bugün
- kıvırcık saç4
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci18
- serhat kılıç19
- italyan mutfağı2
- sözlüğü 2000 ve sonrası doğumluların basması5
- ahmet hakan'ın kalkan topuk analizi2
- dur bakalım kimin elinde kalacak2
- filenin sultanları6
- en sevmediğin insan tipleri9
- ikinci defa askere gitmek8
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü12
- yalnızlık edebiyatı13
- cop316
- tai lung42
- 6 eylül 2026 türkiye italya voleybol maçı18
- kurusıkı3
- kin tutmayı beceremeyen insan9
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı42
- namazlarınızın yaradan için hiçbir kıymeti yok11
- bu koyden olsam ne olacak ve sarı şeker12
- sözlükte psikolojik delilerin olması10
- ciddi ciddi voleybol maçı izleyen insan olması9
- özbek kadınlar14
- en sevdiğiniz sözlük yazarı9
- askerliğin gençler için faydalı olması7
- claudian clouds22
- bir viski doldurup kızların final maçını izlemek12
- bir kızla dalga geçmek6
- sözlük whatsapp grupları13
- mavi göz7
- gizli hesap6
- sarapci koala45
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı17
- friedrich hegel la bi cay icek12
- uludağ itiraf10
- iğrenme eşiği olmayan erkek9
- sözlüğün en hamarat yazarı8
- göğüs uçlarını birbirine değdirebilen kadın11
- enayimiknatisii32
- melissa vargas7
- islam'ın hak dini olması6
- yarın kpssye girecek yazarlar15
- anın görüntüsü25
- namazın amacı6
- özbek pilavına kaşık saplamak7
- filenin sultanlarının avrupa şampiyonu olması6
- herkesin tavsiye verdiği insan4
- deccal internetten çıkacak9
- libidosu olmasa true'nun aslında iyi insan olması6
- uludağ sözlük benim için ancak mezarda biter5
telefonda oynanabilen versiyonu da bulunan, bilgisayardakini nedense beğenmediğim, telefon için yapılanına hayran kaldığım; bilgisayarda fm oynayamadığım zamanlarda telefonumu elimden düşürmeme sebebim olmuş oyundur. kendisiyle önemli maceralarım olmadığı için telefonda oynadıklarımı aktarayım.
takdir edersiniz ki, 200 kb'lık çük kadar bir oyun telefondaki; sadece ingiltere ligi var. fakat turnuvalarda farklı ülkelerden tüm takımlarla kapışabiliyorsunuz. ilk başladığınızda yeni doğmuş gibisiniz. ilk 4'e giren takımlar şampiyonlar ligi'ne gidiyor, uefa ne yazık ki yok. ingiltere'nin bütün kupalarıyla birlikte şampiyonlar ligi de seçenekler arasında, söylediğim gibi. alışma aşamasında zorluk yaşayabilirsiniz, ama sadece 2-3 tuş kullanacaksınız; bir yerden sonra çatır çatır, bilgisayarda oynuyormuşçasına, hatta daha rahat; her işi yapabileceksiniz. malumunuz, yine çük kadar bir telefon ekranıyla oynamak zorundasınız oyunu. bu sebepten ötürü, oyunu takip edemiyorsunuz, yani noktalı adamlar yok. bilgisayarda cm oynamadım gerçi ben, belki orda da yoktur. burda topla oynama yüzdenizi, baskınlığınızı görebiliyorsunuz; yukarda da anlatım var yazılı olarak. maç hızını ayarlayabiliyorsunuz. ben en hızlıda oynuyorum, maksimum 50 saniyede bitiyor maç valla. ama zevkli oluyor, 10 saniyelik orgazm yaşıyorum mesela önemli maçlarda.
oyunun kötü yönlerini ele alalım. transfer sezonu diye birşey olmadığından ötürü, her hafta onlarca teklifi reddetmek, kabul etmek veyahut fiyat belirleyip yarın gel demek zorunda kalıyorsunuz. ama oyunda ilgileneceğiniz pek birşey olmadığından, tekliflerle uğraşmak pek de sıkıcı olmuyor aslında. bunun dışında, güçlü takımlar dışında hiçbir takımın şansı yok oyunda. manchester united, chelsea, arsenal. bu üçlünün arkasından ben geliyorum, bu takımlar haricinde kimsenin şansı yok, hiçbir kupada. şampiyonlar liginde bir ihtimal eleniyorlar, ama ingiliz kupalarında en azından biri şampiyon oluyor. wolverhampton'a elendiğini bilirim chelsea'nin, ama gel gör ki manchester arsenal'e 8 tane atıp şampiyon olabiliyor.
skorlar gerçekten moral bozucu. güçlü takımları geçebilmek için tek şansınız, aralarında oynadıkları maçlardaki puan kayıplarından faydalanarak yükselmek. bir ihtimal, sizinle oynayacakları maçlarda onları mağlup etmeyi düşünebilirsiniz; ama bu gerçekten çok zor. boru değil abi, liverpool. david villa, ashley cole, fabio cannavaro, yoann gourcuff isimli 4 tane bıcırık transfer ettim; yine olmuyor, yine olmuyor.
bunun dışında, sakatlık problemi football manager 2009'dan çok daha fazla hissediliyor bunda. her maçtan önce kadroda en azından 2-3 adamı değiştirmeniz, takımı şekillendirmeniz gerekiyor; bıktım yemin ederim. her adamın 8 tane yedeği var lan! efendim, bunun dışında bahsettiğim gibi, pek bir numarası yok; ama skorların ne denli büyük bir problem olduğunu, büyük takım hegamonyasının nasıl kırılamadığını oynadığınızda göreceksiniz, anlatsam anlamazsınız o derece. abi reading falan kendi evinde 8 tane yiyor, manchester ligi 130 averajla bitirdi ya. bazen böyle saçmalıklar olsa da, kimi sezonlar çok zevkli geçebiliyor, ilk 5 takım aynı puanda falan, averajla şampiyonluk. zevkli.
bu kadar çamur attım, ama geçen gün başladım, bugün 3. sezonun ortasındayım. ilk sezonumu üçüncülükle tamamladım. oyuna alışma çabaları falan. liverpool sağolsun, kaliteli adamlardan kurulu olduğu için beni pek uğraştırmadılar, ben oyunu incelerken bir baktım ki lig üçüncüsü olarak bitirmişim serüveni. ilk serüveni. 25 yaşında taş gibi teknik direktörüm, daha 50 senem var bu meslekte.
bir de şey, bazen basın toplantısı oluyor 3 tane soru soruluyor. bunların sonucunda yönetim, taraftar, ne bileyim medya; bu gibi zımbırtılarla aranızdaki ilişkiler verdiğiniz cevaplar neticesinde güçleniyor ya da zayıflıyor. personal abilities olayı var bir de o çok hoş. takımınızda çok fazla yabancı oyuncu bulundurursanız mesela "dünyaya açılmış bu hacı" diyerek size bir başarı veriyor, bunun gibi birçok başarı örneği var. menajer bilgi sayfasında kişisel bilgilerinizi görebiliyorsunuz, oyuna başladıktan sonraki tüm istatistikleriniz, ne kadar kazanıp ne kadar kaybettiğiniz; hepsi yazılı.
ilk sezonumu 3. bitirdim, tüm kupalardan elendim. ikinci sezon, ilk kez şampiyonlar ligi macerasına şey oldum. finalde manchester'a 3-1 kaybettim, şampiyonlar ligi'ne katıldığım ilk sezonda finalist olma başarısını gösterip götümü tavana vurdurdum. gourcouff, cannavaro, cole, david villa gibi isimleri kadroma katıp, sikindirik oyuncularımı önemli miktarlara okuttum. üçüncü sezonumun ortalarındayım. ligde bir bok yapabileceğimi sanmıyorum 6. sıradayım; daha geçen gün chelsea'ye anfield road'da 0-1 domaldım. yine, elendim kupalardan; tutunduğum tek dalım fa cup'ım. ondan da eleniriz. şampiyonlar liginde ikinci tura çıktım rakibimi bilmiyorum. fakat ilk turda, kupanın en güçlü takımı olarak gösterilen roma'yla aynı gruptaydım.
ingiltere'de 2-0, italya'da 6-0 yendim.
hala anlam veremiyorum. hoş.
takdir edersiniz ki, 200 kb'lık çük kadar bir oyun telefondaki; sadece ingiltere ligi var. fakat turnuvalarda farklı ülkelerden tüm takımlarla kapışabiliyorsunuz. ilk başladığınızda yeni doğmuş gibisiniz. ilk 4'e giren takımlar şampiyonlar ligi'ne gidiyor, uefa ne yazık ki yok. ingiltere'nin bütün kupalarıyla birlikte şampiyonlar ligi de seçenekler arasında, söylediğim gibi. alışma aşamasında zorluk yaşayabilirsiniz, ama sadece 2-3 tuş kullanacaksınız; bir yerden sonra çatır çatır, bilgisayarda oynuyormuşçasına, hatta daha rahat; her işi yapabileceksiniz. malumunuz, yine çük kadar bir telefon ekranıyla oynamak zorundasınız oyunu. bu sebepten ötürü, oyunu takip edemiyorsunuz, yani noktalı adamlar yok. bilgisayarda cm oynamadım gerçi ben, belki orda da yoktur. burda topla oynama yüzdenizi, baskınlığınızı görebiliyorsunuz; yukarda da anlatım var yazılı olarak. maç hızını ayarlayabiliyorsunuz. ben en hızlıda oynuyorum, maksimum 50 saniyede bitiyor maç valla. ama zevkli oluyor, 10 saniyelik orgazm yaşıyorum mesela önemli maçlarda.
oyunun kötü yönlerini ele alalım. transfer sezonu diye birşey olmadığından ötürü, her hafta onlarca teklifi reddetmek, kabul etmek veyahut fiyat belirleyip yarın gel demek zorunda kalıyorsunuz. ama oyunda ilgileneceğiniz pek birşey olmadığından, tekliflerle uğraşmak pek de sıkıcı olmuyor aslında. bunun dışında, güçlü takımlar dışında hiçbir takımın şansı yok oyunda. manchester united, chelsea, arsenal. bu üçlünün arkasından ben geliyorum, bu takımlar haricinde kimsenin şansı yok, hiçbir kupada. şampiyonlar liginde bir ihtimal eleniyorlar, ama ingiliz kupalarında en azından biri şampiyon oluyor. wolverhampton'a elendiğini bilirim chelsea'nin, ama gel gör ki manchester arsenal'e 8 tane atıp şampiyon olabiliyor.
skorlar gerçekten moral bozucu. güçlü takımları geçebilmek için tek şansınız, aralarında oynadıkları maçlardaki puan kayıplarından faydalanarak yükselmek. bir ihtimal, sizinle oynayacakları maçlarda onları mağlup etmeyi düşünebilirsiniz; ama bu gerçekten çok zor. boru değil abi, liverpool. david villa, ashley cole, fabio cannavaro, yoann gourcuff isimli 4 tane bıcırık transfer ettim; yine olmuyor, yine olmuyor.
bunun dışında, sakatlık problemi football manager 2009'dan çok daha fazla hissediliyor bunda. her maçtan önce kadroda en azından 2-3 adamı değiştirmeniz, takımı şekillendirmeniz gerekiyor; bıktım yemin ederim. her adamın 8 tane yedeği var lan! efendim, bunun dışında bahsettiğim gibi, pek bir numarası yok; ama skorların ne denli büyük bir problem olduğunu, büyük takım hegamonyasının nasıl kırılamadığını oynadığınızda göreceksiniz, anlatsam anlamazsınız o derece. abi reading falan kendi evinde 8 tane yiyor, manchester ligi 130 averajla bitirdi ya. bazen böyle saçmalıklar olsa da, kimi sezonlar çok zevkli geçebiliyor, ilk 5 takım aynı puanda falan, averajla şampiyonluk. zevkli.
bu kadar çamur attım, ama geçen gün başladım, bugün 3. sezonun ortasındayım. ilk sezonumu üçüncülükle tamamladım. oyuna alışma çabaları falan. liverpool sağolsun, kaliteli adamlardan kurulu olduğu için beni pek uğraştırmadılar, ben oyunu incelerken bir baktım ki lig üçüncüsü olarak bitirmişim serüveni. ilk serüveni. 25 yaşında taş gibi teknik direktörüm, daha 50 senem var bu meslekte.
bir de şey, bazen basın toplantısı oluyor 3 tane soru soruluyor. bunların sonucunda yönetim, taraftar, ne bileyim medya; bu gibi zımbırtılarla aranızdaki ilişkiler verdiğiniz cevaplar neticesinde güçleniyor ya da zayıflıyor. personal abilities olayı var bir de o çok hoş. takımınızda çok fazla yabancı oyuncu bulundurursanız mesela "dünyaya açılmış bu hacı" diyerek size bir başarı veriyor, bunun gibi birçok başarı örneği var. menajer bilgi sayfasında kişisel bilgilerinizi görebiliyorsunuz, oyuna başladıktan sonraki tüm istatistikleriniz, ne kadar kazanıp ne kadar kaybettiğiniz; hepsi yazılı.
ilk sezonumu 3. bitirdim, tüm kupalardan elendim. ikinci sezon, ilk kez şampiyonlar ligi macerasına şey oldum. finalde manchester'a 3-1 kaybettim, şampiyonlar ligi'ne katıldığım ilk sezonda finalist olma başarısını gösterip götümü tavana vurdurdum. gourcouff, cannavaro, cole, david villa gibi isimleri kadroma katıp, sikindirik oyuncularımı önemli miktarlara okuttum. üçüncü sezonumun ortalarındayım. ligde bir bok yapabileceğimi sanmıyorum 6. sıradayım; daha geçen gün chelsea'ye anfield road'da 0-1 domaldım. yine, elendim kupalardan; tutunduğum tek dalım fa cup'ım. ondan da eleniriz. şampiyonlar liginde ikinci tura çıktım rakibimi bilmiyorum. fakat ilk turda, kupanın en güçlü takımı olarak gösterilen roma'yla aynı gruptaydım.
ingiltere'de 2-0, italya'da 6-0 yendim.
hala anlam veremiyorum. hoş.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar