etme olanağının sarhoşluğu, vücudumuzu yavaş yavaş bir afyon dumanı gibi uyuşturuyordu. çevremizde, gündüzün bütün uyuz ağaçları yerine zengin bir orman oluşmuştu. karşıda yemek yiyen yoksul ailelerin kirli kızları, yüzlerine vuran ay ışığı içine birer süslü hayal olmuşlardı. denz,n bulanık suları boşalmış ve onun yerine şimdi kıyının kumları üzerinde ışıklı bir sıvı, sallanıp şarkı söylüyordu. dünyanın güzelliğnden korkmaya başlamıştık. çünkü aydan akan büyünün mutluluğuyla ruhlarımız çatlayacak kadar dolmuştu.
ay! ay! yalancı ay! zekadan bitkin düşenleri hayal gibi, güneşten bunalanları da avutan, sensin!"
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar