bugün
- hünkar beğendi vs alinazik7
- karton toplarken kafaya yıldırım düşmesi5
- fransa'nın türkiye'ye atacağı gol sayısı3
- en lezzetli balık21
- birikim yapmak5
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın8
- sifonun sızdırıyorsa kaçenzinyo2
- karton toplarken tırın altında kalmak3
- muhalif kızların ak partili erkeklere aşık olması5
- ellerim bos gonlum hos5
- yapay zeka mod entryde mala mal deyince siliyor2
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin13
- bir kız true ile arkadaş olabilir mi3
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız9
- arkadaşlar bi bakar mısınız6
- o kişi sözlüğe girince ne yapmalı3
- can holding'in 33 şirketini geri alması5
- 24 eylül 2026 şanlıurfa depremi2
- ne bakıyorsunuz yazsanıza3
- karınızı oto yıkamada yıkar mısınız3
- ilk buluşmaya 46 adet deveyle gelen kız2
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok29
- israil10
- deprem2
- true nickli yazar24
- dünya2
- ayakkabının ayağa vurmasının oluşturduğu durum11
- sözlüğün kalitesinin bu aralar biraz düzelmesi3
- sabahları nefret edilen şeyler10
- erdoğan'ın new york ta iş adamlarıyla buluşması3
- karşı cinsteki en itici özellik12
- dünyanın en çok ziyaret edilen şehirleri2
- ben geldim naneler13
- çok seviyorsan birini2
- garip bir rüya gördüm5
- kabul görmüş fikirlere itiraz etmek7
- anın görüntüsü25
- karton toplarken cin musallat olması6
- gocu33
- mansur yavaş14
- bilmeyen birine ulu sözlüğü tek cümle ile anlat11
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı12
- does the carpet match the drapes2
- asena keskinci3
- how'i met your mother marshall6
- online listesindeki sıralama mantığı9
- yeni biriyle nerede tanışılır8
- online listesi neden kaldırıldı10
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği37
- sahibinin sesi ile okunan cümleler8
önünden yemeyip benim önümdekini yemeye çalışan baldızına, sahip çıkamayan yazar. baldız mı ?? üst komşusu işte, daa ! anlayın artık !
bu da yazarımızın baldızı için gelsin ;
Bir zamanlar, uzak diyarlardan birinde bilge bir sultan yaşardı. Her hükümdar gibi onun da etrafı onlarca yağcıyla ve soytarıyla doluydu. Sarayında hangi odaya girse iltifatların, övgülerin bini bir paraydı:
Siz gelmiş geçmiş en kudretli sultansınız, efendim!
Sultanım! Kimsenin, hiçbir şeyin gücü sizinkiyle boy ölçüşemez.
Sizin kudretinizin yetemeyeceği hiçbir şey olamaz, efendim.
Siz sultanların sultanısınız ey aziz hükümdar. Kimse size itaatsizlik etmeye cesaret edemez.
Dediğimiz gibi, sultan aklı başında biriydi ve bu tür aptalca sözleri duymaktan bıkmış usanmıştı.
Bir gün deniz kenarında yürürken, her zamanki gibi kendisine övgüler yağdıran saray ahalisine ve adamlarına bir ders vermek istedi.
Benim bu dünyadaki en büyük insan olduğumu söylüyorsunuz, öyle mi? diye sormuş adamlarına.
Sultanımız! diye atıldı hepsi bir ağızdan. Sizin kadar kudretli, sizin kadar büyük hiç kimse gelmedi bu dünyaya.
Yani herşey bana itaat eder, diyorsunuz, öyle mi? diye devam etti sorularına sultan.
Kesinlikle efendimiz diye karşılık verdi saraylılar.
Dünya sizin önünüzde eğilir ve size ram olur.
Demek öyle, dedi sultan. O zaman bana tahtımı getirin ve kıyıya koyun.
Derhal sultanımız.
Ve tahtını hemen getirip kumların üzerine yerleştirdiler.
Denize yaklaştırın, diye seslendi sultan. Tam şuraya, kumsala koyun.
Sonra tahtına oturdu ve önündeki denize bakmaya başladı. Biraz sonra adamlarına sordu:
Bir dalganın gelmekte olduğunu görüyorum. Sizce ona emir versem durur mu?
Sultanın adamları ne diyeceklerini bilemediler.
Hayır, demeye de cesaret edemediler. Sonunda, Siz emredin dalga size itaat edecektir Sultanım demek zorunda kaldılar.
Pekala, dedi Sultan da. Ey dalga, sana emrediyorum:
Dur! Deniz, sana da emrediyorum: dalgalanmayı bırak!
Daha sonra, sessizce bekledi sultan. O arada, küçücük bir dalga geldi, sahile vurdu. Dalga onun ayağını da ıslatmıştı.
Bu ne cüret?diye bağırdı ayağa kalkan sultan. Ey deniz! Derhal geri dön! Sana önümden çekilmeni emrediyorum. Bana itaat et!
O daha bunları söylerken, bu defa daha büyük bir dalga gelip ayaklarını ıslattı. Uzaklardan geçen bir gemiden dolayı olsa gerek, dalgalar büyüdükçe büyüdü. Öyle ki, sultanın tahtı suların içinde kaldı. Sadece ayakları değil, elbisesinin etekleri de ıslandı. Bütün bu olup bitenleri hayretle izleyen saraylılar, fısıltıyla sultanlarının aklını kaçırıp kaçırmadığını soruyorlardı birbirlerine.
Evet, dostlarım dedi sultan adamlarına dönüp. Öyle görünüyor ki, sizin inandığınız kadar kudretli birisi değilim ben. Bakın şu küçücük dalgalara bile sözüm geçmiyor. Nerede kaldı, denizlere, dağlara, dünyaya hükmedebileyim !!!
edit : formata uyduğu sürece, yazarlar istediği kişinin başlığı altına entry girme hakkına sahiptir. burası kimsenin babasının yeri değildir. zurnanın son deliği olarak müdahale ederse onu bilemem tabi !
bu da yazarımızın baldızı için gelsin ;
Bir zamanlar, uzak diyarlardan birinde bilge bir sultan yaşardı. Her hükümdar gibi onun da etrafı onlarca yağcıyla ve soytarıyla doluydu. Sarayında hangi odaya girse iltifatların, övgülerin bini bir paraydı:
Siz gelmiş geçmiş en kudretli sultansınız, efendim!
Sultanım! Kimsenin, hiçbir şeyin gücü sizinkiyle boy ölçüşemez.
Sizin kudretinizin yetemeyeceği hiçbir şey olamaz, efendim.
Siz sultanların sultanısınız ey aziz hükümdar. Kimse size itaatsizlik etmeye cesaret edemez.
Dediğimiz gibi, sultan aklı başında biriydi ve bu tür aptalca sözleri duymaktan bıkmış usanmıştı.
Bir gün deniz kenarında yürürken, her zamanki gibi kendisine övgüler yağdıran saray ahalisine ve adamlarına bir ders vermek istedi.
Benim bu dünyadaki en büyük insan olduğumu söylüyorsunuz, öyle mi? diye sormuş adamlarına.
Sultanımız! diye atıldı hepsi bir ağızdan. Sizin kadar kudretli, sizin kadar büyük hiç kimse gelmedi bu dünyaya.
Yani herşey bana itaat eder, diyorsunuz, öyle mi? diye devam etti sorularına sultan.
Kesinlikle efendimiz diye karşılık verdi saraylılar.
Dünya sizin önünüzde eğilir ve size ram olur.
Demek öyle, dedi sultan. O zaman bana tahtımı getirin ve kıyıya koyun.
Derhal sultanımız.
Ve tahtını hemen getirip kumların üzerine yerleştirdiler.
Denize yaklaştırın, diye seslendi sultan. Tam şuraya, kumsala koyun.
Sonra tahtına oturdu ve önündeki denize bakmaya başladı. Biraz sonra adamlarına sordu:
Bir dalganın gelmekte olduğunu görüyorum. Sizce ona emir versem durur mu?
Sultanın adamları ne diyeceklerini bilemediler.
Hayır, demeye de cesaret edemediler. Sonunda, Siz emredin dalga size itaat edecektir Sultanım demek zorunda kaldılar.
Pekala, dedi Sultan da. Ey dalga, sana emrediyorum:
Dur! Deniz, sana da emrediyorum: dalgalanmayı bırak!
Daha sonra, sessizce bekledi sultan. O arada, küçücük bir dalga geldi, sahile vurdu. Dalga onun ayağını da ıslatmıştı.
Bu ne cüret?diye bağırdı ayağa kalkan sultan. Ey deniz! Derhal geri dön! Sana önümden çekilmeni emrediyorum. Bana itaat et!
O daha bunları söylerken, bu defa daha büyük bir dalga gelip ayaklarını ıslattı. Uzaklardan geçen bir gemiden dolayı olsa gerek, dalgalar büyüdükçe büyüdü. Öyle ki, sultanın tahtı suların içinde kaldı. Sadece ayakları değil, elbisesinin etekleri de ıslandı. Bütün bu olup bitenleri hayretle izleyen saraylılar, fısıltıyla sultanlarının aklını kaçırıp kaçırmadığını soruyorlardı birbirlerine.
Evet, dostlarım dedi sultan adamlarına dönüp. Öyle görünüyor ki, sizin inandığınız kadar kudretli birisi değilim ben. Bakın şu küçücük dalgalara bile sözüm geçmiyor. Nerede kaldı, denizlere, dağlara, dünyaya hükmedebileyim !!!
edit : formata uyduğu sürece, yazarlar istediği kişinin başlığı altına entry girme hakkına sahiptir. burası kimsenin babasının yeri değildir. zurnanın son deliği olarak müdahale ederse onu bilemem tabi !
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar