bugün
- son 20 yılın en gıcık lafı9
- kız arkadaşının giyimine karışmayan erkek17
- kahvede muhabbet etmek3
- true'ya arkadan sahip olmak17
- bi kulağımızın arkası kaldı2
- evlenmeyi başaramamış erkek5
- diamond bosphoruss denen yazar12
- işyerinde oyun oynamak2
- varoşluk göstergesi küçük detaylar5
- avutan düşünceler2
- ali güven2
- 0850 ile başlayan numaraları cevaplamayan tip2
- kadınların romantik sözleri pek sallamaması3
- 16 haziran 2026 iran yeni zelanda maçı10
- 15 haziran 2026 belçika mısır maçı9
- 15 haziran 2026 ispanya yeşil burun adaları maçı11
- özgür özel ve ekibinin tip'e katılma ihtimali2
- 40 yaşında bekar kadın7
- kısa saçlı hatun çekiciliği7
- yazarların kabusları2
- sohbet edilen kişinin sürekli telefonla uğraşması8
- bir limon yarım dolar avrupadan pahalı3
- kadın olsaydım çok açık giyerdim22
- birgün gazetesi'nin namaza düşmanlık etmesi8
- 15 haziran 2026 iran abd barış anlaşması3
- unicef çocukların yarısı iklim tehlikesi altında2
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı58
- 15 haziran 2026 fildişi sahili ekvador maçı4
- bizim düşündüğümüz de bizi düşünüyor mudur sorgusu2
- tanga neden giyilir11
- yükseleni aslan olan aslan burcu kadını5
- namus takıntısı olan erkek17
- ece irtem9
- kimsesizlerin kimsesi zall'a açık mektuptur15
- dinlerin geldiği günden beri kan dökmesi20
- bir erkekte kabul edilemez 250 özellik8
- açık giyinebilmek özgürlüktür9
- haksızlığa uğrayanın hakkını alması3
- guilty pleasure2
- amerika birleşik devletleri4
- nesrin cavadzade9
- arkadaşlar uyudunuz mu5
- ankaralıların melih gökçeği arıyoruz demesi8
- aleyna tilki'nin konserde verdiği efsane frikik6
- kızımın ismini teresa koymak istiyorum10
- hayatın renginin kalmaması7
- iran3
- pornoda hoşlanılan kıza benzer kız aramak9
- kemal kılıçdaroğlu14
- ankaradaki çıkılamayan yokuş6
bir metin okuma sürecini felsefeye kazandırmış düşünür. türkçe'de 'yapıbozum', 'yapısöküm' ya da, benim tercih ettiğim, 'yapıçözüm' (ing. deconstruction/ fr.déconstruction) isimleriyle anılan bu süreci tanımlamaktan kaçınır derrida, çünkü her tanım anlamın sınırlarını çizmeyi, sabitlemeyi amaçlar ona göre. bu yüzden de kendisinin anlam yapılarını (metinleri) 'okumak' için kullandığı 'yapıçözümü' tanımlayarak onun sınırlarını çizmek, formülleştirmek istemez.
yapıçözümün kendisi incelenen yapının içinde mevcuttur zaten. okuyanın tek yapması gereken dışardan tutarlı, sarsılmaz ve doğal görünen anlamın aslında 'yapılandırıldığını', belli bir amaç için kurgulandırıldığını işaret etmektir. bunu yapmak için dışardan bir yöntem getirmeye, 'element uydurmaya' gerek yoktur. mevcut anlam bütününün(?!) kendi içindedir onun sorunu.
peki neden okur derrida? çünkü her metin yapılandırılışı sırasında bir anlamı yüceltirken, bir diğerini alçaltmakta ve iki anlam arasındaki bu hiyerarşiyi meşrulaştırmaya çalışmaktadır. kendisinin daha çok incelediği batı felsefesinin ve edebiyatının böyle kurgulanmış ikili karşıtlıklardan (biz/onlar, siyah/beyaz, içerisi/dışarısı, hayat/ölüm, yaşlı/genç, kadın/erkek vb.) oluştuğunu göstermek istemiştir.
fakat karşıtlıkları oluşturmayı amaçlayan 'söylem'lerin yazılı metinlerle sınırlı kalmadığının da altını çizer derrida: "there is nothing outside of the text"(*) (metnin dışında kalan hiçbir şey yoktur) derken de insan siyasi/kültürel/gündelik hayatındaki her türlü söylemin fikir 'yapı'ları olduğunu ve 'çözülmeye' açık olduğunu vurgular.
bu karşıtlıkların arasında hiyerarşik bir ilişkinin kendiliğinden varolmadığını, sadece nasıl yazılmak ve okunmak istendiğiyle ilgili olduğunu göstererek bizi de hayatımızda körü körüne inandığımız, bize ezeli, ebedi, doğal, garanti oldukları öğretilmiş karşıtlıkları, düşmanlıkları sorgulamaya davet eder.
(*)derrida, jacques(1976), of grammatology. çeviren, gayatri chakravorty spivak.
yapıçözümün kendisi incelenen yapının içinde mevcuttur zaten. okuyanın tek yapması gereken dışardan tutarlı, sarsılmaz ve doğal görünen anlamın aslında 'yapılandırıldığını', belli bir amaç için kurgulandırıldığını işaret etmektir. bunu yapmak için dışardan bir yöntem getirmeye, 'element uydurmaya' gerek yoktur. mevcut anlam bütününün(?!) kendi içindedir onun sorunu.
peki neden okur derrida? çünkü her metin yapılandırılışı sırasında bir anlamı yüceltirken, bir diğerini alçaltmakta ve iki anlam arasındaki bu hiyerarşiyi meşrulaştırmaya çalışmaktadır. kendisinin daha çok incelediği batı felsefesinin ve edebiyatının böyle kurgulanmış ikili karşıtlıklardan (biz/onlar, siyah/beyaz, içerisi/dışarısı, hayat/ölüm, yaşlı/genç, kadın/erkek vb.) oluştuğunu göstermek istemiştir.
fakat karşıtlıkları oluşturmayı amaçlayan 'söylem'lerin yazılı metinlerle sınırlı kalmadığının da altını çizer derrida: "there is nothing outside of the text"(*) (metnin dışında kalan hiçbir şey yoktur) derken de insan siyasi/kültürel/gündelik hayatındaki her türlü söylemin fikir 'yapı'ları olduğunu ve 'çözülmeye' açık olduğunu vurgular.
bu karşıtlıkların arasında hiyerarşik bir ilişkinin kendiliğinden varolmadığını, sadece nasıl yazılmak ve okunmak istendiğiyle ilgili olduğunu göstererek bizi de hayatımızda körü körüne inandığımız, bize ezeli, ebedi, doğal, garanti oldukları öğretilmiş karşıtlıkları, düşmanlıkları sorgulamaya davet eder.
(*)derrida, jacques(1976), of grammatology. çeviren, gayatri chakravorty spivak.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar