bugün
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası31
- sözlükteki herkesin 2 hesap kullanması7
- acıyo diyen kız6
- sözlük kızlarının kendilerini güvenilir sanması5
- biraz şımardım6
- gammazlar neden hiç çaylak olmuyor8
- sevgilinizin sözlükte yazar olması6
- true'nin utanmadan gammazlara laf söylemesi4
- bir yazarı entrylerine göre yargılamak17
- çağımızın hastalığı7
- seri gizli artı oy veren melek15
- yan ma leley yan ma leyyo3
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum20
- insanlar nasıl arkadaş ediniyor10
- sapık olduğu için çaylak olan insan5
- gammaz çetesi7
- çaylak hesapların artı oy vermesi2
- nickten isim tahmini yapmak72
- eski sevgilisinin adını sözlükte anan yazar2
- 24 tane fake hesabı olan yazar2
- clean code alışkanlığı2
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri10
- hayattan zevk alamamak17
- kalabalıklar içinde yalnız olmak12
- yazın dışarı çıkmanın zorluğu6
- bacınızın uluda yazar olmasını ister misiniz3
- arkadaşlar hoşçakalın4
- hava ne kadar güzel ya3
- balkonda kitli kalmak4
- gammazların gizli hesapları görebilmesi3
- insana kendini güvende hissettiren şeyler6
- deliğim ben götü kara deliğim3
- yazarların sözlükte bulunma amaçları7
- ülkenin kötü halinden gammazların sorumlu olması3
- hikayeyi devam ettir25
- bir hevesle alınıp kullanılmayan şeyler16
- biber dolması olsa da yesek7
- g'i l d'e d l'i l y26
- hazret ktc5
- albirader camus2
- venezia fc2
- alkollü sürücüye 602 bin lira ceza3
- erkeklerin obur olduğu algısı18
- gizem güven2
- sabah kahvaltısında menemen yiyen erkek3
- önüne gelene ayar verebileceğini zanneden insan4
- arkadaşlar bir bakar mısınız9
- mohamed salah ghaly3
- kurbağa öpüp prens beklemek14
- narsisizm3
oyun şirketi eidos'un büyük hayran kitlesine sahip aksiyon, gerilim, suç ve macera türlerinin tamamını içerisinde barındıran bir çok seriye sahip bilgisayar oyunu olması yanı sıra tüm bu özelliklerinden dolayı bütün diğer kaderdaşları gibi beyaz perdeye de uyarlanmıştır.
her ne kadar sinema filmi başlarken bu film eidos gamenin hitman adlı oyunundan esinlenilmiştir tarzında bir beyanatta bulunulsa da film esasen esinlenme değil kötü bir uyarlama olmuştur.
yönetmenliğini xavier gens'in yapmış olduğu filmde anti kahramanımız hitman'ı timothy olyphant canlandırmıştır.
film, benim gibi hitman oyununu oynamış bir çok hitman müdavimi için hayal kırıklığı yaşatmıştır. hitmanın sinema versiyonu izleyiciye oyununu oynarken duyduğu heyecan, gerilim ve aksiyonu aktaramamıştır.
filmde, hitman biçimsel olarak fena ifade edilmemiş olsa dahi konu bütünlüğü, senaryo, kurgu anlamında oldukça gudik kalmıştır. filmin en büyük hatalarından biri ajan 47 olarak timothy olyphant'ın seçilmiş olmasıdır. timothy olyphant'ın gibi masum görünüşlü parlak bir oğlan açıkçası ajan 47nin karakterine aykırı ve yapay görüntü sergilemiştir. oysa the transporter, the transporter 2, crank gibi filmlerden tanıdığımız jason statham aleni şekilde dile getirilmese dahi ajan 47 karakteri ile oldukça benzerlik göstermiş biri olarak daha iyi bir seçim olabilirdi.
hitman filmindeki açmazlar saymakla bitmez türünden olsa dahi bir kaç örnek vermeden de geçemiyor deli gönül.
mesela ajan 47 meydanlık yerlerde, halk arasında sıklıkla kurban olmaktan kaçmış danalar gibi seğirtmezdi. özellikle de 1 km'den ayna gibi parlayan keltoş bir kafayla.
ayrıca hangi ajan kel kafasının arkasındaki kocaman bir barkodla, üzerinde jilet gibi bir takım elbise ile kırmızı bir kravat olduğu halde dolaşır ki.
başka bir açmaz da hitman'ın kurtardığı kadınla alakalıdır. tamam hitman oyunda da kadınlarla ilişkilerine dikkat eden ve profesyonellikle gönül işlerini bir birine karıştırmayan bir tipti fakat ilik gibi bir hatunun otel odasında çırıl çıplak vaziyette üzerine atlamasından dolayı tecavüz edilmekten tırsıp enjektörle hatuna bayıltıcı zerk edecek ve "dünya ahret bacımsın" triplerine girebilecek kadar da psikopat bir tip de olmamalıydı.
yine bir diğer açmaz da filmde geçen, düz bir ovayı gösterip seyirciye buranın türkiye - rusya sınırı olduğunu açıklaması hadisesidir ki türkiye'nin rusya ile kara sınırı olduğu hangi aklı evvelin genel kültürünün eseridir hala merak etmekteyim.
bir diğer konu da hitman'ın gelişen olaylar sebebiyle istanbul'a gelip rus başkanın uyuşturucu ve silah kaçakçısı kardeşini öldürmesi bölümüdür. bu atraksiyonun da "biraz da filme boyut ve egzotik bir hava katalım" dan çıktığı aşikardır. halbuki istanbul yerine herhangi bir orta asya yahut uzak doğu şehri seçilmesi daha uygun olabilirdi. kaldı ki istanbul'da da istanbulla ilgili bir çok ayrıntı es geçilmiş sadece fona bir ezan sesi kondurulmuş ve şehrin tarihi dokusu babından, insanın üzerine yıkılacak virane mekanları ve dar sokakları işlenmiş üstüne üstlük bütün bunlar yetmezmiş gibi tüm bu keşmekeş istanbul görüntülerinden hemen sonra londra'dan süpersonik bir gökdelen babilin kulesi gibi ekranda belirivermiş, bakın da görün şeklinde gözümüze sokulmuştur.
sonuç itibariyle hitman isminden dolayı gişe yapacak bir film olmuştur fakat bu durum filmin berbatlığını değiştirecek kadar etkili olmamıştır.
her ne kadar sinema filmi başlarken bu film eidos gamenin hitman adlı oyunundan esinlenilmiştir tarzında bir beyanatta bulunulsa da film esasen esinlenme değil kötü bir uyarlama olmuştur.
yönetmenliğini xavier gens'in yapmış olduğu filmde anti kahramanımız hitman'ı timothy olyphant canlandırmıştır.
film, benim gibi hitman oyununu oynamış bir çok hitman müdavimi için hayal kırıklığı yaşatmıştır. hitmanın sinema versiyonu izleyiciye oyununu oynarken duyduğu heyecan, gerilim ve aksiyonu aktaramamıştır.
filmde, hitman biçimsel olarak fena ifade edilmemiş olsa dahi konu bütünlüğü, senaryo, kurgu anlamında oldukça gudik kalmıştır. filmin en büyük hatalarından biri ajan 47 olarak timothy olyphant'ın seçilmiş olmasıdır. timothy olyphant'ın gibi masum görünüşlü parlak bir oğlan açıkçası ajan 47nin karakterine aykırı ve yapay görüntü sergilemiştir. oysa the transporter, the transporter 2, crank gibi filmlerden tanıdığımız jason statham aleni şekilde dile getirilmese dahi ajan 47 karakteri ile oldukça benzerlik göstermiş biri olarak daha iyi bir seçim olabilirdi.
hitman filmindeki açmazlar saymakla bitmez türünden olsa dahi bir kaç örnek vermeden de geçemiyor deli gönül.
mesela ajan 47 meydanlık yerlerde, halk arasında sıklıkla kurban olmaktan kaçmış danalar gibi seğirtmezdi. özellikle de 1 km'den ayna gibi parlayan keltoş bir kafayla.
ayrıca hangi ajan kel kafasının arkasındaki kocaman bir barkodla, üzerinde jilet gibi bir takım elbise ile kırmızı bir kravat olduğu halde dolaşır ki.
başka bir açmaz da hitman'ın kurtardığı kadınla alakalıdır. tamam hitman oyunda da kadınlarla ilişkilerine dikkat eden ve profesyonellikle gönül işlerini bir birine karıştırmayan bir tipti fakat ilik gibi bir hatunun otel odasında çırıl çıplak vaziyette üzerine atlamasından dolayı tecavüz edilmekten tırsıp enjektörle hatuna bayıltıcı zerk edecek ve "dünya ahret bacımsın" triplerine girebilecek kadar da psikopat bir tip de olmamalıydı.
yine bir diğer açmaz da filmde geçen, düz bir ovayı gösterip seyirciye buranın türkiye - rusya sınırı olduğunu açıklaması hadisesidir ki türkiye'nin rusya ile kara sınırı olduğu hangi aklı evvelin genel kültürünün eseridir hala merak etmekteyim.
bir diğer konu da hitman'ın gelişen olaylar sebebiyle istanbul'a gelip rus başkanın uyuşturucu ve silah kaçakçısı kardeşini öldürmesi bölümüdür. bu atraksiyonun da "biraz da filme boyut ve egzotik bir hava katalım" dan çıktığı aşikardır. halbuki istanbul yerine herhangi bir orta asya yahut uzak doğu şehri seçilmesi daha uygun olabilirdi. kaldı ki istanbul'da da istanbulla ilgili bir çok ayrıntı es geçilmiş sadece fona bir ezan sesi kondurulmuş ve şehrin tarihi dokusu babından, insanın üzerine yıkılacak virane mekanları ve dar sokakları işlenmiş üstüne üstlük bütün bunlar yetmezmiş gibi tüm bu keşmekeş istanbul görüntülerinden hemen sonra londra'dan süpersonik bir gökdelen babilin kulesi gibi ekranda belirivermiş, bakın da görün şeklinde gözümüze sokulmuştur.
sonuç itibariyle hitman isminden dolayı gişe yapacak bir film olmuştur fakat bu durum filmin berbatlığını değiştirecek kadar etkili olmamıştır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar