bugün
- göçmen karşıtı din düşmanı sosyal demokratlar11
- sözlük kızları dertleşiyor15
- gençlik ve güzellik bitince kızlar ne yapıyor8
- game of thrones taki kerhaneci12
- burçlara inanan kızdan olur mu3
- claudian clouds41
- arkadaşlar kova erkeğinden olur mu8
- bugün ne oldu10
- sarı saç mavi göz5
- almanya da sol partiyi destekleyen gurbetçi5
- bilgisayar alacaklara tavsiyeler5
- yok knk iyiyim2
- sözlükteki sessiz yazarlar7
- ölümden korkuyor musunuz31
- londra3
- melis sezen'in memeleri2
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri25
- edinburgh3
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı15
- mustafa kemal atatürk ün boyu8
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı28
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi19
- gurbetçilerin oy kullanma saçmalığı3
- kimse seni sevmiyor4
- hiç antidepresan kullanmayan insan6
- habire1220
- müslüman kardeşine dua etmek2
- hiçbir şey yapası gelmemek4
- afd2
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri51
- anın görüntüsü23
- öğrencinin kırtasiye masrafı 3 bin 335 lira2
- verginin ahlaki meşruiyeti3
- çağrı dayı2
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı36
- kadın dövmek4
- döner burger2
- atatürk diyor ki8
- askerde sahip olunan en büyük lüks17
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi11
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- hamburgerin içindeki domates4
- yazılımcıların flört edememesi3
- amedspor'un süper ligin lideri olması13
- epoxis2
- tuba büyüküstün2
- iltica16
- her biji amed8
- vedat muriqi6
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
ağzı bozuk zaman çelişkilerinden yoğun kaygılı lakin samimi minimal bir demet.
''George Carlin Amerika`da 70 ve 80 li yılların bir komedyeni idi.
Biraz ağzı bozuk olarak bilinirdi. 11 Eylül den (9-11) ve karısının
ölümünden sonra şöyle yazmıştı.
Tarih içinde zamanımızın paradoksunu şöyle sıralayabiliriz :
Daha yüksek binalarımız, ama daha kısa sabrımız var;
daha geniş oto yollarımız, ama daha dar bakış açılarımız var.
Daha çok harcıyoruz, ama daha az şeye sahibiz;
daha fazla satın alıyoruz, ama daha az hoşnut kalıyoruz.
Daha büyük evlerimiz, ama daha küçük ailelerimiz;
daha çok ev gereçleri, ama daha az zamanımız var.
Daha çok eğitimimiz, ama daha az sağduyumuz;
daha fazla bilgimiz, ama daha az bilgeliğimiz var.
Daha çok uzmanımız, ama yine de daha çok sorunumuz;
daha çok ilacımız, ama daha az sağlığımız var.
Çok fazla alkol ve sigara tüketiyoruz, çok savurganca para harcıyoruz,
çok az gülüyoruz, çok hızlı araba kullanıyor, çok çabuk kızıyoruz,
çok geç saatlere kadar oturuyor, çok yorgun kalkıyoruz,
çok az okuyor çok fazla TV izliyoruz ve çok ender şükrediyoruz.
Mal varlıklarımızı çoğalttık, ama değerlerimizi azalttık. Çok konuşuyoruz,
çok az seviyoruz ve çok sık nefret ediyoruz.
Geçimimizi sağlamayı öğrendik, ama yaşam kurmayı öğrenemedik.
Yaşamımıza yıllar kattık, ama yıllara yaşam katamadık.
Aya gidip gelmeyi öğrendik, ama yeni komşumuzla karşılaşmak için
caddenin karşısına geçmekte sorunumuz var.
Dış Uzayı fethettik, ama iç dünyamızı edemedik.
Daha büyük işler yaptık, ama daha iyi işler yapamadık.
Havayı temizledik, ama ruhumuzu kirlettik.
Atoma hükmettik, ama önyargılarımıza edemedik.
Daha çok yazıyoruz, ama daha az öğreniyoruz.
Daha çok plan yapıyoruz, daha az sonuca varıyoruz.
Koşuşmayı öğrendik, ama beklemeyi öğrenemedik.
Daha fazla bilgiyi depolamak, her zamankinden daha çok kopya çıkarmak için
daha çok bilgisayarlar yapıyoruz, ama git gide daha az iletişim kuruyoruz.
Zaman artık, hızlı hazırlanan ve yavaş sindirilen yiyeceklerin;
büyük adamlar ve küçük karakterlerin; yüksek kârlar ve sığ ilişkilerin zamanıdır.
Günümüz artık, iki maaşın girdiği ama boşanmaların daha çok olduğu,
daha süslü evler, ama dağılmış yuvaların olduğu günlerdir.
Bu günler, hızlı seyahatler, kullanılıp atılan çocuk bezleri, yok edilen ahlakî değerler,
bir gecelik ilişkiler, obez bedenler ve neşelendirmekten sakinleştirmeye
hatta öldürmeye kadar her şeyi yapabilen hapların olduğu günlerdir.
Vitrinlerde her şeyin sergilendiği, ama depolarda hiçbir şeyin olmadığı bir zamandayız.
Öyle bir zaman ki teknoloji bu mektubu size getirebilir,
siz bu içselliği ya paylaşmayı,
ya da sil tuşuna basmayı seçebilirsiniz.
Yaşam, aldığımız nefes sayısıyla değil, nefesimizi kesen anların sayısıyla ölçülür.
Paylaşmak özel ve güzeldir, yaşamı paylaşmak, özel gün ve anları paylaşmak,
değer verip değerinizi bilen birileri olduğunu bilmek, onunla paylaşmak ne kadar lüks artık.
Onu bulmak ve kaybetmemek, dostluğu, sevgiyi, hüznü paylaşmak, ne güzeldir
tüm bunların tarihe karıştığı bir dönemde elde etmek ve yaşamak...''
''George Carlin Amerika`da 70 ve 80 li yılların bir komedyeni idi.
Biraz ağzı bozuk olarak bilinirdi. 11 Eylül den (9-11) ve karısının
ölümünden sonra şöyle yazmıştı.
Tarih içinde zamanımızın paradoksunu şöyle sıralayabiliriz :
Daha yüksek binalarımız, ama daha kısa sabrımız var;
daha geniş oto yollarımız, ama daha dar bakış açılarımız var.
Daha çok harcıyoruz, ama daha az şeye sahibiz;
daha fazla satın alıyoruz, ama daha az hoşnut kalıyoruz.
Daha büyük evlerimiz, ama daha küçük ailelerimiz;
daha çok ev gereçleri, ama daha az zamanımız var.
Daha çok eğitimimiz, ama daha az sağduyumuz;
daha fazla bilgimiz, ama daha az bilgeliğimiz var.
Daha çok uzmanımız, ama yine de daha çok sorunumuz;
daha çok ilacımız, ama daha az sağlığımız var.
Çok fazla alkol ve sigara tüketiyoruz, çok savurganca para harcıyoruz,
çok az gülüyoruz, çok hızlı araba kullanıyor, çok çabuk kızıyoruz,
çok geç saatlere kadar oturuyor, çok yorgun kalkıyoruz,
çok az okuyor çok fazla TV izliyoruz ve çok ender şükrediyoruz.
Mal varlıklarımızı çoğalttık, ama değerlerimizi azalttık. Çok konuşuyoruz,
çok az seviyoruz ve çok sık nefret ediyoruz.
Geçimimizi sağlamayı öğrendik, ama yaşam kurmayı öğrenemedik.
Yaşamımıza yıllar kattık, ama yıllara yaşam katamadık.
Aya gidip gelmeyi öğrendik, ama yeni komşumuzla karşılaşmak için
caddenin karşısına geçmekte sorunumuz var.
Dış Uzayı fethettik, ama iç dünyamızı edemedik.
Daha büyük işler yaptık, ama daha iyi işler yapamadık.
Havayı temizledik, ama ruhumuzu kirlettik.
Atoma hükmettik, ama önyargılarımıza edemedik.
Daha çok yazıyoruz, ama daha az öğreniyoruz.
Daha çok plan yapıyoruz, daha az sonuca varıyoruz.
Koşuşmayı öğrendik, ama beklemeyi öğrenemedik.
Daha fazla bilgiyi depolamak, her zamankinden daha çok kopya çıkarmak için
daha çok bilgisayarlar yapıyoruz, ama git gide daha az iletişim kuruyoruz.
Zaman artık, hızlı hazırlanan ve yavaş sindirilen yiyeceklerin;
büyük adamlar ve küçük karakterlerin; yüksek kârlar ve sığ ilişkilerin zamanıdır.
Günümüz artık, iki maaşın girdiği ama boşanmaların daha çok olduğu,
daha süslü evler, ama dağılmış yuvaların olduğu günlerdir.
Bu günler, hızlı seyahatler, kullanılıp atılan çocuk bezleri, yok edilen ahlakî değerler,
bir gecelik ilişkiler, obez bedenler ve neşelendirmekten sakinleştirmeye
hatta öldürmeye kadar her şeyi yapabilen hapların olduğu günlerdir.
Vitrinlerde her şeyin sergilendiği, ama depolarda hiçbir şeyin olmadığı bir zamandayız.
Öyle bir zaman ki teknoloji bu mektubu size getirebilir,
siz bu içselliği ya paylaşmayı,
ya da sil tuşuna basmayı seçebilirsiniz.
Yaşam, aldığımız nefes sayısıyla değil, nefesimizi kesen anların sayısıyla ölçülür.
Paylaşmak özel ve güzeldir, yaşamı paylaşmak, özel gün ve anları paylaşmak,
değer verip değerinizi bilen birileri olduğunu bilmek, onunla paylaşmak ne kadar lüks artık.
Onu bulmak ve kaybetmemek, dostluğu, sevgiyi, hüznü paylaşmak, ne güzeldir
tüm bunların tarihe karıştığı bir dönemde elde etmek ve yaşamak...''
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar