bugün
- türk müsün türkiyeli misin12
- anın görüntüsü16
- nasıl birisiniz6
- çıkma teklifinin eskide kalması4
- araba sürerken olmasından en çok korkulan şey5
- ayrılık6
- gecenin rap şarkısı3
- türkiyeliyim doğruyum çalışkanım5
- rüyada nervio yu görmek8
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık14
- tonlu diller2
- yazarların ruh hali3
- ölüm5
- beni özleyenler elime mum diksin15
- hırvatistan12
- yazarların en son bitirdiği kitap6
- beyaz keten iç çamaşırı belli ediyor14
- ilk kez penis gören kız tepkisi2
- bir şeyler söyle2
- ispanya daki göçmen krizi8
- gecenin şarkısı3
- korku filmi izlerken sarılacak birisinin olmaması6
- izmirli kızların met çukuruna düşmesi3
- kadir mısıroğlu rum mu ermeni mi sorunsalı9
- favori coldplay şarkınız4
- sırtımı kaşıyan kızlardan hoşlanmam3
- yunanistan29
- köfteci yusuf2
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri8
- aylık 511 bin tl iyi para mıdır sorunsalı4
- mutlu kalmak için öneriler6
- issız bir yerde tatil yapmak2
- türkiyeliyim var mı bir sorun3
- bu ülkeye başka erdoğan gelmez3
- rte'nin yürüme problemi yaşaması3
- puantiye modasının bokunun çıkması4
- sözlüğün canlanması için gerekenler3
- oyum ak partiye3
- her gün alkol almak4
- yeni dünya düzeni4
- arkadaşlar hangi diziye başlasam4
- recep tayyip erdoğana sahip çıkalım3
- aylık 513 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- sözlükteki derin yapılanma4
- sırt kaşınması2
- yapay zekaya entry yazdırmak5
- akp ve mhp sol partilerdir3
- yeni gelin adayının çıldırtan talepleri6
- kele şaplak atmanın hazzı ve dayanılmaz istek3
- aylık 508 bin tl iyi para mıdır sorunsalı3
bir metin okuma sürecini felsefeye kazandırmış düşünür. türkçe'de 'yapıbozum', 'yapısöküm' ya da, benim tercih ettiğim, 'yapıçözüm' (ing. deconstruction/ fr.déconstruction) isimleriyle anılan bu süreci tanımlamaktan kaçınır derrida, çünkü her tanım anlamın sınırlarını çizmeyi, sabitlemeyi amaçlar ona göre. bu yüzden de kendisinin anlam yapılarını (metinleri) 'okumak' için kullandığı 'yapıçözümü' tanımlayarak onun sınırlarını çizmek, formülleştirmek istemez.
yapıçözümün kendisi incelenen yapının içinde mevcuttur zaten. okuyanın tek yapması gereken dışardan tutarlı, sarsılmaz ve doğal görünen anlamın aslında 'yapılandırıldığını', belli bir amaç için kurgulandırıldığını işaret etmektir. bunu yapmak için dışardan bir yöntem getirmeye, 'element uydurmaya' gerek yoktur. mevcut anlam bütününün(?!) kendi içindedir onun sorunu.
peki neden okur derrida? çünkü her metin yapılandırılışı sırasında bir anlamı yüceltirken, bir diğerini alçaltmakta ve iki anlam arasındaki bu hiyerarşiyi meşrulaştırmaya çalışmaktadır. kendisinin daha çok incelediği batı felsefesinin ve edebiyatının böyle kurgulanmış ikili karşıtlıklardan (biz/onlar, siyah/beyaz, içerisi/dışarısı, hayat/ölüm, yaşlı/genç, kadın/erkek vb.) oluştuğunu göstermek istemiştir.
fakat karşıtlıkları oluşturmayı amaçlayan 'söylem'lerin yazılı metinlerle sınırlı kalmadığının da altını çizer derrida: "there is nothing outside of the text"(*) (metnin dışında kalan hiçbir şey yoktur) derken de insan siyasi/kültürel/gündelik hayatındaki her türlü söylemin fikir 'yapı'ları olduğunu ve 'çözülmeye' açık olduğunu vurgular.
bu karşıtlıkların arasında hiyerarşik bir ilişkinin kendiliğinden varolmadığını, sadece nasıl yazılmak ve okunmak istendiğiyle ilgili olduğunu göstererek bizi de hayatımızda körü körüne inandığımız, bize ezeli, ebedi, doğal, garanti oldukları öğretilmiş karşıtlıkları, düşmanlıkları sorgulamaya davet eder.
(*)derrida, jacques(1976), of grammatology. çeviren, gayatri chakravorty spivak.
yapıçözümün kendisi incelenen yapının içinde mevcuttur zaten. okuyanın tek yapması gereken dışardan tutarlı, sarsılmaz ve doğal görünen anlamın aslında 'yapılandırıldığını', belli bir amaç için kurgulandırıldığını işaret etmektir. bunu yapmak için dışardan bir yöntem getirmeye, 'element uydurmaya' gerek yoktur. mevcut anlam bütününün(?!) kendi içindedir onun sorunu.
peki neden okur derrida? çünkü her metin yapılandırılışı sırasında bir anlamı yüceltirken, bir diğerini alçaltmakta ve iki anlam arasındaki bu hiyerarşiyi meşrulaştırmaya çalışmaktadır. kendisinin daha çok incelediği batı felsefesinin ve edebiyatının böyle kurgulanmış ikili karşıtlıklardan (biz/onlar, siyah/beyaz, içerisi/dışarısı, hayat/ölüm, yaşlı/genç, kadın/erkek vb.) oluştuğunu göstermek istemiştir.
fakat karşıtlıkları oluşturmayı amaçlayan 'söylem'lerin yazılı metinlerle sınırlı kalmadığının da altını çizer derrida: "there is nothing outside of the text"(*) (metnin dışında kalan hiçbir şey yoktur) derken de insan siyasi/kültürel/gündelik hayatındaki her türlü söylemin fikir 'yapı'ları olduğunu ve 'çözülmeye' açık olduğunu vurgular.
bu karşıtlıkların arasında hiyerarşik bir ilişkinin kendiliğinden varolmadığını, sadece nasıl yazılmak ve okunmak istendiğiyle ilgili olduğunu göstererek bizi de hayatımızda körü körüne inandığımız, bize ezeli, ebedi, doğal, garanti oldukları öğretilmiş karşıtlıkları, düşmanlıkları sorgulamaya davet eder.
(*)derrida, jacques(1976), of grammatology. çeviren, gayatri chakravorty spivak.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar