bugün
- karton toplayan cocuk'un gerçek yüzü10
- 40 yaş üstü erkekleri sözlükten tahliye ediyoruz14
- bdsm ci kadın yazar12
- dişi bir yazarla karşılıklı çay içmek7
- sözlük yazarlarının salataları15
- sözlüğü amcalardan arındırıyoruz kampanyası5
- belinde don t stop dövmesi olan kız3
- sözlükteki 40 yaş üstü prostatlı kitle3
- sözlüğü 5 ailenin yönetmesi19
- kızı için şoför arayan adamın ilanı10
- türkiye nin en büyük sorunu13
- usualsuspects'in ayağı15
- soner çetin2
- sözlüğü ergenlerden arındırıyoruz kampanyası3
- azerbaycan'a dost ülke diyen davar2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı7
- bir sözlük erkeğini dağa kaldırmak8
- yazarların hayattaki başarıları9
- birinci viyana kuşatması3
- fon vurgunu34
- kolye140
- erkek düşmanlığı yapan kadınlar2
- 20 lik diş4
- çay içerken dinlenecek şarkılar3
- duş almak yerine sadece kafasını yıkayan insan2
- 5 bin liranın artık çok küçük para olması7
- geceye bir ilahi bırak2
- uzaylılar zamanı bükebilir mi4
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı11
- kara kobraları pek severim diyen kız3
- macbookun tamirine 53 bin istenmesi8
- eskortluk yapan sözlük yazarı34
- kim cha eon sözlüğün en iyi yazarıdır6
- 30 yaşından sonra aşk meşk işlerinin bitmesi8
- yumurta buzdolabında mı saklanır sorunsalı5
- çayın yanına yenilebilecek en güzel şey2
- iş çıkışı bara giden ingiliz karizması3
- spk başkanı mahmut sütcü'nün istifası2
- tomurcuk cay2
- birazdan çay içecek olmam2
- giriş yapınca sözlüğün kalitesini yükselten yuzır3
- 20 ekim 2026 fenerbahçe slavia prag maçı4
- günün sözü6
- akp'nin tüm servetinin yahudi bankalarında olması3
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası16
- aşırı şekilde ağır ve yavaş hareket eden insanlar3
- akşam vakti dolmuşda güneş gözlüğüyle oturan tip2
- sözlük yazarlarının çalışma biçimi4
- fransa da sokak eylemi var diye ağlayan salak4
- sergen yalçın ın milli takımın başına geçmesi2
Türkiye'de sergilere ilk kübik eserleri sokan D Grubuydu. D Grubunun üyesi olup, sonradan Picasso ile çalışacak Abidin Dino da o günleri şöyle anlatır:
Bizler (...) Fikret Adil'in arkadaşı birtakım toy ressamlardık. Birbirlerimizden bambaşka, ayrı ayrı kişiler, kişilikler, ama yenilikten yana altı grup üyesinin dördü Avrupa'dan, yani Paris'ten yeni dönmüş burslu sanatçılardık. Üçü (Berk, izer, Tollu) kübist ertesi (post-cubiste) atölyelerde çalışmışlardı. Kübist ertesi diyorum, çünkü bilindiği gibi kübizmin yaratıcı dönemi 1906 ile 1913 arasında yer alır.
Abidin Dino devamla, kübizmin ikinci kuşak uygulamacılarını da anlattıktan sonra sözü bizdeki kübist modalara getiriyor. Fikret Adil'in söz ettiği (sözde) kübist Beyaz Rus mobilyacıyı o da hatırlıyor. Başka örnekler de veriyor:
Muhallebici dükkânlarının duvarlarında kübist süslere rastlamak mümkündü, bir çeşit halk kübizmiydi bu... Eski Akbaba koleksiyonlarına bakın, kübist sözcüğü ile, modası ile alay eden karikatürler yayımlanmıştır kuşkusuz.
D Grubunun sergileri her zaman kübizm ve Picasso konularında tartışmalara zemin hazırlamıştır. 1938 yılı sonlarında bir D Grubu Sergisi sırasında Naci Sadullah, yazısında alay etmek için "kübik sergi" ifadesini kullanır. Bunun üzerine Asaf Halet Çelebi Vakit gazetesinde şunları yazar:
Bir zamanlar bilmem hatırlar mısınız, bir "tango" kelimesi moda olmuştu. Aşağı yukarı harp senelerinin [I. Dünya Savaşı kastediliyor] mahsulü olan bu kelime çok sürmeden unutuldu ve mefhumunu tamamen kaybetti. "Tango"; yeni, şık, modern, Avrupai ilâh... manasına gelen, istihzalı bir kelime idi. Son zamanlarda, fakat daha ziyade münevver taslakları arasında "kübik" kelimesi zuhur etti. Anlamadıkları iyi veya fena her harekete, her sanat eserine, her yeniliğe bu damgayı kolayca vuruyor ve büyük bir vecize yumurtlamış gibi böbürleniyorlar. "Kübik" bunların arasında klasizmanın muayyen ifade ve kalıplarından çıkmış her esere kolayca ve düşünmeden savrulan bir tezyif kelimesi oldu. {Vakit Cumartesi ilave¬i, 28 Ocak 1939)
Peyami Safa da D Grubu dolayısıyla bir yazısında kübik resmi "çarpık" olarak tanımlıyor ve (1939) şu yorumları yapıyordu:
Avrupa'da çarpık resim, istikrarsız bir devrin ve bir inanma sıkıntısının mahsulüydü. Bir de, kanun maddesi haline gelen kaideleri parçalaması lâzımdı. D Grubu da bu büyük zaruretten doğdu. Çarpık resim gülüncün değil, acayibin karikatürüdür.
Bizler (...) Fikret Adil'in arkadaşı birtakım toy ressamlardık. Birbirlerimizden bambaşka, ayrı ayrı kişiler, kişilikler, ama yenilikten yana altı grup üyesinin dördü Avrupa'dan, yani Paris'ten yeni dönmüş burslu sanatçılardık. Üçü (Berk, izer, Tollu) kübist ertesi (post-cubiste) atölyelerde çalışmışlardı. Kübist ertesi diyorum, çünkü bilindiği gibi kübizmin yaratıcı dönemi 1906 ile 1913 arasında yer alır.
Abidin Dino devamla, kübizmin ikinci kuşak uygulamacılarını da anlattıktan sonra sözü bizdeki kübist modalara getiriyor. Fikret Adil'in söz ettiği (sözde) kübist Beyaz Rus mobilyacıyı o da hatırlıyor. Başka örnekler de veriyor:
Muhallebici dükkânlarının duvarlarında kübist süslere rastlamak mümkündü, bir çeşit halk kübizmiydi bu... Eski Akbaba koleksiyonlarına bakın, kübist sözcüğü ile, modası ile alay eden karikatürler yayımlanmıştır kuşkusuz.
D Grubunun sergileri her zaman kübizm ve Picasso konularında tartışmalara zemin hazırlamıştır. 1938 yılı sonlarında bir D Grubu Sergisi sırasında Naci Sadullah, yazısında alay etmek için "kübik sergi" ifadesini kullanır. Bunun üzerine Asaf Halet Çelebi Vakit gazetesinde şunları yazar:
Bir zamanlar bilmem hatırlar mısınız, bir "tango" kelimesi moda olmuştu. Aşağı yukarı harp senelerinin [I. Dünya Savaşı kastediliyor] mahsulü olan bu kelime çok sürmeden unutuldu ve mefhumunu tamamen kaybetti. "Tango"; yeni, şık, modern, Avrupai ilâh... manasına gelen, istihzalı bir kelime idi. Son zamanlarda, fakat daha ziyade münevver taslakları arasında "kübik" kelimesi zuhur etti. Anlamadıkları iyi veya fena her harekete, her sanat eserine, her yeniliğe bu damgayı kolayca vuruyor ve büyük bir vecize yumurtlamış gibi böbürleniyorlar. "Kübik" bunların arasında klasizmanın muayyen ifade ve kalıplarından çıkmış her esere kolayca ve düşünmeden savrulan bir tezyif kelimesi oldu. {Vakit Cumartesi ilave¬i, 28 Ocak 1939)
Peyami Safa da D Grubu dolayısıyla bir yazısında kübik resmi "çarpık" olarak tanımlıyor ve (1939) şu yorumları yapıyordu:
Avrupa'da çarpık resim, istikrarsız bir devrin ve bir inanma sıkıntısının mahsulüydü. Bir de, kanun maddesi haline gelen kaideleri parçalaması lâzımdı. D Grubu da bu büyük zaruretten doğdu. Çarpık resim gülüncün değil, acayibin karikatürüdür.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar