bugün
- kız düşürmenin kısa yolu16
- sözlük kızlarının entrylerinin hep artılanması13
- mercimek çorbası içen kadın14
- cübbeli ahmet hükümetin maşası mı sorunsalı6
- pankek mi pişi mi8
- pizza6
- uludağ sözlük size ne kattı24
- bir kızın aşkı size naptırabilir9
- güzel kızların erkenden uyuması4
- artı oy yalakalığı5
- dinlenme tesisi soğuğu4
- s'i l v'e r m'i s t26
- sarı şeker yargılanmalıdır16
- arkadaşlar acıktık mı sanki5
- hamarat kadın3
- karnı doydukça yemeğe kusur bulan insan3
- bir kadını taşımanın zorluğu9
- türkiye13
- atatürk ü sevme zorunluluğu11
- sarapci koala43
- pandela 38
- sözlüğün en masum yazarları16
- mersin tantuni4
- soslu adana kebap5
- yemeğe bulyon koyan insan6
- arkadaşlar larissa kim12
- belki kızdır diye artılamak2
- aşkım miele ve smeg istiyorum diyen kız4
- zuhal olcay'a aşık olmak4
- pum pum çorbası4
- fusya semsiyeli yabanci26
- hesabın yüzde 10 undan daha az bahşiş veren tip10
- hoşçakal uludağ sözlük7
- atatürk ün türk olmadığı gerçeği7
- tc'ye vatandaşlk bağıyla bağlı olan herkes türktür5
- hepiniz öleceksiniz4
- tırnak pide4
- yeni gelen trolleri bik bik'e havale etmek5
- aspava3
- kendini kız gibi hayal eden erkek3
- sözlüğün delisi2
- bülbül yuvası2
- sözlükteki gammazlar lobi si11
- bu olaylar neden hep benim başıma geliyor4
- nervio22
- gecenin şiiri2
- recep tayyip erdoğan11
- karton toplayan çingene6
- koca sözlüğün fusya'ya yenilmesi8
- orgy havaalanı3
cocukluğumun en güzel anlarini geçirdiğim salon diyebilirim..
Anneden alinan bir iki lirayla, artık o zamanın kaç parasıysa bilemiyorum.. deli gibi koşa koşa çıkılırdı evden.. evet gelinirdi o dükkanin önüne. içeride bambaşka, renkli bir dünya vardı. ciu ciu sesler, joystiğe hayvani kırma çabası içerisindeki abiler ve en önemlisi o tozlu beton zemin kokusu...
gidip abi bana şu kadarcık jeton derdim jetonları alınca adeta biraz daha güçlenmiş hissederdim. önce bütün arcade'lerin önünde takılır, oynayanları izlerdim. guile in attiği super sonic ses dalgalari, dhalsim in uzayan ayaklari, musthapha' nin cadillac la pata küte giriştiği isimsiz kahramanlar, scorpion un elinden çıkan yay, haggard ın hayvani dövüş tekniği, snow bross kardeşlerin arsızlığı, arkasında çıplak kadın figürleri olan tetris parçacıkları, kormando nun çifte tüfeği...
sonra gözümüze kestirdiğimiz daha güçsüzünün oynadiği oyuna jeton atar, kurbanımızın canını aldıktan sonra yola devam ederdik. ta ki ergenliğin sinirini üzerinden atamayan işi bilen abiye ütülünceye kadar.. Ama dert değildi, cepte daha bir sürü jeton vardi.
aman allahım burası nasıl bir dünya, insan çıkmak istemiyor. birbirine karışan sesler bu kadar güzel mi ahenk oluşturabilir ? izlemeye devam ediyordum, iori nin fena hareketleri, joe higashi nin güzel dövüş tekniği, captain commando ve ekibinin maceralari, verem hastası olan samurayin kılıçını düşmanlarına saplayışı, hepsi dün gibi aklımda...
zaman böyle geçip giderdi atari salonunda.. Akşama kadar bir oynar, bir izlerdim.. o kadar değerli kıldı ki atari salonları çocukluğumu Bugün belki kendisiyle barişik bir insan olmamın en büyük payi atari salonlarindadir.
Artık yaş oldu 24. düşünüyorum da aradan geçmiş 15 16 sene.. Bütün o oynadığım oyunlar iyi bir mame sistemi ile bilgisayarimda oynanilabilir durumda ama ne ciu ciu sesleri, ne hoyratça kullanılan arcade sistemin joystick sesleri, ne Winners don't use drugs yazısı ne o beton kokusu, ne de o saf masum çocukluk...
hepsi mazide kalan güzel hatiralar. belki de ölene kadar benimle yaşayacak..
Anneden alinan bir iki lirayla, artık o zamanın kaç parasıysa bilemiyorum.. deli gibi koşa koşa çıkılırdı evden.. evet gelinirdi o dükkanin önüne. içeride bambaşka, renkli bir dünya vardı. ciu ciu sesler, joystiğe hayvani kırma çabası içerisindeki abiler ve en önemlisi o tozlu beton zemin kokusu...
gidip abi bana şu kadarcık jeton derdim jetonları alınca adeta biraz daha güçlenmiş hissederdim. önce bütün arcade'lerin önünde takılır, oynayanları izlerdim. guile in attiği super sonic ses dalgalari, dhalsim in uzayan ayaklari, musthapha' nin cadillac la pata küte giriştiği isimsiz kahramanlar, scorpion un elinden çıkan yay, haggard ın hayvani dövüş tekniği, snow bross kardeşlerin arsızlığı, arkasında çıplak kadın figürleri olan tetris parçacıkları, kormando nun çifte tüfeği...
sonra gözümüze kestirdiğimiz daha güçsüzünün oynadiği oyuna jeton atar, kurbanımızın canını aldıktan sonra yola devam ederdik. ta ki ergenliğin sinirini üzerinden atamayan işi bilen abiye ütülünceye kadar.. Ama dert değildi, cepte daha bir sürü jeton vardi.
aman allahım burası nasıl bir dünya, insan çıkmak istemiyor. birbirine karışan sesler bu kadar güzel mi ahenk oluşturabilir ? izlemeye devam ediyordum, iori nin fena hareketleri, joe higashi nin güzel dövüş tekniği, captain commando ve ekibinin maceralari, verem hastası olan samurayin kılıçını düşmanlarına saplayışı, hepsi dün gibi aklımda...
zaman böyle geçip giderdi atari salonunda.. Akşama kadar bir oynar, bir izlerdim.. o kadar değerli kıldı ki atari salonları çocukluğumu Bugün belki kendisiyle barişik bir insan olmamın en büyük payi atari salonlarindadir.
Artık yaş oldu 24. düşünüyorum da aradan geçmiş 15 16 sene.. Bütün o oynadığım oyunlar iyi bir mame sistemi ile bilgisayarimda oynanilabilir durumda ama ne ciu ciu sesleri, ne hoyratça kullanılan arcade sistemin joystick sesleri, ne Winners don't use drugs yazısı ne o beton kokusu, ne de o saf masum çocukluk...
hepsi mazide kalan güzel hatiralar. belki de ölene kadar benimle yaşayacak..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar