bugün
- sözlüğün en masum yazarları11
- koca sözlüğün fusya'ya yenilmesi7
- fusya semsiyeli yabanci28
- bir sözlük kızıyla edebiyat hakkında konuşmak8
- sözlükte kendini sibel can diye tanıtan nineler9
- erdoğan ı sevmeyip onun ülkesinde yaşamak5
- sözlüğü bıraksam üzülür müsün sözlük5
- uludağ sözlük size ne kattı16
- nervio23
- sözlükteki gammazlar lobi si8
- larisalisa7
- sözlükteki lobicilik faaliyetleri2
- sözlükte yazan ünlüler8
- en son ne yediniz6
- enayimiknatisii ile cincinnati3
- arkadaşlar larissa kim6
- cola turka2
- şizofren denilince akla gelen ilk yazar9
- lan şemsiyeci5
- özelleştirmenin kötü bir şey olduğunu sanan tip2
- sözlük kızlarının kahveleri9
- sarapci koala41
- sarı şeker yargılanmalıdır2
- fuşya yüzünden sözlükte kimseye güven kalmaması4
- hangi sözlük kızının eteğinin altındayım5
- tai lung45
- şemsiyeli larissamıymış4
- melih gökçek'in 5 milyar doları olması2
- erkeklerin taciz edildiği anlar5
- seksenlerde nasıl görünürdüm trend i9
- ellerim bomboş2
- beni silik yapacak mod daha anasından doğmadı2
- arkadaşlar galiba kavga var6
- gocu25
- tembel avrat böreği5
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci20
- şarapçı koala yalnız değildir8
- kavga edenlerin hep aynı kişiler olması5
- şarapçının birden tayyipçi olması7
- simit yiyen kızla sevgili olmak2
- mehdiyet2
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı34
- halıda yatmak2
- malt katır2
- ne gerek var kavgaya haydi eller havaya4
- ölüm11
- etek dikmelik sözlük kızı4
- tayyip bey yaşayan en büyük devrimci liderdir6
- 6 eylül 2026 türkiye italya voleybol maçı20
- ateizm sekülerizm deccaliyet ruhunun bi parçasıdır2
bir bird york şarkısı. sözleriyse:
in an empty room
she sits and waits for him to come
two swollen ankles count the time
nervous fingers trace
across the cold linoleum
yellow walls receive her sigh
"oh, can you hear me, joe?
she cries to the hollow air
her lips are trembling now
can't hear the voice she needs to hear
(boş bir odada oturuyor ve onun gelmesini bekliyor.
iki şişmiş ayak bileği zamanı sayıyor.
soğuk yer döşemesinin karşısında
gergin parmakları şekiller çiziyor.
sarı duvarlar onun iç çekişini karşılıyor.
"beni duyabiliyor musun, joe?" diye
boşluğa ağlıyor.
dudakları titriyor şimdi.
ihtiyacı olan sesi duyamıyor.)
she says "save me, save me
why don't you save me from the pain of losing you
save me, save me
why don't you save me from this hell i'm going through"
("kurtar beni, kurtar beni
neden beni seni kaybetmenin acısından kurtarmıyorsun?
kurtar beni, kurtar beni.
neden içine düştüğüm bu cehennemden beni kurtarmıyorsun?" diyor.)
the sky is too much, too much to bear
the sun went down in his eyes
for forty years this house has held the fire of love they shared
but now the garden slowly dies
he said he'd never leave her alone to face the day
what kind of god is this that'll take him back
and make her stay?
(gökyüzü katlanılacak gibi değil.
güneş onun gözlerinde battı.
bu ev 40 yıl boyunca paylaştıkları aşkın ateşini sakladı.
şimdiyse bahçe yavaş yavaş ölüyor.
zorluklarla yüzleşirken onu asla yalnız bırakmayacağını söylemişti.
onu geri alacak , öbürünüyse kalmaya zorlayacak ne tür bir tanrı bu?)
"save me, save me
why don't you save me from the pain of losing you
save me, save me
why don't you save me from this hell i'm going through"
("kurtar beni, kurtar beni
beni, neden seni kaybetmenin acısından kurtarmıyorsun?
kurtar beni, kurtar beni
neden beni içine düştüğüm bu cehennemden kurtarmıyorsun?")
the kids try to come around
try to make some time to see me
i know the busy lives they lead
keep them from these memories
(çocuklar uğramaya çalışıyorlar.
beni görmek için zaman bulmaya çalışıyorlar.
onları bu anılardan uzak tutan, sürdürdükleri yoğun hayatları biliyorum.)
in an empty room
she sits and waits for him to come
two swollen ankles count the time
nervous fingers trace
across the cold linoleum
yellow walls receive her sigh
"oh, can you hear me, joe?
she cries to the hollow air
her lips are trembling now
can't hear the voice she needs to hear
(boş bir odada oturuyor ve onun gelmesini bekliyor.
iki şişmiş ayak bileği zamanı sayıyor.
soğuk yer döşemesinin karşısında
gergin parmakları şekiller çiziyor.
sarı duvarlar onun iç çekişini karşılıyor.
"beni duyabiliyor musun, joe?" diye
boşluğa ağlıyor.
dudakları titriyor şimdi.
ihtiyacı olan sesi duyamıyor.)
she says "save me, save me
why don't you save me from the pain of losing you
save me, save me
why don't you save me from this hell i'm going through"
("kurtar beni, kurtar beni
neden beni seni kaybetmenin acısından kurtarmıyorsun?
kurtar beni, kurtar beni.
neden içine düştüğüm bu cehennemden beni kurtarmıyorsun?" diyor.)
the sky is too much, too much to bear
the sun went down in his eyes
for forty years this house has held the fire of love they shared
but now the garden slowly dies
he said he'd never leave her alone to face the day
what kind of god is this that'll take him back
and make her stay?
(gökyüzü katlanılacak gibi değil.
güneş onun gözlerinde battı.
bu ev 40 yıl boyunca paylaştıkları aşkın ateşini sakladı.
şimdiyse bahçe yavaş yavaş ölüyor.
zorluklarla yüzleşirken onu asla yalnız bırakmayacağını söylemişti.
onu geri alacak , öbürünüyse kalmaya zorlayacak ne tür bir tanrı bu?)
"save me, save me
why don't you save me from the pain of losing you
save me, save me
why don't you save me from this hell i'm going through"
("kurtar beni, kurtar beni
beni, neden seni kaybetmenin acısından kurtarmıyorsun?
kurtar beni, kurtar beni
neden beni içine düştüğüm bu cehennemden kurtarmıyorsun?")
the kids try to come around
try to make some time to see me
i know the busy lives they lead
keep them from these memories
(çocuklar uğramaya çalışıyorlar.
beni görmek için zaman bulmaya çalışıyorlar.
onları bu anılardan uzak tutan, sürdürdükleri yoğun hayatları biliyorum.)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar