bugün
- futbol24
- cansever12
- victor osimhen4
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- almanya10
- vfb stuttgart7
- fait bey dönsün kampanyası3
- italya7
- borussia dortmund5
- fc internazionale milano6
- sabah kahvesi3
- muz4
- galatasaray13
- ac milan5
- cedidacer ne iş yapıyor2
- ingiltere5
- chelsea fc4
- yazarların uyuyamama sebebi2
- şeva mitzvot2
- en son ne aldınız2
- kadınlar neden kötü araba kullanır sorunsalı14
- bayern münih4
- yecüc ile mecüc5
- galatasaray neden transfer yapamıyor16
- yorgun mermi19
- behlül ün bihter den ayrılma nedenleri6
- etek giyen erkek10
- sözlük yazarlarının tatlıları14
- sözlük yazarlarını evlendirmek12
- insan doğru olanı seçerek mutlu olabilir mi6
- türk mutfağının en uyduruk kaydırık yemeği7
- gocu'nun solak olması4
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları12
- arsenal fc3
- liverpool fc2
- dünyanın tersine dönmesi5
- tavuk sevmemek5
- sol elle osbir çekmek2
- sürekli dizi6
- devalüasyon yakın mı9
- günlük tutan erkek9
- domdomusa3
- yemek yapmayı bilmeyen kadın8
- meltem mi daha güzel gönül mü sorunsalı6
- gece sokakta freddy krueger ile karşılaşmak3
- kadınların erkeklerde çok fazla kriter araması8
- sevgilisinin regl gunlerini hesaplayan erkek8
- yeni zelanda ya gitmek5
- dünyanın 10 da birinin solak olması3
- ben geldim laleler3
Benzeşme toplumu çürütür...
Benzeşeyim...
Benzeş...
Benzeşelim...
Fransız Parlamentosu'nun 106 oyla kabul ettiği soykırım tasarısı yasalaşırsa, tüm sanayi dönemi süresince yeryüzüne armağan ettiği "benzeşmeyen" altın beyinli adamlarıyla yücelen Fransa, tüm toplumu bir konuda da olsa zorla benzeştirmeye çabalayacak. Soykırım iddiasının tersini kurcalamak suç olacak.
Fransa'ya çok kızdık. Çünkü bu konuda Fransa'yla "benzeşiyoruz."
Bizde de temel algılama benzeşme üzerine... Biz de elbirliğiyle "soykırım yoktur" dediğimiz ve tersinin söylenmesini yasakladığımız için Fransa'ya öfkelendik.
Halbuki, insanların "benzeşmemesi" üzerine kurulmaya başlayan bu "icat çağında" Fransızların zavallılığına acıyacak bir durumda olmalıydık.
Herkesin Orhan Pamuk'un Nobel almasını büyük bir sevinç ve coşkuyla karşılayacağını sanıyordum. Baktım, en fazla da okumuş yazmışların bir bölümü Orhan Pamuk'a öfkeli... Neden? Benzeşmediği için...
Fransa'ya kızıyoruz; "benzeştiği" için...
Orhan Pamuk'a kızıyoruz; "benzeşmediği" için...
Sebil bardağı gibi herkesin birbirinin benzeri olmasını dayatan bir toplum, "benzeşme" yasası çıkarmaya çalışan bir diğerine kızınca, bu milliyetçi bir öfke oluyor, düşünsel bir tepki noktasına ulaşamıyor.
Burada 301'le yazarları yargılayıp, aynı ayıbın peşindeki Fransa'ya öfkelenmek tutarlılık oluşturmuyor.
"Benzeşmeyeyim...
Benzeşme...
Benzeşmeyelim" diyebilinceye kadar da bu böyle gidecek.
Azgelişmiş ülkelerde tüm toplumun beyni "resmi görüş" propagandasıyla formatlanıyor. Bunu sorgulayan herkesin de başı belaya giriyor. Bilmem dikkat ediyor musunuz, soykırımla ilgili haberlerin başına elbirliğiyle eklenen bir "sözde" lafı var.
"Soykırım iddiası" demek yerine, bunun başına "sözde" koyarak, biz de içerde bir benzeşme arzusunu seslendiriyoruz.
Neden?
Çünkü yüz yıldır bunu komplekssizce tartışmadık, resmi görüş dışında bir sesin çıkmasına izin vermedik. Şimdi bu zafiyetimiz nedeniyle rahatlıkla itilip kakılıyoruz. Resmi görüşü seslendiren "sözde" sıfatı yerine kendine özgüvenli bir toplumun objektif dili olan "iddia" kelimesini benimseyince, biz de Fransa'ya gerçekten acır hale geleceğiz.
Türk eğitim sistemi mebzul miktarda beyni iğdiş edilmiş resmi propaganda militanı yetiştirdiği için, Türkçe'yi evrenselleştiren ve dünyanın en çok tanıdığı Türk olan Orhan Pamuk'u, Türkiye'ye damla bereketi olmayan karanlık adamların savıyla yargılayabiliyoruz. Yaratıcılığını ve edebi çabasını boş verip siyasal duruşuyla daha fazla meşgul oluyoruz.
Yaşamını Türk dili üzerine kuran yazarlara Türklük adına karşı çıkmak, düpedüz bir zekâsızlık örneği değil mi?
Yazarına, çizerine, bilim adamına "kendine benzemediği" için sövüp sayma aşamasını geçememiş bir toplum, Fransa'nın bize şimdi göründüğü gibi görünür dünyaya.
Benzeşme standartlaşma demektir. Bu, sanayi döneminin oluşturduğu "ulus-devletin" bir hedefiydi. Şimdi, beyinsel yaratıcılığa dayalı yeni bir çağı idrak ediyoruz. "Benzeşmekten" "benzeşmemeye" yol alınıyor.
Benzeşmede ısrarlı olanlar çürüyor.
Yaratıcılığın tüm tılsımı "benzeşmemek" de yatar. Bizi de yüceltenler o benzeşmeyenler. Orhan Pamuk da onlardan biri...
Aslında Nobel'le dünya Türkiye'yi ödüllendirdi. Tüm baskılara rağmen yaşamını benzeşmeme üzerine kuran yaratıcıların da bu toplumda var olabilmesi nedeniyle ödül aldık. Irak'ta bu kadarı da olmazdı çünkü.
Nobelleri çoğaltmak istiyorsak din ve ırk üzerinden "benzeşme" terörü yerine "benzeşmemeliyim, benzeşme, benzeşmeyelim" sloganını şiar edinmeliyiz.
Yaratıcılık orada çünkü...
Ve yaratıcılık insanoğlunun en büyük değeri. *
Benzeşeyim...
Benzeş...
Benzeşelim...
Fransız Parlamentosu'nun 106 oyla kabul ettiği soykırım tasarısı yasalaşırsa, tüm sanayi dönemi süresince yeryüzüne armağan ettiği "benzeşmeyen" altın beyinli adamlarıyla yücelen Fransa, tüm toplumu bir konuda da olsa zorla benzeştirmeye çabalayacak. Soykırım iddiasının tersini kurcalamak suç olacak.
Fransa'ya çok kızdık. Çünkü bu konuda Fransa'yla "benzeşiyoruz."
Bizde de temel algılama benzeşme üzerine... Biz de elbirliğiyle "soykırım yoktur" dediğimiz ve tersinin söylenmesini yasakladığımız için Fransa'ya öfkelendik.
Halbuki, insanların "benzeşmemesi" üzerine kurulmaya başlayan bu "icat çağında" Fransızların zavallılığına acıyacak bir durumda olmalıydık.
Herkesin Orhan Pamuk'un Nobel almasını büyük bir sevinç ve coşkuyla karşılayacağını sanıyordum. Baktım, en fazla da okumuş yazmışların bir bölümü Orhan Pamuk'a öfkeli... Neden? Benzeşmediği için...
Fransa'ya kızıyoruz; "benzeştiği" için...
Orhan Pamuk'a kızıyoruz; "benzeşmediği" için...
Sebil bardağı gibi herkesin birbirinin benzeri olmasını dayatan bir toplum, "benzeşme" yasası çıkarmaya çalışan bir diğerine kızınca, bu milliyetçi bir öfke oluyor, düşünsel bir tepki noktasına ulaşamıyor.
Burada 301'le yazarları yargılayıp, aynı ayıbın peşindeki Fransa'ya öfkelenmek tutarlılık oluşturmuyor.
"Benzeşmeyeyim...
Benzeşme...
Benzeşmeyelim" diyebilinceye kadar da bu böyle gidecek.
Azgelişmiş ülkelerde tüm toplumun beyni "resmi görüş" propagandasıyla formatlanıyor. Bunu sorgulayan herkesin de başı belaya giriyor. Bilmem dikkat ediyor musunuz, soykırımla ilgili haberlerin başına elbirliğiyle eklenen bir "sözde" lafı var.
"Soykırım iddiası" demek yerine, bunun başına "sözde" koyarak, biz de içerde bir benzeşme arzusunu seslendiriyoruz.
Neden?
Çünkü yüz yıldır bunu komplekssizce tartışmadık, resmi görüş dışında bir sesin çıkmasına izin vermedik. Şimdi bu zafiyetimiz nedeniyle rahatlıkla itilip kakılıyoruz. Resmi görüşü seslendiren "sözde" sıfatı yerine kendine özgüvenli bir toplumun objektif dili olan "iddia" kelimesini benimseyince, biz de Fransa'ya gerçekten acır hale geleceğiz.
Türk eğitim sistemi mebzul miktarda beyni iğdiş edilmiş resmi propaganda militanı yetiştirdiği için, Türkçe'yi evrenselleştiren ve dünyanın en çok tanıdığı Türk olan Orhan Pamuk'u, Türkiye'ye damla bereketi olmayan karanlık adamların savıyla yargılayabiliyoruz. Yaratıcılığını ve edebi çabasını boş verip siyasal duruşuyla daha fazla meşgul oluyoruz.
Yaşamını Türk dili üzerine kuran yazarlara Türklük adına karşı çıkmak, düpedüz bir zekâsızlık örneği değil mi?
Yazarına, çizerine, bilim adamına "kendine benzemediği" için sövüp sayma aşamasını geçememiş bir toplum, Fransa'nın bize şimdi göründüğü gibi görünür dünyaya.
Benzeşme standartlaşma demektir. Bu, sanayi döneminin oluşturduğu "ulus-devletin" bir hedefiydi. Şimdi, beyinsel yaratıcılığa dayalı yeni bir çağı idrak ediyoruz. "Benzeşmekten" "benzeşmemeye" yol alınıyor.
Benzeşmede ısrarlı olanlar çürüyor.
Yaratıcılığın tüm tılsımı "benzeşmemek" de yatar. Bizi de yüceltenler o benzeşmeyenler. Orhan Pamuk da onlardan biri...
Aslında Nobel'le dünya Türkiye'yi ödüllendirdi. Tüm baskılara rağmen yaşamını benzeşmeme üzerine kuran yaratıcıların da bu toplumda var olabilmesi nedeniyle ödül aldık. Irak'ta bu kadarı da olmazdı çünkü.
Nobelleri çoğaltmak istiyorsak din ve ırk üzerinden "benzeşme" terörü yerine "benzeşmemeliyim, benzeşme, benzeşmeyelim" sloganını şiar edinmeliyiz.
Yaratıcılık orada çünkü...
Ve yaratıcılık insanoğlunun en büyük değeri. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar