bugün
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle15
- hiçbir servet zamanı satın alamaz12
- çalışmak özgürlük müdür5
- sebahattin şirin14
- 1 milyon dolar ama sözlükte nude'un dolaşacak7
- cıvık çift5
- bir erkeği yakışıklı gösteren 3 şey6
- sözlükte kadın yazar olması5
- çerçeve yasa22
- blackberry6
- bu saatte yemek yemek4
- sözlüğün en tipsiz kız yazarı8
- canınız sıkılınca ne yapıyorsunuz4
- sözlük prenseslerinin fotoğrafları4
- arkadaşlar ben şişman miyim4
- esrar içip müzik eşliğinde sevişmek8
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz4
- apo piçtir piç kalacak12
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı7
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler8
- sözlük yakışıklıların fotoğrafları9
- kalp krizi8
- beşer esad kardeşi ve kuzeninin ölüm cezası3
- tenis oynayan erkek4
- ekşi sözlük referans18
- anın görüntüsü15
- su tabancasından su içen çocuk4
- mony tontana3
- sözlüğün kapanması4
- milliyetçi faşistlerin pkk biter korkusu12
- vize dolandırıcılarına 6 ilde operasyon2
- romelu lukaku7
- profilini gizli tutma nedeni9
- malum takımın azalarak bitecek olması6
- renault 92
- estetik ameliyat olan kişiyi ziyaret etmek3
- türk milletine kurulan pusu7
- burçlara inanmak3
- dümbük2
- eski türkiye5
- havanın bir milyon derece olması2
- mel melin palavra sıkması7
- poğaca ile kahvaltı yapmak8
- true'nun sözlüğe küsmesi6
- z jenerasyonunun önceki nesilden az zekalı olması4
- sanayi devrimi olmayaydı daha iyiydi aga2
- nokia 32102
- allah'ın delili hazreti mehdi5
- ismet'in domuz çukulatası getirmesi7
- ümmetçilerin vatan sevgisi5
Hergenekon soruşturmasındaki en iddialı ithamlardan birisi de faili meçhul cinayetlerdir. Gözü pek karnı tok savcılar "Yüksek Şeref ve Liyakat Madalyası" sahibi, özü sözü bir PeKaKa itirafçılarının yönlendirmeleriyle BOTAŞ'ın bütün asit kuyularına, Şırnak'ın bütün askeri arazilerine girmiş olmalarına rağmen somut bir delil elde edemediler. Tek bulabildikleri üç-beş hayvan kemiğinden ibaretti.
Sizlere yine dost meclisimdeki mazide kalan anılardan yola çıkarak, dünyadaki bütün hayvan hakları savunucusu dernekleri harekete geçiren meçhul cinayetler zincirini ele alacağım. Anlatacaklarım itiraf niteliğindedir.
Yılda bir kere, başta sayın bendeniz olmak üzere örgütün bütün güzide elemanları Sedat'ın -Popcorn değil çiğköfte Sedat-düzenlediği sıra gecesine katılmak üzere Urfa'ya giderdik. Uğrumuza kuzular çevrilir, davullar zurnalar eşliğinde halaylar çekilir, havaya sıkılan keleşlerin sesi yeri göğü inletirdi. Etkinlikler tam 7 gün ve 8 gece sürer yüksek katılım sebebiyle örgüt için adeta bir kongre görevi görür, son gece çok önemli kararlar alınırdı.
Halaybaşında Cemal, davulda Korkut, zurnada Kamil, saz ekibinde Teoman, Abdullah, Levent, Atilla, keleşlerin başında ise Arif vardı. Ben de obur bir gurme olarak fıstık kebabından ciğer kebabına, boraniden lebeniye kadar ne var ne yok hepsini amuduyla götürüyordum. Yemekler lezzetli oldukları kadar acı, acı oldukları kadar da lezzetliydiler. Hele Sedat'ın acılı çiğköftelerine diyecek yoktu. Ancak o sene bütün bu lezzetli acılardan başka gerçekten acı olan bir şey vardı: Yedi düvele meydan okuyarak kurduğumuz, uğruna binlerce şehit verdiğimiz "kudretli" devletimizin bölgede esamesi okunmuyordu. Bütün yollar kesiliyor, karakollar basılıyor, başta okullar olmak üzere bütün devlet daireleri yakılıyordu. Milyonlarca dolar harcadığımız "gözbebeği" ordumuz biçare, "yüce" Meclisimiz ise ölümden kılpayı kurtulmuş teröristlere yardım ve yataklık etmekle meşguldü.
işte bu ahval ve şerait içinde bizleri çok önemli görevler bekliyordu ve sekizinci sıra gecesinin sonuna gelmiştik. Bunca ziyafetin ve şişen işkembenin ardından ne görev verilirse yapmaya hazırdım.
Görev dağılımı demokratik teamüllere tamamen uygun bir şekilde Veli tarafından yapılıyordu. Gençliğimden ve züppeliğimden, tabi biraz da yakışıklılığımdan, mütevellit bana çok keyifli bir görev verilmişti. PeKaKa'nın ekonomik ve lojistik kaynaklarını kurutmak için sağda solda fink atan cillop gibi manitaları kesiyor, hepsiyle tanışıyor ve one night stand takılıyordum. Hatunlarla geçirdiğim bu tek gecelerde de hepsinin dillerini çözüyor; soy, sop bilgilerinin yanısıra yakınlarının terör örgütü ile olan bağlantılarını öğreniyor ve üstlerime bildiriyordum. Ekipler o kadar hızlı çalışıyorlardı ki, ben daha yorgunluğumu üstümden atamadan PeKaKa'ya yardım ve yataklık edenler asit kuyusunu boylamış oluyorlardı. Arada sırada kurunun yanında yaşın yandığı da olmuyor değildi. Performansından tatmin olmadığım veya fazla naz yapan hatunların ailesini çiziyordum, ne olacak ha bir eksik ha bir fazla.
Gel zaman git zaman bu operasyon böyle uzun bir süre devam etti. Artık çarşıda pazarda güzel hatunlara pek rastlanmıyor, güzellerin de ağzını bıçak açmıyordu. Bunlar operasyonun başarılı olduğunun göstergeleriydi. Bölgede ve ülkede durum fazlasıyla normale dönmüştü, öyle ki daha general bile olmamış bir komutan çıkıp Suriye'yi tehdit edebiliyor, hükümet ve dışişleri başdöndürücü bir diplomasi yürüterek terörist başı ile adeta ebe-sobe oynuyordu. Bu normalleşmeden faydalanmakta hayvan hakları savunucuları da boş durmuyordu tabii.
Dünyanın dört bir yanından gelen bu aktivistler, telef olan hayvanların dökümünü çıkartmış ve çok geçmeden sorumluların -yani bizlerin- cezalandırılması için eylemlere başlamıştı.
Hikaye burada biter.
Yıllar yılları kovaladı,nihayet tanık koruma programının çıkması ile her yerde peydahlanan PeKeKe itirafçıları ve özel yetkilerle donatılmış süper kahraman savcılar sayesinde bu aktivist arkadaşların haklılığı ortaya konulmuş oldu. Yapılan bütün kazılarda hayvan kemiklerine rastlandı. Örgütün fedailerinin öldürdüğü hayvanların...
http://www.gokhanaydin.co...aili-mechul-hikayesi.html
Diğer Hergenekon hikayeleri için
http://www.gokhanaydin.com/omuzdaslik-diz-boyu/
Sizlere yine dost meclisimdeki mazide kalan anılardan yola çıkarak, dünyadaki bütün hayvan hakları savunucusu dernekleri harekete geçiren meçhul cinayetler zincirini ele alacağım. Anlatacaklarım itiraf niteliğindedir.
Yılda bir kere, başta sayın bendeniz olmak üzere örgütün bütün güzide elemanları Sedat'ın -Popcorn değil çiğköfte Sedat-düzenlediği sıra gecesine katılmak üzere Urfa'ya giderdik. Uğrumuza kuzular çevrilir, davullar zurnalar eşliğinde halaylar çekilir, havaya sıkılan keleşlerin sesi yeri göğü inletirdi. Etkinlikler tam 7 gün ve 8 gece sürer yüksek katılım sebebiyle örgüt için adeta bir kongre görevi görür, son gece çok önemli kararlar alınırdı.
Halaybaşında Cemal, davulda Korkut, zurnada Kamil, saz ekibinde Teoman, Abdullah, Levent, Atilla, keleşlerin başında ise Arif vardı. Ben de obur bir gurme olarak fıstık kebabından ciğer kebabına, boraniden lebeniye kadar ne var ne yok hepsini amuduyla götürüyordum. Yemekler lezzetli oldukları kadar acı, acı oldukları kadar da lezzetliydiler. Hele Sedat'ın acılı çiğköftelerine diyecek yoktu. Ancak o sene bütün bu lezzetli acılardan başka gerçekten acı olan bir şey vardı: Yedi düvele meydan okuyarak kurduğumuz, uğruna binlerce şehit verdiğimiz "kudretli" devletimizin bölgede esamesi okunmuyordu. Bütün yollar kesiliyor, karakollar basılıyor, başta okullar olmak üzere bütün devlet daireleri yakılıyordu. Milyonlarca dolar harcadığımız "gözbebeği" ordumuz biçare, "yüce" Meclisimiz ise ölümden kılpayı kurtulmuş teröristlere yardım ve yataklık etmekle meşguldü.
işte bu ahval ve şerait içinde bizleri çok önemli görevler bekliyordu ve sekizinci sıra gecesinin sonuna gelmiştik. Bunca ziyafetin ve şişen işkembenin ardından ne görev verilirse yapmaya hazırdım.
Görev dağılımı demokratik teamüllere tamamen uygun bir şekilde Veli tarafından yapılıyordu. Gençliğimden ve züppeliğimden, tabi biraz da yakışıklılığımdan, mütevellit bana çok keyifli bir görev verilmişti. PeKaKa'nın ekonomik ve lojistik kaynaklarını kurutmak için sağda solda fink atan cillop gibi manitaları kesiyor, hepsiyle tanışıyor ve one night stand takılıyordum. Hatunlarla geçirdiğim bu tek gecelerde de hepsinin dillerini çözüyor; soy, sop bilgilerinin yanısıra yakınlarının terör örgütü ile olan bağlantılarını öğreniyor ve üstlerime bildiriyordum. Ekipler o kadar hızlı çalışıyorlardı ki, ben daha yorgunluğumu üstümden atamadan PeKaKa'ya yardım ve yataklık edenler asit kuyusunu boylamış oluyorlardı. Arada sırada kurunun yanında yaşın yandığı da olmuyor değildi. Performansından tatmin olmadığım veya fazla naz yapan hatunların ailesini çiziyordum, ne olacak ha bir eksik ha bir fazla.
Gel zaman git zaman bu operasyon böyle uzun bir süre devam etti. Artık çarşıda pazarda güzel hatunlara pek rastlanmıyor, güzellerin de ağzını bıçak açmıyordu. Bunlar operasyonun başarılı olduğunun göstergeleriydi. Bölgede ve ülkede durum fazlasıyla normale dönmüştü, öyle ki daha general bile olmamış bir komutan çıkıp Suriye'yi tehdit edebiliyor, hükümet ve dışişleri başdöndürücü bir diplomasi yürüterek terörist başı ile adeta ebe-sobe oynuyordu. Bu normalleşmeden faydalanmakta hayvan hakları savunucuları da boş durmuyordu tabii.
Dünyanın dört bir yanından gelen bu aktivistler, telef olan hayvanların dökümünü çıkartmış ve çok geçmeden sorumluların -yani bizlerin- cezalandırılması için eylemlere başlamıştı.
Hikaye burada biter.
Yıllar yılları kovaladı,nihayet tanık koruma programının çıkması ile her yerde peydahlanan PeKeKe itirafçıları ve özel yetkilerle donatılmış süper kahraman savcılar sayesinde bu aktivist arkadaşların haklılığı ortaya konulmuş oldu. Yapılan bütün kazılarda hayvan kemiklerine rastlandı. Örgütün fedailerinin öldürdüğü hayvanların...
http://www.gokhanaydin.co...aili-mechul-hikayesi.html
Diğer Hergenekon hikayeleri için
http://www.gokhanaydin.com/omuzdaslik-diz-boyu/
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar