bugün

biftek etkisi

Günlük hayatta sıkça karşılaştığımız ama üzerine pek düşünmediğimiz ilginç bir psikolojik fenomenden bahsetmek istiyorum. insanların hayvanları sevdiğini, onlara zarar verilmesini istemediğini içtenlikle belirtmesine rağmen, önlerine pişmiş bir et geldiğinde bu empati duygusunu neredeyse tamamen kapatması durumu literatürde bu şekilde adlandırılıyor.

​insan beyni, "Hayvanların acı çekmesini istemiyorum" düşüncesi ile "Et yemeyi seviyorum" eylemi arasındaki o rahatsız edici çelişkiyi çözmek adına çok pratik bir savunma mekanizması geliştirir. Bu süreçte dil ve kültür en büyük yardımcı haline gelir. Restoran menülerinde canlı bir hayvana işaret eden kelimeler yerine bonfile, antrikot veya külbastı gibi kavramsal olarak soyutlanmış isimler görürüz. Böylece tabağımızdaki gıda, canlı ve nefes alan bir varlıktan zihnen tamamen koparılmış olur.

​Aynı zamanda insanlar, tükettikleri hayvanların zihinsel ve duygusal kapasitelerini, kedi veya köpek gibi evcil hayvanlara kıyasla çok daha düşük görme eğilimindedir. Tabağa gelen etin sunum şekli de bu yabancılaşmayı destekler; kafası, gözü veya belirgin bir organı olmayan, tamamen işlenmiş bir parça et görmek vicdani sorgulamayı tamamen engeller.

​Bu durum, insanoğlunun kendi ahlaki değerleri ile alışkanlıkları çeliştiğinde rahatsızlık hissini bastırmak için algısını nasıl şekillendirdiğinin en somut örneklerinden biridir. Tabağımızdaki lezzetli bir biftek, aslında beynimizin vicdanımızla yaptığı sessiz ve görünmez bir pazarlığın sonucudur.
© copyright 2005 - 2026