okan bayülgen

* (ölüm) Ölümden fazlasıyla korkan ve bunu cümleleriyle kimi zaman dile getiren birisidir. Şimdi aklıma gelen mesela o büyük kanal d pastasını hayvani bir şekilde elektrikli testereyle kestikten sonra parmağında oluşan çatlak için tedavi olduktan sonra bu durumu diğer hafta programda, öldükten sonra da işe elimiz bir tarafa kolumuz bir tarafa, gözdevimiz bir tarafa tarzında cümleleriyle açıklayarak o istemsiz duruma karşı koyulamayacağını belirterek anlatmıştır. Ayrıca sabah olmadan uyumamasını, geceleri hep ayakta olmasınında okul döneminde başlayan bir tür hastalık olduğunu ve bunun altında "ölüm korkusunun" yatabileceğini de belirtmiştir.

* (yabancı dil) Galatasaray Lisesi'nden mezun olduğu için saplam bir franszıca'yA SAHiP olup bu özelliğini her daim saklamaya çalışan ancak Sade Vatandaş programında Eurovision'da Fransa'yı temsil eden ablanın tercümanın yavaş olmasına dayanamayarak kendi fransızcasını konuşturarak televizyonda kendi adına bir ilke imza atmıştır. En az fransızcası kadar ingilizce'si de iyi olmasına rağmen kanal d'deki kendi programlarında aldığı konuğa soruları kendi sormak yerine tercüman olarak mal şahsiyet Özgür Çakıt'ı kullanma yolunu tercih etmektedir.

* (spor) Gerek Türkiye'deki gerekse de yurtdışındaki popüler olan bütün spor branşlarına karşı olduğunu düşündüğüm şahsiyet. Özellikle futbola karşı çok büyük antipati kurduğu bir gerçek. Programına gelen konuklardan bazılarının kendi takımları hakkında birkaç tezahürat yapmasını tahammül edemeyecek kadar futboldan nefret etmektedir. Programlarının birinden "ne zevk alıyorlar bu futboldan hiç mi hiç anlamıyorum da sevmiyorum da" diyerek düşüncesini birçok defa dile getirmiştir. Basketbol'dan da nefret ettiğini düşünüyorum. Bunda kısa boylu olmasının oluşturduğu kompleks ne kadar vardır bilemiyorum ancak Sade Vatandaş adlı programında güzel sohbetin kendisinden sonra yayınlanacak olan NBA'den bir maç ile sonlanmasına büyük tepki göstererek "şimdi de heni çember var içinden top geçiriyorlar ve insanlar da bunu izliyor, işte buna spor diyorlar" diyerek basketbola da mesafeli durduğunu göstermiştir. Lakin kanal d'deki kendi programına avrupada kupa kazanan galatasaray bayan basketbol takımını çağırmış ve stüdyosunda kurduğu mini basketbol sahasında o kızlar ve stüdyodaki bir elemanın katıldığı küçük bir show maçı yaparak iki yüzlülük yapmıştır.

* (din) inanç mevzusunda kendisinin hayatı algılayışı ile insanların dine bakışlarına karşı duyduğu saygı ile büyük farklılıklar olan birisidir. Başkalarının inançlarına asla ve asla karışmamaktadır, aksine çok büyük saygı da duyduğunu gözlemlemiş bulunuyorum. Ancak kendisine göre manasız ve saçma bulduğu durumları fazla deşmeden üstü kapalı biçimde geçiştirerek kendince doğru bulmadığı tarafları dile getirmekten kaçınmaz. Kendisinin dini vecibelerini yerine getirmediğini söylemlerinden anlıyorum. Ancak sanki bütün vecibelerden ve farzlardan haberdar olduğu halde yerine getiremediğini sezmekteyim. (Mesela aklıma Sade Vatandaş adlı programında Mehmet Tezkan'a pardon ama çok özel olmazsa diyerek çekinerek sorduğu Cuma Namazı'na namazı kılmak için mi gittiniz yoksa profesyonelce iş gereği mi gittiniz sorusu sonrasında Tezkan'dan aldığı ben küçüklüğümden eri Cuma Namaz'larını hiç kaçırmam cevabı üzerine kendi içinde bir şaşkınlığa ve belkide kendi inancı bakımından bir burukluğa düştüğünü düşünüyorum)Yoksa islamiyet hakkında geniş olmasa bile büyük bir bilgiye sahip olduğunu düşünüyorum. Özellikle akrabası olan Kuran-ı Kerim'iN meallerini yazan büyük bilgin Elmalı Hamdi'nin bu konuda kendisiyle ne kadar şiletişim halinde olduğunu bilemiyorum.

* (kültür) Her seferinde Türk toplumunda yaşamaktan büyük bir zevk aldığını ve bu toplumun kendisine ait bazı dinamiklerinin olduğunu dile getirip yurtdışında bunları bulamadığı için bu "cehennem"de yaşamayı tercih ettiğini dile getiriyor olsa bile aslında tam olarak bu toprakların gerçeklerini tam olarak özümseyememiştir. Kafasında kurduğu Türkiye ile reel Türkiye her vakit çatışma halindedir. (BU konuya Mazhar Alanson'un katıldığı ve Beyaz ile Okan'ı kıyaslayan konuşmalarını örnek gösterebilirim.) Bu iç dinamikleri aslında fazlasıyla bildiği halde kimi zaman kabullenmek istemediğinden olsa gerek bunun tam aksine hal ve davranışlarda bulunma yoluna gitmeye çalışmaktadır. Sahip olduğu Galatasaray ekolünden olsa gerek her zaman bir derece yukarıdan bakarak kimi zaman "lümpen" duruma düşmektedir.

* (aşk-sex) Artık bunu tanımlarken bu kişi Okan Bayülgen ise eğer bunun içerisine "sex" kelimesini koymazsak çok eksik kalır. Birlikte olduğu her kadın ile yatmaktan geri durmadığını hem konuşmalarından olsun hem tahmin ettiğimiz kadarıyla olsun anlayabiliyoruz. Elinden geçirmediği ünlü,ünsüz,sosyetik,uysal,vs. hatun kalmadığını düşündüğüm en sonunda "aşık oldum ve peşinden koştum" diye tanımladığı kadın ile evlenerek "çocuk" doğurmayı bile tercih edebilmiş birisidir. Deniz Seki, Berrak Tüzünataç, Cansu Dere, Ayşe özyılmazel sayabileceğim sadece birkaç ünlü isim. Bunlara kim bilir kimleri eklemiş ve her biriyle inanılmaz saatler yaşamıştır. Her programında seks kelimesini en az bir kere kullanan ve belki bu sayede arkasındaki çılgın azmış üniversiteli kalabalığı heyecanlandırarak programda zinde tutma yolunu seçiyor. Kendi yaşayış tarzına dayanarak herkesin her daim sevişme modunda olduğunu varsayarak telefondaki bazı çiftlere ne yapıyordunuz ya .... ya sevişiyor olmalısınız diyerek sanki bir gereklilik ve sıradanlık adfettiğinin kanaatindeyim.

* (siyaset) Dünya ve Türkiye gündemini ne kadar takip ediyor bilemiyorum ancak Türkiye gündemi hakkında Hürriyet ve DiĞER ENvai Doğan medyasına sahip dergi,gazete ya da mecmualardan takip ettiğini çok rahat anlayabiliyoruz. Çünkü siyasete ve gündeme her daim kemik bir sol taraftan baktığını görebiliyoruz. Ancak bu bakış açısının tek ve değişilmez doğru sanıyor olması aslında onun en büyük yanlışı. Baskın düşüncenin kendisi gibi düşünenlerin olduğuna kendini inandırması da bunun cabası. Ayrıca kendi programlarına nedne hiçbir siyaseyçinin katılmıyor olmasına duyduğu tepkinin altında bir de kendine bakarak ben ne kadar siyasetten anlıyorum demesi gerektiğini düşünüyorum. en son olarak hatırladığım kadarıyla programına siyasetçi diye tarif ettiği (!) kendi parasıyla zırvalık olsun diye cumhurbaşkanlığına aday olan Metin uca ve seçimlerde yüzde 0,küsür alan parti başkanı sıfatıyla Yaşar Nuri Öztürk'ü almıştır. Sizin de tahmin edebileceğiniz gibi hep Türkiye'deki yobazlara laf atıyoruz, karalıyoruz diyerek bağnaz düşünceler kara tahtaya yazılmış ve ülke bir gecede nasıl kurtulacaktır bunun faturası yapılmıştır. En sonunda da bu ülkenin gerçek sahipler siz gençlersiniz diyen Okan Bayülgen, ancak gençlerin siyasetten anlamadığını (kendisinin de çok anladığını) ve takip etmediğini göstermek amacıyla sandalyesinin yanında oturan iki salak kızı çıkartarak bilmem hangi bakanlığın başında kim var diyerek soru sormasının ardından kızların amcıklarını karıştırarak mikrofona "bilmiyorummm" demesinden büyük bir haz alırcasına yorumlar getiren bir adam olarak görüyorum. Programına katılan aptallığı ile nam salmış ve el attığı her işi eline gözüne bulaştıran Helin Avşar'In "Ne mutlu Türkiye'ye" lafına haddinden fazla takarak kendisini gene bir derece yukarıda görme lüksünde bulunmaktadır. Lakin kendisini rakım seviyesinde bulunan Helin Avşar ile kıyaslıyorsa zaten diyebileceğim fazla bir şey olamaz. Üstüne üstlük Helin Avşar'ı ikinci kez programına alarak tekrar o malum sözü syerettirerek aaa bakın işte salak! moduna sokmaya çalışması da Okan Bayülgen'in ayrı bir mallığı olarak görüyorum. Hele ki Helin AVŞAR'I sahneye alıp bize seçim vaatlerini anlat hadi demesi aslında Okan Bayülgen'in siyaset mevzusuna ve Türkiye'deki siyaset olgusuna bakışının en güzel göstergesi olarak yorumlanabilir. Programının jeneriğinde kullandığı "ve hiç siyasetçi" diyerek gençler bakın sizin programınıza sizi yönetenler ilgi göstermiyor, bunlar seçim zamanı sizi hatırlar yanlız diyerek laf koymayı da fırsattan istifade kullanma yolunu seçmekten de kendini alıkoymaz. Sade Vatandaş programında kaliteli bir siyaset sohbetinden sonra da programı "Ne mutlu Türküm diyene!" diyerek sığ bir şekilde son koyması da ayrı bir mevzudur.

* (piyasa-düzen) Bu düzene ve herşeyin tükedilebilir olduğuna dair her zaman bu durumdan yakıyor olmasına rağmen bu düzenin en büyük parçalarından biri olduğu gerçeğini de bilen ve bunu saklamayan dobra bir kişiliktir. seslendirdiği gnctrkcll reklamları başta olmak üzere diğer reklam cingıllarında ve başka şeylerde bu al-harca hovardalığının bir parçası olarak yer almaktadır. Sade Vatandaş programında konuk aldığı sokak sanatçısı diye tabir ettiği gençlere de bu sisteme muhalif oluyoruz ancak bu sistemden de geçiniyoruz ve ekmeğini yiyoruz diyerek gerçekçi bir tutum izlemiştir.

* (magazin) Okan Bayülgen dendiği vakit belkide akla seksten sonra gelebilecek en bilinir kelimelerden bir tanesi de magazin olsa gerek. Kendisi hem ülkenin en popüler hatunlarıyla çıkıyor hem de haftada bir canlı yayınlanan programın sunucusu ve daha sonra magazincilerin kendisini görüntelemesine karşı çıkacak kadar ikilemde gördüğüm şahsiyet. Sade Vatandaş adlı programında havalimanında magazincilerden polisler sayesinde nasıl korunduğunu saatlerce anlatacak kadar "anti-magazinist" olmuştur. Daha birçok şey sayabilirim tabiki. Akıllardan çıkmayan görüntülerinin yanında Deniz Seki ile aynı evde kalmasını görüntüleyen magazincilere "burası benim sokağım görüntüşlyemezsiniz" diyecek kadar gülünç duruma düşmesi de televizyonların unutulmazları arasına girmiştir. (her ne kadar bunu programında malzeme etmesede)

* (sözlükler) Kendisi her defasında sözlükler hakkında hep olumlu konuşmuştur. Sözlüklere burun kırın eden ünlü tayfaya programında posta koyacak kadar sözlükçüleri desteklemiştir. Programına gelen birçok grup içerisinden her zaman sözlük tayfasına özel iltimas göstermiş ve güzel bir şekilde ağırlamıştır. Onlara söz vermekten çekinmemiştir. Bizim bu program bittikten sonra sokağa çıkıp her insana programı sorma gibi bir şansızmı olmadığı için sözlüklerin programın eleştirilmesi adıan çok önemli olduğunun her defasında altını çizmiştir. Belki bu yüzden olsun kendisi ve programları adına açılan başlıkların ve girilen entrylerin haddi hesabı yoktur. (Şekil 1.a)

* (izmir) Her seferinde programının özellikle geç saatlerinde izmir hakkında her zaman olumlu düşüncelerini dile getirmiştir. Medya camiasındaki izmir'Lilerin başarısı ve çokluğunun herkes tarafından olumlu karşılanmasının yanı sıra okan bayülgen izmir'i çok özel bir yere koymaktadır.
Bir programında sabaha doğru arkasını seyircilere dönerek "ya çocuklar bu izmir olmasaydı halimiz haraptı valla. nerde kaliteli insan varsa hepsi izmir'den.izmir bizim dünyaya açılan kapımızdır. iyi ki izmir var, izmir olmasaydı bu ülke ve medya çok şey kaybederdi" tarzında söylemde bulanarak düşüncelerini dile getirmiştir. Her programında da izmir'in altını çizmekten geri kalmamaktadır.

Kısacası Okan Bayülgen farklı yaşam tarzı ve kendine has duruşu ile televizyonlarımızda kendine çok değişik bir yer elde etmiştir. Absürd komediyi bu halkın benimsememiş olmasına rağmen bu yönünden asla vazgeçmeyerek üstüne gitmiş ve programlarında komedi anlayışını hep bunun üzerine kurma yoluna gitmiştir. Kısacası bu adama Okan da desek ya da Okan Kaan Bayülgen olarak da hitap etsek bu şahsiyet özellikle üniversite çağındaki gençliğin tüm ünlülerden ayrı yere koyduğu farklı, kendine özgü bir adam olarak bizlerde yer edinmiştir. Programlarında hangi absürdlüğü yapsa ya bu Okan ne yapsa yeridir moduna bizleri bir kez soktuğu için canlı yayında sevişse çok garipsemyeceğimiz adam olup çıkmıştır. (Gerçi canlı yayında boks maçı yaptığına göre sevişmesi de en doğal atraksiyon olabilir gerçekten)işte Okan Bayülgen'i ben kendi dşünce ve yorumlarımla bu şekilde ifade edebilirim.

*** Bu farklı yaşam tarzını kendi makina grubunda ve yanında çalışan insanlardan da sezmiş bulunuyorum. Kendisi ile yüz yüze ayaküstü konuşmuşluğumuz da var. Orada yüzüne söyleyememiştim ancak şimdi söyleyebilirim. Benimle çalışmak istersen okan ben her zaman açığım * Ayrıca beni bu eleştirel tarzım ile bünyene alacaksan varım "padişahım çok yaşa" modundan en az senden benim kadar nefret ettiğini düşünüyorum.
© copyright 2005 - 2026