bugün
- kolye140
- cep telefonu16
- nokia15
- rüzgar11
- kader4
- lale13
- cadılar bayramında ne olacaksınız18
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver10
- var olmak için ne yaptınız12
- kuş5
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı21
- medine2
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- billie eilish'in memeleri7
- gece gece sinirlenmek4
- fil9
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- mavi4
- at6
- kaplan17
- rüzgar türbini2
- evi ev yapan şeyler14
- duayı bencil bir iş haline getirmek5
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- aslan15
- güne psikolojik bir tespit bırak4
- flamingo3
- sevgili nedir7
- brezilya7
- bileklik19
- gül7
- başka birinin ayağını yalamış erkekle evlenmek7
- türk dizi tarihinin en kötü oyuncuları2
- dua6
- z kusagi4
- türkiye'nin kıymeti bilinmemiş şarkıcıları2
- tabiat4
- istanbul esnafına selden 80 milyon tl destek3
- kötüyü alaşağı etmek4
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- öğretmenlerin kravat takma zorunluluğu2
- yogartiksen39
- anın görüntüsü22
- pıtı atma4
- netflix asaf dizisi3
- cemil tugay6
- ankara8
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı9
- galatasaray19
aşağıda yazanlar hayat hakkında verilmiş bir dersi içermektedir. yazılanların tamamı alıntı olup yazarı anonimdir.
bir gün bir felsefe profesörü, elinde birkaç kutu olduğu halde derse gelir. ders başladığında, hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe bir kavanoz alır ve ağzına kadar tenis topları ile doldurur ve öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar;
öğrenciler ittifakla kavanozun dolduğunu ifade ederler, bu sefer profesör önündeki kutulardan bir tanesinden aldığı çakıl taşlarını, çalkalayarak kavanoza döker, böylece çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurur ve öğrencilere tekrar kavanozun dolup dolmadığını sorar, onlar da 'evet' doldu derler, profesör bu defa masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker.
tabii ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur.
ve tekrar öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar, öğrenciler de koro halinde 'evet' derler.
bu sefer profesör masanın altında hazır bekleyen 2 fincan kahveyi alır ve kavanoza boşaltır, kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur. öğrenciler gülerler!
profesör öğrencilerin gülüşünü destekleyerek 'eveet' diyerek;
ben 'bu kavanozun sizin hayatınızı simgelediğini ifade etmeye çalıştım' der.
şöyle ki; bu tenis topları hayatınızdaki önemli şeylerdir; aileniz, çocuklarınız, sıhhatiniz, arkadaşlarınız ve sizin için önemli olan şeylerdir.
diğer şeyleri kaybetseniz de, bu önemli şeyler kalır ve hayatınızı doldurur.
o çakıl taşları ise daha az önemli olan diğer şeylerdir; işiniz, eviniz, arabanız vs.
kum ise diğer ufak tefek şeylerdir.
"şayet kavanoza önce kum doldurursanız..." diye, anlatmaya devam eder, çakıl taşlarına ve özellikle de tenis toplarına (yeterli) yer kalmaz.
aynı şey hayatımız için de geçerlidir. vaktinizi ve enerjinizi ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz, önemli şeyler için vakit kalmayacaktır . .
dikkatinizi mutluluğunuz için önem arz eden şeylere çevirin. çocuklarınızla oynayın. sağlığınıza dikkat edin. eşinizle yemeğe çıkın. evinizin ihtiyaçlarını karşılayın. öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin. öncelikleri,
sıralamayı iyi bilin. gerisi hep kumdur.
bu ara bir öğrenci sorar; "peki, o iki fincan kahve nedir?"
profesör gülerek: "bu soruyu bekliyordum, hayatınız ne kadar dolu olursa olsun, her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan kahve içecek kadar yer vardır !"
bir gün bir felsefe profesörü, elinde birkaç kutu olduğu halde derse gelir. ders başladığında, hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe bir kavanoz alır ve ağzına kadar tenis topları ile doldurur ve öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar;
öğrenciler ittifakla kavanozun dolduğunu ifade ederler, bu sefer profesör önündeki kutulardan bir tanesinden aldığı çakıl taşlarını, çalkalayarak kavanoza döker, böylece çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurur ve öğrencilere tekrar kavanozun dolup dolmadığını sorar, onlar da 'evet' doldu derler, profesör bu defa masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker.
tabii ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur.
ve tekrar öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar, öğrenciler de koro halinde 'evet' derler.
bu sefer profesör masanın altında hazır bekleyen 2 fincan kahveyi alır ve kavanoza boşaltır, kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur. öğrenciler gülerler!
profesör öğrencilerin gülüşünü destekleyerek 'eveet' diyerek;
ben 'bu kavanozun sizin hayatınızı simgelediğini ifade etmeye çalıştım' der.
şöyle ki; bu tenis topları hayatınızdaki önemli şeylerdir; aileniz, çocuklarınız, sıhhatiniz, arkadaşlarınız ve sizin için önemli olan şeylerdir.
diğer şeyleri kaybetseniz de, bu önemli şeyler kalır ve hayatınızı doldurur.
o çakıl taşları ise daha az önemli olan diğer şeylerdir; işiniz, eviniz, arabanız vs.
kum ise diğer ufak tefek şeylerdir.
"şayet kavanoza önce kum doldurursanız..." diye, anlatmaya devam eder, çakıl taşlarına ve özellikle de tenis toplarına (yeterli) yer kalmaz.
aynı şey hayatımız için de geçerlidir. vaktinizi ve enerjinizi ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz, önemli şeyler için vakit kalmayacaktır . .
dikkatinizi mutluluğunuz için önem arz eden şeylere çevirin. çocuklarınızla oynayın. sağlığınıza dikkat edin. eşinizle yemeğe çıkın. evinizin ihtiyaçlarını karşılayın. öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin. öncelikleri,
sıralamayı iyi bilin. gerisi hep kumdur.
bu ara bir öğrenci sorar; "peki, o iki fincan kahve nedir?"
profesör gülerek: "bu soruyu bekliyordum, hayatınız ne kadar dolu olursa olsun, her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan kahve içecek kadar yer vardır !"
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar