bugün
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek7
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı10
- 15 kasım 20264
- ya şeytan haklıysa3
- 90lar türkçe pop5
- bir kadın olarak dünyaya fırlatılmak4
- helin kandemir3
- xiaomi iphone samsung huawei oppo vivo realme4
- başkalarının hayatı dizisi3
- 1990 1995 arası beşiktaş2
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı3
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi19
- sevgilimin babasıyla cinsel ilişki yaşadım2
- 1997 2002 arası galatasaray2
- askerde özlenen şeyler9
- 8 kasım 2026 rizespor erzurumspor maçı3
- kanser2
- hatay usülü soslu döner3
- parmak kütletmek2
- gençler sakın büyümeyin3
- düzenli beyaz ekmek yemek gerizekalı yapıyor5
- kim daha cok seviyor2
- centilmen dizisi3
- gzt tv2
- izmir de poposundan bıçaklanan trans birey7
- inci sözlük2
- rüyada ilkokul derslerini alttan almak6
- starbucks'a giden adamın zeka seviyesi2
- ceren ayruk3
- kan şekerini aşırı yükselten yiyecekler6
- bu koyden olsam ne olacak2
- yörük kızı dizisi2
- türk dizilerinin en büyük sorunu3
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz21
- hiç bana sordun mu2
- 30 kasım 2026 beşiktaş galatasaray maçı4
- okan buruk5
- rüyada hala askerde olduğunu görmek5
- yazarların işlediği günahlar15
- kuantum fiziğine sahip kadın5
- 13 kasım 20262
- kız bulmak için scout ekibi kurmak2
- kocasının fotosunu paylaşan kadın yazar5
- çok güzel bir kızın sizi kesmesi4
- terhis oluyorum sözlük25
- burun karıştırmak5
- mekke anlaşması'nın tbmm den geçmesi8
- uludede3
- hayat bilgisi ürperi3
biri vardı, bu ülkenin 50 milyar dolarını laiklik adına* yaptıkları 28 şubat darbesi için ona buna hortumlatıp peşkeş çekip, en az bu iş kadar mükemmel diğer ekonomi politikalarıyla ülkeyi fırsatların kullanılabileceği bir dönemde ekonomik krize sürükleyenlerin cumhurbaşkanı seçtirdiği.
bu biri, neredeyse bayrak ile aynı değerde saygı gören bir forsu bulunan ve ülkenin gücünü, birliğini, azametini temsil eden cumhurbaşkanlığı makamında oturduğu halde, dahil olduğu siyasi kampın on milyarlarca doları göz kırpmadan çarçur ettiği gerçeği şöyle dururken milletle dalga geçer gibi ve çok gerekli birşeymiş gibi cumhurbaşkanlığının elektrik faturasını ödemek için arıza çıkartır, köşkün bahçe düzenlemesi ışıklarını falan "çok yakıyor" diye kapattırırdı.
yurtdışını ziyaret edip orda makamının avantajını kullanarak sorunlara arabuluculuk için diplomatik ilişkiler kurmak, ekonomik ilişkilerin artmasına çabalamak ve ülkeyi bu yolla etkinleştirmek için çırpınmak şeklinde bir vizyonu kaldıracak beyin yoktu bu adamda. onun yerine, kendisini çok seven(!) halkı koltuğunu elinden almasın diye ülkesini bir gün bile terkedememiş ulu diktatörün izinde manasızca yürür ve doğru kullanıldığında her anının altın değerinde getirileri olabilecek yurtdışı ziyaretlerini, ismet döneminin korkunç fakirliğinin ürünü olan para saklama zihniyetiyle savsaklar, cumhurbaşkanlığı uçağının kilometre başına yaktığı yakıtı düşünerek "aman para kullanılmasın, asırlarca deste deste kasada dursun ki kağıttan farkı kalmasın" şeklindeki, ekonominin doğasına bile ters davranış normu ile hareket ederdi.
cami değil okul ulan!
özel işleri ile ilgilenmekle yükümlü bir yığın insan orda dururken, her an kaynayan ortadoğu kazanında suikaste uğrama ihtimali olan bin düşmanlı türkiye cumhuriyeti cumhurbaşkanı değilmiş de, protokolde muhtar emmiye denk fiji adaları cumhurbaşkanıymış gibi gidip markette falan sıraya girerek hem kendisinin, hem çevresindeki insanların güvenliklerini tehlikeye atardı.
bu saçmalıklarını da hortum & laiklik a.ş.'nin medyadaki gözbebeği olan gazeteler çok güzel paketler sunardı. "politik bilinç" kavramının adını bilip, ikide bir kullanıp, içeriğinden habersiz olan cahiller sürüsü o yıllarda, en az "ben sizden biriyim" diye bağıran ultra-zengin starlara inanan dallama hayranlar kadar bilinçli şekilde "vay beee, cumbaba efendimiz hazretlerine bak, sanki üç kuruş para bulamadığımız için asgari şartlarda hayat sürmek durumunda olan bizlerden biriymiş gibi davranıyor" diye, bu olaydan sevinirler ve bu sevincin kendi eziklikleri değil, bu adamın yücrgönüllülüğü zannederlerdi. cumhurbaşkanlığına en berbat dönemini yaşatan bu adam, sonrasında da cuntacıların cumhuriyet mitingi falan soytarılıkları gibi projelerinde bu koyunsu sığlıktaki politik zihinlere çok matah işler yapmış bir figürmüş gibi kodlandı ve ah ah nidaları eşliğinde anılır oldu.
abdullah gül, bu adam değildir. aksine, bu adama hiç benzemez ve devletin tepesine 80 senedir çöreklenmiş "atatürk mafyası" ile hiç arası yoktur.
atatürk mafyasının çıkarlarını tehdit eden tehlikenin ve o günden bugüne yaşanan değişimin farkına varınca göreceksiniz ki, abdullah gül işte o yüzden suçludur ve vatan hainidir... (!!!!!!!!!!!!!)
salak salak eleştiriniz.
bu biri, neredeyse bayrak ile aynı değerde saygı gören bir forsu bulunan ve ülkenin gücünü, birliğini, azametini temsil eden cumhurbaşkanlığı makamında oturduğu halde, dahil olduğu siyasi kampın on milyarlarca doları göz kırpmadan çarçur ettiği gerçeği şöyle dururken milletle dalga geçer gibi ve çok gerekli birşeymiş gibi cumhurbaşkanlığının elektrik faturasını ödemek için arıza çıkartır, köşkün bahçe düzenlemesi ışıklarını falan "çok yakıyor" diye kapattırırdı.
yurtdışını ziyaret edip orda makamının avantajını kullanarak sorunlara arabuluculuk için diplomatik ilişkiler kurmak, ekonomik ilişkilerin artmasına çabalamak ve ülkeyi bu yolla etkinleştirmek için çırpınmak şeklinde bir vizyonu kaldıracak beyin yoktu bu adamda. onun yerine, kendisini çok seven(!) halkı koltuğunu elinden almasın diye ülkesini bir gün bile terkedememiş ulu diktatörün izinde manasızca yürür ve doğru kullanıldığında her anının altın değerinde getirileri olabilecek yurtdışı ziyaretlerini, ismet döneminin korkunç fakirliğinin ürünü olan para saklama zihniyetiyle savsaklar, cumhurbaşkanlığı uçağının kilometre başına yaktığı yakıtı düşünerek "aman para kullanılmasın, asırlarca deste deste kasada dursun ki kağıttan farkı kalmasın" şeklindeki, ekonominin doğasına bile ters davranış normu ile hareket ederdi.
cami değil okul ulan!
özel işleri ile ilgilenmekle yükümlü bir yığın insan orda dururken, her an kaynayan ortadoğu kazanında suikaste uğrama ihtimali olan bin düşmanlı türkiye cumhuriyeti cumhurbaşkanı değilmiş de, protokolde muhtar emmiye denk fiji adaları cumhurbaşkanıymış gibi gidip markette falan sıraya girerek hem kendisinin, hem çevresindeki insanların güvenliklerini tehlikeye atardı.
bu saçmalıklarını da hortum & laiklik a.ş.'nin medyadaki gözbebeği olan gazeteler çok güzel paketler sunardı. "politik bilinç" kavramının adını bilip, ikide bir kullanıp, içeriğinden habersiz olan cahiller sürüsü o yıllarda, en az "ben sizden biriyim" diye bağıran ultra-zengin starlara inanan dallama hayranlar kadar bilinçli şekilde "vay beee, cumbaba efendimiz hazretlerine bak, sanki üç kuruş para bulamadığımız için asgari şartlarda hayat sürmek durumunda olan bizlerden biriymiş gibi davranıyor" diye, bu olaydan sevinirler ve bu sevincin kendi eziklikleri değil, bu adamın yücrgönüllülüğü zannederlerdi. cumhurbaşkanlığına en berbat dönemini yaşatan bu adam, sonrasında da cuntacıların cumhuriyet mitingi falan soytarılıkları gibi projelerinde bu koyunsu sığlıktaki politik zihinlere çok matah işler yapmış bir figürmüş gibi kodlandı ve ah ah nidaları eşliğinde anılır oldu.
abdullah gül, bu adam değildir. aksine, bu adama hiç benzemez ve devletin tepesine 80 senedir çöreklenmiş "atatürk mafyası" ile hiç arası yoktur.
atatürk mafyasının çıkarlarını tehdit eden tehlikenin ve o günden bugüne yaşanan değişimin farkına varınca göreceksiniz ki, abdullah gül işte o yüzden suçludur ve vatan hainidir... (!!!!!!!!!!!!!)
salak salak eleştiriniz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com