bugün
- recep tayyip erdoğan'ın ülkeye çağ atlatması29
- ecevit denince akla gelen şeyler22
- miçotakis'in bm de türkiye mesajı5
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı14
- cuma günü akşam tek başına yapılacak aktiviteler7
- orospu çocuğu abdullah öcalan4
- asgari ücretle geçinip vatan millet savunmak8
- mustafa kemal atatürk3
- cedidacer7
- simko315
- ölüm orucu5
- allah bize salat etti3
- istiklal caddesi2
- simko3 memduh başkan dna testi kampanyası10
- manifest6
- nick vermeden bir yazara seslen5
- rakıya verilen paranın göze batmaması5
- sözlükte ki türk düşmanları10
- memduh bashgan10
- türkiye 0 7 fransa5
- ölen birini özlemek2
- çok şükür ki atatürkçü ve tırk değilim5
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin35
- dişimi acaba lan bu2
- bir diktatörü diktatör yapan şeyler7
- türk olmayan türkler5
- true'nun silik olması2
- ligin ilk ikisinde amedspor'un ve cimbomun olması3
- peçe2
- israil azerbaycan kardeşliği4
- meksika açmazı macerası7
- türklerin dinsiz bir millet olması4
- tarih kitaplarının aşırı yalandan ibaret olması4
- pkklı aileleri2
- roman çöpü hagi4
- siber devrim2
- kafayı bir yere çarpıp sonra gülmek6
- hewal ebo6
- devşirme orta asya köpeği memduh4
- esat oktay yıldıran3
- kürt memduh4
- bölücüye sövdük diye çaylak olmak3
- etzincan kürdü memduh4
- özel sektör vs devlet sektörü3
- durumumuz kudretlidir3
- sorgulama dürtüsü2
- amedspor'un kürt milliyetçisi bir takım olması3
- marisa tomei2
- kredi kartı borcu3
- filenin balonları3
Benzeşme toplumu çürütür...
Benzeşeyim...
Benzeş...
Benzeşelim...
Fransız Parlamentosu'nun 106 oyla kabul ettiği soykırım tasarısı yasalaşırsa, tüm sanayi dönemi süresince yeryüzüne armağan ettiği "benzeşmeyen" altın beyinli adamlarıyla yücelen Fransa, tüm toplumu bir konuda da olsa zorla benzeştirmeye çabalayacak. Soykırım iddiasının tersini kurcalamak suç olacak.
Fransa'ya çok kızdık. Çünkü bu konuda Fransa'yla "benzeşiyoruz."
Bizde de temel algılama benzeşme üzerine... Biz de elbirliğiyle "soykırım yoktur" dediğimiz ve tersinin söylenmesini yasakladığımız için Fransa'ya öfkelendik.
Halbuki, insanların "benzeşmemesi" üzerine kurulmaya başlayan bu "icat çağında" Fransızların zavallılığına acıyacak bir durumda olmalıydık.
Herkesin Orhan Pamuk'un Nobel almasını büyük bir sevinç ve coşkuyla karşılayacağını sanıyordum. Baktım, en fazla da okumuş yazmışların bir bölümü Orhan Pamuk'a öfkeli... Neden? Benzeşmediği için...
Fransa'ya kızıyoruz; "benzeştiği" için...
Orhan Pamuk'a kızıyoruz; "benzeşmediği" için...
Sebil bardağı gibi herkesin birbirinin benzeri olmasını dayatan bir toplum, "benzeşme" yasası çıkarmaya çalışan bir diğerine kızınca, bu milliyetçi bir öfke oluyor, düşünsel bir tepki noktasına ulaşamıyor.
Burada 301'le yazarları yargılayıp, aynı ayıbın peşindeki Fransa'ya öfkelenmek tutarlılık oluşturmuyor.
"Benzeşmeyeyim...
Benzeşme...
Benzeşmeyelim" diyebilinceye kadar da bu böyle gidecek.
Azgelişmiş ülkelerde tüm toplumun beyni "resmi görüş" propagandasıyla formatlanıyor. Bunu sorgulayan herkesin de başı belaya giriyor. Bilmem dikkat ediyor musunuz, soykırımla ilgili haberlerin başına elbirliğiyle eklenen bir "sözde" lafı var.
"Soykırım iddiası" demek yerine, bunun başına "sözde" koyarak, biz de içerde bir benzeşme arzusunu seslendiriyoruz.
Neden?
Çünkü yüz yıldır bunu komplekssizce tartışmadık, resmi görüş dışında bir sesin çıkmasına izin vermedik. Şimdi bu zafiyetimiz nedeniyle rahatlıkla itilip kakılıyoruz. Resmi görüşü seslendiren "sözde" sıfatı yerine kendine özgüvenli bir toplumun objektif dili olan "iddia" kelimesini benimseyince, biz de Fransa'ya gerçekten acır hale geleceğiz.
Türk eğitim sistemi mebzul miktarda beyni iğdiş edilmiş resmi propaganda militanı yetiştirdiği için, Türkçe'yi evrenselleştiren ve dünyanın en çok tanıdığı Türk olan Orhan Pamuk'u, Türkiye'ye damla bereketi olmayan karanlık adamların savıyla yargılayabiliyoruz. Yaratıcılığını ve edebi çabasını boş verip siyasal duruşuyla daha fazla meşgul oluyoruz.
Yaşamını Türk dili üzerine kuran yazarlara Türklük adına karşı çıkmak, düpedüz bir zekâsızlık örneği değil mi?
Yazarına, çizerine, bilim adamına "kendine benzemediği" için sövüp sayma aşamasını geçememiş bir toplum, Fransa'nın bize şimdi göründüğü gibi görünür dünyaya.
Benzeşme standartlaşma demektir. Bu, sanayi döneminin oluşturduğu "ulus-devletin" bir hedefiydi. Şimdi, beyinsel yaratıcılığa dayalı yeni bir çağı idrak ediyoruz. "Benzeşmekten" "benzeşmemeye" yol alınıyor.
Benzeşmede ısrarlı olanlar çürüyor.
Yaratıcılığın tüm tılsımı "benzeşmemek" de yatar. Bizi de yüceltenler o benzeşmeyenler. Orhan Pamuk da onlardan biri...
Aslında Nobel'le dünya Türkiye'yi ödüllendirdi. Tüm baskılara rağmen yaşamını benzeşmeme üzerine kuran yaratıcıların da bu toplumda var olabilmesi nedeniyle ödül aldık. Irak'ta bu kadarı da olmazdı çünkü.
Nobelleri çoğaltmak istiyorsak din ve ırk üzerinden "benzeşme" terörü yerine "benzeşmemeliyim, benzeşme, benzeşmeyelim" sloganını şiar edinmeliyiz.
Yaratıcılık orada çünkü...
Ve yaratıcılık insanoğlunun en büyük değeri. *
Benzeşeyim...
Benzeş...
Benzeşelim...
Fransız Parlamentosu'nun 106 oyla kabul ettiği soykırım tasarısı yasalaşırsa, tüm sanayi dönemi süresince yeryüzüne armağan ettiği "benzeşmeyen" altın beyinli adamlarıyla yücelen Fransa, tüm toplumu bir konuda da olsa zorla benzeştirmeye çabalayacak. Soykırım iddiasının tersini kurcalamak suç olacak.
Fransa'ya çok kızdık. Çünkü bu konuda Fransa'yla "benzeşiyoruz."
Bizde de temel algılama benzeşme üzerine... Biz de elbirliğiyle "soykırım yoktur" dediğimiz ve tersinin söylenmesini yasakladığımız için Fransa'ya öfkelendik.
Halbuki, insanların "benzeşmemesi" üzerine kurulmaya başlayan bu "icat çağında" Fransızların zavallılığına acıyacak bir durumda olmalıydık.
Herkesin Orhan Pamuk'un Nobel almasını büyük bir sevinç ve coşkuyla karşılayacağını sanıyordum. Baktım, en fazla da okumuş yazmışların bir bölümü Orhan Pamuk'a öfkeli... Neden? Benzeşmediği için...
Fransa'ya kızıyoruz; "benzeştiği" için...
Orhan Pamuk'a kızıyoruz; "benzeşmediği" için...
Sebil bardağı gibi herkesin birbirinin benzeri olmasını dayatan bir toplum, "benzeşme" yasası çıkarmaya çalışan bir diğerine kızınca, bu milliyetçi bir öfke oluyor, düşünsel bir tepki noktasına ulaşamıyor.
Burada 301'le yazarları yargılayıp, aynı ayıbın peşindeki Fransa'ya öfkelenmek tutarlılık oluşturmuyor.
"Benzeşmeyeyim...
Benzeşme...
Benzeşmeyelim" diyebilinceye kadar da bu böyle gidecek.
Azgelişmiş ülkelerde tüm toplumun beyni "resmi görüş" propagandasıyla formatlanıyor. Bunu sorgulayan herkesin de başı belaya giriyor. Bilmem dikkat ediyor musunuz, soykırımla ilgili haberlerin başına elbirliğiyle eklenen bir "sözde" lafı var.
"Soykırım iddiası" demek yerine, bunun başına "sözde" koyarak, biz de içerde bir benzeşme arzusunu seslendiriyoruz.
Neden?
Çünkü yüz yıldır bunu komplekssizce tartışmadık, resmi görüş dışında bir sesin çıkmasına izin vermedik. Şimdi bu zafiyetimiz nedeniyle rahatlıkla itilip kakılıyoruz. Resmi görüşü seslendiren "sözde" sıfatı yerine kendine özgüvenli bir toplumun objektif dili olan "iddia" kelimesini benimseyince, biz de Fransa'ya gerçekten acır hale geleceğiz.
Türk eğitim sistemi mebzul miktarda beyni iğdiş edilmiş resmi propaganda militanı yetiştirdiği için, Türkçe'yi evrenselleştiren ve dünyanın en çok tanıdığı Türk olan Orhan Pamuk'u, Türkiye'ye damla bereketi olmayan karanlık adamların savıyla yargılayabiliyoruz. Yaratıcılığını ve edebi çabasını boş verip siyasal duruşuyla daha fazla meşgul oluyoruz.
Yaşamını Türk dili üzerine kuran yazarlara Türklük adına karşı çıkmak, düpedüz bir zekâsızlık örneği değil mi?
Yazarına, çizerine, bilim adamına "kendine benzemediği" için sövüp sayma aşamasını geçememiş bir toplum, Fransa'nın bize şimdi göründüğü gibi görünür dünyaya.
Benzeşme standartlaşma demektir. Bu, sanayi döneminin oluşturduğu "ulus-devletin" bir hedefiydi. Şimdi, beyinsel yaratıcılığa dayalı yeni bir çağı idrak ediyoruz. "Benzeşmekten" "benzeşmemeye" yol alınıyor.
Benzeşmede ısrarlı olanlar çürüyor.
Yaratıcılığın tüm tılsımı "benzeşmemek" de yatar. Bizi de yüceltenler o benzeşmeyenler. Orhan Pamuk da onlardan biri...
Aslında Nobel'le dünya Türkiye'yi ödüllendirdi. Tüm baskılara rağmen yaşamını benzeşmeme üzerine kuran yaratıcıların da bu toplumda var olabilmesi nedeniyle ödül aldık. Irak'ta bu kadarı da olmazdı çünkü.
Nobelleri çoğaltmak istiyorsak din ve ırk üzerinden "benzeşme" terörü yerine "benzeşmemeliyim, benzeşme, benzeşmeyelim" sloganını şiar edinmeliyiz.
Yaratıcılık orada çünkü...
Ve yaratıcılık insanoğlunun en büyük değeri. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar