bugün
- cedidacer'in fenerbahçeli bir ezik olması18
- bir insana yapılabilecek en büyük kötülük17
- yaz aylarında bol bol kadın ayağı görmek5
- annesizlik7
- 6'ncı nesil uçakta dünyada söz sahibi olmamız9
- yeşil gözlü bir kıza aşık olmak5
- macbook edinme sebepleri3
- tasavvuf3
- potamya da doğmuş türk lider2
- ciddi ciddi maymundan geldiğine inanmak6
- bursa'da evden 20 ton çöp çıkarılması2
- seküler kız muhafazakar erkek birlikteliği7
- chp tabanında kılıçdaroğlu'na destek yüzde 794
- müze gezmek3
- gençler iş beğenmiyor diyen genç patron7
- kısa şort giyen şişman kız2
- fatoş pınar türker'in sözlükte konuşulmaması2
- selahattin demirtaş vs recep tayyip erdoğan3
- altının düşüşü6
- ellerim bos gonlum hos5
- teslimiyet3
- byd nin türkiye ye yapacagi yatirimdan vazgeçmesi6
- yalnızlık7
- eğitimsiz cahillerin okul okumayı aşağılaması5
- chp'nin hali ne olacak34
- 25 yıllık akp iktidarından çıkarılacak ders2
- fatoş pınar türker2
- türk erkeği azerbaycan kızı evliliği2
- sözlük kadınlarının bugünkü kombini17
- gül gibi uyuyan yılanı uyandırdın2
- türk kızlarının sekste başarısız olması5
- hindistan ordusu2
- kalbe dokunan sözler2
- edirneli kız isimleri4
- suavi3
- türkiye de protestonun lafta kalması4
- bir kıza çok aşık olmak2
- fakir ve cahilken doğurmak4
- kötü hissedildiğinde rahatlamak için yapılan şey6
- duşa giriyorum diyen erkeğin asıl amacı2
- erkek regline isim önerileri2
- iran'ın bahreyn'deki abd donanmasını vurması4
- afişe olmak2
- ilgi manyağı olmak6
- kalp kırıklığı3
- başarılı sigara bırakma teknikleri11
- yeni tanışılan birine nerelisin diye sormak4
- bop tıkır tıkır işliyor2
- türk dizileri3
- bir kadını sarhoş edip onunla birlikte olan erkek18
YiNE DE GÜLÜMSEYEREK
Ne sağnaklar görmüşüz, yarılan gökyüzünden alnımız
yıldırımlarla ağmış,
ne rüzgarlar çınlamış bağrımızda, coşkusundan kırılmış
kaburgamız,
dişlenip kayaları ne ateşler yakmışız, aşmışız ne zifir
uçurumlar,
yine de ürkütmeden öpmüşüz bir ceylanı gözlerinin
yaşından
incitmeden tutmuşuz ağzımızda yorulan kelebeği;
şimdi asmalardan korukların tadı silinmiş,
sesimizde sendeleyen bir keder,
uykusuzluk serin serin sızıyor acıyan tenimizden;
ziyanı yok, nasıl olsa gönlümüzde aşkın yeri çok derin.
Ne azgın canavarlar üstüne yürümüşüz bir demet
çiçek için,
neyimiz var neyimiz yok vermişiz bir narin dilek için,
yıllarını taş duvara örmüşüz ömrümüzün bir hırçın
yürek için;
şimdi çevremizde yosunlaşmış sessizlik,
yabanıyız gittiğimiz her şehrin, çiğdemsiz, kükremesiz,
kimsecikler sezmiyor boynumuzdan didişen örümceğin
zehrini;
ziyanı yok, nasıl olsa nabzımızda durulanır yaşamanın
iksiri.
Ne güzel sevmişiz, ağzımızda mavi bir tat kekremiş,
ne sızılar sarmışız yumuşacık öpüşlerin çığlığını kuşanıp,
şafaklar tutuşkunu şarkılar yuvalanıp ne mintanlar yırtmışız,
şimdi usulcacık ürpersek kara gece uykumuz kaçacak
kadar delik
üstümüz çimensiz tepeler gibi bereketsiz, örtüsüz, serin;
ziyanı yok, nasıl olsa gönlümüzün çayırları ipekten,
bakışımız lekesiz.
Ne masalar düzmüşüz kıvrımları gümüş, kakmaları sedeften,
ne milyonlar yanından başeğmeden geçmişiz, huyumuz
değişmemiş,
hayatımız günbegün çarpışarak yaşanılan sırların ürünüdür;
şimdi kar altında avcumuz, avurdumuz ilaçsız,
ıssızlaşmış sabahlar, yoksunluk arsızlaşmış,
kaçışır yolumuzdan gölgesini de alıp o şaklabanlar
inildesek açlıktan;
ziyanı yok, nasıl olsa gönlümüzün dağı taşı altından.
Ne devlerle dalaşmış kanımızı göstermeden silmişiz.
ne kudurgan günlerde elimizi dost eline titremeden vermişiz,
bir ömür seğirtmişiz bir nefes beklemeden;
şimdi nice anışların dudağı üşüyen bir çocuk kadar uçuk,
nicesi elsıkışların sahtekar çıkmış.
- Bizi eşkiyalar soymamış abi
muhabbet yıkmış!
Nihat Behram
Ne sağnaklar görmüşüz, yarılan gökyüzünden alnımız
yıldırımlarla ağmış,
ne rüzgarlar çınlamış bağrımızda, coşkusundan kırılmış
kaburgamız,
dişlenip kayaları ne ateşler yakmışız, aşmışız ne zifir
uçurumlar,
yine de ürkütmeden öpmüşüz bir ceylanı gözlerinin
yaşından
incitmeden tutmuşuz ağzımızda yorulan kelebeği;
şimdi asmalardan korukların tadı silinmiş,
sesimizde sendeleyen bir keder,
uykusuzluk serin serin sızıyor acıyan tenimizden;
ziyanı yok, nasıl olsa gönlümüzde aşkın yeri çok derin.
Ne azgın canavarlar üstüne yürümüşüz bir demet
çiçek için,
neyimiz var neyimiz yok vermişiz bir narin dilek için,
yıllarını taş duvara örmüşüz ömrümüzün bir hırçın
yürek için;
şimdi çevremizde yosunlaşmış sessizlik,
yabanıyız gittiğimiz her şehrin, çiğdemsiz, kükremesiz,
kimsecikler sezmiyor boynumuzdan didişen örümceğin
zehrini;
ziyanı yok, nasıl olsa nabzımızda durulanır yaşamanın
iksiri.
Ne güzel sevmişiz, ağzımızda mavi bir tat kekremiş,
ne sızılar sarmışız yumuşacık öpüşlerin çığlığını kuşanıp,
şafaklar tutuşkunu şarkılar yuvalanıp ne mintanlar yırtmışız,
şimdi usulcacık ürpersek kara gece uykumuz kaçacak
kadar delik
üstümüz çimensiz tepeler gibi bereketsiz, örtüsüz, serin;
ziyanı yok, nasıl olsa gönlümüzün çayırları ipekten,
bakışımız lekesiz.
Ne masalar düzmüşüz kıvrımları gümüş, kakmaları sedeften,
ne milyonlar yanından başeğmeden geçmişiz, huyumuz
değişmemiş,
hayatımız günbegün çarpışarak yaşanılan sırların ürünüdür;
şimdi kar altında avcumuz, avurdumuz ilaçsız,
ıssızlaşmış sabahlar, yoksunluk arsızlaşmış,
kaçışır yolumuzdan gölgesini de alıp o şaklabanlar
inildesek açlıktan;
ziyanı yok, nasıl olsa gönlümüzün dağı taşı altından.
Ne devlerle dalaşmış kanımızı göstermeden silmişiz.
ne kudurgan günlerde elimizi dost eline titremeden vermişiz,
bir ömür seğirtmişiz bir nefes beklemeden;
şimdi nice anışların dudağı üşüyen bir çocuk kadar uçuk,
nicesi elsıkışların sahtekar çıkmış.
- Bizi eşkiyalar soymamış abi
muhabbet yıkmış!
Nihat Behram
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
