bugün
- recep tayyip erdoğan'ın ülkeye çağ atlatması7
- devletin bekası5
- 0 0 716
- nabersiniz geçler2
- zorunlu nöbetin felsefi temelsizliği3
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin36
- demagoji yaparak üste çıktığını sanan mallar2
- acı gerçekler16
- güne başlarken3
- üniversite sınavı kaldırılmalıdır10
- devlet adına çalışıp geçmişin temizlenmesi5
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı7
- 24 eylül 2026 norveç danimarka maçı2
- kale3112'deki kale hangi kale10
- rte denince akla gelen seyler3
- arda güler7
- buz gibi bira8
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı13
- sabah alarm çaldığı anda hissedilenler2
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız16
- demir çelik5
- en lezzetli balık24
- en iyi pizza içeriği10
- sözlükte flört etmemek9
- sözlük kızlarının küfürbaz olması6
- 30 yaşından sonra hayattan keyif almanın bitmesi9
- bursa6
- karşı cinsteki en itici özellik16
- cedidacer3
- muhalif kızların ak partili erkeklere aşık olması13
- sabahları nefret edilen şeyler7
- sıcak şarap4
- köy9
- arkadaşlar lütfen4
- anın görüntüsü22
- ecevit denince akla gelen şeyler2
- derdinizi dinlerken rakı sofrası kuran psikolog8
- yeni biriyle nerede tanışılır13
- gece vardiyası3
- bir kız true ile arkadaş olabilir mi10
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın11
- gammazlar göreve8
- gece tostu4
- en enayi huyunuz4
- sözlükte aile kurmak8
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği37
- hünkar beğendi vs alinazik9
- ağlamak7
- paradox interactive3
- true nickli yazar24
Ve farkındalık hissettirmişti artık kendini. Bir hücresi keşfedince öğrenmenin ve özgür olabilmenin tadını, durduramadı kimsecikler, ailesi bile. Üzülmedi dışlandığına ya da topluluktan farklı olduğuna, tek üzüldüğü şey vardı o da öğrendiği yararlı şeyleri onlara öğretemeyecek olmak. Varlığının bir yararı olsun diyeydi oysaki tüm çabası. Sevdiği, hayatının tutkusu olan şeye zaman ayırmaktı tek istediği. Denedi, istemediği şeyleri de yapmayı denedi sırf ailesi üzülmesin diye ama kısacık bir zaman dilimi kadar dayanabildi benliğini yitirmiş olabilmesine çünkü o, gerçek o değildi. Onu mutlu eden uçmaktı. Uçarken özgürdü. Uçarken yaşıyordu tüm iliklerinde ve uçarken gerçekti her şey.
Gocunmadı hiç düşmekten, yara almaktan ve tekrar denemekten. Biliyordu ilk denemede pes etse buralara gelemeyeceğini. Yaralarını sarıp baştan başladı denemeye. Her deneme bir öncekinin izini taşısa da hatalarını azaltıyordu git gide. Biliyordu ve inanıyordu, yapacaktı o en çok istediği şeyi. inancın yaşamda ne değerli bir duygu olduğunu da biliyordu ve ne olursa olsun azalmayan inancını büyük tutkusuna bağlıyordu her zaman çünkü tutkuları kendisine inandığı zaman gerçek olabilirdi. Bunun bilincinde olacak kadar tanımıştı hayatı.
Evet, başarmıştı, yapmıştı onu. Artık hayalden ibaret değildi hiçbir şey. Ama yapabilmek durdurmadı onu sadece hedeflerinin büyümesinde büyük rol oynadı o kadar. Artık kendi sınırlarının nereye kadar olduğunu ölçme isteği bürüdü bedenini. Bu sefer de sınırları zorlamaca oyunu oynayacaktı. Hem o oyunu oynayacak hem de bildiklerini anlatacaktı çünkü biliyordu ki bilgi anlatılmadığı ve aktarılmadığı sürece bir hiç olarak kalacaktır. Anlatmalıydı ama aynı zamanda daha büyük denemeler yapmaya da devam etmeliydi. içindeki öğrenme arzusunu, sınırları genişletme ve keşfetme duyusunu hiç öldürmemeliydi çünkü onlarla anlamlıydı hayatı. Onlarla mutlu oluyordu.
Sonunda anladı gerçeği. Aslında sınır diye bir şey yoktu. Gerçek doğanın, bilinen tüm rakamları aştığı, zamanın ve mekanın ötesine geçtiği zaman yaşanabileceğini bilmek en önemli şeydi ve başarmak için önemli olan şey inanmak değil, ne yaptığını bilmekti, yani bilincinde olmaktı.
işte özetlenince bu tür düşüncelere sahip olan kültürlü martıdır kendisi.
büdüt: imla
Gocunmadı hiç düşmekten, yara almaktan ve tekrar denemekten. Biliyordu ilk denemede pes etse buralara gelemeyeceğini. Yaralarını sarıp baştan başladı denemeye. Her deneme bir öncekinin izini taşısa da hatalarını azaltıyordu git gide. Biliyordu ve inanıyordu, yapacaktı o en çok istediği şeyi. inancın yaşamda ne değerli bir duygu olduğunu da biliyordu ve ne olursa olsun azalmayan inancını büyük tutkusuna bağlıyordu her zaman çünkü tutkuları kendisine inandığı zaman gerçek olabilirdi. Bunun bilincinde olacak kadar tanımıştı hayatı.
Evet, başarmıştı, yapmıştı onu. Artık hayalden ibaret değildi hiçbir şey. Ama yapabilmek durdurmadı onu sadece hedeflerinin büyümesinde büyük rol oynadı o kadar. Artık kendi sınırlarının nereye kadar olduğunu ölçme isteği bürüdü bedenini. Bu sefer de sınırları zorlamaca oyunu oynayacaktı. Hem o oyunu oynayacak hem de bildiklerini anlatacaktı çünkü biliyordu ki bilgi anlatılmadığı ve aktarılmadığı sürece bir hiç olarak kalacaktır. Anlatmalıydı ama aynı zamanda daha büyük denemeler yapmaya da devam etmeliydi. içindeki öğrenme arzusunu, sınırları genişletme ve keşfetme duyusunu hiç öldürmemeliydi çünkü onlarla anlamlıydı hayatı. Onlarla mutlu oluyordu.
Sonunda anladı gerçeği. Aslında sınır diye bir şey yoktu. Gerçek doğanın, bilinen tüm rakamları aştığı, zamanın ve mekanın ötesine geçtiği zaman yaşanabileceğini bilmek en önemli şeydi ve başarmak için önemli olan şey inanmak değil, ne yaptığını bilmekti, yani bilincinde olmaktı.
işte özetlenince bu tür düşüncelere sahip olan kültürlü martıdır kendisi.
büdüt: imla
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar