bugün
- casperlar daltonlar redkitler şirinler6
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması8
- birazdan yer yerinden oynayacak10
- özgür özel15
- monica bellucci'ye aşık olmak3
- çerçeve yasa30
- nasıl bir kadın2
- türbede dua etmenin şirk olması13
- sokakta öpüşmek7
- azrail gelse ona ne derdiniz13
- engelleyen insan kibri6
- yurt dışı çıkış harcı8
- ben bir ceviz agacıyım6
- sürekli kendini öven insan6
- beyazconverse6
- mısır'ın mekke anlaşması'na katılmaması2
- dilan4
- mashle2
- akıl verme vereceksen huzur ver6
- sözlükte kavga edilen kızın true çıkması7
- kusi2
- victor osimhen10
- 12 ağustos 2026 güneş tutulması8
- gençler çalışmadan para kazanmak istiyor6
- apo milletvekili olursa olacaklar3
- sözlük kızı ile kavga etmek13
- ey sözlük ahalisi öyle aşığım ki3
- mezarlıkta ağlayan kızın asıl amacı5
- habire122
- nervio hamferdi3
- arkadaşlar bakar mısınız3
- romelu lukaku8
- nakşibendi tarikatının halidi kolundanım6
- satürnün halkasına imam hatip açmak6
- g i l d e d l i l y9
- yazarların son içtiği içecek4
- sadece başlığı açacak kadar düşünebilmek4
- hiçbir servet zamanı satın alamaz20
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı10
- sözlükten giden yazarların hemen unutulması2
- evde fare görmek6
- yumurtalı ekmeğe french toast diyen elitist2
- yumurtayı sucuklu yiyen insan kibri3
- rüyalar aleminden ruhlar alemine geçiş3
- biliyorum ama soylemem3
- arkadaşlar nick altılarda kavga etmeyiniz5
- askeri imam hatip lisesi5
- dump atan erkek mi olur aw4
- ümmetçilerin apo sevgisi6
- insanları kuşaklara ayırmak vs burçlara ayırmak3
Kab bin Zuheyr, Eshâb-ı Kiramdan olup Kureyşin meşhur şairi ve Kaside-i Bürdenin yazarıdır.
Kab bin Zuheyr, Müzeyne kabilesine mensup olup, babası Zuheyr bin Ebî Sülemi, annesi Keşbe binti Ammâr&dır. Babası, islâm öncesinde şiirleri Kâbe duvarlarına asılan muallâka; şairlerindendir. Ayrıca dedesi Ebu Sülma, kardeşi Buceyr, oğlu Ukbe, torunları Avvam ve Kurayd, halaları Sülma ve Hansa da şairdir.
Şiirlerinden Tayy, Kureyş ve Hacrec savaşlarına katıldığı anlaşılan Kab bin Zuheyr in doğum tarihi belli değildir.
Zuheyr bin Ebî Sülemi, zamanın Hıristiyan ve Yahudi âlimlerinin yanına giderek, onlardan âhir zamanda bir peygamber gönderileceğini işitmiştir. Bir gece rüyasında, gökten bir ip uzatıldığını ve o ipe uzanmak istediğini ama yetişemediğini görür. Bu rüyasını âhir zamanda gönderilecek peygambere ulaşamayacağını, ömrünün onu görmeden biteceğini anlamış, bu sebeple oğulları Kab ve Buceyr e ahir zamanda bir peygamber gönderileceğini ve ona imân etmelerini vasıyyet etmiştir.
islamiyet gelince Büceyr Medine ye Hz. Muhammed i (s.a.v) görmeye gider. Peygamber Efendimiz (s.a.v) ona islamiyeti anlatır ve Müslüman olmasını ister. Bunun üzerine Buceyr bu isteği kabul eder ve Kelime-i şahadet getirerek Müslüman olur.
Buceyr in Müslüman olmasını öğrenen Kab bin Zuheyr kardeşine, islama ve Hz. Muhammed e (s.a.v) ağır bir şekilde hicveder. Bunun üzerine Hz. Muhammed (s.a.v) onun görüldüğü yerde katledilmesini buyurur.
Buceyr, Kab bin Zuheyr e bir mektup yazarak Müslüman olmasını ve tek kurtuluşunun bu olduğunu belirtir. Mektubu aldıktan sonra Kab, kabilesine sığınır ama kabul edilmez. Bu durum karşısında Kab bin Zuheyr Medine ye giderek Resulullah ın huzura çıkar. Eshâb-ı Kiramın önünde Resulullah tan af dileyerek islam dinini kabul ettiğini, meşhur kasidesi Banet Süad ı okur. Şüphesiz Resulullah, Allah ın kılıçlarından yalın bir kılıç ve hidayet saçan bir nurdur beytini okurken Resul-u Ekrem duygulanır, üzerindeki bürdesini (hırkasını) çıkarıp Kab bin Zuheyr in omuzlarına koyar ve onu affeder. Bu sebeple kaside Kaside-i Bürde olarak meşhur olmuştur.
Kaside-i Bürde italyanca ya çevrilmiştir.
Kab bin Zuheyr in Müslüman olması ve Kaside-i Bürdei neşretmesi islâmiyetin çıkış ve yayılış döneminde önemli bir rol oynamıştır. Sezai Karakoç un şu tespiti: islamın bu çıkış günlerinde, bugünü andırır tarzda, karşılıklı propaganda da müthiş bir silah gibi önemli rol oynuyordu. Kuran la boy ölçüşmeye cesaret edemeseler de, putların kalesi şairler gece gündüz islama , O nun başlıca ileri gelenlerine en büyük fikri silahı şiirle hücum ediyorlardı. Bunlara, başlarında Hassan bin Sabit (r.a) Hazretleri başta olmak üzere bir çok islam şairi cevap veriyordu. iç plânda islâm daima muzafferdi ama dış planda dünya imtihânı gereği karşılıklı büyük bir savaş sürüyordu. Hz. Ömer ve Hz. Halid’in islâma katılışı, Mekke nin fethi nasıl siyasi, idari ve askeri planda kesin bir zafer olduysa islâma, Kab bin Zuheyr in gelişi de şiir ve sanat propaganda savaşı alanında başarının bir dikili taşı oldu. Kab bin Zuheyr in islâm için önemini fazlasıyla açıklamaktadır.
Resulullah ın hediyesi bu hırkayı, Kab bin Zuheyr in vefatından sonra Hz. Muaviye, varislerinden satın alarak muhafaza etmiştir. Sırasıyla Emevilere, Abbasilere daha sonra da Mısır ın fethinde Mısır Şerifi tarafından diğer kutsal emanetlerle birlikte Yavuz Sultan Selim Han’a teslim edilmiştir.
Günümüze kadar muhafaza edilen hırka Hırka-i Saadet ismi ile bilinmektedir. Bugün istanbul Topkapı Müzesinde Hırka-i Saadet odasındadır. Bohçalara sarılı olarak üstten çift kapaklı altın bir çekmecenin içindedir. Bu çekmece ayrıca bohçalara sarılmış olarak altından yapılma büyük bir sandukadadır.
Kaside-i Bürde (Hırka Kasidesi) edebiyattaki adıyla Kaside-i Banet Suat, islam edebiyatında önemli bir yere sahiptir. Kasidenin Hz. Muhammed (s.a.v) tarafından değerlendirilmiş olması, islâm ın şiire ve sanata bakışını ve tutumunu açıkça göstermektedir. Resulullah ın tebessümü bile ümmeti için örnek teşkil etmesi ve prensip sayılması, Kaside-i Bürde nin islam âlemi ve edebiyatı için ne kadar da önemli olduğunu ortaya koyar. Bu nedenle Sezai Karakoç un şu sözleri 0 nun yürekleri kucakladığı ve benimsediği bu şiirden, islâmın sanat perspektifini kavramakta ilk çıkış noktasını aramak bizim için bir ödev ve onda Peygamberin bize bir yardımı, el uzatışını bulmak, ilâhi lütuf ve nimeti görmektir. Bir ideoloji çağı olan bugün sanat ve bağlantı üzerine bunca sözler edilirken, sanat eserindeki en mutlu kaynaşmanın ölümsüz bir örneği olan bu tür gözümüzün önünde mermerden, yıpranmaz bir anıt gibi durmaktadır. Hem de, zamanın kemirmesine imkan olmayan bir örtüye, Peygamber örtüsüne bürünmüş olarak. Şüphe yok ki, Peygamber onu, bize kadar gelsin ve bizden sonra da ileriye doğru gitsin diye, edebî örtüsüne sardı sarmaladı. Kasideye bakan onda, sanat ve şiirin kendine mahsus mahremiyet ve keyfiyetinden bir şey kaybetmeksizin, bütün prensipleri çıkarılabilir. Sanki o, sanatın bütün karanlıklarını aydınlatsın diye Peygamber eliyle yakılmış ve ışıklandırılmış bir meşaledir. Kaside-i Bürde nin islam edebiyatındaki yerini ve önemini açıkça göstermektedir.
Kasidesinin bazı bölümlerinde şöyle söyledi:
"Haber geldi: 'Peygamber seni öyle bir cezâya çarpacak ki!'
Siz ne bilirsiniz hey zavallılar! işte onun kapısındayım, yüreğimde sonsuz bağışlanma ümidi."
"Ondan özür dilemeye geldim, af istemeye geldim.
Çünkü o sırrını bilendir, kabul edicisidir mazeretlerin, o affedenlerin en affedicisi."
"içi hidayet öğüdü en yüce gerçekler dolu Kur'an'ı,
Sana hediye eden Allah için ver bana bir eman müddeti."
"Ben senin makamındayım şimdi, fillerin bile titrediği makamda.
Bir makam ki, titrerdi bir fil benim gördüklerimi görse, işitse işittiklerimi."
"Burada beni ancak Allah buyruğuna bağlı Peygamber affı kurtarır,
Ben de onun öç ve adalet eline uzatıyorum işte sağ elimi."
alıntıdır.
Kab bin Zuheyr, Müzeyne kabilesine mensup olup, babası Zuheyr bin Ebî Sülemi, annesi Keşbe binti Ammâr&dır. Babası, islâm öncesinde şiirleri Kâbe duvarlarına asılan muallâka; şairlerindendir. Ayrıca dedesi Ebu Sülma, kardeşi Buceyr, oğlu Ukbe, torunları Avvam ve Kurayd, halaları Sülma ve Hansa da şairdir.
Şiirlerinden Tayy, Kureyş ve Hacrec savaşlarına katıldığı anlaşılan Kab bin Zuheyr in doğum tarihi belli değildir.
Zuheyr bin Ebî Sülemi, zamanın Hıristiyan ve Yahudi âlimlerinin yanına giderek, onlardan âhir zamanda bir peygamber gönderileceğini işitmiştir. Bir gece rüyasında, gökten bir ip uzatıldığını ve o ipe uzanmak istediğini ama yetişemediğini görür. Bu rüyasını âhir zamanda gönderilecek peygambere ulaşamayacağını, ömrünün onu görmeden biteceğini anlamış, bu sebeple oğulları Kab ve Buceyr e ahir zamanda bir peygamber gönderileceğini ve ona imân etmelerini vasıyyet etmiştir.
islamiyet gelince Büceyr Medine ye Hz. Muhammed i (s.a.v) görmeye gider. Peygamber Efendimiz (s.a.v) ona islamiyeti anlatır ve Müslüman olmasını ister. Bunun üzerine Buceyr bu isteği kabul eder ve Kelime-i şahadet getirerek Müslüman olur.
Buceyr in Müslüman olmasını öğrenen Kab bin Zuheyr kardeşine, islama ve Hz. Muhammed e (s.a.v) ağır bir şekilde hicveder. Bunun üzerine Hz. Muhammed (s.a.v) onun görüldüğü yerde katledilmesini buyurur.
Buceyr, Kab bin Zuheyr e bir mektup yazarak Müslüman olmasını ve tek kurtuluşunun bu olduğunu belirtir. Mektubu aldıktan sonra Kab, kabilesine sığınır ama kabul edilmez. Bu durum karşısında Kab bin Zuheyr Medine ye giderek Resulullah ın huzura çıkar. Eshâb-ı Kiramın önünde Resulullah tan af dileyerek islam dinini kabul ettiğini, meşhur kasidesi Banet Süad ı okur. Şüphesiz Resulullah, Allah ın kılıçlarından yalın bir kılıç ve hidayet saçan bir nurdur beytini okurken Resul-u Ekrem duygulanır, üzerindeki bürdesini (hırkasını) çıkarıp Kab bin Zuheyr in omuzlarına koyar ve onu affeder. Bu sebeple kaside Kaside-i Bürde olarak meşhur olmuştur.
Kaside-i Bürde italyanca ya çevrilmiştir.
Kab bin Zuheyr in Müslüman olması ve Kaside-i Bürdei neşretmesi islâmiyetin çıkış ve yayılış döneminde önemli bir rol oynamıştır. Sezai Karakoç un şu tespiti: islamın bu çıkış günlerinde, bugünü andırır tarzda, karşılıklı propaganda da müthiş bir silah gibi önemli rol oynuyordu. Kuran la boy ölçüşmeye cesaret edemeseler de, putların kalesi şairler gece gündüz islama , O nun başlıca ileri gelenlerine en büyük fikri silahı şiirle hücum ediyorlardı. Bunlara, başlarında Hassan bin Sabit (r.a) Hazretleri başta olmak üzere bir çok islam şairi cevap veriyordu. iç plânda islâm daima muzafferdi ama dış planda dünya imtihânı gereği karşılıklı büyük bir savaş sürüyordu. Hz. Ömer ve Hz. Halid’in islâma katılışı, Mekke nin fethi nasıl siyasi, idari ve askeri planda kesin bir zafer olduysa islâma, Kab bin Zuheyr in gelişi de şiir ve sanat propaganda savaşı alanında başarının bir dikili taşı oldu. Kab bin Zuheyr in islâm için önemini fazlasıyla açıklamaktadır.
Resulullah ın hediyesi bu hırkayı, Kab bin Zuheyr in vefatından sonra Hz. Muaviye, varislerinden satın alarak muhafaza etmiştir. Sırasıyla Emevilere, Abbasilere daha sonra da Mısır ın fethinde Mısır Şerifi tarafından diğer kutsal emanetlerle birlikte Yavuz Sultan Selim Han’a teslim edilmiştir.
Günümüze kadar muhafaza edilen hırka Hırka-i Saadet ismi ile bilinmektedir. Bugün istanbul Topkapı Müzesinde Hırka-i Saadet odasındadır. Bohçalara sarılı olarak üstten çift kapaklı altın bir çekmecenin içindedir. Bu çekmece ayrıca bohçalara sarılmış olarak altından yapılma büyük bir sandukadadır.
Kaside-i Bürde (Hırka Kasidesi) edebiyattaki adıyla Kaside-i Banet Suat, islam edebiyatında önemli bir yere sahiptir. Kasidenin Hz. Muhammed (s.a.v) tarafından değerlendirilmiş olması, islâm ın şiire ve sanata bakışını ve tutumunu açıkça göstermektedir. Resulullah ın tebessümü bile ümmeti için örnek teşkil etmesi ve prensip sayılması, Kaside-i Bürde nin islam âlemi ve edebiyatı için ne kadar da önemli olduğunu ortaya koyar. Bu nedenle Sezai Karakoç un şu sözleri 0 nun yürekleri kucakladığı ve benimsediği bu şiirden, islâmın sanat perspektifini kavramakta ilk çıkış noktasını aramak bizim için bir ödev ve onda Peygamberin bize bir yardımı, el uzatışını bulmak, ilâhi lütuf ve nimeti görmektir. Bir ideoloji çağı olan bugün sanat ve bağlantı üzerine bunca sözler edilirken, sanat eserindeki en mutlu kaynaşmanın ölümsüz bir örneği olan bu tür gözümüzün önünde mermerden, yıpranmaz bir anıt gibi durmaktadır. Hem de, zamanın kemirmesine imkan olmayan bir örtüye, Peygamber örtüsüne bürünmüş olarak. Şüphe yok ki, Peygamber onu, bize kadar gelsin ve bizden sonra da ileriye doğru gitsin diye, edebî örtüsüne sardı sarmaladı. Kasideye bakan onda, sanat ve şiirin kendine mahsus mahremiyet ve keyfiyetinden bir şey kaybetmeksizin, bütün prensipleri çıkarılabilir. Sanki o, sanatın bütün karanlıklarını aydınlatsın diye Peygamber eliyle yakılmış ve ışıklandırılmış bir meşaledir. Kaside-i Bürde nin islam edebiyatındaki yerini ve önemini açıkça göstermektedir.
Kasidesinin bazı bölümlerinde şöyle söyledi:
"Haber geldi: 'Peygamber seni öyle bir cezâya çarpacak ki!'
Siz ne bilirsiniz hey zavallılar! işte onun kapısındayım, yüreğimde sonsuz bağışlanma ümidi."
"Ondan özür dilemeye geldim, af istemeye geldim.
Çünkü o sırrını bilendir, kabul edicisidir mazeretlerin, o affedenlerin en affedicisi."
"içi hidayet öğüdü en yüce gerçekler dolu Kur'an'ı,
Sana hediye eden Allah için ver bana bir eman müddeti."
"Ben senin makamındayım şimdi, fillerin bile titrediği makamda.
Bir makam ki, titrerdi bir fil benim gördüklerimi görse, işitse işittiklerimi."
"Burada beni ancak Allah buyruğuna bağlı Peygamber affı kurtarır,
Ben de onun öç ve adalet eline uzatıyorum işte sağ elimi."
alıntıdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar