bugün
- merhabalarr5
- her yerde sümkürebilen insan4
- mamut avlayıp ev geçindiren efsanevi nesil11
- erkeğe şiddet uygulayan kadın4
- sigaranın yanına çay kahve dışında alternatifler10
- halk başkanlık sistemini istiyor4
- merfulu6
- kendini fazla ciddiye almak2
- bakan göktaş'tan şehit ailelerine müjde5
- gratisin içini merak etmek7
- kendinden sıkılmak2
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz17
- arda güler2
- mekke anlaşması14
- bana gel film izleriz diyen erkek16
- spor olsun diye her yere yürüyen insan2
- günlük tutan erkek14
- sözlük yazarlarının 1999 yılından beklentileri6
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi19
- iyi parti'nin çerçeve yasaya muhalefet şerhi3
- arkadaşlar nasılsınız11
- 40 hadis3
- kavalali mehmet ali pasa4
- yakışıklı erkeklerin sürekli çaylak olması13
- sözlük yazarlarına bir şey söyle8
- cansever18
- simko317
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- gece yolda yürürken çöpten fırlayan adam5
- futbol24
- türkiye'ye en uygun yönetim şekli islami komünizm3
- açlık krizi nasıl bastırılır8
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları15
- kendine bir soru sor5
- insan sevmemek6
- hewal ebo9
- bir erkeğe en çok yakışan şey4
- sözlüğün kırbacı5
- arkadaşlar önce soğan mı kavrulur yoksa biber mi4
- kendini atatürk ten akıllı sanan ergen türkçü7
- sarapci koala7
- anın görüntüsü10
- victor osimhen9
- tavuk pilav4
- ümit özdağ6
- tai lung16
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması16
- kafamın içindeki sesler4
- kürtler 13 000 yıldır anadoluda yaşıyor4
- yeni parti pkk için imza atarsa nah oy alır3
ayrı kalındığında kıymeti bilinenmiş kardeş dediğimiz şey. zaten biz insanların özelliği değil midir bu da? elimizdekinin değerini onu kaybedince anlıyoruz. kardeşin değeri de ondan uzak geçirilen her saniyede anlaşılıyormuş.
onsuz geçen her gün eksik geliyor insana. nefret ettiğiniz davranışları bile size sevimli gelmeye başlıyor bir süre sonra. yanında olsam da yine kavga etsek diye düşünmediğiniz an olmuyor.
gıcık gıcık gülüşleri kulağınızda her an. söylediği incir çekirdeğini dahi doldurmayacak laflar size ne kadar anlamlı geliyor. yaptığı rezalet esprileri bile komik bulmaya başlıyorsunuz bir süre sonra.
yanımda olsun da yine başımı şişirsin istiyorsunuz. harry potter'ı defalarca anlatsın, star wars'u dilinden düşürmesin istiyorsunuz. yeter ki yanınızda olsun.
gece film izlerken yine omzunuzda uyuyakalsın, siz onu yavaşça uyandırıp yatağına yatırmak istiyorsunuz. ama uzakta sizden. yapamıyorsunuz. kalbinizi sanki bir şey delip geçiyor.
sinir olduğunuz ses tonunu duyunca gözyaşlarınıza zorla hakim oluyorsunuz. yanında olsam da yine beni rahat bırakmasa, onunla oyun oynamam için baskı yapsa, gece yarısı beraber yemek yapıp yeseniz istiyorsunuz.
bir şey isteyeceği zamanki hareketleri gözünüzün önüne geliyor bazen yol ortasında gülüyorsunuz kendi kendinize.
yarıyıl tatilinden dönerken tekrar nisanda eve gidebileceğinizi öğrendiğinde verdiği tepkiyi her dakika yeniden, yeniden yaşıyorsunuz: "ama nisana çok var!"
biliyorsunuz eve gittiğinizde yine kedi-köpek misali kavga edeceksiniz. ama birkaç dakika içinde yine eskisi gibi olacaksınız.
onu sanki küçücük bir bebekmiş gibi uyurken izleyeceksiniz. alnına bir öpücük kondurup, üstünü üşümesin diye örterken "seni çok seviyorum" diyeceksiniz onun sizi duymayacağını bile bile.
o sizin daima en değerli varlığınız olacak. kendinizden daha çok önemseyeceksiniz onu. çünkü canınızdır o.
ağladığında ondan daha fazla ağladığınız, mutlu olduğunda sevincine ortak olduğunuz kişidir. vazgeçilmezdir. birtanedir.
onsuz geçen her gün eksik geliyor insana. nefret ettiğiniz davranışları bile size sevimli gelmeye başlıyor bir süre sonra. yanında olsam da yine kavga etsek diye düşünmediğiniz an olmuyor.
gıcık gıcık gülüşleri kulağınızda her an. söylediği incir çekirdeğini dahi doldurmayacak laflar size ne kadar anlamlı geliyor. yaptığı rezalet esprileri bile komik bulmaya başlıyorsunuz bir süre sonra.
yanımda olsun da yine başımı şişirsin istiyorsunuz. harry potter'ı defalarca anlatsın, star wars'u dilinden düşürmesin istiyorsunuz. yeter ki yanınızda olsun.
gece film izlerken yine omzunuzda uyuyakalsın, siz onu yavaşça uyandırıp yatağına yatırmak istiyorsunuz. ama uzakta sizden. yapamıyorsunuz. kalbinizi sanki bir şey delip geçiyor.
sinir olduğunuz ses tonunu duyunca gözyaşlarınıza zorla hakim oluyorsunuz. yanında olsam da yine beni rahat bırakmasa, onunla oyun oynamam için baskı yapsa, gece yarısı beraber yemek yapıp yeseniz istiyorsunuz.
bir şey isteyeceği zamanki hareketleri gözünüzün önüne geliyor bazen yol ortasında gülüyorsunuz kendi kendinize.
yarıyıl tatilinden dönerken tekrar nisanda eve gidebileceğinizi öğrendiğinde verdiği tepkiyi her dakika yeniden, yeniden yaşıyorsunuz: "ama nisana çok var!"
biliyorsunuz eve gittiğinizde yine kedi-köpek misali kavga edeceksiniz. ama birkaç dakika içinde yine eskisi gibi olacaksınız.
onu sanki küçücük bir bebekmiş gibi uyurken izleyeceksiniz. alnına bir öpücük kondurup, üstünü üşümesin diye örterken "seni çok seviyorum" diyeceksiniz onun sizi duymayacağını bile bile.
o sizin daima en değerli varlığınız olacak. kendinizden daha çok önemseyeceksiniz onu. çünkü canınızdır o.
ağladığında ondan daha fazla ağladığınız, mutlu olduğunda sevincine ortak olduğunuz kişidir. vazgeçilmezdir. birtanedir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar