bugün
- ben aquila bicipite sorularınızı yanıtlıyorum25
- kızlara bişey soracağım erkekler gelmesin10
- sinirli kadını sakinleştirmenin yolları14
- gece yarısı çalan telefon7
- ayı saldırınca yapılması gerekenler12
- uysaljakoben21
- ilşkisini herkese anlatan kızlar7
- gammaz olmuşum13
- kızların sözlüğü erkek düşürmek için kullanması7
- geceye bir söz bırak3
- aquila bicipite8
- kadınların zeka seviyesi2
- eski dizileri izlemek3
- başımın tatlı tatlı dönmesi4
- kadın mı erkek mi belli olmayan yazarlar21
- yüzüklerin efendisi abartılmış boktan bi filmdir4
- ankarada masaj yaptırmak2
- reha muhtar25
- kadınların erkeklerde aradıkları şeyler2
- uyuşturucu kullanan oğlunu öldüren baba7
- bir erkeğin instagram kullanma amacı2
- aşık olunca yapılan salaklıklar3
- daha önce erkeklerle aynı ortamda oturmuş kız2
- çıplak ayakla misafir karşısına çıkmaya utanmak2
- samsun da elektrik akımına kapılan 3 işçinin ölümü2
- minyon kadın siniri5
- kel erkek3
- osuruk kokusunun kalıcılık süresi6
- ona bir şey söyle16
- denize sıfır bir ev sahibi olmak2
- ekşi sözlükte 2 yıldır çaylak olmak2
- hiç evlenemeyecek gibi hissetmek4
- kemal kılıçdaroğlu35
- death2
- güzel ayaklar mevsiminin gelmesi9
- elit olmak için gerekenler13
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye7
- toplu taşımaya binen kızın asıl amacı4
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet11
- bizim delilere bakayım4
- yazarların 2005 yılı maaşları7
- benim başaklarımı görmek ister misiniz3
- gecenin şarkısı4
- gençler iş beğenmiyor3
- rusya'dan nükleer silah tehdidi2
- yemek yemek mi güzel giyinmek mi5
- ses yakışıklılığı2
- semum3
- pazarda su satmak2
- gocu26
zaman albümünden önceki kıraç'ı nitelemede kullanılabilecek nitelemedir. ilk olarak deli düş isimli bir albümü ile tanıdık kıraç'ı... hala hatrımdadır o sahne "talihim yok, bahtım kara; böyle hayat batsın yere..." biraz arabesk unsurları içinde bulunduran bu şarkı zaten eskilerin arabesk şarkılarından birisi imiş, sonradan öğrendik... derken albümde zevk ile, feyz ile dinlenen şarkılar vardı... çeşminaz başı çekiyor, bozkırdaki ağaç ona eşlik ediyor ve derken dağların kadını, sevme, neler neler, yalnızlığın kapıları gibi subjektif şaheserlere de derik, kara yılan, makaram sarı bağlar ekleniyordu. güzel bir albümden bahsettiğimizi ise albümün gitarlarını konuşturan yavuz çetin'den anlayabiliyorduk...
derken aradan çok değil 2 sene geçtikten sonra bu yalnız, kendi halinde, sadece işini yapan adam bir albüm daha çıkartıyordu... "bir garip aşk bestesi" adlı bu albüm genel yapı itibari ile deli düş albümünü andırıyor fakat altyapı ve ses kalitesi başta olmak üzere bir çok konuda da kendini geliştiren bir sanatkar ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyordu bizlere... albümde bir garip aşk bestesi, gidiyorum, gel barışalım gibi güzel şarkılara bildiğimiz türkülerin, farklı yorumlanması eşlik ediyordu; keklik, karahisar, eşşeği saldım, mahkeme, sarı gelin, yayla yolları, şarköy türküsü... kıraç ise o bildiğimiz etliye, sütlüye karışmayan, sadece işini yapan adam olmak konusunda kararlı olduğunu gösteriyor gibiydi hani.
sonra 2001 senesinde büyük adam, eşsiz sanatkar, gitarın altın çocuğu yavuz çetin boğazın serin sularına kendisini bırakıyor ve bu da yeni çıkacak olan kıraç albümlerinden alacağımız feyzin düşeceğini işaret ediyo gibiydi... sonra zaman albümü geldi ve kıraç söz yazarlığı konusunda iyiden iyiye kral olma yolunda iken şarkıların konseptinde ciddi değişiklikler gözlenebiliyordu. tam bu karmaşaların içinde iken bir radyo programında kahramanımız duman grubunun vokalisti kaan tangöze için eşek gibi anırıyor diyordu... ki bu şahsi düşüncesi olabilir, kendi gözlemi olabilir, ona katılanlar dahi olabilir ama bunun yorumunu yapmak kendisine düşmese gerektir. en azından o zamana kadar çizdiği tablo ve sergilediği duruşu kaybetmiştir. bu adam o andan sonra bir garip aşk bestecisi olmayacaktır bir daha... buram buram arabesk kokan "gitarımın telleri elimi kanatıyordu" kıvamındaki kitabını da kaleme alması bu döneme denk gelmiştir. aradan geçen zamanda kayıp şehir ve benim yolum adlı stüdyo albümlerini çıkartmış olsa da kıraç pek bir şey değişmemiş, magazinlerde boy göstermesi son bulmamıştır ki işi "bu rapçiler esrarkeşler" demeye kadar götürmüştür. karşılığında ise ceza'nın malum doğaçlamasına maruz kalmıştır, bizlerin gözündeki değerinden, değer kaybetmiştir... bugün çok uzun bir süre sonra bir garip aşk bestesi dinledim ve farkettiğim bir şey vardı; özlemişim bir garip aşk bestecisi'ni ama elden ne gelir ruhuna fatiha okumaktan başka?
bir ağaç devrildi aniden
bir nehrin suları bulandı
bir kuş son nefesini verirken
ve gördüm son yaprağı düşerken
o zaman açılsın kapıları yalnızlığın
yalnızlığın kapıları açılsın
bir cigara sar uzunundan
uçup gidelim buralardan
dök ne varsa, savur ortalığa
bir rüya çalalım zamandan
açılsın kapıları, açılsın yalnızlığın
bütün bir dünya uyurken
bizim dünyamız uyansın
çal şarkını unut adımı
farzet şimdi sen bir rüzgarsın
açılsın kapıları, açılsın yalnızlığın
yıkılsın şu karanlık
bizim yolumuz açılsın
sar beni sar üşüyorum
senle sevişmek istiyorum
açılsın kapıları, açılsın yalnızlığın
bu gece acının karnı aç kalsın...
derken aradan çok değil 2 sene geçtikten sonra bu yalnız, kendi halinde, sadece işini yapan adam bir albüm daha çıkartıyordu... "bir garip aşk bestesi" adlı bu albüm genel yapı itibari ile deli düş albümünü andırıyor fakat altyapı ve ses kalitesi başta olmak üzere bir çok konuda da kendini geliştiren bir sanatkar ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyordu bizlere... albümde bir garip aşk bestesi, gidiyorum, gel barışalım gibi güzel şarkılara bildiğimiz türkülerin, farklı yorumlanması eşlik ediyordu; keklik, karahisar, eşşeği saldım, mahkeme, sarı gelin, yayla yolları, şarköy türküsü... kıraç ise o bildiğimiz etliye, sütlüye karışmayan, sadece işini yapan adam olmak konusunda kararlı olduğunu gösteriyor gibiydi hani.
sonra 2001 senesinde büyük adam, eşsiz sanatkar, gitarın altın çocuğu yavuz çetin boğazın serin sularına kendisini bırakıyor ve bu da yeni çıkacak olan kıraç albümlerinden alacağımız feyzin düşeceğini işaret ediyo gibiydi... sonra zaman albümü geldi ve kıraç söz yazarlığı konusunda iyiden iyiye kral olma yolunda iken şarkıların konseptinde ciddi değişiklikler gözlenebiliyordu. tam bu karmaşaların içinde iken bir radyo programında kahramanımız duman grubunun vokalisti kaan tangöze için eşek gibi anırıyor diyordu... ki bu şahsi düşüncesi olabilir, kendi gözlemi olabilir, ona katılanlar dahi olabilir ama bunun yorumunu yapmak kendisine düşmese gerektir. en azından o zamana kadar çizdiği tablo ve sergilediği duruşu kaybetmiştir. bu adam o andan sonra bir garip aşk bestecisi olmayacaktır bir daha... buram buram arabesk kokan "gitarımın telleri elimi kanatıyordu" kıvamındaki kitabını da kaleme alması bu döneme denk gelmiştir. aradan geçen zamanda kayıp şehir ve benim yolum adlı stüdyo albümlerini çıkartmış olsa da kıraç pek bir şey değişmemiş, magazinlerde boy göstermesi son bulmamıştır ki işi "bu rapçiler esrarkeşler" demeye kadar götürmüştür. karşılığında ise ceza'nın malum doğaçlamasına maruz kalmıştır, bizlerin gözündeki değerinden, değer kaybetmiştir... bugün çok uzun bir süre sonra bir garip aşk bestesi dinledim ve farkettiğim bir şey vardı; özlemişim bir garip aşk bestecisi'ni ama elden ne gelir ruhuna fatiha okumaktan başka?
bir ağaç devrildi aniden
bir nehrin suları bulandı
bir kuş son nefesini verirken
ve gördüm son yaprağı düşerken
o zaman açılsın kapıları yalnızlığın
yalnızlığın kapıları açılsın
bir cigara sar uzunundan
uçup gidelim buralardan
dök ne varsa, savur ortalığa
bir rüya çalalım zamandan
açılsın kapıları, açılsın yalnızlığın
bütün bir dünya uyurken
bizim dünyamız uyansın
çal şarkını unut adımı
farzet şimdi sen bir rüzgarsın
açılsın kapıları, açılsın yalnızlığın
yıkılsın şu karanlık
bizim yolumuz açılsın
sar beni sar üşüyorum
senle sevişmek istiyorum
açılsın kapıları, açılsın yalnızlığın
bu gece acının karnı aç kalsın...
güncel Önemli Başlıklar
